Özgür Özel'den 'Partiden ayrılacak mısınız' sorusuna yanıt: CHP'yi TGRT'cilere bırakamayız
Son dakika haberi... Halk TV yayınına katılan Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, butlan yönetiminin 9 CHP'li vekili disipline sevk ederek iktidara dokunulmazlıkları kaldırın mesajı verdiğini vurguladı. Özel partiden ayrılmayacaklarını vurguladı.
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkemenin tartışmalı mutlak butlan kararının ardından ilk kez Halk TV yayınında gazeteciler Bengü Şap Babaeker, Kürşad Oğuz ve Gökmen Karadağ'ın sorularını yanıtladı.
Seçilmiş CHP Lideri butlan yönetiminin 9 CHP'li vekili ihraç istemiyle disipline sevk ederek iktidara 'dokunulmazlıkları kaldır' mesajı verdiğini söyledi.
Partiden ayrılıp ayrılmayacaklarına ilişkin ise Özgür Özel, "Partiyi TGRT'cilere bırakamayız." dedi.
ÖZGÜR ÖZEL BUTLAN SONRASI İLK KEZ HALK TV'DE
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP kurultayına ilişkin davada verdiği 'mutlak butlan' kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler parti yönetimine getirildi.
Kılıçdaroğlu ekibinin göreve geldikten sonra attığı ilk çarpıcı adım, MYK kararıyla CHP'li 9 milletvekilini kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmek olmuştu.
Söz konusu kararın parti tüzüğüne aykırı olduğu belirtilirken seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ekibinden olan 27 CHP'li Parti Meclisi üyesi görevinden istifa ederek tüzüğe uygun olarak 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gidilmesi gerektiğini belirtti.
Tüm bu gelişmeler ışığında CHP Lideri Özgür Özel, mahkemenin 'mutlak butlan' kararının ardından katıldığı ilk canlı yayın olan Halk TV'de gazeteciler Bengü Şap Babaeker, Kürşad Oğuz ve Gökmen Karadağ'ın sorularını yanıtladı.

"TEK SUÇUMUZ PARTİNİN BİRİNCİ OLMASI"
Özgür Özel CHP'ye yönelik alınan tutumun tek nedeninin AKP'ye 24 yıl sonra zafer elde etmek ve partinin tüm anketlerde birinci gelmesi olduğunu vurguladı.
"Bizim suçumuz; Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Ve kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olmak." diyen Özgür Özel sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben bunu kurultayda söylemiştim. Kurultayda dedim ki; "Eğer Bülent Ecevit gibi, ikisi yerel ikisi genel 70'li yıllarda girdiği 4 seçimden de bu partiyi birinci çıkardı, yerel olsun genel olsun, eğer partiyi birinci yapmazsam ertesi gün kongreye götüreceğim ve aday olmayacağım" demiştim. Biliyorsunuz partimiz 13 kez seçim kaybetmemize rağmen hiçbir seçimden sonra bir kurultayla güven tazelememiş, özeleştiri yapmamış ve bu konuda sert eleştirilere muhatap olan bir partiyken ben bu sözleri söylediğimde büyük bir duygusal kopuş vardı seçmenle aramızda. Çünkü Cumhuriyet'in 100. yıl seçimini kaybetmiştik. Kesin kazanmamız gereken bir seçimi kaybetmiştik ve kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik.
Seçmen diyordu ki "Daha da sandığa gitmeyeceğim." Onu bırakın emekli öğretmenler öğretmenevine çıkmıyordu yani. Gençler partiye gelmiyordu, yolda birbirini görmeden geçiyordu yan yana Cumhuriyet Halk Partililer. Başlar o kadar öne eğikti.
O süreçte biz dedik ki bir değişim yapacağız, "CHP değişirse Türkiye değişecek" dedik. Değişim kurultayına gittik ve sıraladık neler yapacağımızı. Çok uzatmayacağım, ne dediysek de yaptık. Sizin yayınlarınızda ne anlattıysak; gençler dedik, kadınlar dedik, bilime güvenmek dedik, ölçme değerlendirme dedik, dijital demokratik katılım dedik, ön seçim dedik, yeni tüzük dedik, yeni program dedik, kadınlara alan dedik ve işte tüzüğümüzle birlikte kadın kotasını %50'ye, eşit temsile 3. kurultayda gelecek dedik. Ne dediysek yaptık."
