Son dakika | YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: Bu iktidar artık Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 90 milyar dolarlık fon vurgununda isimlerin gizlenmesine tepki göstererek "Araştırma önergelerini reddedip kendi hırsızlarını koruyan bu iktidar artık milletin değil Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir" dedi.

Son dakika | YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: Bu iktidar artık Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir

YENİ Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Toplantının ardından kameralar karşısına geçen Parti Sözcüsü Zeynel Emre, gündemdeki iç ve dış gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına yerel yönetimlere yönelik müdahalelere dikkat çekerek başlayan Emre, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son yerel seçimlerden bu yana muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik sistematik bir tutum sergilediğini ifade etti. Emre, "Bir süredir milli iradeyle kavga eden, onu tanımayan, yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi, özellikle son yerel seçimden beri bizlerin kazandığı belediyelere adeta savaş açmış durumda. Sudan sebeplerle, çeşitli iddialarla belediye başkanlarımızı tutuklamakta, bazı belediyelere baskı kurarak kendi safına geçirmekte, yine bazı belediyeleri de bu baskılardan nasibini almaktadır. Ve bugün ülkemizde önemli sayıda yerde, nüfusun önemli kesiminde millet iradesine darbe yapılmış durumda. Çünkü milletin seçmediği, yetki vermediği belediye başkan vekilleri tarafından yönetilmekte" dedi.

"SEÇİLMİŞLERİ UZAKLAŞTIRMAK SORUNLARI ÇÖZMÜYOR"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Mersin temaslarını hatırlatan Emre, bölgede cezaevinde bulunan üç belediye başkanının, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ve Silifke ilçesinin ziyaret edildiğini aktardı. Türkiye’nin her yerinde partilerine yoğun bir ilgi ve destek olduğunu söyleyen Emre, iktidarın yerel iradeyi yok sayan adımlarının ekonomik ve sosyal sorunları derinleştirdiğini belirtti:

"Siz halk seçtiği tutuklayıp görevden uzaklaştırdığınız zaman Mersinlinin sorunlarını çözmüş olmuyorsunuz. Orada narenciye işiyle ilgilenen vatandaşların sorunu çözülmüyor. Mersin'de esnafın işi çözülmüyor. Oradaki yoksulluk, işsizlik azalmıyor. Bu iktidar, dünyanın her yerindeki benzer otoriter iktidarlar gibi vatandaşın dertleriyle, sorunlarıyla, problemleriyle ilgilenmiyor, bunları önemsemiyor. Lale devri yaşayan kendi dar gruplarının çıkarları ve menfaatlerine göre, o azınlığın isteklerine göre rant alanları oluşturmaya çalışıyor. Ve bütün eline geçirdiği iktidar gücüyle de millet iradesine darbe yapıyor."

Sürecin geçmişteki darbe girişimlerinden farksız olduğunu savunan Emre, "Bu yaşadığımız süreç, geçmişte yaşadığımız darbe ve darbe girişimlerinden farklı değildir. Bugünkü Türkiye'de bu süreçler yargı eliyle yürütülmektedir. Bu, YENİ Parti'ye ait sadece bize ait bir problem olarak görülmemelidir. Bu ülkedeki sandıkla iktidarın değişme iradesine yönelik bir saldırı vardır" ifadelerini kullandı.

"ESENYURT'UN TEMEL NEDENİ RANTA ÇÖKMEK"

İstanbul'un en büyük ilçesi Esenyurt üzerinden süreci örneklendiren Zeynel Emre, şu ifadeleri kullandı:

"Esenyurt Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri, İstanbul'un en büyük ilçesi. Orada seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer sudan sebeplerle, sudan gerekçelerle tutuklanıp cezaevine kondu. Sonra da bir garip gerekçelerle yine, hele hele içinde bulunduğumuz bugünkü Türkiye ortamında bir ceza verildi kendisine ve bu ceza temyizde bekliyor. Yine hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili o iddialar da çürüdü, onlardan da beraat etti. Ancak Esenyurt'u kim yönetiyor dediğinizde; Esenyurt'u atanmış vali yardımcısı ve kendisinin belirlediği ekipler yönetiyor. Biz o zaman bu operasyonlar olduğunda takip edenler hatırlar, dedik ki bunun temel nedeni buradaki ranta çökmektir. Çünkü Esenyurt büyük ticari işletmelerin ve fabrikaların bulunduğu, Türkiye ihracatında önemli pay sahibi olan bir bölge, sanayi bölgesi. Ve burayı yağmalamak amacıyla gelen bir anlayış olduğunu söyledik."

