10 Ekim Gar Katliamı davasını takip eden Özel: Kamu görevlileri yargılanmalı

10 Ekim Gar davasında 4. kez heyet değişirken duruşmayı takip eden Özgür Özel, iki canlı bombanın başkente engelsiz ulaştığını hatırlattı. Zamanaşımı tehlikesine dikkat çeken Özel, sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi.

Ankara Gar Katliamı'nın 11'inci yılına girilirken görülen duruşmada mahkeme heyeti dördüncü kez değişti; canlı bombaların sınırdan Ankara'nın merkezine kadar aranmadan gelmesine yol açan kamu görevlilerinin sorumluluğu ise hâlâ dosyaya dahil edilmedi. Duruşmayı takip eden YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve 10 Ekim aileleri, davanın zamanaşımı tehlikesine dikkat çekerek katliamın "insanlığa karşı suç" kapsamına alınması ve tüm kamu görevlilerinin yargılanması çağrısında bulundu.

Ankara'da 104 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Gar Katliamı davasının firari sanıklar yönünden devam eden duruşması, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dördüncü kez değişen heyetle görüldü. Geçtiğimiz aylarda Türkiye'ye getirilen sanıklardan Ömer Deniz Dündar'ın Kırşehir Cezaevi'nden SEGBİS aracılığıyla dinlendiği duruşmada, aileler ve avukatlar firari sanıkların mahkeme salonuna getirilmesi ve eksik delillerin toplanması taleplerini bir kez daha kayda geçirdi. Duruşmaya verilen arada 10 Ekim Barış Derneği ve siyasi parti temsilcileri adliye önünde ortak basın açıklaması yaptı.

DÖRDÜNCÜ HEYET DEĞİŞİKLİĞİ VE BİLİNEN FİRARİLER TEPKİSİ

Duruşma öncesinde süreci değerlendiren dosya avukatlarından Eylem Sarıoğlu, katliamın 11. yıl dönümüne kısa bir süre kala mahkeme heyetinin dördüncü kez değiştirilmesine tepki gösterdi. Heyet değişikliklerinin davayı sürüncemede bırakma riski taşıdığını belirten Sarıoğlu, her değişiklikte katliamın öncesini, sonrasını ve toplanmayan delilleri yeni heyete baştan anlatmak zorunda kaldıklarını vurguladı.

11 yıllık yargılama boyunca sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin dosyaya dahil edilmediğini kaydeden Sarıoğlu, firari sanıkların kimliklerinin ve hareket alanlarının başından beri bilinmesine rağmen yakalanmadığına dikkat çekti. Dosyadaki belgelere göre sanıklardan Deniz Büyükçelebi, İlhami Balı, Cebrail Kaya ve Mustafa Delibaşlar'ın belirli kamplarda bulunduklarına dair tespitler yer almasına karşın, bu kişilerin Türkiye'ye iadesi yönünde hangi adımların atıldığına dair dosyada hiçbir bilginin bulunmadığı ifade edildi.

"BU KATLİAM 2-3 IŞİD'LİNİN ÜZERİNE YIKILARAK KAPATILAMAZ"

Duruşmaya verilen arada konuşan 10 Ekim Barış Derneği Sözcüsü İhsan Kocabıyık, davada tutuklu sanıkların dinlenmesine başlandığını belirterek sanıklardan Savaş Yıldız’ın mahkeme salonuna getirilmesini talep etti. Kocabıyık şu ifadeleri kullandı:

"Bu duruşmanın önemi, yıllardır firari sanıklar açısından boş sandalyelere bakarak sürdürdüğümüz davanın artık tutuklu sanıklarının olmasıydı. Bu tutuklu sanıklardan biri SEGBİS aracılığıyla katıldı, diğeri henüz getirilmedi. Aslında IŞİD katliamlarının planlayıcısı, örgütleyicisi olan Savaş Yıldız’ın bir an önce mahkemeye getirilmesi ve sorgusunun yapılmasını istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu ağırlıktaki katliamlar, 104 arkadaşımızı kaybettiğimiz bu katliam ve Türkiye’nin 11 senesini kaybettiğimiz bu katliam, tek başına 2-3 IŞİD’liye bırakılamaz. 11 senedir adalet mücadelesi veriyoruz. Biz birkaç kişinin ceza almasını değil; 104 arkadaşımızın kanı kimlere kadar bulaştıysa onların yakasına yapışmak, onların açığa çıkarılmasını istiyoruz."