"Diyorlar ki "Ya kurultayda ne oldu?" Kurultayda şu oldu; kurultaydan önce sevgili Muharrem İnce'nin bir lafı vardı. Kulağı tırmalıyor ama etkisi de fena bir laf. Ve buna da birçok kişi "doğru doğru doğru" diyordu. Diyordu ki "Atatürk kalkacak gelecek, bu delegeyle bu seçimi kazanamaz." Yani benim bu seçimi kazanamayacağımı, kendisinin de iki sefer bunu deneyip yapamadığını söyledi. Sonra da kutlama için aradığında da "Genel Başkanım kutluyorum, ben yapamadım sen yaptın" dedi bana yani." diyen Özgür Özel sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama Muharrem İnce'nin lafı: "Atatürk kalksa gelse bu delegeyle bu seçimi kazanamaz"dı. Öyle bir delege desteği vardı. Ne oldu? Ben hep şunu savundum sizin yayınlarınıza çıktığımda da, bütün yayınlarda da: Göreceksiniz delege ikna olacak. O delege nasıl ikna oldu? Dedim ki; komşusu ikna edecek, berberi ikna edecek, torunu ikna edecek, evden uğurlarken kızı ikna edecek. Ve kurultay salonunu hatırlıyorsunuz, yayındasınız o sırada... Bazı sloganlar zoraki atılır, büyümez salonlarda, meydanlarda; uğraşırsın uğraşırsın büyümez. Bazısı da böyle birden, hani saman alevinin yayılması gibi yayılır.
Ben o sırada, daha konuşmama da vakit var ama yavaş yavaş yaklaşıyor... Şöyle solda yukarıda bir yerden "Delege sokağın sesini dinle" diye bir slogan duydum. Bütün salonu sardı ve gün boyu susmadı o slogan. Siz oradaydınız... Hep birlikte orada salondaki işte 8 bin kişi, 10 bin kişi delegeye "Delege sokağın sesini dinle" diye diye kendi sesini duyurdu.
Şimdi o delege, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanını seçimle değiştirebildi. Ve o değişimin sonucunda biz göreve geldik. O değişimde ne vadettiysek yaparak ve doğru bir yöntemle; hep anlattım, 255 bin anketle aday belirleyip 355 bin anketle adayları sahada takip ederek... O zamanlar dalga geçenler olmuştu "Yapay zekadan yararlanarak belli yöntemlerde, millet işte yapay zekanın adayları mı var?" Yok. Anketi dinliyor yapay zeka; eğer orada bir yalan, hile hurda varsa durduruyor anketi, onu söylemiştik o zaman.
Bütün olanaklardan... Partinin seçim müziği rastgele birine verilerek yaptırılmadı. Tarif edildi nasıl bir müzik istediğimiz. 18 firma geldi, konkur verdi. Onlara ilk önce brifing verildi, geldi konkur verdi. Seçici heyet 6'ya, 4'e indirdi. MYK'nın da katıldığı bir şekilde karar verildi. Aklınıza gelecek partinin reklam filmleri... Tamamı en profesyonel şekilde hazırlandı, hep izlediniz ve hep odak gruplar tarafından kararlaştırıldı. Yapılıp da yayınlanmayan filmimiz var. Bütün filmlere "Eğer yayınlarsak tam parasını, yayınlamazsak maliyetini veririz" dedik."
"AK PARTİ'NİN HİÇ BEKLEMEDİĞİ BİR ŞEY YAPTIK"
"AK Parti'nin hiç beklemediği bir şey yaptık." diyen CHP Lideri Özgür Özel şöyle konuştu:
"Nüfusun %65'ine, ekonominin %85'ine hizmet edecek şekilde seçimleri kazandık. Ve budur bizim esas işlediğimiz suç. Ve bu geceki seçim sonucunu kabul edemeyenlerle, yani "Tek adam rejimi değişmesin" diyen mutlak sultancılarla, partide yaptığımız değişimi hazmedemeyen mutlak butlancıların bir araya gelmesi sonucunda, aylarca yıllarca da devam eden bir sürecin sonucunda, dünya kadar iftirayla, dünya kadar yalancı tanıkla... Ve bir mahkeme kararı yok. Normalde ceza hukuk davasını beklemez, ama hukukun ceza davasını beklemesi lazım. Beklemeden, nasıl olduğunu bildiğimiz Adalet Bakanlığı yönetiminde, oradaki hakimlere, üç hakime nelerin söylendiğini ve bizzat Adalet Bakanı tarafından neyin söylendiğini de biliyorum. Yapılan bir işle Türkiye siyasetine görülmemiş —yani askeri darbe dönemlerinde herkese birden yapılıyor— ama seçici bir darbeyle geleceğin iktidarına, nasıl geçen sene 19 Mart günü geleceğin Cumhurbaşkanına darbe yapıldıysa, geleceğin iktidar partisine darbe yapıldı ve dört kurultayın mazbatasını almış Genel Başkan... Dört kurultayın mazbatasını almış Genel Başkanın mazbatalarına hiçbir şey olmadığı halde, bir mahkeme kararıyla bundan beş önceki kurultayda, 2020’de yapılan, maskelerle yaptığımız seyircisiz kurultayda seçilen Genel Başkana "Sen Genel Başkansın, bu kurultay ile ilgili bir karar verdik ve diğerlerini yok sayıyoruz" dediler."