"ESENYURT'TA KAYYUMUN YARDIMCISININ EVİNDEN SERVET ÇIKTI"

Esenyurt Belediyesi'ne atanan kayyum yönetiminin icraatlarına ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Zeynel Emre, kayyumun göreve gelir gelmez başkan yardımcısı yaptığı ve belediyede "sağ kolu" olarak bilinen Bünyamin Bulutaş’ın geçmişte AKP Beyoğlu örgütünde görev aldığını hatırlattı.

Bulutaş’ın yolsuzluk operasyonu kapsamında gözaltına alındığını belirten Emre, şüphelinin evinde yapılan aramalarda ele geçirilen nakit para ve ziynet eşyalarını tek tek sıraladı:

450 bin 854 dolar,
31 bin 815 euro,
2 milyon 590 bin TL,
35 bilezik, 36 kolye, 42 küpe, 17 yüzük, 9 bileklik,
4 kol saati ve 2 adet Rolex marka saat.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna da değinen Emre, Bulutaş’ın kız kardeşinin hesabına 212 milyon lira transfer ettiğinin belirlendiğini, ayrıca ihaleler ve hakedişlerden yüzde 20 komisyon aldığı yönünde ciddi iddiaların bulunduğunu ifade etti. Operasyonda gözaltına alınan 19 kişinin tamamının kayyum tarafından göreve getirildiğini vurgulayan Emre, "Hiçbiri önceki dönemde görev yapan isimler değil. 19 gözaltı var, 19'u da kayyum görevlendirmesiyle çalışan kimseler. Yargıyı, kendi çıkar gruplarını ve yandaşlarını zengin etmek için bir araç olarak kullanıyorlar" dedi.

"AYNI OYUNU ATAŞEHİR'DE DE SAHNELEDİLER"

Benzer bir sürecin İstanbul Ataşehir'de de işletilmek istendiğini söyleyen Emre, ilçenin siyasi geçmişini ve son yerel seçim sürecini şu sözlerle anlattı:

"Ataşehir, daha önce Kadıköy sınırları içerisindeydi. Rant açısından en büyük bölgeyi, AK Parti 2009 yerel seçiminde güçlü olduğu Ümraniye’nin bazı mahalleleriyle birleştirerek Kadıköy’den koparmayı planladı. Ancak millet iradesini bizden yana kullandı; 2009, 2014 ve 2019’da kazandık. 2024’te ise üç dönem milletvekilliği yapan arkadaşımız Onursal Adıgüzel yüzde 56 oy oranıyla seçildi. Önce sudan gerekçelerle Onursal Adıgüzel tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı. Ardından yerine gelen başkanvekili, kendi ilçesinden 6 meclis üyesinin transfer edilmesinin hemen sonrasında 'Ataşehir iradesine saygı duyuyorum' dediği için ertesi gün gözaltına alındı. Orada seçim değil, bir irade gaspı, tiyatro ve müsamere sahnelendi; koltuk iktidar tarafından işgal edildi."

Çeyrek asırlık iktidarın topluma hizmet getiremeyeceğini savunan Emre, "Sandık kurulduğunda halk bu iktidara büyük bir hezimet yaşatacaktır" diye konuştu.

40 BİN NÜFUSLU İLÇEDE BİNLERCE TAPU VE LÜKS ARAÇ TRAFİĞİ

Konuşmasında Kırıkkale'nin Yahşihan Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddialarını da gündeme taşıyan Zeynel Emre, 40 bin nüfuslu organize sanayi ve imar hareketliliği bulunan ilçede yaşananları belgeleriyle açıkladı. İlçede son seçimi kazanan AKP'li belediye başkanının büyük bir yolsuzluk iddiasıyla tutuklandığını, yerine gelen iktidar partisine mensup diğer başkanın da aynı gerekçeyle tutuklanarak görevden uzaklaştırıldığını belirtti.

Soruşturma dosyasına ve basına yansıyan mal varlıklarını açıklayan Emre, şu bilgileri paylaştı:

Belediye Başkan Yardımcısı: Üzerine kayıtlı 1.630 adet tapu tespit edildi.

