Sadece Türkiye'de bulunan türlerin yüzde 58'i yok oluyor

Yerli tatlı su balıklarının yüzde 39'u yok olma tehdidi ile karşı karşıya. Endemik türlerin yok olma riski ise yüzde 58'e yükseliyor.

Sadece Türkiye'de bulunan türlerin yüzde 58'i yok oluyor

Türkiye’nin tatlı su balıklarının korunma durumunu ele alan geniş kapsamlı bilimsel araştırma, ülkenin su ekosistemlerindeki tehlikenin boyutunu ortaya koydu. Araştırma kapsamında incelenen 359 yerli türün yüzde 39’unun yok oluş tehdidi altında olduğu belirlendi. Bu oran, dünya genelindeki tatlı su balıkları için tespit edilen yüzde 26’lık risk seviyesinin üzerinde kaldı.

Yalnızca Türkiye’de yaşayan endemik türlerde ise tehdit oranı yüzde 58’e ulaştı. İncelemeler ayrıca altı balık türünün tamamen yok olduğunu gösterdi.

BAZI BALIK AİLELERİ DAHA YÜKSEK RİSK ALTINDA

Evrensel'de Özge Akdemir'in aktardığı araştırma sonuçlarına göre yok olma riski, belirli balık ailelerinde yoğunlaşıyor. Aphaniidae (dişlisazancıklar), Gobionidae (derekayaları), cüce kayabalıkları ve Cobitidae (taşısıranlar) gibi gruplar, sınırlı yayılış alanları ve özel yaşam alanı gereksinimleri nedeniyle yüksek risk taşıyor.

Avrupa yılan balığı ile mersin balığı türlerinin tamamı da en yüksek tehdit kategorisinde yer alıyor. Geçmişte yok olduğu belirlenen altı türden en az üçünün ortadan kaybolmasında ise istilacı balık türlerinin etkili olduğu değerlendiriliyor.

SU ÇEKİMİ, KURAKLIK VE KİRLİLİK TEHDİDİ BÜYÜTÜYOR

Çalışmada, tatlı su balıklarını tehdit eden insan kaynaklı baskıların başında su çekimi gösteriliyor. İklim değişikliği, kuraklık, kirlilik, barajlar ve akarsu yataklarına yapılan müdahaleler de balıkların yaşam alanlarını daraltan başlıca etkenler arasında sıralanıyor.

Tehlike altındaki türlerin yüzde 91’inin aynı anda birden fazla tehditle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Tür başına düşen tehdit faktörü sayısı ise ortalama üçün üzerinde.

Bu bulgular, türlerin korunması için tek bir baskıya odaklanmanın yeterli olmayabileceğini; su kaynaklarının kullanımı, habitat kaybı ve çevresel değişimlerin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

TÜR ÇEŞİTLİLİĞİNİN YÜKSEK OLDUĞU BÖLGELERLE RİSK ALANLARI FARKLI

Araştırma, toplam balık türü sayısının yüksek olduğu bölgeler ile yok olma tehdidi altındaki türlerin yoğunlaştığı alanların birbirinden ayrıldığını gösteriyor.

Karadeniz havzası ile Fırat ve Dicle nehir sistemleri en yüksek tür çeşitliliğine sahip bölgeler arasında bulunuyor. Buna karşılık, tehdit altındaki türler ağırlıklı olarak Güneybatı Anadolu’daki Göller Yöresi, Aşağı Asi Havzası ve İç Anadolu’nun kapalı havzalarında yoğunlaşıyor.

Bu ayrım, koruma çalışmalarında yalnızca toplam tür sayısının ölçüt alınmasının yetersiz kalabileceğine işaret ediyor. Tehdit altındaki türlerin dağılımının da dikkate alınması gerekiyor.

UZMANLARDAN HAVZA ÖLÇEĞİNDE KORUMA ÇAĞRISI

Araştırmada, tatlı su balıklarını ve sulak alanları korumak için tek tek bölgelerle sınırlı önlemler yerine havza ölçeğinde planlama yapılması öneriliyor. Uzmanlar, balık türlerinin ve sulak alanların geleceğini güvence altına almak için tekil alan koruması yerine havza ölçekli planlamayı öneriyor. Çevresel akışların korunması, su çekimlerinin sıkı denetim altına alınması ve istilacı türlerle mücadele edilmesi öncelikli adımlar arasında sayılıyor. Sınır aşan sular ve endemik canlılar dikkate alındığında, bölgesel iş birlikleri ve düzenli izleme çalışmaları kritik bir rol oynuyor.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Kuraklık Küresel Isınma