Kılıçdaroğlu tedbir kararı kalkınca kurultaya gidecekmiş! CHP Lideri Özel'in tarihi çağrısına da yanıt verdi

Kemal Kılıçdaroğlu, istinafın tartışmalı tedbir kararı kalkınca kurultaya gidileceğini söyledi. Fakat net bir tarih vermedi. Kılıçdaroğlu, CHP Lideri Özel'in 2 milyon üye genel başkanı seçsin çağrısına da kapıyı kapattı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Kılıçdaroğlu tedbir kararı kalkınca kurultaya gidecekmiş! CHP Lideri Özel'in tarihi çağrısına da yanıt verdi

Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayın tedbir kararı kalktıktan sonra yapılacağını söyledi. Tedbir kararının ne zaman kalkabileceğine dair bir görüş de belirtmedi. Kılıçdaroğlu, polis müdahalesi ile genel merkeze giden kendisine yakın vekillere talimat vermediğini, o vekillerin kendi kararları ile gittiğini söyledi. Genel merkeze polisin girmesine ilişkin talebinin de kendisine yakın vekillerin içeri alınmaması nedeniyle talep edildiğine dönük açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, kurultay olursa da genel başkan adayı olup olmayacağı sorusuna, “Allah kerim” dedi.

Kılıçdaroğlu, mutlak butlan davasına dönük siyasi dava eleştirisini kabul etmedi. Geçmişteki Can Atalay gibi benzeri davalar ile benzeşmediğini iddia etti

Halk TV'yi güvenilir kaynağınız olarak eklemek için tıklayın

Tartışmalı mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Başkanlığı görevine döndüğü söylenen Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı’nın ilk gününde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, kurultay tartışmalarından parti meclisinin toplanmasına, CHP Genel Merkezi’ndeki polis müdahalesinden CHP Lİderi Özgür Özel ve MHP Lideri Devlet Bahçeli ile olası temaslara kadar birçok başlıkta açıklama yaptı.

"TEDBİR KALKSIN YAPALIM"

Kılıçdaroğlu, kurultay çağrılarına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Kurultay yapacağız arkadaşlar. Kurultaysız bir parti olur mu? Kurultay yapılacak. Tabii bunun için kurultayın yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı var. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır yani sorun yok."

TEDBİRİN KALKMASI UZUN SÜRERSE SORUSUNA BÖYLE YANIT VERDİ

Tedbir kararının uzun sürmesi hâlinde kurultayın ertelenip ertelenmeyeceği sorulan Kılıçdaroğlu, konuyu hukukçularla değerlendireceklerini söyledi:

"Şimdi onu hukukçular biliyor. Ben de hukukçu arkadaşlara söyledim. Dedim ki kurultayın olması yönünde zaman zaman ifadeler, talepler, dilekler bize yansıyor. Biz bunu en kısa sürede nasıl yapabiliriz diye. Onlar bize, "Tedbir kararı olduğu sürece bunu yapamazsınız ama tedbir kararı kalktıktan sonra kurultayı yapabilirsiniz" dediler. Biz de tabii bakalım yani ne olacak. Dediğim gibi daha olayın bütün ayrıntılarını arkadaşlarımla beraber görüşmedim. Yani onlarla oturup görüşmemiz lazım. Her şeyi genel başkan biliyor diye bir düşüncede değilim. Kuşkusuz bu hukukçuların alanında, onların bilgi alanında. Hukukçu arkadaşlarla bir araya geleceğiz, oturacağız, konuşacağız. Nedir, en kısa sürede kurultayı nasıl yaparız, kurultayı nasıl gerçekleştiririz, bunları yapacağız yani."

ÖZGÜR ÖZEL'İN TARİHİ ÇAĞRISINA YANIT

CHP Lideri Özgür Özel’in “iki milyon üyeye soralım, genel başkanı seçelim” çağrısı da Kılıçdaroğlu’na soruldu. Kılıçdaroğlu, genel başkan seçiminin kurultayla yapılacağını söyleyip bu çağrıya kapıyı kapattı:

"Genel başkanın nasıl seçileceği belli. Siz kurultayı devre dışı bırakamazsınız. Genel başkanları kurultaylar seçer."

