Markette, kafede, pazarda... Her yerde değişiyor ama algılayamıyoruz! Nedenini usta ekonomist açıkladı
Tüketiciler marketten kafelere pazardan alışverişe her gün, her an farkı bir fiyatla karşılaşıyor. Ancak kimse asıl fiyatın ne olması gerektiği, pahalı mu ucuz mu olduğu hakkında fikir yürütemiyor. Peki neden? Usta isim anlattı.
Eski Hazine Müsteşarı ve usta ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi kişisel internet sitesi üzerinden yayımladığı son yazısında, Türkiye'de milyonlarca kişinin alışveriş alışkanlıklarını ve ekonomiye bakış açısını derinden sarsan fiyat algısındaki çöküşü ele aldı.
Restoranlardaki menüler, kiralık ev bedelleri, otomobil ilanları veya market raflarındaki etiketlerin tek başına bir anlam ifade etmediğini belirten Eğilmez, alışverişe çıkan hemen herkesin zihninden "Bu ürün gerçekten bu kadar eder mi?" sorusunun geçtiğini ifade etti. Eğilmez'e göre yaşanan bu tablonun temelinde, sadece fiyatların yukarı gitmesi değil, aynı zamanda rakamları değerlendirme biçimimizin temelden sarsılması yatıyor.
TÜKETİCİNİN ZİHNİNDEKİ REFERANS FİYAT SİLİNDİ

Bir mal veya hizmete biçilen makul değerin insanların aklındaki karşılığı "fiyat algısı" olarak tanımlanıyor. Bu algının; kişisel gelir düzeyi, geçmiş yıllardaki deneyimler, rakip ürünlerin fiyatları ve içinde bulunulan ekonomik konjonktür ile şekillendiğini aktaran Eğilmez, davranışsal ekonomi literatüründe bu duruma "referans fiyat" adı verildiğini kaydetti.
İnsanların fiyatları değerlendirirken mutlak rakamlara değil, zihinlerinde yıllarca oluşan bu referans fiyata baktığını belirten usta ekonomist; yüksek enflasyon dönemlerinde hızla değişen etiketlerin, tüketicilerin zihnindeki bu referans fiyatı sürekli bozguna uğrattığını ve giderek belirsizleştirdiğini ifade etti.
2021 EYLÜL SÜRECİ VE ETİKETLERDEKİ KAOS
Türkiye'nin son yıllarda içine girdiği yüksek enflasyon sarmalı, fiyat algısının nasıl kaybolduğunun en net örneği olarak gösterildi. Eğilmez'in analizine göre, özellikle 2021 yılının Eylül ayında başlatılan faiz indirimleri serisinin yarattığı sert enflasyon dalgası, fiyat algısının bozulmasında başrolü oynadı.
Geçmişte 100 lira ile bir marketten poşetler dolusu ürün alınabilirken, bugün aynı meblağ ile yalnızca birkaç parça temel gıda maddesinin alınabildiğine dikkat çekildi. Yumurta, peynir, süt, soğan ve domates gibi günlük mutfak ihtiyaçlarının etiketleri çok kısa periyotlarla değiştiği için, tüketicilerin "Bu ürünün normal fiyatı ne olmalı?" sorusuna artık net bir yanıt veremediği belirtildi.
AYNI ÜRÜNDE DEVASA FİYAT UÇURUMLARI OLUŞTU
Fiyat algısındaki bu yıkım sadece marketlerde değil; konut, otomobil ve hizmet sektörlerinde de kendini gösteriyor. Aynı kent içinde bir porsiyon dönerin semtlere göre büyük fiyat farkları barındırması, tek kişilik bir kahvaltı maliyetinin başka bir ilçede iki kişilik hesaba denk düşmesi veya benzer nitelikteki bir evin birkaç ay içinde yüz binlerce lira prim yapması, tüketicilerin fiyat referanslarını sürekli güncellemesine yol açıyor. Bu düzende insanların, bir ürünün makul fiyatlı olup olmadığını sorgulamaktan ziyade, bütçelerinin o harcamaya yetip yetmediğine odaklandığı kaydedildi.
Bunun yanı sıra, aynı marka bir litre zeytinyağının farklı satış noktalarında bambaşka rakamlara satılmasının, tüketicilerde "Gerçek fiyat hangisi?" şüphesini doğurduğu ve insanları fiyatları akılda tutmak yerine sürekli kıyaslama yapmaya mecbur bıraktığı ifade edildi.
BEKLENTİLER BOZULDU, GELECEĞİN MALİYETİ BUGÜNE YANSIDI

Enflasyonun ötesinde, bozulan ekonomik beklentilerin de fiyat algısını yıprattığına değinen Eğilmez, tüketicilerin "Nasıl olsa gelecek ay daha pahalı olacak." psikolojisine girdiğini ve bu sebeple bugün fahiş görünen etiketlerin zamanla normalleştiğini aktardı. Şirketlerin ve işletmelerin ise ileride karşılaşacakları maliyet artışlarını şimdiden etiketlere yansıttığı, böylece bugünün rakamlarının yarının belirsizliğini de barındırdığı vurgulandı.
Güvenin kaybolduğu bu ortamda insanların harcama planı yapmasının zorlaştığını, işletmeler açısından ise fiyat belirlemenin belirsizleştiğini belirten Eğilmez, sağlıklı işleyen ekonomilerde asıl meselenin sadece fiyatların düşük olması değil; aynı zamanda istikrarlı, anlaşılabilir ve güvenilir olması gerektiğinin altını çizdi.
Milyonlarca kişinin bir fiyat etiketi gördüğünde "Pahalı mı?" diye sormak yerine, "Başka yerde daha ucuzu var mı?" veya "Gelecek ay daha da artar mı?" diye düşündüğüne işaret eden Eğilmez, bu durumun algı zayıflamasını gösteren en güçlü kanıt olduğunu belirtti. Fiyat algısının yeniden tesis edilmesinin sadece enflasyonun düşmesiyle başarılamayacağını belirten Eğilmez; ekonomik güvenin inşa edilmesi, istikrarlı politikaların uzun süre uygulanması ve fiyat istikrarının kalıcı hale getirilmesiyle tüketicilerin zihninde yeniden sağlıklı bir referans fiyatın oluşabileceğini kaydetti.
İstanbul'da yaşayanlar marketlerde en çok bu tarihe bakıyormuş