Karların içinden fışkırdılar: Tunceli'nin endemik çiçekleri bahar ile açtı
Tunceli'nin Ovacık ilçesinde karların erimesiyle birlikte kardelen, lale, iris, nergis ve daha pek çok endemik tür toprak üstüne çıktı. Munzur Dağları'nın karlı zirvelerini fon alan bu nadir manzara herkesi büyüledi.
Tunceli'nin Ovacık ilçesi bin 500 metre rakımıyla kışı çetin geçiren bir coğrafyada yer alıyor. Karların erimesiyle birlikte dereler coştu, meralar yeşillendi; dağlarda hâlâ kış sürerken ovalarda ilkbahar kendini gösterdi.
Konaklar, Ziyaret, Paşadüzü ve Çakmaklı köylerindeki tarlalarda baharın ilk habercileri toprak üstüne çıktı. Kardelen, sümbül, iris, lale, nergis, nevruz ve kar çiçekleri ovanın her köşesini renklendirdi.
Munzur Dağları'nın karla kaplı zirveleri ile ova tabanındaki çiçek tarlalarının aynı kadraja sığması, bölgeye özgü eşsiz manzaralar oluşturuyor. Bu doğal kontrast, fotoğrafçıların en çok aradığı görsel zenginliklerin başında geliyor.
Tunceli merkezi başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden gelen doğa tutkunları günübirlik gezilerle ovaları adımlıyor. Ziyaretçiler drone, cep telefonu ve fotoğraf makinesiyle bu nadir güzellikleri ölümsüzleştirmeye çalışıyor.
Yaklaşık 20 yıldır fotoğrafçılıkla ilgilenen Elazığlı Cem Ayden, yılın belirli dönemlerinde Ovacık'a geldiğini söyledi. Ayden, "Doğa deyince mayıs ayında Ovacık ve Tunceli çok ideal bir yer oluyor. Buradaki çiçek türleri çok zengin ve Ovacık'ta çok endemik tür var. Özellikle kardelenlerin çok çeşitli türleri var." dedi.
Gümüşhane'den gelen ve bitkiler üzerine araştırma yapan Merve Gençosmanoğlu, kayalıklarda iris, süsen ve ters lalelere, düz ovada ise çiğdem ve nevruzlara rastladıklarını anlattı. Gençosmanoğlu, "Bol bol çiçek fotoğrafladık. Yağmur olmasına rağmen eşsiz bir güzellik ve ışık var. Tamamen büyüleyici bir doğayla baş başayız ve burası cennetin giriş kapısı gibi bir yer." diye konuştu.
Gençosmanoğlu, bölgenin yalnızca fotoğrafçılar için değil bilim insanları için de önemli bir alan olduğunu vurguladı. "Tunceli'nin Ovacık ilçesi doğası ve endemik bitkiler açısından çok zengin olduğu için bütün bilim insanlarını da burayı incelemeye davet ediyorum." dedi.
Alperen Gençosmanoğlu ise Ovacık'a ilk gelişlerinde doğaya hayran kaldıklarını ve o günden bu yana rotalarını sık sık buraya çevirdiklerini anlattı. "Kendimizi bir anda pembe, bordo ve sarı çiçeklerin uçsuz bucaksız şekilde yayıldığı bir çiçek denizinin içerisinde bulduk. Çiçeklerin insana farklı duygular ve neşe katan bir boyutu var." diye konuştu.
Merve Gençosmanoğlu, bölgeyi ziyaret edeceklere yerel rehberler eşliğinde gezi yapılmasını önererek şu uyarıyı da iletti: "İnsanlar buralara geldiğinde çiçeklere basmadan ve koparmadan gezmeli. Çünkü bunlar sadece buraya özel endemik türler ve çok dar alanlarda görebiliyoruz." (AA)