GRUP BAŞKANLIĞI SORUSUNA YANIT

Kılıçdaroğlu, CHP Lideri Özel'in grup başkanlığı statüsünün düşmesini talep etmişti. Kılıçdaorğlu, Özel’in grup başkanlığına ilişkin tartışmaya ise doğrudan girmek istemediğini belirtti:

"O konulara girmiyorum arkadaşlar. Her şeyin yasal zeminde yapılması lazım. Yasa… Yasa dışına çıktığınız andan itibaren parti olarak da kişi olarak da sorunlarla karşılaşırsınız. Her şeyin yasal zeminde yapılması lazım. Eğer siz yasaları tanımazsanız yaptığınız işlemlerin tamamı hukuksuz kalır. Dolayısıyla her şeyin yasal zeminde yapılması… Grup başkanlarının seçilmesi, grup başkanvekillerinin seçilmesi, kurultayların yapılması, kurultaylarda delegelerin seçilmesi, efendim parti meclisinin seçilmesi, bütün bunların hepsinin hukuk zeminde yapılması lazım. Hukukun dışına çıktığınız zaman olmuyor yani. Biz de hukuk içinde her şeyin yapılmasını, yapılmasına özen gösteriyoruz."

CHP Parti Meclisi’nin 1 Haziran’da toplanıp toplanmayacağı sorulan Kılıçdaroğlu, toplantı ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi:

"Büyük bir olasılıkla toplayacağız. Büyük, büyük bir olasılıkla toplayacağız. Bir halkla buluşmamız var, ondan sonra da işte parti meclisini doğal olarak toplayacağız. Merkez Yönetim Kurulu'nu belirleyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz."

Özgür Özel’in aynı gün Ankara’da programı olacağı hatırlatılan Kılıçdaroğlu, olası bir buluşma sorusuna yanıt verdi:

"Olabilir, olabilir tabii, tabii. Olabilir, bilmiyorum. Daha dediğim gibi o konuları çok fazla görüşmedim. Yani bir de bayram trafiği o kadar yoğun ki arkadaşlar; yani telefonlar, gelenler, gidenler vesaire falan filan... Dolayısıyla hani böyle oturup da bir sağlıklı strateji belirleme ortamı henüz olmadı yani. Onun için benim arkadaşlarımla görüşmem lazım.

Yani CHP'nin bir başka özelliği var; biz her şeyi genel başkan tek başına karar vermez, danışır mutlaka. Partinin içinde çok farklı görüşlerde arkadaşlarımız vardır. Hukukçu arkadaşlara danışmak zorundasınız. Bölgelerdeki eğilimlere bakmak zorundasınız. Onlarla konuşmak zorundasınız. Yani sağduyuyla, sağlıklı bir çerçevede bakmak zorundasınız. Şimdi ben kalkıp size "şunu yapacağız, bunu yapacağız" değil; her şeyi hukuk içinde yapacağız. Hukuk kuralları içerisinde yapacağız. O çerçevede yolunu, yöntemini belirleyeceğiz."

AKP İLE BAYRAMLAŞMA AÇIKLAMASI

AKP ile yeniden bayramlaşma kararına ilişkin Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Cumhuriyet Halk Partisi bütün partilerle bayramlaşır. Partide bayramlaşma ekipleri diğer partilerle konuşurlar, o çerçevede bir program belirlerler. O çerçevede karşılıklı bayram ziyaretleri gerçekleşir."

ERDOĞAN TELEFON AÇTI MI?

Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan ile telefon görüşmesi yapıp yapmayacağı sorulan Kılıçdaroğlu, kısa bir yanıt verdi: Hayır, hayır, hayır.

CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesi ve avukatının partinin boşaltılması için bildirimde bulunması hakkında Kılıçdaroğlu şunları sarf etti:

"Cumhuriyet tarihinde, CHP'nin kurulduğu tarihten bu yana hiçbir milletvekili genel merkeze gittiği zaman kapılar kapatılmamıştır. Niye böyle düşünmüyorsunuz? Bir CHP milletvekili, bir CHP grubu, 5 kişi, 6 kişi, 10 kişi, 15 kişi milletvekili CHP Genel Merkezi'ne gittiği zaman, CHP Genel Merkezi'nin kapısı o milletvekillerine nasıl kapatılır?

Tarihinde CHP Genel Merkezi'nin kapıları kapanmamıştır, kilitlenmemiştir. CHP Genel Merkezi'nden dışarıya taş atılmamıştır. Bolu Belediye Başkanı gelip Genel Merkezin önünde beni protesto ettiğinde, "Arkadaş eğer arzu ederse genel merkeze gelsin çay ısmarlayayım" dedim.

Böyle bir yapıdan siz çıkıp da "Ben kapıları kapatacağım" derseniz olmaz, kapılar kapanmaz. Bir partinin kapıları halka kapanamaz, milletvekillerine kapanamaz. Böyle bir şey yoktur, bizim tarihimizde yoktur. En çok tartışmaların olduğu parti CHP'dir. Yüzyılı aşkın bir geleneği vardır. Ama CHP Genel Merkezi'nin kapıları asla ve asla tarihinde ne milletvekillerine ne başka vatandaşlara asla ve asla kapanmamıştır. Kapanamaz!

Kapanması ne demektir? Hangi gerekçeyle kapanıyor? Kimse bu soruyu sormuyor. Ya bu partinin kapıları niye kapandı? Ve hangi gerekçeyle CHP milletvekilleri CHP Genel Merkezi'ne giremiyor? Bir akıl tutulması var. Açarsınız kapıyı, çağırırsınız, çay kahve ikram edersiniz "Buyurun arkadaşlar" dersiniz. Ya insani davranışlar varken birbirimizi kırmanın ne mantığı var Allah aşkına ya? Ne mantığı var?"

CHP Lideri Özel yönetiminin, verdiği randevu saatini riayet edilmemesi hakkındaki soruya Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"O ayrı. Bakın bu bunun bir gerekçesi olamaz. Bir CHP milletvekili CHP Genel Merkezi'ne gittiği zaman kapı açılır. Bunun gerekçesi olamaz. "Niye buraya geldin?" sorusu sorulamaz. İl başkanı, ilçe başkanı, kurultay delegesi, bir CHP'li veya sade bir vatandaş CHP Genel Merkezi'ne geldiğinde kapılar kapanamaz. Orası parti ya, Cumhuriyet Halk Partisi burası. Sıradan bir parti değil. Adı Halk Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi. Kapatıyorsunuz kapıları... Ne demek kapanması ya? Ne demek kapanması?

Böyle bir şey olur mu? Açarsınız, çay kahve ikram edersiniz, "Hoş geldiniz" dersiniz. Toplantı salonuna alırsınız, şikayetleri varsa dinlersiniz. Ya arkadaşlar bunlar sadece yeni değil, benzer olaylar çok oldu ama hiçbir zaman CHP'nin kapıları kapanmadı. Hepsi alındı içeriye, hepsiyle oturuldu onlarla konuşuldu, dertleri nedir dinlendi. E şimdi siz kalkıyorsunuz kapıları kapatıyorsunuz ya! Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey. Hiçbir partide görülmemiş bir şey, bakın. Siyasal iktidar, Türkiye'deki siyasal yapılaşmaya baktığınızda hiçbir dönemde olmayan bir gerçekle karşılaşıyoruz. Ne demek ya? Bir partinin kapısı mı kapatılır vatandaşlara, milletvekillerine?

Bunun, bunun mutlaka haklı gerekçelerinin anlatılması lazım. Çıkıp "Biz şu gerekçeyle milletvekillerini CHP Genel Merkezi'ne almadık" diye haklı gerekçelerin anlatılması lazım. CHP Genel Merkezi bir şey daha söyleyeyim, 24 saat açıktır. Nöbetçi vardır."

