Moda artık satamadığını çöpe atamayacak

Avrupa Birliği’nde başlayan yeni dönem, elde kalan kıyafeti “yakıp kurtulma” devrini kapatıyor. Şimdi markaların önünde daha az üretmek, yeniden satmak, onarmak, bağışlamak ve ürüne ikinci bir hayat vermek var.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Moda artık satamadığını çöpe atamayacak

Bir mont satılmadı... Bir çift ayakkabı iade edildi... Bir çanta sezon sonunda rafta kaldı... Uzun yıllar boyunca moda dünyasının en rahatsız edici cevaplarından biri şuydu: “İmha et” Ürün bazen yakılıyor, bazen çöpe gidiyor, bazen de bir daha kullanılamayacak hale getiriliyordu. Çünkü depoda yer kaplıyordu; indirime girmesi markanın pahalı imajını bozabilirdi; geri alma, kontrol etme ve yeniden satma işi de masraflıydı.

Şimdi Avrupa Birliği bu alışkanlığa açık bir sınır koyuyor. Yeni dönemde, büyük moda şirketleri satılamayan kıyafet, ayakkabı ve aksesuarları artık eskisi gibi yakamayacak veya düzenli depolama sahalarına gönderemeyecek. İade edilmiş ama yeniden satılmamış ürünler de bu tartışmanın içinde.

Satılmadı diye bir ürünün değeri sıfırlanmıyor.

ASIL DEĞİŞEN NE?

Kuralın dayanağı, Avrupa Birliği’nin 2024/1781 sayılı Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Tüzüğü, kısa adıyla ESPR. Büyük işletmeler için tekstil, giyim aksesuarı ve ayakkabı alanındaki imha yasağı 19 Temmuz 2026’da başladı. Orta ölçekli işletmeler için tarih 19 Temmuz 2030. Mikro ve küçük işletmeler ise genel olarak bu yükümlülükten muaf tutuluyor.

Burada önemli bir ayrıntı var: “İmha” yalnızca ürünü ateşe atmak demek değil. Kullanılabilir ve hiç giyilmemiş bir kıyafeti, yeniden satış veya bağış şansı varken doğrudan parçalayarak elyafa çevirmek de bazı durumlarda imha sayılabiliyor. Yani yeni anlayış “Ne olursa olsun geri dönüştür” demiyor. Önce ürünün değerini koru, mümkünse onu kullanıma döndür, en son aşamada malzemeyi geri kazan diyor.

Moda artık satamadığını çöpe atamayacak - Resim : 1

Yeni sistemde ürünün nerede üretildiği, nasıl kullanıldığı ve nasıl yeniden değerlendirileceği daha görünür hale gelecek. Fotoğraf: Unsplash.

NEDEN BÖYLE BİR YASAK GEREKTİ?

Çünkü raflarda gördüğümüz her ürünün arkasında görünmeyen büyük bir emek var. Kumaş üretiliyor, boyanıyor, dikiliyor, paketleniyor ve bazen kıtalar arasında taşınıyor. Ürün tek kez bile kullanılmadan yok edildiğinde yalnızca bir tişört ya da ayakkabı kaybolmuyor; bütün bu emek ve kaynak da boşa gidiyor.

Avrupa Çevre Ajansı’nın değerlendirmesine göre Avrupa pazarına sunulan tekstil ürünlerinin yüzde 4 ila yüzde 9’u, amaçlandığı şekilde kullanılmadan önce imha ediliyor. Bu, her yıl 264 bin ila 594 bin ton tekstil ürünü anlamına geliyor. Bu geniş aralık bile sorunun ne kadar büyük olduğunu göstermeye yetiyor.

Moda artık satamadığını çöpe atamayacak - Resim : 2

Onarım, ürünün ömrünü uzatmanın en doğrudan yollarından biri. Fotoğraf: Unsplash.