"SUÇUMUZ İSRAİL VE ABD'NİN PLANINA KARŞI ÇIKMAK"
"Buradan bütün vatandaşlarımıza soruyorum; ben bu kurultayda Kemal Bey’le yarıştım, kazandım. Sonra bu kurultayların üçünde de geçerli oyların tamamını verdiler çünkü parti büyük saldırı altındaydı. Ama velev ki ben bu kurultayı kazandım ya... Bu kurultayı ya da bu kurultayı veya son kurultayı kaybetseydim, yerime yarışsaydık ve Bengü Hanım seçilmiş olsaydı; şu anda CHP’nin Genel Başkanı Bengü Hanım olsaydı, "mutlak butlan" kararıyla Kemal Bey’i göreve getirenler getirdiğinde, bu kurultayda olan neyse Bengü Hanım’ın suçu neydi? O dört sene sonra geldi ve Özgür Özel’i yendi.
Ne kadar büyük bir hukuksuzluğun, ne kadar büyük bir akıl tutulmasının ve ne kadar büyük bir hukuk tanımazlığın içinde olduğumuzu görmek açısından şunu bir hatırlamak lazım:
Benim suçum, ekibimizin suçu; seçim kazanmak, AK Parti’ye tehdit oluşturmak. Devamını söyleyeyim mi? Amerika’nın, İsrail’in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği o düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek."
"BUTLAN İKTİDARA DOKUNULMAZLIKLARI KALDIR MESAJI VERDİ"
Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin 9 CHP'li milletvekilini kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmesindeki asıl amacın, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak olduğunu vurguladı.
Butlan yönetiminin CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın, kendisinin ihracına ilişkin değerlendirmenin daha sonra yapılacağına dair açıklamasıyla ilgili bir soruya da yanıt veren Özgür Özel, kendisine yönelik halk desteğinin atanmış yönetimin de farkında olduğunu, bu yüzden kendisiyle ilgili bir adım atılmadığını belirtti.
CHP Lideri'nin butlanın ihraç hamlesiyle ilgili değerlendirmesi şu şekilde:
"Bir kere şöyle bir şey var; toplumun gösterdiği dayanışmayı, sahiplenmeyi görüyorlar, onun toplumsal tepkisini şu anda göze alamamışlar. İnşallah bir süre sonra kendilerince toplum bizi sahiplenme noktasında onların beklediği gibi bir gevşeme olursa o zaman yapacaklar. Şimdi yapsalar hani toplumun bize verdiği desteğin zaten kendilerine de çok ciddi bir rahatsızlık yarattığı ortada onu yapıyorlar. Dünkü ihraçlar şundan dolayı; dünkü ihraçların iki yönü var: Bir tanesi bugün yapılacak Parti Meclisi'nden hemen önce Parti Meclisi'ndeki çoğunluğumuzu elimizden almaya çalışmak, birincisi bu.
Ama burada çok ayıplı bir durum var, affedemeyeceğim bir durum var o da şu; ihraçları anlatırken oradaki seçilmemiş sözcü, atanmış sözcü şöyle söylüyor: "Bu arkadaşlarımız" diyor dokuz kişi, "bunlar" diyor "yargının karşısına gidecekler, orada" diyor "yargılanacaklar, aklanırlarsa gelecekler." Ya düşünebiliyor musunuz siz ne zamandan beri kendi partinizin milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılacağını dilinizin altındaki bakla olarak söylüyorsunuz? Bu arkadaşlarımız milletvekili. AK Parti gelip bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırmayı göze alıp dillenemiyor çünkü partiye yapılanın açık bir siyasi saldırı altında olduğu ortada.