Polis müdahalesinden önce temas kurulup kurulmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, uzlaşma girişimlerinin sonuçsuz kaldığını iddia etti:

"Arkadaşlar gidiliyor, konuşuluyor, temas kuruluyor, "Alın içeri" deniyor. Eğer istiyorsanız "Sadece CHP milletvekilleri gelsin" deniyor. Görüşmek istiyorlar, bir uzlaşmak istiyorlar. "Hayır efendim olmaz" diyorlar. "Olmaz" diyorlar. Bu olmaz arkadaşlar, bu olmaz! Bir partinin kapıları vatandaşa da, CHP milletvekillerine de kapatılamaz, sürgülenemez. Ne demek ya böyle bir şey olur mu?"

Özgür Özel’in, “Eğer öğlen randevusu olsaydı, ben partiyi Murat Karayalçın'a emanet edip çıkardım polise bırakmak yerine” sözleri de Kılıçdaroğlu’na soruldu. Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:

"CHP milletvekilleri randevu alarak gelmezler CHP Genel Merkezi'ne arkadaşlar. Burası devlet dairesi değil, burası parti. Siz karıştırıyorsunuz bunları. Burası parti! Partiye her saatte, her zaman herkes gelebilir. Protesto etmeye de gelebilir. Partiye protesto etmeye de gelenler de oldu. Çıkıp da bir şey mi söyledik? Onları dövdük mü? Hayır efendim, hayır.

Ya demokrasiye inanacaksınız ya baskıcı rejimden yana olacaksınız. Biz demokrasiye inanıyoruz. İnsanlar protesto edebilirler, gayet doğal. Zaten siyasetin doğasında vardır bu. Beğenmediği bir konuyu vatandaş şikayet eder, protesto eder. Ama siz kalkıp da bunları farklı bir yere oturtursanız... "Almam içeriye..." Ne demek almam ya? Orası kimsenin babasının malı değildir. Orası kimsenin mülkiyetinde değildir. Orası halkındır, halka ait bir yerdir orası."

POLİS ÇIKSIN TALİMATI VERDİNİZ Mİ SORUSUNA YANIT: SÜREÇLERİ BİLMİYORUM

Polisin geri çekilmesini isteyip istemediği de sorulan Kılıçdaroğlu, sürecin ayrıntılarını bilmediğini söyledi:

"O süreçleri bilmiyorum arkadaşlar. Samimi söylüyorum, bilmiyorum. Yani ne oldu, ne bitti, neler yapıldı vesaire falan filan... Ben de izledim, yani içim burkularak izledim. Bunlar olmamalıydı yani. Niye oluyor bunlar? Bunlara niye izin veriliyor yani? Girseydi milletvekilleri içeriye ne olacaktı? Kavga mı çıkacaktı yani? Kim?

Kaldı ki bakın ondan sonra Müslim Sarı Bey gayet makul, gayet dengeli bir açıklama yaptı "Biz buraya gelmedik" dedi. Adnan Beker'in orada ne işi var ya? Adnan Beker'in otobüsünün orada ne işi var? Adnan Beker'in militanlarının orada ne işi var ya? Bir akıl var ya, akıl! Bunların orada ne işi var? Bunların çoğu partili değil! Taş atmak için mi, olay çıkarmak için mi, CHP'yi yaralamak için mi? Bunlara nasıl güveniyorlar ya? Bunları nasıl partiye sokuyorlar?

Ahlaki, sorunlu olan bir kişinin CHP Genel Merkezi'nde ne işi var ya? "Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy vermedim" diyen bir insanın orada ne işi var? Kabul edilemez. Doğru değildir, ahlaki değildir. Onların aklıyla giderseniz, işte bu tablo ortaya çıkar. Onların aklıyla değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin aklı, mantığı ile gideceksiniz, tarihsel birikimi ile gideceksiniz. Vatandaşı seveceksiniz, vatandaşın şikayetlerini dinleyeceksiniz. Bunu yapacaksınız. "Ben yapmam, ben etmem, içeriye almam, seni kovarım..." Ya orası parti arkadaşlar. Siz her vatandaştan oy istemek zorundasınız. Sizin görüşünüze katılır veya katılmaz ama gidip oy isteyeceksiniz o vatandaştan. "Bana oy ver" diyeceksiniz. Size nasıl oy verecek?