KIYAFETİN ÖNÜNDE ARTIK BAŞKA YOLLAR VAR

Yeni dönemin mantığı aslında evimizde bildiğimiz basit bir düzene benziyor. Bir kıyafet sağlam ve kullanılabilir durumdaysa önce yeniden satış düşünülüyor. Normal mağazada olmazsa outlet, kontrollü indirim veya ikinci el kanalı devreye girebilir. Küçük bir kusuru varsa onarılabilir ya da yenilenebilir. Satış mümkün değilse bağış seçeneği değerlendirilebilir. Ancak bunların hiçbiri uygulanamıyorsa geri dönüşüm veya başka işlemler gündeme gelir. [2]

Elbette her ürün yeniden piyasaya çıkamaz. Sağlık veya güvenlik riski taşıyan, sahte olan yürürlükteki kurallara uymayan ya da teknik ve ekonomik olarak onarılamayacak durumdaki ürünler için istisnalar bulunuyor. Fakat şirketin “Ben bunu satamadım, o halde yok edeyim” demesi artık yeterli değil. Yeniden kullanım ve bağış gibi yolların neden mümkün olmadığının da gösterilmesi gerekiyor. [2]

Moda artık satamadığını çöpe atamayacak - Resim : 3

Outlet ve ikinci el kanalları, elde kalan ürünlere yeni müşteri bulabilir. Fotoğraf: Unsplash.

MARKALARIN HESABI BAŞTAN YAZILACAK

Bu düzenleme moda şirketlerinin yalnızca depolarını değil, üretim kararlarını da değiştirebilir. Çünkü satılmayan ürün artık kolayca ortadan kaldırılabilecek bir “fazlalık” olmaktan çıkıyor. Depolamak, kontrol etmek, onarmak, yeniden paketlemek veya başka bir satış kanalına taşımak para ve zaman gerektiriyor. En akıllı çözüm, daha baştan gereğinden fazla üretmemek.

Bu yüzden markaların talebi daha doğru tahmin etmesi, koleksiyon adetlerini daha dikkatli belirlemesi ve sezon içinde daha hızlı ama küçük siparişler verebilmesi önem kazanacak. “Ne kadar çok üretirsek o kadar çok satarız” mantığı yerini “Ne kadarını gerçekten satabiliriz?” sorusuna bırakıyor.

TÜRKİYE’DE YASAKLANDI MI? HAYIR AMA BİZİ İLGİLENDİRİYOR

Burada yanlış anlaşılmaması gereken nokta şu: Haber konusu olan düzenleme Türkiye’de çıkarılmış ayrı bir “ürün imha yasağı kanunu” değil. Kural Avrupa Birliği’nde faaliyet gösteren işletmelere yönelik. Ancak Türkiye, Avrupalı markalar için önemli bir tekstil, hazır giyim ve ayakkabı üreticisi olduğu için etkisi bize kadar geliyor.

Avrupa’daki marka daha az stok tutmak, daha küçük partiler halinde sipariş vermek ve ürünü daha kolay onarılabilir hale getirmek isterse, Türk tedarikçiden de buna uygun üretim bekleyecek. Ekonomi Gazetesi’nin sektör değerlendirmesinde, daha küçük partili, daha sık teslimatlı ve esnek üretim modellerinin öne çıkabileceği belirtiliyor. Türkiye’nin hızlı teslimat ve esnek üretim kabiliyeti bir avantaj olabilir; fakat bunun için stok takibi, iade yönetimi, kalite kontrol ve ürünün yaşam döngüsünü uzatacak sistemler güçlendirilmeli.

Moda artık satamadığını çöpe atamayacak - Resim : 4

Yeni sipariş düzeninde küçük parti, esnek üretim ve güçlü kalite kontrol daha değerli hale gelebilir. Fotoğraf: Unsplash.

Türkiye’de ayrı bir yasak yok; fakat AB’ye üreten şirketler için yeni oyun çoktan başladı.

TÜKETİCİYE NE DÜŞÜYOR?