Ben şimdi herhangi bir dosyanın detayından girip size anlatsam, mesela Muhittin Böcek nasıl ifade vermiş, nasıl zorlanmış, ne yeminler etmiş, halen daha ne mesajlar yolluyor yanına avukatlar çağırıp... Ben ne kadar dikkatli bir üslup takip ediyorum Muhittin Böcek'e karşı çünkü o bizim ölmüş ferdimize iftira atmış durumda, daha büyüğünü yapamaz. Ama ben onun 21 tane hap içerken 105 gün boyunca entübe yatmış, çıkmış birisi olarak kendi kardeşi Şadi Bey'in cenazesini hep anlattığı kendi Şadi Bey'in eşine kadar benim gösterdiğim sevgiyi, saygıyı, sahiplenmeyi bilen biri olarak ben onun ne zorluklarla o iftiralara zorlandığını ve altının nasıl boş çıktığını ve buradakilerin nasıl çıldırdığını biliyorum.
Ama şimdi ya siz nasıl olur da, nasıl olur da yıllardır dünya kadar itirafçı gibi her bir tanesi şimdi teker teker teker dökülüyorlar, Ekrem Başkan'dan helallik istiyorlar, "savcı beni zorladı" diyorlar. Daha dün Pınar Türker'in itirafçı olması için ne zulümler gördüğünü ağlaya ağlaya izledi Türkiye. Siz böyle böyle ortaya çıkartılmış dosyaları sanki adil bir yargı varmış gibi görüp hem yargılanan arkadaşlarınız için arınma deyip onları partiden uzaklaştırmayı belediye başkanlarıyla ilgili düşünüyorlar.
Hem de ya milletvekili ki o milletvekillerinin her birisi bu partinin en popüler, en partiyi sırtında taşıyan arkadaşlarımızın arasındadır. Bu arkadaşlarımızı hem hukuksuz biçimde yani açıkça yazıyor Parti Meclisi milletvekilleri ancak ve ancak Parti Meclisi tarafından ihraç edilebilir. Parti Meclisi'nde çoğunlukları yok diye MYK'dan ihraç yapıyorlar. Yani mesela şey gibi bu yani... Öyle bir şey ki; mesela Adalet ve Kalkınma Partisi'nin mahkemede bolca yapıyorlar ama düşünün yani örneğin asliye hukuk mahkemesi ağır cezanın hakimini beğenmeyip "ben bu yargılamayı asliye ceza mahkemesinde yapacağım, ben beğenmedim burada yapacağım" demesi gibi bir iş.
Bir güvence var milletvekili için biri siyasi hesapla seni MYK'yı oluşturdu gücüyle atmasın, atamasın, en azından buna Parti Meclisi yani delegenin seçtiği Parti Meclisi karar versin denen bunu yapmayıp MYK'dan kendi kendilerine kendilerinden oluşturdukları MYK ile haksız hukuksuz şekilde hem atacaksın, bu kanun tanımazlığı yapacaksın yani olmayacak bir işe kalkışacaksın, hem de ondan sonra o arkadaşların şeyini söylerken yakında yargılanacaklar diyerek hükümete bu arkadaşların dokunulmazlığını kaldırın, biz de öyle istiyoruz mesajını vereceksin. Bu öyle böyle bir iş değil, bu öyle böyle bir iş birliği değil. Ve orada kim yapacak onu? Kim yapacak? Bu kadar dünya söz hukuksuzluğu yapan hakimlere, savcılara sen arkadaşlarını ittireceksin yargılansınlar diye yapacaksın. Belki onların da benzer zulümler görmesine, hapse atılmasına falan sebebiyet verecek bir şeyi açacaksın bir kapıyı, cehennemin kapaklarını kendi arkadaşların için sen açacaksın... Bir de utanmadan sıkılmadan çıkıp televizyonlara parti sözcüsü diye orada unvan kullanacaksın. Bir partinin sözcüsünün kim olacağına seçilmiş PM'si içinden MYK'sı seçilir, o MYK da Parti Meclisi'nde oylanır öyle karar verilir. Bugün mutlak butlan kararı parti tüzüğünü ortadan kaldırmamıştır. Parti tüzüğünde tedbir yoktur. MYK, PM'de güvenoyu almadan göreve başlayamaz. Bunu biz getirdik, bu demokratik çaba bizim taahhüdümüzdü değişimciler olarak. Ve ben bütün MYK'larımı PM'de onaylattıktan sonra göreve getirdim kendi taahhüdüm olarak. En son tüzüğe yazdık. Tüzük ayakta, tüzükte tedbir falan yok. Hukuksuz bir MYK oluşturmuş, hukuksuz bir şekilde çıkmış bir de utanmadan sıkılmadan rezalet bir şekilde kendi arkadaşlarını AK Parti yargısının kucağına atmanın teaser'ını veriyor veya toplumsal olarak böyle bir beklentiyi yaratacak ilk adımı atıyor. Yazıklar olsun, yazıklar olsun."
