Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye

12 Eylül darbesi sonrası ailesiyle Almanya'ya gelen Elif Eralp, çocukluk yıllarından itibaren insan hakları mücadelesine yöneldi; hukukçuluktan Berlin siyasetinin merkezine uzanan yolculuğunda Sol Parti'nin önemli isimlerinden biri haline geldi.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye

Almanya'nın başkenti Berlin'de eyalet meclisi seçimlerinin kazananı, Türkiye kökenli siyasetçi Elif Eralp'in başbakan adayı olduğu Sol Parti oldu. Parti, yüzde 25'in üzerinde oy alarak 2023 seçimlerindeki sonucunu iki katından fazla artırdı ve Berlin'de tarihinin en yüksek oy oranına ulaştı.

45 yaşındaki Eralp'in öncülüğündeki Sol Parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı. Ancak sandıktan birinci çıkması, Eralp'in Berlin'in "Hükümet Eden Belediye Başkanı" olabilmesinin önünü açtı.

"BERLİN'İ DAHA İYİ BİR YER YAPACAĞIZ"

Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye - Resim : 2

Berlin'in aynı zamanda hem şehir hem eyalet olması nedeniyle eyalet hükümetinin başındaki isim, kentin belediye başkanlığı görevini de üstleniyor. Eralp'in göreve gelip gelmeyeceği ise önümüzdeki dönemde yürütülecek koalisyon görüşmelerinin sonucuna bağlı olacak.

Seçim gecesi yaptığı zafer konuşmasında Eralp, "Bugünden itibaren Berlin'i birlikte değiştireceğiz ve daha iyi bir yer haline getireceğiz" dedi.

Ancak Eralp'in seçim zaferinin asıl dikkat çekici tarafı yalnızca Sol Parti'nin aldığı oy değil. Türkiye'den Almanya'ya uzanan bir göç hikâyesinin ardından Berlin siyasetinin en üst makamına aday olan Eralp, aynı zamanda konut krizini seçim kampanyasının merkezine taşıyan isim olarak öne çıktı.

SİYASATİNİN MERKEZİNE KİRA KRİZİNİ KOYDU

Eralp'in seçim kampanyasının en önemli başlığı, Berlin'de giderek büyüyen konut ve kira krizi oldu.

Kiraların hızla yükseldiği kentte yaşam maliyetlerinin yeniden karşılanabilir hale getirilmesini isteyen Eralp, kira artışlarının sınırlandırılması için "kira tavanı" uygulanmasını savunuyor.

Planları bununla da sınırlı değil. Özel konut piyasasında uygun fiyatlı konutların artırılması, yüksek kiralarla mücadele edecek özel bir birim kurulması, fahiş kiralara ve eşyalı dairelerdeki yüksek fiyatlara karşı önlem alınması ve kısa süreli kiralamaların sınırlandırılması Eralp'in gündeminde.

Ancak seçim kampanyasının en tartışmalı vaadi, büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların kamulaştırılması oldu.

Sol Parti, büyük konut şirketlerinin elindeki yaklaşık 220 bin konutun kamu mülkiyetine geçirilmesini savunuyor. Kamulaştırmanın tazminat karşılığında yapılması planlanıyor.

Eralp de seçim sonrasında bu konuda geri adım atmayacağını açıkça söyledi.

"Hep söyledim, Sol Parti hükümette yer alırsa kamulaştırma da yapılır. Geçerli bir halk oylaması var. Berlinliler bunun için oy verdi" diyen Eralp, konut krizinin çözümü için kamulaştırmada ısrarcı olacağını belirtti.

2021'DE BERLİNLİLER "EVET" DEMİŞTİ

Kamulaştırma tartışmasının Berlin'de geçmişi oldukça eski.

2021 yılında yapılan referandumda, kentte 3 binden fazla konuta sahip büyük emlak şirketlerinin konutlarının kamulaştırılması önerisine seçmenlerin yüzde 59,1'i destek verdi.

Ancak referandumun üzerinden yıllar geçmesine rağmen karar uygulanmadı.

Dönemin SPD, Yeşiller ve Sol Parti hükümeti referandumun ardından bir uzmanlar komisyonu oluşturdu. Komisyon 2023'te büyük emlak şirketlerinin konutlarının kamulaştırılmasının prensipte hukuken mümkün olduğu sonucuna vardı.

Daha sonra CDU-SPD yönetimi iktidara geldi ve kamulaştırma konusunda kapsamlı bir yasa hazırlamak yerine yalnızca bir çerçeve yasa çıkardı.

