Yargıtay Başkanı ABD gündemini sarsan tartışmaya girdi

Yargıtay Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza ehliyetine etkisini ele alan 2025 tarihli kararı gündeme taşıdı. Karar, ABD’de Lindsay Clancy davasında tartışılan lohusalık psikozu savunmasını da yeniden gündeme getirdi.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Eda Bayraktar
Eda Bayraktar Derleyen
Yargıtay Başkanı ABD gündemini sarsan tartışmaya girdi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza sorumluluğuna etkisine ilişkin 2025 yılında verilen ve yüksek mahkeme açısından bir ilk niteliği taşıyan kararı gündeme taşıdı. Antalya'da düzenlenen Uluslararası Adli Tıp Günleri'nde konuşan Ömeroğlu, doğum sonrası ortaya çıkabilen psikozun kişinin işlediği fiil bakımından ceza ehliyetini etkileyip etkilemediğinin ayrıca araştırılması gerektiğini belirtti.

2018'DE YAŞANAN OLAY KONUYU GÜNDEME TAŞIDI

Yargıtay Başkanı ABD gündemini sarsan tartışmaya girdi - Resim : 2

Ömeroğlu'nun aktardığı karar, 18 Ocak 2021'de Kocaeli'de yaşanan olayla ilgiliydi. Üç kız çocuğu bulunan kadın, bel ağrısı şikayetiyle eşiyle hastaneye başvurdu. Hamile olmadığını belirten kadın, kendisine ağrı kesici ve kas gevşetici iğne yapılmasının ardından evine döndü. Banyoya giren kadın burada tek başına doğum yaptı.

Kadın, daha önceki gebeliklerinden birini de ancak sekizinci ayında fark ettiğini, son gebeliğinde ise karnının büyümediğini ve adet görmeye devam ettiğini ifade etti. Bu nedenle hamile olduğunu anlamadığını söyledi. Doğumdan sonra bebeğin göbek kordonunu kesmek için bıçak aldığını anlatan kadın, bebeğin canlı olduğunu gördüğünü ancak ardından yaşananları hatırlamadığını belirtti. Bebek, boyun ve karın bölgesine aldığı kesici alet yaraları nedeniyle yaşamını yitirdi.

İLK RAPOR "CEZAİ EHLİYETİ TAM" DEDİ

Dava sürecinde Adli Tıp Kurumu 4'üncü İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, kadının cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bir akıl hastalığı ya da zeka geriliği bulunmadığı belirtildi. Raporda ayrıca olay sırasında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıran veya azaltan bir ruhsal bozukluğa ilişkin tıbbi bulguya rastlanmadığı değerlendirmesi yapıldı.

Bu rapor doğrultusunda Kocaeli 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, kadını nitelikli kasten öldürme suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti, ardından dosyayı inceleyen Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi de hükmü onadı.

Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı üzerine dosya Ceza Genel Kurulu'nun önüne geldi. Kurul, olayın yalnızca genel anlamda akıl hastalığı ve cezai ehliyet kapsamında değerlendirilmesinin yeterli olmadığı sonucuna vardı.

"LOHUSALIK PSİKOZU AYRICA ARAŞTIRILMALI"

Ceza Genel Kurulu'nun Temmuz 2025'te verdiği, 2024/322 esas ve 2025/300 karar sayılı ilamında, annenin olay sırasında lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının özellikle araştırılması gerektiği belirtildi.

Kararda, Türk Ceza Kanunu'nun 34'üncü maddesinde lohusalık psikozuna açıkça yer verilmediği, ancak maddenin gerekçesinde gebelik sonrasında ortaya çıkan psikozların geçici nedenler kapsamında değerlendirilebileceğine işaret edildiği kaydedildi.

Kurul bununla birlikte önemli bir ayrım yaptı: Lohusalık döneminin kendisinin otomatik olarak ruhsal bozukluk anlamına gelmediğini vurguladı. Doğum sonrasında ortaya çıkan psikozun, kişinin kusur yeteneğini ne ölçüde etkilediğinin her olayın kendi koşulları içerisinde ve bilimsel veriler ışığında belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

Bu değerlendirmede kadının hamile olduğunu fark etmemesi, banyoda ani ve beklenmedik biçimde tek başına doğum yapması, eşinin olay sonrasında kadını donakalmış halde gördüğünü anlatması ve bebeği kurtarmak amacıyla hemen sağlık kuruluşuna götürülmesi gibi ayrıntılar birlikte ele alındı.

Ceza Genel Kurulu, bu koşulların kadının olay sırasında algılama ve irade yeteneğini önemli ölçüde kaybetmesine neden olabilecek bir lohusalık psikozu yaşayıp yaşamadığı açısından araştırılması gerektiğine hükmetti.

