Okuyan bir daha okuyacak! Kılıçdaroğlu koca yazıda tek cümleye itiraz etti ama o da doğru çıktı
Ümit Zileli, Kılıçdaroğlu’nu sert şekilde eleştiren yazısı sonrasında Kılıçdaroğlu'nun onu arayıp baştan sona zehir zemberek yazıdaki tek bir cümleye itiraz ettiğini söyledi. Üstelik itiraz ettiği o cümledeki iddia da doğru çıkmış.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine yöneltilen ağır eleştiriler arasında yalnızca ABD büyükelçileriyle otel görüşmesi yaptığı iddiasına itiraz etmesi tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu’nun; kurultay, kayyum tartışmaları, cumhurbaşkanlığı seçimleri, delegelerin imza çağrısı, seçim yenilgileri ve CHP içindeki meşruiyet eleştirilerine yanıt vermeyip sadece “büyükelçilerle otel odalarında görüşmedim” sözlerine itiraz etse de o görüşeme de doğru çıktı.
ZİLELİ NELER NELER DEDİ BİR TEK BUNA İTİRAZ ETTİ
Ümit Zileli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini arayarak 16 Haziran’daki yazısına itiraz ettiğini yazdı.
Zileli yazısına, "Konumuz, CHP’nin başına atanan kayyum Bay Kemal… 13 yıllık genel başkanlığı döneminde 13 kez seçim kaybeden Bay Kemal’in aslında bu yıllar içinde yaptıkları, yapmadıkları, partiden kimleri uzaklaştırdığı, kimleri doldurduğu, partiyi “kurucu” çizgisinden nasıl uzaklaştırdığı, seçtiği danışmanları, ABD büyükelçileriyle baş başa otellerdeki muhabbetleri ciltler dolusu kitaba konu olur!.. Ben size bugün Ekmeleddin macerasıyla, CHP’ye nasıl genel başkan olarak getirildiğini, belgeleri ve tanıklarıyla anlatmaya çalışacağım…" sözleri ile giriş yapmıştı.
Fakat Kılıçdaroğlu, yazıdaki Ekmeleddin İhsanoğlu, Onur Öymen, WikiLeaks ve CHP’ye geliş süreciyle ilgili bölümlere değil, yalnızca ABD büyükelçileriyle otellerde görüşme iddiasına itiraz etti.
Zileli, Kılıçdaroğlu’nun kendisini aradığını, görüşmenin yazılmamasını rica ettiğini belirtti. Ancak Kılıçdaroğlu, sadece yazıdaki tek bir bölüme itiraz etti. Zileli, Kılıçdaroğlu’nun kendisine “Ben ABD büyükelçileriyle asla otel odalarında görüşmedim” dediğini yazdı.
Zileli ise bu itiraza, eski ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile yapılan görüşmeyi hatırlatarak yanıt verdiğini belirtti. Zileli, Kılıçdaroğlu’na 24 Ekim 2013’te Ankara Sheraton Oteli’nde Ricciardone ile görüştüğünü söylediğini aktardı.
Zileli’nin yazısına göre görüşme, otelin gözden uzak bir köşesinde ve yalnızca bir tercüman eşliğinde yaklaşık 2,5 saat sürdü.
Zileli, Kılıçdaroğlu’nun bu yanıt üzerine “Bir parti liderinin büyükelçilerle görüşmesi, birlikte yemek yemesi normal değil mi?” diye sorduğunu yazdı.
Yazıda Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık dönemi, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi, Onur Öymen’in WikiLeaks belgeleri üzerinden yaptığı değerlendirmeler ve Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na geliş süreci ele alınmıştı.
KILIÇDAROĞLU'NUN İTİRAZ ETMEDİĞİ DİĞER ELEŞTİRİLER...
Zileli’nin 16 Haziran’daki yazısında en geniş yer verdiği başlıklardan biri 2014 cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Zileli, CHP ve MHP’nin “çatı aday” olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu göstermesini eleştirdi.
Yazıda, CHP tabanında Yılmaz Büyükerşen isminin öne çıktığı, ancak Kılıçdaroğlu’nun Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmenin ardından Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday olarak açıkladığı ifade edildi.
Zileli, Kılıçdaroğlu’nun Almanya’da gazetecilere yaptığı açıklamada İhsanoğlu’nun adını “Ekmeloğlu” diye telaffuz ettiğini, İhsanoğlu’nun da Kılıçdaroğlu için “Kemal Alemdaroğlu” dediğini yazdı. Devlet Bahçeli’nin de adayın adını kürsüde farklı şekillerde söylediğini aktardı.
Zileli, seçim sonunda yaklaşık 10 milyon seçmenin sandığa gitmediğini ve İhsanoğlu’nun seçimi kaybettiğini hatırlattı. Zileli'nin yazısının Ekmeleddin İhsanoğlu kısmından öne çıkan ifadeler de şöyle:
"Cumhuriyetin kurucu partisinin genel başkanı, bu adaya karşı tepkiler çığ gibi büyüyünce şu tarihi açıklamayı bile yapacaktı:
-Sandığa tıpış tıpış gideceksiniz!
