Fatih Altaylı Okan Buruk'a yapılan operasyonu açıkladı
Galatasaray eski yöneticisi ve gazeteci Fatih Altaylı'dan Trabzonspor mağlubiyeti sonrası sürpriz bir Okan Buruk çıkışı geldi.
Süper Lig'in 6. haftasında Trabzonspor'a konuk olan Galatasaray sahadan 4-0 mağlup ayrıldı. Liderlik koltuğunu kaptıran sarı-kırmızılılarda teknik direktör Okan Buruk eleştiri oklarının hedefi haline geldi.
OKAN BURUK'A DESTEK
Taraftarlar, deneyimli teknik adamın istifasını talep ederken Fatih Altaylı'dan konuya dair ilginç bir değerlendirme geldi. Kendi internet sitesindeki köşe yazısında konuya değinen Fatih Altaylı, Okan Buruk'un görevinde kalması gerektiğini ifade etti.
"NE ZAMAN UZUN SÜRELİ BİR BAŞARI YAKALANSA MUTLAKA BİR OPERASYON OLUYOR"
"Dikkat edin, Galatasaray ne zaman uzun süreli bir başarı yakalasa, mutlaka teknik direktörüne yönelik bir operasyon oluyor" diyen Fatih Altaylı, Okan Buruk'a yönelik istifa çağrılarının doğru olmadığını vurguladı.
Fatih Terim ve Faruk Süren'e yapılanları hatırlatan Fatih Altaylı'nın sözleri şu şekilde:
Galatasaray Trabzonspor’a 4-0 yenildi. “Okan Buruk istifa” korosu yeniden faaliyete geçti.
Doğru, Trabzonspor yenilgisi büyük oranda Okan Buruk’a yazar ve Buruk’un Galatasaray’a geldiği günden bu yana en kötü maçıdır. Maça hazırlanmamış olmanın, rakibi okuyamamış, anlayamamış, rakibe çalışmamanın göstergesidir. M. Salah aynı golden iki tane atıyorsa, bu yüzde 100 teknik direktör hatasıdır.
Okan Buruk’un ruh halinin çok da iyi olmadığını da görüyoruz. Güler yüzlü, esprili, neşeli Okan Buruk gitti yerine sürekli gergin, saha kenarında acayip hareketler yapan ve hakemle dalaşan bir Okan Buruk geldi.
Galatasaray’ın ikinci bir Fatih Terim’e ihtiyacı yok. O Terim’in tarzıydı, Okan’ın tarzı değil. Bu gerginliği normal değil. Elbette 4 yıl üst üste şampiyon olup, 5. yıl hiç olmamış bir şeyi başarmaya yaklaşmanın verdiği stres var ama onun çaresi saha kenarında antipatikleşmek değil. Bu yükün psikolojik ağırlığı zorluyorsa psikoloğa ya da psikiyatra gidersin, hakemin üzerine değil.
Üstelik de bu maçın hakemi Türkiye ligi ya da Hacıosmanoğlu ligi standartlarına göre hiç de fena değildi.
Maçı tribünden izlerken bana mesaj atarak “Hakemin Okan’ı atması biraz ağır bir karar oldu” diyen fanatik Trabzonsporlu bir dostum, Sane’ye yapılan faulün de kırmızı kart olduğunu söyledi ama ben yine de hakemin hiç de fena bir yönetim gösterdiğini düşünmüyorum. Ayrıca da geçmişte Galatasaray’a karşı daha hatalı hakem kararları da oldu, her hakem hatasında Galatasaray teknik direktörsüz mü kalacak!
Evet bunlar Okan Buruk’a yönelik eleştiriler ve çok daha fazlası da mümkün ama bu “Okan Buruk istifa” demek değil. Dikkat edin, Galatasaray ne zaman uzun süreli bir başarı yakalasa, mutlaka teknik direktörüne yönelik bir operasyon oluyor. Terim 4 yıl üst üste şampiyon yaptı, Terim’e yönelik ve Başkan Faruk Süren’e yönelik operasyon başladı. “Naylon Süren” başlıkları atıldı, hakkında yalan haberler üretildi, işleri batırıldı. Aynen Erden Timur’a yapıldığı gibi. Süren’in hataları yok muydu, vardı ama başkanlıktan istifaya zorlanmasını gerektirecek bir durum yoktu. Terim’e İtalya’dan teklifler geldi. Fiorentina’da 8 ay, Milan’da 4 ay teknik direktörlük yaptı. Önemli olan orada kalması değil Galatasaray’dan gitmesi idi.
O yüzden de bugün “Okan Buruk istifa” demek Galatasaraylılık değildir. Geçmişte Süren ve Terim’e yapılanları tekrarlamak ve Galatasaray’a zarar vermektir. Erden Timur Galatasaray’dan uzaklaştırılarak zaten önemli bir zarar verilmişken, bir de Buruk’u hem de sezon ortasında yollamak çok akıl kârı değildir.
Bugün gerçek Galatasaraylıları rahatsız eden ne Okan Buruk’tur ne de her zaman alınabilecek bir Trabzonspor mağlubiyetidir. Trabzonspor bizi ilk kez yenmiyor. Muhtemelen son kez de değil. Futbolda bunlar olur. Alışığız. Namağlup şampiyon olacak halimiz yok.
Galatasaraylıları asıl rahatsız eden Dursun Özbek’in seçimleri. Özbek’i gerek 4 yıl üst üste şampiyonluk, gerekse tesisleşme konusunda başarılı buldum ve bu projeleri tamamlayabilmesi için desteklenmesi gerektiğini söyledim ama bu Özbek’in tercihlerinin Galatasaray camiasında tartışılmasının önünde engel değil.
Seçimlerden önce Özbek, Ahmet Yüce, Özer Saraçoğlu ve benim birlikte yediğimiz bir yemek çok konuşuldu. O yemeğin hiç de düşünüldüğü gibi bir ajandası yoktu. Seçimle ilgili olarak o yemekte Başkan Dursun Özbek’e benim tek söylediğim “Yönetimini oluştururken kimseyi dinleme, işe yaramayan adamları genel kurulda oy potansiyelleri var diye yönetime alma, iş yapacak, göreve layık adamları seç. Merak etme, seçimi kaybetmezsin. Kimsenin seçim şantajına boyun eğme” dedim.
Başka da “ciddi” bir şey konuşulmadı.
Bugün geldiğimiz noktada Galatasaraylılar bir mağlubiyetten veya bir galibiyetten daha çok Özbek’in geçmiş tercihlerinden rahatsız.
Kamuoyuna her yansıyan “önemli” soruşturmada mutlaka Özbek’in “seçtiği” adamlardan biri karşımıza çıkıyor. Elbette suçludur, suçsuzdur bilemeyiz. Kimseyi yargılayacak halimiz yok. Umarız hepsi aklanır.
Ama İBB soruşturması deniyor, oradan Dursun Özbek’in tercihlerinden biri çıkıyor.
Bahis soruşturması deniyor, oradan Özbek’in tercihlerinden bir diğeri çıkıyor.
Borsa soruşturması deniyor. Yine Dursun Özbek’in tercihlerinden biri ile karşılaşıyoruz.
Diyeceksiniz ki, “Başka kulüplerin yöneticilerinin ya da destekçilerinin de adı geçiyor”
Olabilir. O, o kulüplerin üyelerinin sorunu.
Galatasaray’ınki ise benim.