"HALK TV'NİN HEDEF GÖSTERİLMESİ KABUL EDİLEMEZ"
Mahkeme kararıyla göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Halk TV'yi hedef almasıyla ilgili soruya Özgür Özel, şöyle yanıt verdi:
"Halk TV tarihin doğru tarafında duruyor, demokrasinin tarafında duruyor. AK Parti ile birlikte girişilmiş olan bir darbeye sessiz kalmadı. Onun için Halk TV’ye... Ama yani Halk TV’ye bu kadar kötülük, geçmişte Halk TV’den bu kadar iyilik görmüş birisi tarafından böyle hedef gösterilmesi gerçekten kabul edilebilecek bir şey değil."
Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerin gazetecilere yönelik 'sarı zarf' ithamları ile ilgili de konuşan Özgür Özel, "TGRT ekranlarında aylarca basın mensuplarına sarı zarf veriliyor iftirası atıldı. Bugün tutmuşlar bir gazeteciye utanmadan sarı zarf veriyor diyorlar. O rezil adamı herkes kınıyor ama, o kişi parti sözcüsünün Whatsapp grubunu kuran kişi. Senin danışmanın o, adı belli, sanı belli, senin Whatsapp grubunu açan kişi o." dedi.
FAİK ÖZTRAK HAKKINDA
Faik Öztrak'ın kendilerine yönelik söylemlerine de yanıt veren Özgür Özel, Tekirdağ Milletvekili hakkında şunları söyledi:
"Faik Öztrak 'Meclis kurulmadan biz buradaydık, üstümüze meclis kuruldu' diyor. 'Özgür Özel kim ki bir bahçıvanın torunu, emekli öğretmen çocuğundan Genel Başkan mı olur' diyor. Faik Bey'in yukarıdan bakan o kibirli bakışı var ya, milletin bana evladı gibi bakması o kibirli bakışın telafisidir. O bizi küçük gören, hakettiğimiz değeri biçen o Faik Bey'in anlatıp ikna edemedikleri biz ikna ederek partiyi birinci yaptık. Faik Bey gelsin Tekirdağ'da sokakta yürüyelim."
"SAHADA ÖFKE VAR"
Müslim Sarı'nın Kılıçdaroğlu'na yönelik tepkinin dineceğine dair söylemleri ile ilgili soruya da yanıt veren Özgür Özel, "Sahadaki duygu öfke. Bizim işimiz sahanın duygusunu anlamak. Ben sahada bu sefer, İzmir'de ilk görmüştüm ve arkadaşlara dedim ki: 'Ben bu kadar büyük bir öfkeyi böyle bir otobüsün üstünden hiç deneyimlememiştim.' Büyük bir öfke, büyük bir hayal kırıklığı var ve hep meydanlara şunu söylüyorum: 'Öfke sözleri söylemeyin, bu öfkenizi mücadele azmine çevirmemiz ve bir enerjiye dönüştürmemiz lazım, bizim buradan partimizi güçlü çıkarmamız lazım.' Bu öfke, böyle dedikleri gibi mesele sürece yayılıp sönümlendirilirse bir duygusal kopuşa, bir apatiye (yani dönüp de artık siyasetle ilgili bir beklentisi kalmamasına) ve Cumhuriyet Halk Partisi'nden bütün ümidi kesmeye yol açar, en tehlikelisi budur." dedi.