Ya ben kızdığım zaman bile beni dinliyorlar. Sabırla dinliyorlar, sonuna kadar dinliyorlar, kendi düşüncelerini aktarıyorlar. Ne demek ki bu partide bir sorun yok? Bize kızmıyorlar, bize bağırmıyorlar. Vatandaş kızdığı zaman biz vatandaşa mı kızacağız? Hayır, hayır. Dolayısıyla o ortamı yaratmak asla ve asla doğru değil. Asla ve asla! Partiyi halka ve milletvekillerine kapatmak asla ve asla doğru değil. Bunlar doğru değildir. Yazıktır, günahtır. Bir partide bunlar olmaz.

Bakın CHP'nin, az önce de söyledim, biz çoğu şeye itiraz ederiz. Yani CHP'liler bir şey olur itiraz ederler. Ama belli pozisyonda, yönetici pozisyonunda olanlar o itirazları sonuna kadar dinlerler. Sözünü kesmezler. CHP'nin geleneğinde bu vardır. İtiraz eder, dinlersiniz. "Dur sen sakın konuşma, nasıl itiraz..." denmez bu. Tam tersine dinlerler, sakin dinlerler, sonra görüşlerini aktarırlar. Ben diğer genel başkanlardan bunu öğrendim.

E şimdi siz birdenbire celalleniyorsunuz, kızıyorsunuz, bağırıyorsunuz. Ne oldu ya, ne oluyor ya? Partinin hukukuna uyacaksınız. Partinin hukukuna uymazsanız olmaz. Bunlar yapılmadığı takdirde olmaz. Bir grup başkanvekili nasıl seçilir? Bir grup başkanı nasıl seçilir? Efendim bir mecliste, divanda oturacak arkadaşlar nasıl seçilir? Partinin tüzüğü vardır, partinin yönetmeliği vardır, partinin gelenekleri vardır. Şimdi bunları bir köşeye atıp da "Ben kendim yaptım ve bunları uygulayacağım" diyemezsiniz arkadaşlar. Diyemezsiniz. Dediğiniz zaman ne olur? Yargıya başvurulduğu zaman hepsi çözülür. Çünkü yargıç bakacak. Neye bakacak? Yasaya bakacak, yönetmeliğe bakacak, tüzüğe bakacak. Genelge varsa ona bakacak, ona göre karar verecek, "Sen buna uymak zorundasın" diyecek. Ki bunlar çıkarken de, bu dediğim hukuk metinleri çıkarken de genel başkan oturup kendi hukuk metnini yazmaz. Hukukçular yazarlar bunu, siyasi partiler yasasına bakarlar. Arkasından bu metin belli organlar tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Genel başkan değil, belli organlar tarafından. Örneğin Parti Meclisi onaylar, ondan sonra yürürlüğe girer.

Siz buna uymadığınız takdirde Parti Meclisi'ni de dışlamış oluyorsunuz. Organları da dışlamış oluyorsunuz. Şimdi bunun çok iyi anlatılması lazım. Medyanın, üzülerek de ifade edeyim, medyanın tek taraflı yayın yaptığını gayet iyi biliyorum. Niye böyle bir yayın yapıyor, ben onu da bilmiyorum. Hangi gerekçeyle bu yayını yapıyorlar, onu da bilmiyorum. Hakkımda ya Allah akıl fikir versin, ya hiç söylemediğim sözler, hiç düşünmediğim şeyler yazıldı, çizildi... Bilmem, ben bazen okuyorum "Ya Allah Allah ben bunu nerede söyledim? Ne zaman söyledim?"... Yani bunlardan çıkmak, halka doğru bilgileri verecek medya. Doğru bilgileri verecek. O tarafa danışıyorsa bu tarafa da danışacak. Doğru, ben demiyorum "Biz hiçbir zaman hata yapmadık", öyle bir şey asla demedim. Eksiğimiz de olabilir, hatamız da olabilir, hepimiz insanız sonuçta. Ama birisi hatamızı hatırlattığında teşekkür ederiz ona. Demek ki bu hatayı bize hatırlatıyor yani. Yoksa ona kızmayız "niye bana bunu hatırlatıyorsun" diye."

