Filenin Sultanları nasıl Atatürk'ün Kızları oldu? Efsane isim "Atatürk'ün hayali" diyerek açıkladı

Filenin Sultanları olarak anılan A Milli Kadın Voleybol Takımımız, nasıl Atatürk'ün kızları oldu. Türk voleybolunun efsane ismi "Atatürk'ün hayaliydi" diyerek açıkladı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Spor Servisi
Spor Servisi Editör
Filenin Sultanları nasıl Atatürk'ün Kızları oldu? Efsane isim "Atatürk'ün hayali" diyerek açıkladı

Türkiye'nin gururu A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Milletler Ligi'nden sonra Avrupa Şampiyonu da olarak dünyayı kendisine hayran bıraktı.

Peki Filenin Sultanları olarak anılan A Milli Kadın Voleybol Takımımız oyuncuları nasıl Atatürk'ün kızları oldu? Türk voleybolunun efsane ismi, A Milli Takım ve Eczacıbaşı'nın eski kaptanı Selcan Çağlar anlattı.

Filenin Sultanları nasıl Atatürk'ün Kızları oldu? Efsane isim "Atatürk'ün hayali" diyerek açıkladı - Resim : 2
Selcan Çağlar, Oksijen TV'ye şu açıklamaları yaptı:
"Şimdi bu ekranda gördüğünüz kızlar... Kolaymış gibi duruyor ama arkasında o kadar uzun yıllar, o kadar uzun emekler... Tamam hepsi yetenekli ama yetenek tek başına bu seviyelere çıkarmıyor insanı.
Bugünlere gelmek çok güzel. Çünkü ben bir olay hatırlıyorum: Adapazarı'nda Türkiye Şampiyonası oynuyoruz. Salon küçük, çok büyük sayılmaz ama herhalde bir 5-6 bin kişi var ve tepedeki bu kirişlerden filan insanlar sarkıyor artık, o kadar dolmuş.

"AŞAMA 50 YIL İÇİNDE OLDU"

Fakat tabii gelenler daha çok erkekti ve bize ulaşamadıkları için mi acaba veya başka bir şey için mi, böyle hazırlıklı gelmişler; lastiklere U çivi takıp hedef alıp servis alanına geldiğimizde, onlara yaklaştığımızda bizi o çivilerden atıyorlardı.
Ve bir tane bir arkadaşımızın bacağına denk geldi. Böyle bir fotoğrafı var, buradan aşağı kan süzülüyor. Yani niye yaptılar bilmiyorum, onun artık sosyolojik şeyini, psikolojik şeyini bilemiyorum. Fakat o günlerden bugünlere gelindi ve bu aşama 50 yıl içerisinde oldu.
Biz fark etmeden kadın voleybolcular olarak kadınların da spor yapabileceğini ve başarılı sporcular olarak toplumda saygın bir yer edinebileceğini örnek olarak ortaya koymuş olduk. Ve ben her zaman söylüyorum -bir araba reklamı aslında bu- yola çıktığımızda yol yoktu. Yani biz hakikaten bir yola çıktık; milli takımımız yok, salonumuz doğru dürüst değil Eczacıbaşı bu işin içine girene kadar... Fakat bir başladık, hakikaten çok yol aldık.
Ve takım sporunda başarılı olmak için bir altyapı gerekiyor, aynı şekilde bir nesil bulmak gerekiyor, sistematik çalışma gerekiyor. Yani bireysel spor gibi değil, takım sporlarının bu başarıyı elde etmesi için müthiş bir çaba ve sistem gerekiyor. 1966 yılında Eczacıbaşı bunu kurdu, 1980'de Avrupa ikincisi oldu. Yani 14 yıl sonra... Buna dayanabilmek, buna yatırım yapabilmek, bu sporcuları bir araya getirmek, o getirdiği sporcuları aynı kafa yapısında Avrupa seviyesine çıkarabilmek hakikaten bir beceri gerektiriyor, bir yönetim gerektiriyor.
2000'li yıllardan itibaren her gelen federasyon üstüne ekleyerek bu başarıyı daha da taçlandırdı. U18, U23, değişik genç ve yıldız takımlarımız her sene dünya şampiyonu oldular, Avrupa şampiyonasında yer aldılar ve Türkiye Milli Takımı yavaş yavaş dünya sıralamasında yukarı çıkmaya başladı. Ve nihayet 2011 yılında olimpiyat elemelerini geçerek, çok güçlü bir gruptan çıkarak 2012 Londra Olimpiyatları'nda yer aldık. Olimpiyatlara gitmek gibi bir şey ancak hayaldi bizler için, televizyondan seyrederiz ama olimpiyata gitmek bir rüya gibi bir şey. Yani olacak bir şey değil. Bu bizim için çok büyük bir başarıydı. İlk kez hem basketbol milli takımımız hem kadın voleybol milli takımımız olimpiyatlara gitti ve ilk kez o yıl olimpiyatlarda Türkiye'nin kadın sporcu sayısı erkek sporcu sayısından fazlaydı.
Burada en önemli şey bence liglerde yer alan takımların en fazla üç yabancı oyuncuyu sahaya sürebilmesidir. Yani yarı yarıyadır kontenjan. Bunun bu şekilde tutulması Türk Milli Takımının güçlenmesindeki en büyük rollerden birini oynamıştır. Bunu maalesef basketbol ve futbolda görmüyoruz, dolayısıyla milli takımlara bu başarılar yansıyamıyor. Umarım ki Voleybol Federasyonu bu prensibinde devam eder ve bu sayede hem Türkiye'ye gelen çok kaliteli oyuncularla ligin oynanması hem de bizim kızlarımızın dengeli bir şekilde takımda yer alması bizim milli takımımızın bu başarısını getirdi.