Sol Parti ise referandumdan çıkan sonucun uygulanmasını seçim kampanyasının temel vaatlerinden biri haline getirdi.

ERALP'İN ÖNÜNDEKİ KRİTİK ENGEL SPD

Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye - Resim : 3

Şimdi gözler koalisyon görüşmelerine çevrildi.

Sol Parti'nin hükümet kurabilmesi için özellikle SPD ve Yeşiller ile anlaşması gerekiyor. Yeşiller 2021'deki referandum nedeniyle kamulaştırmaya SPD'den daha yakın duruyor.

SPD ise konuya daha mesafeli.

Partinin liste başı adayı Steffen Krach, seçim gecesi kamulaştırma konusunda "Bunun işe yaramayacağına çok eminim" diyerek Sol Parti'nin en önemli taleplerinden birine karşı olduğunu ortaya koydu.

Eralp ise SPD ve Yeşiller ile "en çok kesişme noktasını" konut politikalarında gördüğünü belirtti.

Kamuoyu araştırmaları da Berlinlilerin bu konuda ikiye bölündüğünü gösteriyor. Infratest araştırmasına göre katılımcıların yüzde 51'i tazminat karşılığında kamulaştırmaya karşı çıkarken yüzde 37'si destekliyor. Sol Parti seçmenlerinde destek yüzde 72'ye yükseliyor. Bu oran Yeşiller seçmenlerinde yüzde 42, SPD seçmenlerinde ise yüzde 29 seviyesinde kalıyor.

İŞ DÜNYASI PLANA KARŞI

İş dünyası ise plana karşı çıkıyor.

Berlin ve Brandenburg İşveren Dernekleri Birliği'nden Alexander Schirp, kamulaştırmanın hayata geçirilmesi halinde "tek bir yeni konut bile" inşa edilemeyeceğini savunuyor. Doğu Bölgesi İnşaat Sanayi Birliği'nden Robert Momberg de Berlin'in uzun süreli bir belirsizliği göze alamayacağını belirterek kamulaştırma tartışmasının geri plana çekilmesini istiyor.

FEDERAL HÜKÜMET DE HAREKETE GEÇTİ

Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye - Resim : 4

Berlin'deki seçim sonucu, konutların kamulaştırılması tartışmasını federal siyasetin de gündemine taşıdı.

CDU/CSU-SPD koalisyonu, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını engelleyecek bir düzenleme hazırlama planını açıkladı.

Başbakan Friedrich Merz, "konut şirketlerinin kamulaştırılmasını yasaklayan" bir yasa çıkaracaklarını söyledi. CSU lideri Markus Söder ise planı "sosyalizm ve kamulaştırmaya ilişkin açık bir ret" olarak tanımladı.

Ancak federal hükümetin böyle bir yasa çıkarıp çıkaramayacağı konusunda hukukçular arasında tartışma bulunuyor. Anayasa değişikliği gerekip gerekmediği, federal hükümetin yasama yetkisinin sınırları ve toplumsallaştırmanın koşullarını belirleyecek olası bir federal yasanın kapsamı tartışılan başlıklar arasında yer alıyor.

"BERLİN'İN MAMDANİSİ"

Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye - Resim : 5

Eralp'in seçim kampanyası boyunca adı sık sık New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile birlikte anıldı.

İki siyasetçinin kampanyasında da yüksek yaşam maliyetleri, konut sorunu ve sosyal adalet başlıkları öne çıktı. Eralp'in özellikle uygun fiyatlı konut politikaları nedeniyle Mamdani ile karşılaştırılması uluslararası basında da yer aldı.

Ancak Eralp'in siyasi hikâyesi seçim kampanyasından çok daha eskiye dayanıyor.

FİLİSTİN DESTEĞİ DE DİKKAT ÇEKİYOR

Eralp'in siyasi çizgisinde Filistin ve Almanya'daki Müslümanların temsil edilmesi de önemli bir başlık olarak öne çıktı.

Seçim sonrasında Berlin'deki mevcut yönetimin özellikle Müslümanların ve Filistinlilerin bakış açılarına yeterince kulak vermediğini savunan Eralp, farklı toplumsal kesimlerin siyasette temsil edilmesi gerektiğini söyledi.