Bütün sorumluluğu tüketicinin omzuna yüklemek doğru değil. Asıl karar üretim miktarını belirleyen markalarda ve sistemi kuran şirketlerde. Yine de bizim tercihlerimiz de bu dönüşümü hızlandırabilir. Bir ürünü yalnızca ucuz olduğu için almak yerine gerçekten kullanıp kullanmayacağımızı düşünmek, küçük bir sökükte çöpe atmak yerine tamir ettirmek, ikinci eli denemek ve kullanmadığımız ürünü bağışlamak basit ama etkili adımlar.

Markalara da açık sorular sorabiliriz: Elde kalan ürünlere ne yapıyorsunuz? İade edilenleri yeniden satışa hazırlıyor musunuz? Onarım hizmetiniz var mı? Bağış veya ikinci el programınız bulunuyor mu? Şirketler bu sorularla ne kadar sık karşılaşırsa, “sat ve unut” düzeninden çıkmaları o kadar kolaylaşır.

Moda artık satamadığını çöpe atamayacak - Resim : 5

Kullanılabilir bir kıyafet için giysi toplama kutuları, çöpten önce düşünülmesi gereken seçeneklerden biri. Fotoğraf: Gobonobo / Wikimedia

MODA İÇİN YENİ BİR ÖLÇÜ

Moda her zaman yeniyi sever. Yeni sezon, yeni renk, yeni kesim… Fakat artık “yeni” olmanın yanına başka bir ölçü daha ekleniyor: Ürün satılmazsa ne olacak? Bir markanın gerçek sorumluluğu yalnızca ürünü üretip mağazaya koymakla bitmiyor; o ürünün ikinci, üçüncü hatta dördüncü hayatını da düşünmesi gerekiyor.

Yeni düzen, şirketleri elde kalan ürünler konusunda daha açık olmaya da zorluyor. Ne kadar ürünün elden çıkarıldığı ve bunun neden yapıldığı görünür oldukça, aşırı üretimin üzerini örtmek zorlaşacak. Markalar yalnızca yeni koleksiyonlarını değil, satamadıkları ürünler için kurdukları sistemi de anlatmak zorunda kalacak.

Bu dönüşümün kazananı, en çok ürün çıkaran marka değil; ihtiyacı doğru hesaplayan, sağlam ürün yapan ve satıştan sonra da sorumluluk alan marka olabilir. Onarım hizmeti, yeniden satış kanalı ve bağış ortaklığı artık yalnızca iyi niyet göstergesi değil, yeni moda düzeninin parçası haline geliyor.

Bu nedenle Avrupa’daki imha yasağı yalnızca çevreyle ilgili bir kural değil. Aynı zamanda moda sektörüne verilmiş açık bir mesaj: Fazla üretmenin bedelini toplum ve doğa ödememeli. Satılmayan kıyafet çöp değildir. Onarılabilir, yeniden satılabilir, paylaşılabilir, bağışlanabilir ve yeniden kullanılabilir. Kısacası, bir ürünün etiketi düşse bile değeri bitmez.

Yazan Zeynep Küçük Moreau'nun diğer yazıları

Kaynak

[1] Nefes Gazetesi. “Modada yeni dönem: Dev markalar için dengeler değişecek”, 20 Temmuz 2026. https://www.nefes.com.tr/modada-yeni-donem-dev-markalar-icin-dengeler-degisecek-139519

[2] İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB). “AB’de Satılamayan Tekstil Ürünlerinin İmha Yasağı Hk.” https://www.ithib.org.tr/bilgi-merkezi/duyuru/detay/abde-satilamayan-tekstil-urunlerinin-imha-yasagi-hk-6750

[3] Avrupa Çevre Ajansı (EEA). “The destruction of returned and unsold textiles in Europe’s circular economy”. https://www.eea.europa.eu/en/analysis/publications/the-destruction-of-returned-and-unsold-textiles-in-europes-circular-economy

[4] Ekonomi Gazetesi. “Satılmayan lüks ürünlere imha yasağı Türkiye’ye yarayabilir”. https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/satilmayan-luks-urunlere-imha-yasagi-turkiyeye-yarayabilir-78019

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Zeynep Moreau Çevre Kirliliği