Encümen üyeleri: İki encümen üyesinin toplam 54 tapusu bulunduğu belirlendi.

İmar müdürü ve yakınları: İmar müdürünün eşi adına 83 tapu, kayınvalidesi adına 122 tapu ve baldızı adına da benzer sayılarda tapu kaydı çıktı.

Lüks araçlar: İmar müdürünün üzerine kayıtlı piyasa değeri 38 milyon lira olan bir adet Porsche ile 32 milyon lira değerinde Mercedes AMG marka araçlar yer aldı.

Tabloyu eleştiren Emre, "Yolsuzluk diyorlar ya, işte size açık yolsuzluk" ifadelerini kullandı.

Yahşihan Belediyesi'ndeki usulsüzlük iddialarına ilişkin detayları aktarmayı sürdüren Zeynel Emre, AKP'li İmar Müdürü'nün mal varlığına dikkat çekti. Bir devlet memurunun sahip olduğu ileri sürülen serveti açıklayan Emre, "Bodrum'daki villasının 300 milyonu aşkın değerde olduğu söyleniyor, marinada yatı var. Adam devlet memuru, imar müdürü. Bu durum İstanbul değil, Mersin değil; 40 bin nüfuslu Yahşihan ilçesinde yaşanıyor. Burada bunu yapan başka yerde neler yapar? Belediyelere neden saldırıyorlar biliyor musunuz? İştahları buradan geliyor. Bu tablo, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin görevlendirdiği kadroların bir projeksiyonudur" dedi.

"90 MİLYAR DOLARLIK FON KRİZİ VE VIP İFADE AYRICALIĞI"

Son dönemde kamuoyuna yansıyan büyük finansal çöküşe değinen Emre, organize bir dolandırıcılık şebekesi iddiasını gündeme getirdi:

"Son dönemde öyle bir kriz patlak verdi ki lağım patladı. Ülkemize dolaylı zararıyla birlikte 90 milyar doları aşkın bir fon kriziyle, örgütlü bir dolandırıcılık suçuyla karşı karşıyayız. İçinde iktidara mensup önemli isimlerin bulunduğu bu krizin yönetim merkezi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel merkezidir. İktidara ellerindeki listeleri açıklama çağrısı yaptık. Kendi çalışmalarımızla ulaştığımız isimlerden biri olarak Fatma Betül Sayan'ı açıkladık. 1 koyup 20 almak istemiş ve almış; olay ortaya çıkınca paranın iadesine dair konuşmalar yapıldı ve görevden affını istedi. Geçtiğimiz hafta ifadesine başvuruldu."

Adli süreçteki çifte standarda tepki gösteren Emre, "Türkiye'de bugün 50 bin - 100 bin lira ile suçlananlar dahi polis eşliğinde başları bastırılarak basına teşhir edilirken, 2 milyarın üzerinde yolsuzluk iddiasında adı geçen bu şahsın ve eşinin adliyeye girişine dair tek bir kare fotoğraf dahi görülmedi. Çağlayan Adliyesi’nde kendilerine VIP muamele yapıldı; kapılardan kimseye gösterilmeden savcının odasına alınıp aynı şekilde çıkarıldılar" ifadelerini kullandı.

MAL VARLIĞINA KONAN TEDBİR 1 SAATTE KALKTI, ŞÜPHELİ ARAÇTA ÖLÜ BULUNDU

İktidar partisinin genel başkan yardımcılarına uzanan ilişkiler ağını da açıklayan Zeynel Emre, Hayati Yazıcı’nın ailesine ilişkin soruşturma sürecindeki dikkat çekici gelişmeleri paylaştı:

"Bir genel başkan yardımcısının oğlunun borsada çok yüksek miktarda işlem yaptığı, soruşturma kapsamında Sayın Hayati Yazıcı'nın oğlu ve ortağı olarak bilinen kişinin mal varlıklarına tedbir konulduğu ortaya çıktı. Ancak konulan o tedbir sadece bir saat içerisinde kaldırıldı. Dahası, geçtiğimiz hafta bu soruşturmada ismi geçen şahıs bir aracın içerisinde ölü bulundu. Bu şüpheli ölümün dikkatle üzerine gidilmelidir."