"MESELE ÖZGÜR ÖZEL KILIÇDAROĞLU MESELESİ DEĞİL"
"Ben size şunu söyleyeyim; burada mesele net olarak söylüyorum Kemal Bey'le Özgür Bey meselesi değil. Mesele Tayyip Bey'in rejimiyle Türkiye'nin demokrasi meselesi. Tayyip Bey'i yeniden seçtirmek için oluşturulmuş bir yol haritasını, patikayı yürüyenlerle "biz bu oyunu bozacağız" diyenlerin mücadelesi var." diyen Özgür Özel halk desteğinin kendilerinde olduğunu şöyle dile getirdi:
"Biz bugüne kadar 250'nin üzerinde miting yaptık. Saraçhane'deki ilk yedi geceyi bir kenara koyuyorum; Maltepe'den başlayarak her hafta sonu bir ilde, her Çarşamba akşamı bir ilçe değişiyle 110 miting yaptık. 40 tane tematik miting yaptık, yani 22'si tematik 18'i halk buluşması 40 tane tematik miting yaptık ve seçim mitingleri yaptık. Her mitingin ana konusu emekliler, emekçiler, gençler, esnafın sorunları, gittiğimiz ildeki çiftçilerin ya da hayvancılıkla uğraşanların sorunları. Biz Maltepe'de... Bakın Saraçhane'de %100 tepkisel mitinglerdi. Maltepe'de %30 ekonomi %70 tepki konuştuk ama sonra o %30 tepkisel miting %70 ekonomi konuştuğumuz mitinge döndü. Bugün emeklilerde %55-56'lık bir oranla Cumhuriyet Halk Partisi konuşuluyorsa emekliyi konuştuğu içindir. Burada bize yapılmaya çalışılan Cumhuriyet Halk Partisi'ni kendi içinde kavga ettirmek, mümkünse bölmek ve iktidara yürüyen bir partiden kendi içinde iktidar kavgasında olan bir partiye dönüştürmek.
Ve meselenin özü; 20 bin liralık emekli maaşını, 28 bin liralık asgari ücreti, çiftçi yaşının 57'ye çıkmış olmasını, çiftçinin yıllık ortalama kazancının 19 bin lira olmasını ve bir yanda herkese kaynak bulunurken işte küçük esnafa, KOBİ'ye kaynak bulunamamasını... Bunların meselesi bizim Cumhurbaşkanlığı aday ofisinin, bu kalkınma perspektifiyle ortaya koyduğu şehir şehir özellikle işte Denizli'den başlayarak, Gaziantep'ten başlayarak, Bursa'dan başlayarak yepyeni bir kalkınma modelini anlatmamıza mani olmak. AK Parti'nin planı bu. AK Parti yoksa ne olacak? AK Parti'nin sorunu şu: Özgür Özel'le AK Parti'nin iktidarını bir dönem daha devam ettirmesinin pazarlığını yapamamak. Yoksa biz ülkenin yararına her konuda her şeyi...
Bana geçen gün birisi çıkmış, dün mü evvelsi gün mü, "Efendim CHP dış politika konuşmalı." Ya ne diyorsunuz siz arkadaş? Cumhuriyet Halk Partisi 13 yıl boyunca yurt dışına üç kere gidilmiş, Sosyalist Enternasyonal'e Genel Başkanı gitmemiş, orada görev yapmamış; ben Sosyalist Enternasyonal'de başkan yardımcısı olmuşum. Bütün dünyadaki kardeş partilerimizle sağlıklı ilişkiler kurulmuş... Bir yandan da işte şu anda bugün bir PM toplantısına katılan bir arkadaşa dahi dış politikada görev teklif etmişiz ki yani bu parti bir yerlere gelsin, doğru işler yapsın diye. Namık Tan'ıyla, İlhan Uzgel'iyle ama toplam Türkiye dış politikasına çok doğru yerlerden bakan çok önemli heyetlerle inanılmaz çalışmalar yapılmış. Edirne'den dışarıya gidilmemiş bir anlayış, Cumhuriyet Halk Partisi'nin işte dış politikasını osunu busunu falan... Ne? İktidar ağzı. Ne? Milli Savunma. Bugüne kadar Milli Savunma politikalarında Yankı Bağcıoğlu gibi herkesin çok "Milli Gemi" projesinin içindeki başındaki, "Milli Fırkateyn", "Milli Muhrip" gemisi bunların içindeki başındaki insanların partiye kattıklarını hiç görmeyenler, geçmişte bunları ağzına almayanlar ya da işte Türkiye'nin savunma sanayii konusunda 1973'lerden TUSAŞ'ımızdan bizim dönemimizden beri gelen ve üstüne konan her şeyin kıymetli olduğu bir meseleyi kıymetlendirip onlarla kavgalı olup savunma sanayiindeki başarılara duyarlı gençlerin, seçmenin tepkisini üstüne çekmeyi başarmış olanlar; bu süreçteki doğru ve hakkaniyetli pozisyonumuzu görmeyip iktidar ezberiyle konuşmaya devam ediyorlar. Akıl alır gibi değil ya."