FİLENİN SULTANLARI NASIL ATATÜRK'ÜN KIZLARI OLDU?

Ve ilk "Atatürk'ün Kızları" lafı orada çıktı. O zamanın duayen gazetecisi Kahraman Bapçum abimiz vardı; dedi ki: "Atatürk'ün Türk kadını için pek çok hayali vardı ama sporcudan pek bahsetmemişti. İşte nihayet 'Atatürk'ün Kızları' olarak Atatürk'ün bu hayali de gerçek oldu. Onların ellerinden öpüyoruz" diyerek çok güzel bir şekilde bizi layık olduğumuz yere oturtmuş oldu diyeyim.

Filenin Sultanları nasıl Atatürk'ün Kızları oldu? Efsane isim "Atatürk'ün hayali" diyerek açıkladı - Resim : 3
Ve ondan sonra o çıkışla her sene biz başladık Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde yer almaya ve yavaş yavaş da o Demir Perde ülkelerinin hegemonyası bitti. Olaylar değişik bir seyir aldı, herkes eşit olmaya başladı diyeyim sahada. Doping kontrolleri başladı falan derken... Ama bunlar hep kulüplerin ve özellikle özel sektörün bu işin içine girmesiyle ayaklandı.
Şimdi bir süre sonra Vakıfbank, Telekom, Türk Hava Yolları, Halkbank, Emlak Bankası falan gibi kuruluşlar da, devlet kuruluşları da bu işe el atmaya başladı. Sonrasında 1996 yılında benim de içinde yer aldığım Voleybol Federasyonu ilk defa devlet eliyle voleybola yeni bir düzen getirdi. O döneme kadar dağınık bir yapı vardı; ilk defa yukarıdan aşağı A takım, genç takım, yıldız takım organizasyonları yapıldı. İşte yurt dışından istatistik programları getirilip maçlarda o kayıtlar yapılıp sonra onların teknik toplantıya hazırlanması gibi olaylar... Yani gereği neyse, o dönemde yapılması gereken neyse bu federasyonla yapmış olduk.
Ve ilk defa o güne kadar bize verilmeyen Avrupa Şampiyonası 2003 Ankara'da bize verildi. İşte bizim bir, bu nesilden bir önceki nesil... Televizyonda izlemiştik geçen gün, onlara ödüller verildi; 2003 Avrupa ikincisi takımımız. O dönemde, bizim federasyona bu girişimleri yaptığımız dönemde kadın voleybol milli takımı dünya 34. sırasındaydı. Enteresandır yani. Ve tabii bize organizasyon filan vermiyorlar 34. sıradaki bir şeye filan. Neyse kavga gürültü o 2003 alındı. Biz 2000'de federasyonu devrettik ama ondan sonra gelen federasyonlar da çok iyi iş görerek bugünlere getirdiler.
Her milli takım maçından sonra, her başarıdan sonra -burada başarı çok önemli, biz eğer başarılı olmasaydık bu kadar ilgi olmazdı gerçekte- bizim her başardığımız ve böyle TRT özellikle yayınlardı; tek kanaldı TRT, TRT Spor oldu sonra ve o TRT Spor sürekli bizim maçlarımızı yayınlardı. Bizim üstümüzde emeği çoktur. Bir milli maçtan sonra mesela Eczacıbaşı'nın spor okuluna 450 kız birden geldi bir hafta sonu. Yani bu dediğim 1982-1983 falan.

Filenin Sultanları nasıl Atatürk'ün Kızları oldu? Efsane isim "Atatürk'ün hayali" diyerek açıkladı - Resim : 4
Oradan büyüyerek federasyon da bu işi ele alarak işte voleybol okulları açtı. Bütün illerde voleybolu teşvik edecek organizasyonlar kurdu, programlar yaptı. Her sene üstüne koyarak, o tabii ki geniş kitlelere yayılan voleybol içinden seçile seçile de gelen çok önemli sporcular ortaya çıkardı. Burada tabana yayılmak çok önemli. Çünkü gerçekten içinden seçilerek, yıllar içinde elenerek çok çok kalifiye ve kaliteli kızlar ortaya çıkıyor."

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Milli Takım Filenin Sultanları