"MEDYA YAZAMIYOR, HABERLEŞTİRENLER TUTUKLANIYOR"

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarını eleştiren Emre, ortaya konan somut iddiaların yalanlanamadığını vurguladı:

"Parti sözcüsünün yakın arkadaşının dahil olduğu ilişkiler ağını açıkladık; bunu reddedemediler, inkar edemediler. Bunun yerine 'Cumhurbaşkanımıza, bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza yönelik saldırılara karşı en yüksek mücadele moduna geçiyoruz' diyerek konuyu genişletip kusurlarını örtmeye çalıştılar. Demokratik bir ülkede bu yolsuzlukları açıklamak muhalefete kalmaz; tarafsız yargı soruşturur, bağımsız basın ortaya çıkarır. Ancak bugün öyle bir noktadayız ki, bırakın araştırmacı gazeteciliği, doğruluğu kesinleşmiş vakaları haberleştiren medya mensupları dahi tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor."

"HABER DOĞRU, İNKAR EDEN YOK"

Vurgun iddialarını haberleştiren gazetecilerin hedef alındığını belirten Zeynel Emre, gerçeği ortaya çıkaran basın mensuplarına yönelik yargı kararlarına tepki gösterdi:

"Olay doğru mu? Doğru. İnkar eden var mı? Yok. Ne ile suçlanıyorlar? 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak'. Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı; Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ise ev hapsi kararı verildi. Yıllardır trolleriyle kadın milletvekillerinin iffetine dil uzatanlar, Mersin soruşturmasında bir kadının gece kıyafetiyle evindeki görüntülerini ifşa edenler, siyasetçilerin özel ve ticari hayatına iftira atanlar bugün 'halkı yanıltıcı bilgi' kavramının arkasına sığınıyor."

YOLSUZLUK ARAŞTIRMASI CUMHUR İTTİFAKI OYLARIYLA REDDEDİLDİ

"Asrın dolandırıcılığı" olarak nitelendirdiği fon krizinin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen önergenin engellendiğini hatırlatan Emre, Meclis'teki çifte standardı şu sözlerle eleştirdi:

"Cin şişeden çıktı; listeler önünüzde, bu soygunu kapatamazsınız dedik. Olayın aydınlatılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedik. Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla bu talep reddedildi. Sağlıkta şiddet, kadına ve çocuğa yönelik saldırılar, balıkçılık sorunları, Yenidoğan Çetesi ve bebek ölümleri gündeme geldiğinde araştırma komisyonu kurulabiliyor. Ancak iş ucu iktidara uzanan yolsuzluklara geldiğinde 'Meclis araştıramaz' tavrı takınılıyor."

"100 MİLYONUN ÜZERİNDE KAZANÇ SAĞLAYAN 214 İSİM NEDEN GİZLENİYOR?"

Adalet Bakanı'nın 100 milyon liranın üzerinde haksız kazanç sağlayan 214 ismin tespit edildiğine dair açıklamasını gündeme getiren Emre, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in bu isimlerin gizlenmesini "lekelenmeme hakkı" ile gerekçelendirmesine sert çıktı:

"Listenin ellerinde olduğunu biliyoruz çünkü açıkladığımız isimleri inkar edemiyorlar. İsimleri neden açıklamıyorsunuz dediğimizde 'lekelenmeme hakkı' diyorlar. Ne zamandan beri masumiyet karinesini hatırlar oldunuz? Sanatçılar, toplumun tanıdığı isimler uyuşturucu iddialarıyla gözaltına alınıp basına servis ediliyor; 20 kişi alınıp teste sokuluyor, 3'ü pozitif çıkıyor. O zaman nerede kalıyor masumiyet karinesi? Dilek İmamoğlu'nun ağabeyini uyuşturucu ve fuhuş iddialarıyla tüm manşetlere taşıdınız, yapılan testler negatif çıktı. Sıra kendi soygun yapan arkadaşlarınıza geldiğinde mi lekelenmeme hakkı aklınıza geliyor? Burada kendi hırsızını koruma iradesi ve açık bir ikiyüzlülük vardır. Bu iktidar artık milletin değil, Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir."

"VURGUNA SPK, BORSA VE BDDK GÖZ YUMDU"

Yaşanan krizin münferit bir olay olmadığını, denetleyici kurumların ihmaliyle organize biçimde yürütüldüğünü ifade eden Emre, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Bu vurgun, Türkiye'nin yönetilemediğinin tescilli belgesidir. Bunu bireysel bir soygun olarak değerlendiremeyiz. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) göz yummuştur. Borsa İstanbul göz yummuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) göz yummuştur. İktidar partisi ise bu sürecin doğrudan içinde yer almış, bu soygunun fiili ortağı olmuştur."