Ne kadar zarif değil mi? Ama öyle olmadı; yaklaşık 10 milyon seçmen sandığa tıpış tıpış gitmedi, “Ekmek için Ekmeleddin” sandığa gömüldü!
Sonrasında da Ekmeleddin Bey, MHP milletvekili oldu. Yaşamsal soru ise şuydu: Tarihin en kritik dönemeçlerinde ortaya çıkmayı başaran Devlet Bey’in kulağına, bu ismi kim fısıldamıştı?..
-Adını bile telaffuz edemediği bu isim yoksa telefonla mı fısıldanmıştı?"
ONUR ÖYMEN VE WİKİLEAKS
Zileli, aynı yazıda eski CHP milletvekili ve diplomat Onur Öymen’in WikiLeaks belgelerine dayandırdığı değerlendirmelere de yer verdi.
Zileli’nin aktardığına göre Öymen, 1 Mart Tezkeresi’nin reddinden sonra ABD’nin Türkiye’de yeni bir ana muhalefet lideri arayışına girdiğini söylemişti. Zileli, WikiLeaks belgelerinde Deniz Baykal’ın hedef alındığını ve yerine “makul biri” arandığını yazdı.
Yazıda, Baykal’ın 2010’da kaset komplosuyla genel başkanlıktan ayrıldığı, Kılıçdaroğlu’nun ise bu sürecin ardından CHP Genel Başkanı olduğu değerlendirmesi yaptı. Zileli şunları yazmıştı:
"Son derece beyefendi, sıkı bir cumhuriyetçi, başarılı bir diplomat ve siyasetçi, kısacası adam gibi adamdır... Öymen, bir röportajda, “1 Mart Tezkeresi”nin reddedilmesinden Baykal’ı sorumlu tutan ABD’nin bu tarihten sonra yeni bir “Ana Muhalefet Lideri” arayışına girdiğini WikiLeaks belgelerine dayanarak açıklamıştı. Öymen belgelerde ABD’nin üç senaryo üzerinde durduğunu şöyle anlatıyordu.
-Birinci senaryo, Türkiye bir İslam devleti olacak... İkinci senaryo, 2011’de darbe olacak... Üçüncü ise, iç siyasette değişiklik olacak...
Üçüncüsü gerçekleşti! Baykal 2010 yılında bir “kaset komplosuyla” gönderildi. Bu raporun tarihi ise 2008, yani komplodan iki yıl öncesiydi, iyi mi?.. WikiLeaks belgelerinde ABD büyükelçisinin şu sözleri de yer alıyordu:
-Bütün kötülüklerin sebebi Deniz Baykal’dır. Onun için gönderilmeli, yerine de makul biri getirilmelidir!
Daha sonra Hillary Clinton bir telgraf gönderiyordu. Bilin bakalım kimin adını zikrediyordu? Bravo bildiniz; Bay Kemal!
-“Makul kişi” elbirliği ile bulunmuştu!"
ÖZKÖK DE GÜNDEME TAŞIDI
Özkök de Zileli'nin son yazısının ardından yazısında Kılıçdaroğlu'nun itiraz etmediği 'başlıkları' da teker teker yazdı.
"Vah vah vah… Ona oy verip de hayatlarının en büyük hüsranına uğrayan milyonlarca insan, parmaklarını uzatıp ona ağzına geleni söylediği şu günlerde o, bir tek buna takılmış, iyi mi…
Ne onurlu insan değil mi!" diyen Özkök, şunları kaleme aldı:
"Tabii o “Biri hariç” ifadesi, her gazeteci veya okuyucu gibi beni de anında merak içinde bıraktı.
“O biri hariç” denilen “şey” nedir?
Şimdi sıkı durun…
PARTİSİNE “TAVUK KAYYIMI” GİBİ TAYİN
EDİLMEYİ İÇİNE SİNDİREN SÖZDE GENEL BAŞKAN
(*) “Bay Kemal”, yetkisi olmayan bir mahkemenin verdiği tuhaf bir kararla, 276 oy farkla kaybettiği bir koltuğa, tıpkı “tavuk kayyımı” gibi oturtulmayı içine sindiriyor.
(*) Kaybettiği kurultayda oy kullanan ve kendi genel başkanlığı döneminde belirlenmiş 1366 delegenin 1000’den fazlası kendisine “Hemen kurultay yap” diye adeta demokrasi muhtırası veriyor.
Ona rağmen kurultaya gitmemeyi içine sindiriyor.
(*) Anketlerde kendi adını taşıyan kayyımlık idaresi yerlerde sürünüyor.
Bunu içine sindiriyor.
“SARAY KAYYIMI” LAFINI
İÇİNE SİNDİRİYOR DA
(*) Kendisine “Saray Kayyımı” lakabı takılıyor.
Onu içine sindiriyor.
(*) Partisinin seçilmiş milletvekillerinin bir avucu hariç hiçbiri kendisini tanımıyor.