"İŞ MAZBATA DEĞİL"

Kılıçdaroğlu’na, mazbatasının bulunmadığı hatırlatıldı. Kılıçdaroğlu, meselenin mazbata değil, yargı kararlarına uyulması olduğunu söyledi:

"Arkadaşlar, iş mazbata değil. İş mazbata değil. İş hukuk kuralları içinde, hukuk kuralları içinde belli şeyleri yapmaktır. Siz yargı kararının üstüne çıkamazsınız. Yargı kararını bir köşeye atayım diyemezsiniz. Yargı kararlarına uyacaksınız. Nedir mesela? Biz Anayasa Mahkemesi'ne gidiyoruz değil mi bir yasa dolayısıyla? Anayasa Mahkemesi iptal ediyor onu. Türkiye Büyük Millet Meclisi diyebiliyor mu "Hayır ben o yasayı düzeltmeyeceğim"? Tarihinde var mı örnek? Yok. Ona uymak zorunda. Tekrar Anayasa Mahkemesi kararı böyle verdiyse, o yasa metnini ben düzelteceğim diyor, düzeltiyor yani. Biz de hukuk kuralları varsa mahkeme kararlarına uyacağız.

Ben hukukçu değilim. Bir an önce, benim elimde olsa ben yarın sabah da kurultaya giderim".

Mahkeme kararlarını tanıyıp tanımadığı yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi:

"Bir dakika arkadaşlar. Hukukçu olmadığım için ben bilmiyorum. Bilmiyorum yani, ama hukukçulara soracağız. Nedir, ne değildir, ne zaman gideriz, nasıl yapılır, nasıl yapılması gerekir? Sorarız onlara."

BU DAVALAR SİYASİ DEĞİL Mİ SORUSUNA YANIT

Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş kararı hatırlatılan Kılıçdaroğlu, bu kararların uygulanmamasını doğru bulmadığını söyledi:

"Bakın, o kararların uygulanmamasını doğru bulmadığımı her zaman söyledim. Onlar siyasi davalar. Siyasi davalar. Düşüncesinden ötürü içeriye atıldı bu insanlar. Bunlar hırsızlık yapmadılar, yolsuzluk yapmadılar, bir şey yapmadılar. Düşüncelerinden ötürü, siyasi görüşlerinden ötürü içeriye alındılar. Bir kişinin görüşünden ötürü hapse atılmasını asla doğru bulmadım. Kişiyi düşüncesinden ötürü nasıl suçlarsınız? Nasıl hapse atarsınız? Bunları asla doğru bulmadım, kendilerini de ziyaret ettim. Bugün de aynı kanaatteyim. Yani dün farklı, bugün farklı değil. Bugün de aynı kanaatteyim. Hiç kimse düşüncelerinden ötürü hapse atılamaz, tutuklanamaz, gözaltına alınamaz. Düşüncesine katılırsınız, katılmazsınız o ayrı bir şey. Ama siz düşünceyi yasakladığınız andan itibaren toplumsal gelişmeyi sınırlamış olursunuz. Dün yasak olanı bugün hep beraber kabul ediyoruz. Dün yargının yasakladığı şeyi bugün hepimiz kabul ediyoruz. Onlar farklı şeyler. Siyasi tutuklular farklı şeyler.