"ÜLKENİN GERÇEK BEKASI 18 MİLYON ÇOCUĞUN GELECEĞİDİR"

Türkiye'nin asıl beka sorununun çocukların eğitimi, güvenliği ve beslenmesi olduğunu belirten Zeynel Emre, okullarda art arda yaşanan şiddet olaylarını sıralayarak hükümetin eğitim politikalarını eleştirdi.

Okulların açılmasının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen yaşanan olaylara dikkat çeken Emre, şu verileri paylaştı:

Manisa: Bir öğrencinin silahla girdiği okulda arkadaşlarına ateş açması sonucu 11 öğrenci yaralandı.

Osmaniye: Okulda bir kişi, bir öğretmeni öldürdü.

Başakşehir: Bıçaklı saldırı gerçekleştiren bir öğrenci, bir okul arkadaşının ölümüne, 7 öğrencinin ise yaralanmasına neden oldu.
Van: Bir öğrenci tüfekle okula girdi.

Esenyurt: Okulda çıkan bıçaklı kavgada yaralanmalar yaşandı.
Cumhuriyet tarihinin en yüksek şiddet oranlarının kaydedildiğini savunan Emre, partilerinin Meclis'e sunduğu güvenlik ve beslenme önergelerinin reddedildiğini hatırlattı:

"Ekonomik krizin aileler üzerindeki yıkıcı etkisi toplumsal patlamayı ve şiddet sarmalını derinleştiriyor. Bu tabloyu öngörerek okullarda güvenliğin sağlanması adına 65 bin uzman çavuşun görevlendirilmesini önerdik; 'para yok' dediler. Çocuklara okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesi için kanun teklifi sunduk; AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Bundan sonra okullarda yaşanacak muhtemel şiddet vakalarının ve çocukların yaşadığı gelişim bozukluklarının birinci derece sorumlusu Cumhur İttifakı'dır. 'Para yok' dedikleri kaynakların katbekat fazlasını tek bir yolsuzluk vurgununda kaybettirdiler."

"KARADENİZ'DE 54 GEMİ SALDIRIYA UĞRADI, İKTİDARDAN ÇIT ÇIKMIYOR"

Dış politikadaki gelişmeleri de değerlendiren Emre, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar karşısında hükümetin sessiz kaldığını ifade etti. Türkiye'nin hem kendi karasularında hem de uluslararası sularda bağlantılı olduğu deniz taşıtlarını koruma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayan Emre, çarpıcı rakamlar verdi:

"Son aylarda Karadeniz'de 9'u Türk bayraklı, 45'i ise Türk işletmecilere ve personele ait olmak üzere toplam 54 bağlantılı gemi İHA'lar ve insansız deniz araçlarıyla saldırıya uğradı. Batan gemiler, hayatını kaybeden denizciler oldu. İktidardan tek bir açıklama dahi duyulmuyor. Rusya ve Ukrayna makamlarıyla doğrudan temas kurularak bu saldırıların hesabı sorulmalıdır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan haklarımız çerçevesinde ticari ve idari yaptırımlar gündeme alınmalı; Romanya, Bulgaristan ve NATO denetim sistemleri gemilerimizin güvenliği için devreye sokulmalıdır. Türkiye savaşa taraf olmamalıdır ancak kendi bayrağını ve denizcisini korumaktan da aciz kalamaz."

"SARAYIN KONTROLLÜ MUHALEFETİYLE VE BUTLANLA İŞ BİRLİĞİ YAPMAYIZ"

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zeynel Emre, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerine yönelik ittifak çağrıları ve Tarsus Belediye Başkanı'na yönelik iddialar hakkında konuştu.

Özgür Özel’in Tarsus Belediye Başkanı’na "tarafını seç" dediği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Emre, TBB seçimlerine ilişkin iş birliği tartışmalarına ise net bir dille yanıt verdi:

"Biz 'butlan' ile muhatap olmayız. Sarayla iş birliği yaparak seçmen iradesini yok sayan, kurultay yapmadan meşruiyet dışı yollarla makamlara oturan bir anlayışla hiçbir iş birliğimiz olamaz. Otokrasilerde iktidarlar muhalefeti bölmek ve kontrollü bir muhalefet dizayn etmek ister. Ancak burada muhalefeti bölme planı tutmadı; halk bu kumpası gördü. Vatandaşın desteği bütünüyle bizimledir. Bu ilkelerimiz herhangi bir oylama ya da pazarlıkla değişmez."

