Eve hapsolan emeklinin imdadına bir sokak kedisi yetişti
Sosyal ve ekonomik şartlarla eve kapanan 80 yaşındaki Sayın çiftinin hayatı, 'Foça' adlı kediyle değişti. Sahiplendikleri papyonlu kedi, her gün yürüyüşe çıkardığı çiftin durağanlığını kırarak hayata yeniden karışmalarını sağladı.
Antalya’nın hareketli bir semt pazarının girişinde, perşembe günleri alışılagelmişin dışında bir sahne yaşanıyor. 80 yaşındaki emekli ziraat mühendisi Süleyman Sayın, elinde pazar arabasıyla tezgâhlar arasında alışverişini tamamlarken; pazarın girişinde onu sabırla bekleyen, boynunda özenle bağlanmış bir papyon taşıyan sekiz yaşındaki bir kedi var.

Sayın pazar yerinden çıkıp "Foça" diye seslendiğinde, kedi koşarak yanına geliyor ve ikili, aynı mahalledeki evlerinin yolunu tutuyor.
Türkiye’de milyonlarca emekli için ilerleyen yaş ve daralan sosyal imkânlar, günlük hayatı ev ile yakın çevre arasına sıkıştıran bir izolasyon yaratırken; Müge ve Süleyman Sayın çifti, bu kentsel durağanlığı sahiplendikleri bir sokak kedisi aracılığıyla aşıyor. Çiftin sekiz yıl önce hayatlarına dahil ettiği Foça, yalnızca bir evcil hayvan değil; aynı zamanda 80 yaşındaki iki bireyin sokağa, mahalleye ve aktif yaşama tutunmasını sağlayan bir sosyal köprü işlevi görüyor.

KAYALIKLARDAN APARTMAN DEPOSUNA UZANAN TESADÜF
Sayın çiftinin hayvanlarla kurduğu bağ yeni değil; Müge Sayın, daha önceki yıllarda evinde muhabbet kuşu beslediğini, ancak kuşun ölümünün ardından evde büyük bir eksiklik hissettiklerini belirtiyor. Daha yakın bir temas kurabileceği bir evcil hayvan arayışına giren Sayın'ın bu talebi, bir dizi tesadüfle gerçeğe dönüşmüş.

Foça'nın kökeni, ismini aldığı ilçenin deniz kenarındaki kayalıklarına dayanıyor. Anne kedi yavrularını bu kayalıklarda dünyaya getirdikten sonra, Sayın ailesinin bir alt komşusu yavruları Antalya'daki apartmanın giriş katında bulunan depoya taşıyor. Anne kedinin yavrularını yaklaşık bir ay boyunca bu depoda emzirmesinin ardından sokağa bırakılma aşamasına gelindiğinde, Müge Sayın devreye giriyor. Eşinin de onayını alarak sahiplendikleri kediye, doğduğu yere atıfla "Foça" ismi veriliyor. Müge Sayın, o dönüm noktasını, "Ondan sonra hayatımız çok değişti" sözleriyle özetliyor.

UYUM KRİZİ VE İNŞA EDİLEN YENİ RUTİN
Ancak her iki taraf için de bu yeni düzene alışmak başlangıçta pürüzsüz olmuyor. Süleyman Sayın, Foça'nın ilk aylarında oldukça yaramaz olduğunu ve bir adaptasyon krizi yaşadıklarını saklamıyor. Hatta çift, bir noktada "Biz bununla baş edemeyeceğiz, birisine verelim" düşüncesini bile masaya yatırıyor.

Fakat aradan geçen bir yılın ardından, ev içindeki dinamik tamamen oturmuş durumda. Çift artık kedinin her hareketinin bir talebe karşılık geldiğini okuyabiliyor. Süleyman Sayın, iletişim biçimlerinin nasıl somutlaştığını şu detayla aktarıyor:
"Su içeceği zaman odaya gelir, miyavlar ve lavaboya atlar. Ben avucumu açarım, avucumdan su içer."
Sabahları verilen yaş mamanın ardından sakinleşen Foça, çiftin kahvaltı rutinine izin veriyor. Geceleri ise evdeki aidiyetini, genellikle Müge Sayın'ın yanında uyuyarak veya ayrı bir odadaysa Süleyman Sayın'ı tercih ederek gösteriyor.
KENT YAŞAMINDA 2 KİLOMETRELİK BİR "SOSYALLEŞME" ROTASI
İleri yaş grubundaki bireyler için uzmanların en çok vurguladığı düzenli fiziksel aktivite gerekliliği, Sayın çiftinin hayatında Foça'nın talepleriyle zorunlu bir rutine dönüşmüş durumda. Her gün saat 11.00 ile 12.00 arasında başlayan bahçe mesaisi, yaklaşık iki saatlik bir dışarı çıkma seansını kapsıyor. Süleyman Sayın, kediyle birlikte her gün yaklaşık 2 kilometrelik sabit bir rotada yürüyüş yapıyor.

Çocuk parklarındaki banklarda geçen zaman dilimlerinde Foça, bazen bankta oturan Sayın'ın yanına, bazen de altına girerek etraftaki çocukları izliyor. Bir süre sonra çıkardığı seslerle sıkıldığını belli etmesi, ikili için eve dönüş zilinin çaldığı anlamına geliyor.
Bu günlük turlar ve perşembe günleri yapılan semt pazarı ziyaretleri, Foça'yı mahallenin tanınan bir figürü haline getirmiş durumda. Berberden terziye kadar mahalle esnafı tarafından ismen bilinen kedi, pazara giderken alışveriş arabasını gördüğü an güzergahı anlıyor. Pazar esnafının "Hoş geldin" diyerek karşıladığı kedi, kalabalığın içine girmeyip dışarıda beklemeyi tercih ediyor.
PAPYON: BİR MAHALLE BEKLENTİSİ
Foça'nın mahalledeki kimliğinin en belirgin parçası ise boynundaki papyonlar. Müge Sayın'ın küçüklüğünden beri takmaya başladığı ve sürekli değiştirdiği 10-15 farklı papyonluk bir koleksiyonu bulunuyor. Bu aksesuar, zamanla mahalle sakinleri için de bir beklentiye dönüşmüş. Süleyman Sayın, kediyi bir gün dışarıya papyonsuz çıkardığında komşuların, "Biz Foça'yı papyonsuz görmek istemiyoruz" diyerek duruma itiraz ettiklerini aktarıyor.
BİLGİSAYAR BAŞINDAN KAMUSAL ALANA
Ekonomik ve sosyal şartların emeklileri genellikle ev içi ve durağan bir yaşama ittiği bir dönemde, 80 yaşındaki bir ziraat mühendisinin dış dünyayla kurduğu temas, bir sokak kedisinin talepleri üzerinden şekilleniyor.
Foça'nın hayatlarındaki en kritik işlevini, kendisini harekete zorlaması olarak tanımlayan Süleyman Sayın, durumun net bir özetini yapıyor:
"Foça olmasaydı hayatımız çok sıkıcı olurdu. Ben bilgisayar başından kalkmazdım. O bizi dışarı çıkarıyor, yürütüyor, insanlarla iletişim kurmamızı sağlıyor."
Bir zamanlar baş edemeyip başkasına vermeyi düşündükleri sekiz yaşındaki kedi, bugün iki emeklinin fiziksel ve sosyal yaşamının merkezinde duruyor. Sayın çiftinin bu yeni yaşam formülüne dair nihai değerlendirmesi ise oldukça net:
"Onsuz bir hayatı düşünemiyoruz."
(DHA)
2 yavrusu olan anne kedi, 3 yavruya daha kol kanat gerdi