Şimdi bu olay farklı bir şey. Bu olay farklı bir şey. "Siz bir kurultayı parayla satın alamazsınız" diyor. Yargı bunu söylüyor. Ben değil. Ben çıkıp böyle bir şey söyledim mi bugüne kadar? Hayır. Ama yargı diyor. Yargı söylüyor bunu."

Kararın kesinleşmediği hatırlatılınca Kılıçdaroğlu, mahkemenin kararını esas aldığını söyledi:

"Arkadaşlar ben mahkemenin kararını söylüyorum. Ben illa kesinleşti demiyorum ama kararın getirdiği nokta bu. Mahkeme bunu söylüyor. Söyleyenler kim? Herhangi bir partili mi? Hayır. Kim? CHP'liler. Onlar söylüyorlar. Hani dışarıdan hiçbirisi geldi, partiye bağlı olmayan birisi geldi tanıklık yaptı, yok öyle bir şey. Başka bir partiden geldi birisi tanıklık yaptı, öyle bir şey de yok. Yapan kim? Partililer. "Para dağıttılar" deniyor. Bu olamaz arkadaşlar. Olmaz, olmaz, olmaz. Bunlar olmaz. Ahlaki değerleri, bakın çıkışta söylemiştim geçen gün söylemiştim: Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşundaki ahlaki kodlara yeniden kavuşmak zorundadır, nokta. Yeniden kavuşmak zorundadır."

Özel’in, butlan kararını CHP’ye yönelik operasyonların adımlarından biri olarak nitelendirmesi sorulan Kılıçdaroğlu, tartışmaya girmek istemediğini söyledi:

"Arkadaşlar ben Özgür Bey'le özel bir tartışmaya girmek istemem."

ADAYLIK SORUSUNA YANIT

Kurultay yapılması hâlinde aday olup olmayacağı sorulan Kılıçdaroğlu, kapıyı kapatmadı:

"Arkadaşlar kurultay hele bir olsun. Hele bir yolunu açın. Allah kerim ondan sonra. Hiç meraklanmayın siz."

O VEKİLLERE TALİMAT VERMEMİŞ

Milletvekillerinin randevu saatinden önce genel merkeze gitmesi için talimat verip vermediği de Kılıçdaroğlu’na soruldu. Kılıçdaroğlu bu iddiayı reddetti:

"Hayır, milletvekillerinin gidişi talimatı benden değil. Benden değil. Arkadaşların CHP Genel Merkezi'ne gitmek için CHP'nin eski genel başkanından izin mi alması gerekiyor?"

Randevu saatinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, ayrıntıları halkla buluşmada anlatacağını söyledi:

"O randevu ayrı. Randevu ayrı. Randevu ayrı. Görüşülür, her zaman görüşülür. Her zaman görüşülür. Bunların ayrıntılarını ben 'halkla buluşmada', halkın da duyması lazım, partililerin de duyması lazım. Sizin henüz daha bilmediğiniz pek çok ayrıntıyı halkla buluşmada anlatacağım. Herkes gerçekleri görmek zorundadır, herkes gerçekleri anlamak zorundadır. Mahkeme kararı çıkmasaydı hiç anlatmayacaktım.

Mahkeme kararı çıktı, ben bütün gerçekleri halkımla, partililerimle paylaşmak zorundayım. Bu noktaya geldik."

Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmenin yalnızca bayramlaşma amacı taşıdığını söyledi:

S"ayın Bahçeli aradı, teşekkür ettim kendisine. Doğal olarak her bayramda bir şekliyle bayramlaşıyorduk. Sayın Bahçeli’nin öyle kibar bir özelliği var. Arar."

Görüşmede sürece dair bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Yok hayır, sadece bayramlaşma. Sadece bayramlaşma. Zaten bayramlaşmada başka konular doğal olarak konuşulmaz, görüşülmez. Onların iyi niyetleri, mesajları oluyor; bizim de iyi niyetlerimiz, mesajlarımız oluyor. Karşılıklı teşekkür ederek telefonları kapatıyoruz."

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Kemal Kılıçdaroğlu Özgür Özel Mutlak butlan