KILIÇDAROĞLU'NUN OSMANLI SÖZLERİ HAKKINDA
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Osmanlı ile ilgili sözlerinin iktidarın söylemlerini hatırlatmasıyla ilgili sorulan soruyu da yanıtlayan CHP Lideri Özgür Özel şöyle konuştu:
"Ya tabii yani benim gördüğüm şöyle bir şey var; iktidarın diliyle uyumlanıp iktidarın yargısının verdiği desteğin sürmesi... Yarın öbür gün işte iktidarın orada çizilen... Ya bir kere biz "Yurtta Barış, Dünyada Barış" demiş, komşusunun bir karış toprağında gözü olmayan ama toprağımıza göz koyanın da gözünü oyacak kadar kararlı olan bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk anlayışındayız. Misak-ı Milli sınırlarımız var bizim ve biz Rusya'yla Soğuk Savaş sırasında komşu olmuş, Batı ittifakının parçası olmuş ve doğru bir denge politikasıyla Türkiye'yi doğru yerde tutmuş, İkinci Dünya Savaşı'nın dışında tutmuş, Soğuk Savaş döneminde doğru pozisyonlanmayla sürdürebilmiş, NATO'nun en güçlü ikinci ülkesinin sahibi; Suriye'nin, Irak'ın, Ermenistan'ın aynı anda sınır komşusu olan bir ülkeyiz ve bu ülkenin dış politikasının maceracı olmaması gerektiği, barışçıl olması gerektiği, dünyadaki denklemleri doğru analiz etmesi ama başkasının planının parçası olmaması gerektiğini biliyoruz.
Şimdi o Trump'ın düzdüğü methiyeler ya da Trump'a düzülen methiyeler... Barack'ın bize verdiği yani "Erdoğan'ın da olmayanı biz ona vereceğiz, bizim Trump akıllı adam, meşruiyet verecek, Türkiye'de meşruiyeti yok, Amerika'dan meşruiyet vereceğiz ama her şeyi alacağız" yaklaşımı ve sonrasında da işte o Neo-Osmanlıcılık, onun dediği merhametli monarşi, burada demokrasi çok... Bu cümlelerle uyumlanmayı gerçekten çok üzülerek dinledim. Ama şöyle yorumlamak isterim yine de; şu anda bize karşı AK Parti yargı kollarının husumeti, saldırısı —ki onlar için de bir tehdit olduğumuzu bildikleri için de en acımasız, en aksız bir şekilde ve en hukuksuz bir şekilde üstümüze geliyorlar, saldırmaya devam edeceklerine bir şüphem yok ve onları hem cesaretimizle hem de böyle boyun eğmeyen tutumumuzla kahretmeye de devam edeceğiz— ama şu kadarını söyleyeyim: Oralardan medet uman ve o dile uyumlanan parti içindeki bu mücadeleyle ilgili iktidar desteğini sağlamaya çalışan bir teşebbüs olarak görmeyi, diğer tarif ettiğiniz gibi görmeye tercih ederim. Varsın olan yine bana olsun ama Cumhuriyet'in kurucu partisi için onu duymamış olalım yani. Daha ne diyeyim bunun üzerine, diyemeyeceğim."
"MESELE TAYYİP ERDOĞAN'LA MİLLET ARASINDADIR"
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP ile ilgili meselelerin içinde değiliz sözleriyle ilgili de konuşan Özgür Özel şöyle konuştu:
"Tabii mesela çeşitli siyasi partilerde, mesela MHP'de paldur küldür il başkanlıkları, teşkilatlar kapatılıyor. "Ben biz burada yokuz" diyor muyum? Veya bir başka partide bir kavga olduğunda herhangi bir parti "biz varız yokuz"... Bu açıklama ihtiyacı nereden doğmuş? Bal gibi içindeler, göbeğindeler. "Bütün AK Parti aynı düşünüyor" demiyorum. Ama tam ortasındalar.
Akın Gürlek, Erdoğan'dan aldığı talimatla ya da yapacaklarına Erdoğan'a "peki" dedirterek yaptıklarının bir sonucudur bu. CHP'de ne yaşanıyorsa AK Parti yargı kolları ve Erdoğan'ın rızası, talimatı ya da onayıyla yapılmaktadır. Tam göbeğindeler. Millet de bunu gördüğü için, bunun Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılan bir siyasi operasyon olduğunu gördüğü için dün grup toplantısında 23 dakika "biz bu işin içinde yokuz" diye anlatıyor.