"İKİ CANLI BOMBA HİÇBİR ARAMAYA TAKILMADAN ANKARA'YA GELDİ"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, katliamın gerçekleştiği döneme ve güvenlik zafiyetlerine dikkat çekti. 7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasındaki süreçte Türkiye'nin hedef alındığını belirten Özel, şöyle konuştu:

"7 Haziran - 1 Kasım arası, yani Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Meclis çoğunluğunu sağlayamadığı 7 Haziran seçimleriyle, seçimlerin yenilenmesi sonucunda çoğunluğu sağlayıp tek başına iktidarına devam ettiği 1 Kasım seçimleri arasında Türkiye adeta cehennemi yaşamıştı. Başta IŞİD olmak üzere çeşitli terör örgütlerinin canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda katliam yaşandı. Gar Katliamı; 104 masum insanın, daha önceden haberi verilmiş, izni alınmış bir mitingde, bariyerlerde bizzat aranarak geçen 104 insanın katledilmesidir. İki canlı bomba, önce sınırdan geçip sonra Gaziantep'ten kalkıp Ankara'nın göbeğine, Garın önüne gelene kadar bırakın bir aramayı, kimlik kontrolü ya da trafik uygulamasına dahi rastlamaksızın gelmiştir. Bu katliam, tarihte aydınlatılması gereken en karanlık sayfalardan bir tanesidir."

"KAMU GÖREVLİLERİ VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ"

Sanıklardan Ömer Deniz Dündar'ın hastalığını mazeret göstererek duruşmaya SEGBİS ile katıldığını, Eylül ayında Türkiye'ye getirilen diğer firari Savaş Yıldız'ın ise doğrudan mahkemeye çıkarılması gerektiğini belirten Özel, davanın geleceğini belirleyecek iki temel hukuki başlığın altını çizdi:

"Birincisi; sınırları geçmemesi gereken, aranan bu terör örgütü üyelerinin başkentin göbeğinde katliam yapabilmesi; birtakım yardımlar, ön açmalar, görevi kötüye kullanmalar ve ihmaller olmadan hayatın olağan akışında mümkün değildir. Sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması gerekmektedir. Çok sayıda başvuru yapılmış ancak kamu görevlilerinin yargılanması engellenmiştir. Kamu görevlileri yargılanmadan bu karanlık sayfa açığa çıkarılamaz. İkinci husus ise 11 yıl geride kaldı ve zamanaşımı tehlikesi kapıdadır. 12'nci yılla birlikte kamu görevlilerinin ve diğer şüphelilerin zamanaşımından yararlanma riski doğacaktır. Buna karşı mahkemenin alması gereken tek bir karar vardır: Buradaki katliam insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Mahkeme tarafından katliamın 'insanlığa karşı suç' olarak kabul edilmesi durumunda hiçbir zamanaşımı kuralı geçerli olmayacaktır."

"BİR YERDE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ VARSA YA DEVLET YOKTUR YA DEVLET ÇOKTUR"

Açıklamanın ardından gazetecilerin Türkiye'deki genel hukuk ve denetim mekanizmalarına ilişkin sorularını da yanıtlayan Özel, devletin sorumluluğunun altını çizerek şunları kaydetti:

"İnsanlığa karşı işlenen suçlar konuşulduğunda hep söylenir: Bir yerde insanlığa karşı bir suç işleniyorsa ya devlet yoktur ya devlet çoktur. Burada devletin sorumluluğunu tartışmak için çok önemli bir zemin var. Türkiye'de devletin yok sayıldığı ya da devlet yetkilerinin belirli çevrelerde aşırı yoğunlaştığı durumlar yurttaşın güvenliğini zaafa uğratmaktadır. Böylesi karanlık olayların bir daha yaşanmaması, tüm yönleriyle ve sorumlularıyla açığa çıkarılmasına bağlıdır."

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Ankara Dava Özgür Özel