Eralp, "Filistinliler, Müslümanlar kendisini yeteri temsil edilmiş hissetmiyorlar ve bence bu doğru bir politika değil. Ben tüm insanları görüyorum. Müslüman olsun, Filistinli olsun. Yahudi olsun. Siyasetin görevi toplumdaki farklı kesimleri görmek ve temsil etmek." ifadelerini kullandı.

Seçim sonrasında da bu yaklaşımını sürdüren Eralp, İsrail hükümetine yönelik eleştiriler ile antisemitizmin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu. Berlin'de Müslümanlara ve Filistinlilere yönelik önyargıların kabul edilemez olduğunu belirten Eralp, Yahudilerin bakış açılarının da yeterince dikkate alınmadığını söyledi.

Eralp ayrıca Berlin'deki Filistin yanlısı protestolara yönelik uygulamaları eleştirdi. Filistinlilerin sorunlarının kent yönetimi tarafından yeterince dinlenmediğini savunarak ifade ve gösteri özgürlüğünün korunması gerektiğini dile getirdi.

AİLESİ 12 EYLÜL SONRASI ALMANYA'YA GELDİ

Elif Eralp, 1981 yılında Münih'te doğdu.

Annesi Hülya ve babası, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Türkiye'den Almanya'ya iltica etti. Hülya Eralp o sırada sekiz aylık hamileydi.

Aile, iltica başvurularının sonuçlanmasını beklediği dönemde tek odada yaşadı. Daha sonra Elif'in babasının doktor olarak çalıştığı Dortmund'a taşındılar. Elif sekiz yaşındayken ise Hamburg'a yerleştiler.

Hülya Eralp, ailesinin Almanya'da da siyasi faaliyetlerini sürdürdüğünü ve Elif'i küçük yaşlardan itibaren gösterilere götürdüklerini anlatıyor.

Anne Eralp yıllarca bir göçmen kuruluşunda çalıştı. Gençlerin mesleki eğitime kazandırılması için işverenlerle görüşmeler yürüttü; çok kültürlü ve çok dilli eğitim imkanları konusunda çalışmalar yaptı. Emekli olduktan sonra da gönüllü olarak çalışmayı sürdürdü.

Elif'in büyüdüğü ev de bu siyasi ve toplumsal çevrenin içindeydi.

Hülya Eralp, evlerinde göçmenlerin, işçilerin ve ırkçılığa karşı mücadele eden insanların sürekli bulunduğunu belirterek, kızını siyasete kendilerinin yönlendirmediğini özellikle vurguladı.

"Biz onu hiç yönlendirmedik. 'Politika yap' falan demedik" diyen anne Eralp, Elif'in çocukluğundan itibaren çevresindeki gelişmelere ve siyasete ilgi gösterdiğini söyledi.

12 YAŞINDA KARARINI VERDİ

Berlin'de sandıkları sallayan Elif Eralp kimdir? 12 Eylül'den başkent yönetimine uzanan hikâye - Resim : 6

Elif Eralp'in insan hakları ve adalet konularına ilgisi çocukluk yıllarında başladı.

Hülya Eralp, kızının daha küçük yaşlardan itibaren adaletsizliklere tepki gösterdiğini anlattı.

"Çok adalete düşkün bir çocuktu. Çocukluğundan beri en ufak bir adaletsizlik gördüğünde müdahale ederdi. Herkes 'sen kesin hukukçu olacaksın, insan haklarını savunacaksın' derdi" ifadelerini kullandı.

Elif Eralp de daha önce yaptığı açıklamalarda, 12 yaşındayken insan hakları avukatı olmaya karar verdiğini anlatmıştı.

Hamburg'da hukuk eğitimi alan Eralp, daha sonra insan hakları alanında çalıştı. Federal Meclis'teki Sol Parti parlamento grubunda yaklaşık 10 yıl hukuk politikaları danışmanı olarak görev yaptı.

2017'de Sol Parti'ye katılan Eralp, 2021'den itibaren Berlin Eyalet Meclisi'nde milletvekili olarak görev yaptı. 2024'te Sol Parti meclis grubunun, 2025'te ise Berlin teşkilatının başkan yardımcılığına getirildi.

2026 seçimlerinde ise partinin Berlin eyalet başbakan adayı oldu.

ADAYLIĞI KABUL ETMEDEN ÖNCE ANNESİNE DANIŞTI

Eralp'in Berlin başbakan adaylığı da kolay alınmış bir karar değildi.

Hülya Eralp, kızının adaylık teklifini kabul etmeden önce uzun süre düşündüğünü ve aile üyelerinin görüşünü aldığını söyledi.