KURULTAY TAKVİMİ NETLEŞİYOR: İLLERDE ÖN SEÇİM SANDIKLARI KURULUYOR

Partinin kuruluş kurultayı ve genel başkanlık seçimi sürecine ilişkin yöneltilen soruyu yanıtlayan Zeynel Emre, teşkilatlardaki takvimin planlandığı şekilde işlediğini belirtti:

"İlçelerdeki süreç geçtiğimiz hafta tamamlandı. Bu hafta ise il başkanlıkları için parti içinde ön yoklama ve ön seçim gerçekleştireceğiz; illerde sandıklar kurulacak. İl süreçlerinin kesinleşmesinin ardından genel başkan seçimi için net tarihi belirleyeceğiz. Hedefimiz 14-15 Kasım tarihlerinde kurultayımızı gerçekleştirmek. Takvimde bir aksama bulunmuyor, önümüzdeki günlerde resmi kararı alıp gerekli bildirimleri yapacağız."

"ÖZLALE ÇALIŞIYOR: YENİ İSİMLER TEYİT EDİLDİKÇE AÇIKLANACAK"

Ümit Özlale’nin gündeme getirdiği ve iktidarın önde gelen isimlerini içeren fon krizine ilişkin listenin akıbeti hakkında da bilgi veren Emre, teyit sürecinin hassasiyetle yürütüldüğünü kaydetti:

"Sayın Ümit Özlale bu alanda yetkin, akademik çalışmaları bulunan bir profesördür. Kendisine farklı kanallardan ulaşan kaynakları titizlikle araştırmaktadır. Tarafımıza bildirilen ve ifade edilen yeni isimler bulunmaktadır. Bizler teyit sürecinden emin olduğumuz anda bir saniye dahi beklemeden bu bilgileri kamuoyuyla paylaşıyoruz."

"SARAYIN MASASINDAKİ BELGELERE ERİŞİM ENGELLENİYOR"

Soruşturmanın şeffaf yürütülmemesinin bilgiye erişimi zorlaştırdığını vurgulayan Emre, denetim makamlarının tavrını eleştirdi:

"Soruşturmayı yürüten adli makamların veya iktidarın, Cumhurbaşkanı'nın masasında bulunan belgelere ve bilgilere ana muhalefet olarak aynı kolaylıkla ulaşmamız mümkün olmuyor. Yargı ve bürokrasi süreci sağlıklı işletmediği için bu verileri kendi imkanlarımızla teyit etmeye çalışıyoruz. Zaman zaman isim benzerliği gibi durumlar söz konusu olabiliyor; daha önce bir isim benzerliği yaşandığında arkadaşlarımız gerekli değerlendirmeyi yapmıştı. YENİ Parti'den hiç kimse kasıtlı olarak bir başkasına iftira atmaz. Burada tek amaç, kamu yararı doğrultusunda karanlıkta kalan noktaları aydınlatmaktır."

"BİRDEN FAZLA BAKAN YARDIMCISI VE BÜROKRAT MASADA"

Soruşturmanın derinleşmesiyle yeni isimlerin kamuoyuna yansıyacağını belirten Emre, parti bünyesinde oluşturulan çalışma grubunun mesaisini sürdürdüğünü aktardı:

"Soruşturma genişledikçe çok daha fazla isim göreceğiz. Tarafımıza birden fazla bakan yardımcısı, siyasetçi ve bürokrata ilişkin iddialar iletilmektedir; kimin hangi tarihte bu sisteme girdiği, kimin neyi olduğu anlatılmaktadır. Bizler emin olduğumuz anda bunları yeniden açıklayacağız. Parti olarak haftalık rutin 'Fon Krizi' başlığı altındaki toplantılarımızı ve tespit çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz."

Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’in AKP'ye geçeceği yönündeki iddiaların MYK toplantısında gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya yanıt veren Zeynel Emre, söz konusu transfer iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkladı:

"Bugün sabah itibarıyla kendisi Genel Başkanımıza ulaştı, bir vesileyle görüştüler. Böyle bir durumun olmadığını bizzat ifade etti. Tabii bizler o kadar çok süreçle ve siyasi operasyonla karşılaşıyoruz ki kamuoyunda bu tür söylentilerin çıkması ya da basının bunu sorması gayet olağandır."

"TÜRKİYE NÜFUSUNUN YÜZDE 70'İNİ BİZ YÖNETİYORUZ"

Yerel seçimlerde ulaşılan seçmen tabanının iktidar üzerinde baskı yarattığını vurgulayan Emre, elde edilen başarıyı şu sözlerle ifade etti:

"Son yerel seçimde tarihi ve başarılı bir süreç geçirdik. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 70'inin yaşadığı yerlerdeki belediyeleri kazandık. Neredeyse tüm kritik ve stratejik büyükşehirleri aldık. Bugüne kadar yerel iktidar olamadığımız, geçmişte 5 milletvekili çıkarılan yerde yalnızca 1 milletvekili alabildiğimiz bölgelerdeki belediyeleri kazandık; siyasette çok büyük bir sıçrama gerçekleştirdik."

"ANAYASAYA VE AİHM KARARLARINA UYMAYANLARLA MASAYA OTURMAYIZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yeni anayasa sürecine ilişkin "farklı kesimlerin uzlaşacağına dair umutluyuz" açıklamalarına yanıt veren Zeynel Emre, mevcut iktidarla bir anayasa sürecine girilmeyeceğini net bir dille ifade etti:

"Anayasa bir toplumsal sözleşmedir; bir arada yaşamanın kurallarını belirler. Ancak bu iktidarın yönettiği bir Türkiye'de böyle bir uzlaşma ikliminin yakalanabileceğine ihtimal dahi vermiyoruz. Halihazırdaki anayasayı tanımayan, AİHM kararlarını uygulamayan, yargı bağımsızlığını yok sayan, medyayı baskı altına alan, temel hak ve özgürlüklere saygı göstermeyen ve ülkeyi kutuplaştıran bir yapıyla anayasa masasına oturmamız veya bu sürece dahil olmamız söz konusu değildir. Kendi getirdikleri sistemi her anayasa değişikliğiyle daha da işlemez kılan bir anlayışla anayasa yapılamaz."

"BELEDİYELERE YÖNELİK BASKI, ŞANTAJ VE TEHDİTLER SÜRÜYOR"

Yerel yönetimler üzerindeki idari ve yargısal kıskaca dikkat çeken Emre, meclis üyelerine ve belediye başkanvekillerine yönelik yönlendirme çabalarının kesilmediğini belirtti:

"Nerede bir belediyemize, meclis üyemize ya da başkanvekilimize yönelik baskı, tehdit ve şantaj tespit edersek kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu baskıların sonu geldi mi? Hayır, kesilmedi. Farklı zamanlarda bu yöndeki teşebbüslerini sürdüreceklerini biliyoruz."

CHP adına yapılan Meclis grup belgelerine ilişkin açıklamalara da değinen Emre, "Bizim meşruiyeti bulunmayan 'butlan' yapılarla hiçbir bağlantımız olamaz. Varsa bir hak kaybı iddiası olan, yazar çizer, ilgililer bakar" yanıtını verdi.

"TÜRKİYE AKIL TUTULMASI YAŞIYOR"

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in tutuklanmasının ardından Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emre, yerel yönetimler birliğinde yaşanan süreci hatırlattı:

"Şu an itibarıyla belirlenmiş bir başkanvekili adayımız bulunmuyor. Süreci hatırlayın: TBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’ydu; Cumhurbaşkanı adaylığını ilan ettikten sonra tutuklandı. Yerine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar seçildi; 7-8 yıl önceki asılsız iddialarla o da tutuklandı. Ardından göreve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer getirildi; şimdi Vahap Seçer de tutuklandı. Biz aday gösteririz, seçilir veya seçilmez, üyeler takdir eder. Ancak Türkiye’nin asıl odaklanması gereken yer, bir yerel yönetim birliğinde dahi seçilmiş başkanların peş peşe tutuklanması garabetidir. Türkiye hızla bir akıl tutulmasına ve karanlığa doğru sürüklenmektedir."

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
YENİ Parti Emre Belözoğlu