Onu içine sindiriyor.
ÖZEL, CHP’Yİ AVRUPA’NIN EN BÜYÜK
SOSYAL DEMOKRAT PARTİSİ YAPTI
(*) Bayramlaşma yapacağım diyor, bir elin parmakları kadar insan bile gelmiyor elini sıkmaya.
Onu içine sindiriyor.
(*) Girdiği 13 seçimi ve bir kurultayı kaybettiği; yerine seçilen insanın ise daha ilk girdiği seçimde CHP’yi yüzde 37 ile Türkiye’nin birinci partisi, Avrupa’nın en büyük sosyal demokrat partisi hâline getirdiğini bile bile onu yargı kararı ile devirmeyi içine sindiriyor.
RÜŞVETLE ALINDI DİYE İFTİRA ATTIĞI ARABA
KENDİ MERCEDES’İ ÇIKTI, HİÇ UTANMADI
(*) Kurultay’da kaybettiği yeni genel başkanı karalamak için Mercedes arabasını sanki rüşvetle alınmış gibi sergileyip, o arabanın aslında kendisine ait olduğu ortaya çıktığında, büyük bir pişkinlikle gülmeyi içine sindiriyor.
(*) Kısaca, bütün Türkiye’nin gözünde rezil olmayı içine sindiriyor…
Ama meğer içine sindiremediği bir tek şey varmış…
Neymiş biliyor musunuz?
YAZDIKLARININ ARASINDA
BİR TEK ŞUNA TAKILDIM
Ümit Zileli’nin yazısından okuyalım onu da..
“Bay Kemal yazıma itiraz etmek için aramıştı… Yazdığım konular arasından yalnızca birine takılmıştı. Onu da şöyle açıkladı:
-Ben ABD büyükelçileriyle asla otel odalarında görüşmedim…”
Vah vah vah… Ona oy verip de hayatlarının en büyük hüsranına uğrayan milyonlarca insan, parmaklarını uzatıp ona ağzına geleni söylediği şu günlerde o, bir tek buna takılmış, iyi mi…
Ne onurlu insan değil mi!
GİT ALLAH AŞKINA KEMAL BEY
SENİN ONUR DEDİĞİN TEK ŞEY BU MU
Saydığım bütün o konuları “onur” meselesi yapmayıp, sadece bu konuya takılması…
“Git Allah aşkına, işin gücün yok mu senin Bay Kemal” demezler mi…
Ama küçük bir mesele daha var.
Bay Kemal bu konuyu bir onur meselesi yapıyor da…
Onur meselesi yaptığı konuda bile doğruyu söylemiyor.
ONUR MESELESİ DEDİĞİ KONUDA
BİLE DOĞRUYU SÖYLEMİYOR
Ümit Zileli, “Herhâlde unuttunuz” diyerek; yer, zaman veriyor, bir de şahit gösteriyor:
“24 Ekim 2013 günü, eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Ankara Sheraton Oteli’nin gözden uzak bir köşesinde yalnızca bir tercüman eşliğinde 2,5 saat görüştünüz Kemal Bey…”
Ümit Zileli bu cevabı verince, atanmış CHP kayyımı büyük bir pişkinlikle lafı döndürüyor ve şu cevabı veriyor:
“Bir parti liderinin büyükelçilerle görüşmesi, birlikte yemek yemesi normal değil mi?”
CHP’NİN BAŞINA KAYYIM
ATANAN KEMAL BEY’İN ONURU
Bayanlar Baylar…
13 seçim kaybettikten sonra, 14’üncüyü de hediye etmek üzere “tavuk kayyımı” atar gibi CHP’nin başına kayyım tayin edilen Kemal Kılıçdaroğlu adlı kişi işte budur…
Hukukun en temel prensibi olan “masumiyet ilkesi”ni bile umursamayıp, 16 milyon vatandaşın bizzat giderek oy vermesi ile “Cumhurbaşkanı adayı” ilan edilen bir insanı, daha savunması bitmeden suçlu ilan edecek kadar kendinden geçmiş bir ihtiras bu…
Başkalarının onurunu hiçe sayarken, kendisi için “onur meselesi” yaptığı tek şey de buymuş işte…
O bile doğru değil…
ASIL O GÜN GELDİĞİNDE HANGİ
ODADA NE KONUŞULDU ÖĞRENECEĞİZ
Son sözüm şu;
Amerikan büyükelçileri ile kapalı odalarda görüşmedim diyorsun…
Elbette bu günler geçecek…
Asıl o gün geldiğinde, CHP’nin başına kayyım tayin edilmek için kimlerle, hangi odalarda ne konuştun, ne pazarlıklar yaptın, ne vaatlerde bulundun, işte onu öğreneceğiz…
O gün geldiğinde telefonuna çıkacak bir gazeteci bile bulamayacaksın."
Özgür Özel Kılıçdaroğlu'na rakam verdi! "Ona oy verenlerin 500 tanesi imza verdi"