YENİ İNCELEME İSTENDİ

Kurul, yalnızca TCK'nın 32'nci maddesi kapsamında hazırlanarak kadının cezai ehliyetinin tam olduğunu bildiren önceki raporla yetinilmesini eksik inceleme olarak değerlendirdi.

Yeni incelemede annenin olay tarihine kadar olan bütün tıbbi kayıtlarının değerlendirilmesi, fiziki muayene ve gözleminin yapılması istendi. Bunun yanı sıra uygulanan ilacın olası etkisi, tiroid bozukluğu bulunup bulunmadığı, gebeliğin fark edilmemesinin tıbbi açıdan nasıl açıklanabileceği ve ani doğumun psikotik bir travmayı tetikleyip tetikleyemeyeceği gibi unsurların da araştırılması kararlaştırıldı.

Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak yeni raporla, kadının TCK'nın 34'üncü maddesi kapsamında olay sırasında algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini geçici olarak kaybedip kaybetmediğinin belirlenmesi istendi.

Ceza Genel Kurulu, eksik incelemeye dayalı mahkumiyet hükmünü oy çokluğuyla bozdu. Böylece Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi'nin onama kararı kaldırılırken, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı da bozulmuş oldu.

"BU MESELE ÇOK CİDDİ BİR SORUN"

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, söz konusu kararın yüksek mahkeme açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, daha önce doğrudan lohusalık psikozu ya da bu sendromun ceza ehliyetine etkisini ele alan bir yüksek mahkeme kararı bulunmadığını söyledi.

Ömeroğlu, dosyada Adli Tıp Kurumu'nun raporunun bulunduğunu ancak bu rapordaki değerlendirmelerin genel olarak TCK'nın 32'nci maddesindeki ölçütler üzerinden yapıldığını belirterek, Ceza Genel Kurulu'nun özellikle TCK'nın 34'üncü maddesi açısından yeni bir değerlendirme yapılmasını istediğini anlattı.

Ömeroğlu, "Bu vakte kadar doğrudan lohusalık psikozuna, sendroma ilişkin bir yüksek mahkeme kararı yok. Gördüğümüz dosyada Adli Tıp Kurumu'nun değerlendirmesini içeren rapor da vardı. Fakat rapordaki değerlendirmeler genel olarak 32'nci maddenin parametreleriyle yapılmıştı. Biz özellikle 34'üncü madde anlamında davranışların yönlendirilmesi, hukuki anlam ve sonuçlarının kavranması bakımından geçici nedenler arasında sayılıp sayılamayacağına dair rapor alınması şeklinde bir değerlendirmede bulunduk" dedi.

HENÜZ YASAL BİR YAPTIRIM YOK

Lohusalık psikozunun ceza sorumluluğu açısından ayrıca ele alınması gerektiğini vurgulayan Ömeroğlu, "Bu meselenin, ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Ceza Genel Kurulu'nun yaklaşımına göre de doğum sonrası psikoz yaşayan bir kişinin sırf lohusalık döneminde bulunması, tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Belirleyici olan, psikolojik durumun somut olayda kişinin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyip etkilemediğinin bilimsel olarak ortaya konulması.

LINDSAY CLANCY DAVASININ BENZERİ

Yargıtay Başkanı ABD gündemini sarsan tartışmaya girdi - Resim : 3

Yargıtay'ın dikkat çektiği hukuki tartışmanın benzeri, ABD'de Massachusetts eyaletinde görülen Lindsay Clancy davasının da merkezinde yer aldı. Clancy, Ocak 2023'te beş yaşındaki Cora, üç yaşındaki Dawson ve sekiz aylık Callan adlı üç çocuğunu öldürmekle suçlandı. Savunması ise Clancy'nin cinayetler sırasında lohusalık psikozu yaşadığı ve bu nedenle cezai açıdan sorumlu tutulmaması gerektiği tezine dayandı.

2026'da görülen davada taraflar, Clancy'nin çocuklarının ölümüne neden olan eylemleri gerçekleştirdiği konusunda tartışmazken, asıl hukuki mesele eylemler sırasında psikozun onun cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak düzeyde olup olmadığı üzerinde toplandı. Savunma tarafından dinlenen adli psikiyatrist Phillip Resnick, Clancy'nin olay sırasında psikoz yaşadığını savunurken, savcılık Clancy'nin ne yaptığının farkında olduğunu ileri sürdü.

TARTIŞMALAR SÜRÜYOR

Dava 4 Eylül 2026'da jürinin oybirliğiyle karar verememesi üzerine mistrial, yani sonuçsuz yargılama ile sona erdi. Associated Press'in aktardığına göre jüri üyelerinden 11'i Clancy'nin lohusalık psikozu yaşadığı ve cezai sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki görüşe yakın dururken, bir jüri üyesi bu değerlendirmeye katılmadı. Savcılığın davayı yeniden açıp açmayacağına ilişkin süreç ise devam ediyor.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Yargıtay Cinayet ABD Türkiye Dava