"Çok düşündü, 'Aday olayım mı, olmayayım mı?' diye. Hepimize sordu. Biz de 'Bu tarihi bir olay, olman gerekiyor. Bu senin artık alnına yazıldı, yapman lazım' dedik. Böylelikle kabul etti" ifadelerini kullandı.

Seçim sonucunda ise Eralp'in ailesinin beklentisinin de üzerinde bir sonuç ortaya çıktı.

Hülya Eralp, kızının bu kadar yüksek oy alacağını kendisinin bile tahmin etmediğini belirterek seçim sonuçları açıklanırken gözyaşlarını tutamadığını söyledi.

"Çok mutluyum. Kızımla gurur duyuyorum. Bu kadar yüksek bir oy alacağını ben bile tahmin etmedim. Ama gerçekten sevinç gözyaşlarımı tutamadım" dedi.

Seçim öncesinde yaşadığı heyecan nedeniyle günlerdir uyuyamadığını söyleyen anne Eralp, kızının başarısının Berlin açısından da tarihi önem taşıdığını belirtti.

"Elif kendisi de söyledi, tarihe geçti. Berlin tarihinde göçmen kökenli bir siyasetçi olarak böyle bir başarı elde etmesi çok önemli. Başkentte böyle bir başarı gerçekten çok güzel bir şey" diye konuştu.

ANNESİ SEÇİM KAMPANYASINDA DA YANINDAYDI

Hülya Eralp, kızının seçim kampanyasına da imkanları ölçüsünde destek verdi.

Torunlarıyla ilgilenmesinin yanı sıra seçim kampanyasında bildiri dağıtan anne Eralp, afiş çalışmalarına da yardımcı olduğunu söyledi.

Böylece seçim gecesi yaşanan büyük sevincin arkasında yalnızca bir anne-kız hikâyesi değil, Almanya'ya göç ettikten sonra yıllar boyunca sürdürülen siyasi ve toplumsal mücadelenin de bulunduğu görüldü.

GÖÇMENLERE ÇAĞRI: ASLA TESLİM OLMASINLAR

Hülya Eralp, kızının seçim başarısının ardından Almanya'daki göçmenlere de çağrıda bulundu.

"Benim göçmenlere ricam, lütfen kendi haklarını arasınlar. Asla teslim olmasınlar" diyen Eralp, göçmenlerin siyasi süreçlere daha fazla katılması gerektiğini söyledi.

Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçimlerde AfD'nin elde ettiği sonuçlara da tepki gösteren Eralp, Almanya'da ırkçılığa karşı mücadelenin önemine dikkat çekti.

"Almanya kendi tarihiyle yeteri kadar hesaplaşmadı. AfD gibi faşist bir partinin, göçmenlere düşman bir partinin seçilmesi başa gelmesi çok büyük bir rezalet" ifadelerini kullandı.

Anne Eralp, "Bütün isteğim göçmenlerin kendi haklarına sahip çıkmaları, ırkçılığa karşı tavır koymaları, Elif'i destekleyip onunla birlikte burada güçlü bir parlamento oluşması" dedi.

BERLİN'İN YÖNETİMİ İÇİN KOALİSYON ZAMANI

Elif Eralp'in önündeki süreç ise seçim zaferinden çok daha zorlu bir siyasi pazarlığa işaret ediyor.

Sol Parti'nin tek başına çoğunluğu bulunmuyor. Eralp'in Berlin'in hükümet eden belediye başkanı olabilmesi için koalisyon ortaklarıyla anlaşması ve Eyalet Meclisi'nde yeterli desteği sağlaması gerekiyor.

Bu pazarlığın en kritik başlıklarından biri ise Eralp'in seçim kampanyasının merkezine koyduğu konut politikası olacak.

Kira tavanı, uygun fiyatlı konutların artırılması, yüksek kiralarla mücadele ve büyük emlak şirketlerinin kamulaştırılması konusunda verdiği sözler, özellikle SPD ile yürütülecek görüşmelerin en zorlu başlıkları arasında bulunuyor.

Berlin'de seçim sandığı Elif Eralp'e tarihi bir siyasi güç kazandırdı. Şimdi ise 45 yaşındaki hukukçunun önündeki soru, bu gücü Berlin'in yönetimine ve seçim kampanyasında verdiği sözlere ne ölçüde dönüştürebileceği olacak.

Kaynak: Halk TV Dış Haberler Servisi
Almanya Seçim