Ömer Çelik çıkıyor... Normal şartlarda "siz bu işin içinde yoksunuz" da bütün Türkiye'deki kamu hukukçularının "ya bu yırtık" diyor, "bu yırtık hızla dikmezsek kamu düzeni diye bir şey kalmayacak, böyle bir davada istinaf aşamasında tedbir mi olur, sonuç doğuran tedbir kararı mı olur arkadaşlar?" diyorlar. Bizimkiler de o kararın üstüne oturmuş burada işte parti yöneticiliği oynuyorlar.
Delegenin vermediği yetkiyi, delegenin gidip de "siz değil bunlar yönetecek" dediği, verdiği kararı hiçe sayıp Akın Gürlek'in verdirdiği kararla partide sözcü, genel başkan yardımcısı, hani imkan bulsalar grup başkanvekili bilmem ne falan olmaya kalkıp bunu içine sindirebilecek bir noktada duruyorlar.
Tayyip Erdoğan bu işin tam göbeğindedir. Mesele Tayyip Erdoğan'la millet arasındadır. Partide bu AK Parti yargı kollarının açtığı imkanla şu anda pozisyon tutmuş arkadaşlar da bunların verdiği bu alandan yararlanarak acaba biz kalabilir miyiz, partide kalıcı olabilir miyiz'in hesabını yapmaktadırlar. Tenezzül meselesidir."
PARTİDEN AYRILACAK MI?
"Bahsedilen Tayyip Bey'inki gibi bir apartmanın en üst katında kurduğu partiden söz etmiyoruz. Bahsettiğimiz partinin ilk kongresi Sivas Kongresi kabul edilen bir parti. Bu parti kolay kolay terk edilecek, bırakılacak bir parti değil. Bize karşı yapılanlar Türkiye'de bir seçim sistemi var. Tüm dünyadaki gibi itiraz ve kesinleşme üzerine kurulu.
3 yıl önce yapılmış kurultayı yok sayıp 6 yıl öncesine ışınlayan ve geçen yıl zamanı geldiği için tekrar örgütlenip yapılan kurultayı da yok sayan bir istinaf kararı var. Bunun hiçbir meşruluğu yok. Kendisine verilen talimatla tedbir kararı alarak işi çözümsüz bir noktaya getiriyorlar. Buradakiler de bunlardan bulduğu yüzle 'kurultay yapmayacağız' diyerek, bizi partiyi bırakıp gitmeye zorluyorlar sözüm ona. Siz bu partide seçimde yenilmişsiniz, sonra dönüp hiçbir girişimde bulunmamışsınız, siz 1 Nisancı olarak anılıyorsunuz.
Ferdi yoğun bakımdayken Ferdi hakkında karikatür çizenler çikolata dağıtıyorlar Genel Merkez'de. Bu partinin pırıl pırıl evlatlarına öldükten sonra iftira atılmasına, iftira atanlarla kol kola girilmesine üzülüyorum. Bu yüzden de biz Atatürk'ün emanetini TGRT'cilere bırakamayız, onların iftiralarını meşrulaştıranlara bırakamayız."
Tarihin en büyük saldırısında partimi yüzde 36 oyla ayakta tutup bugüne getirmişiz. Partinin yönetimine AKP yargı kolları tarafından atananlar bu partiye pis diyorlar, arınacağız diyorlar, arkadaşlarımıza hırsız diyorlar. Bu yapılanlar ve söylenenler, bir siyasi partide ikbal için yapıyorsanız, parti CHP olmasa ve gençlerin umudu buna bağlı olmasa 'alın, lanet olsun, sizin olsun' diyesi geliyor insanın. Ama bırakamayız. TGRT'ye teslim olanlar mı AKP'yi yenecek? Biz bunu bıraktığımızda birisi bununla AKP'ye mücadele edecek olsa neyse. Bu oyunu bozmak durumundayız."
MANSUR YAVAŞ HAKKINDA
Kılıçdaroğlu cephesinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı aday gösterme isteğinde olduğu yönündeki iddialarla ilgili de konuşan CHP Lideri Özgür Özel şunları söyledi:
"Niye öyle? Şimdi Mansur Bey ilk günden samimi, dürüst ve değerli bir tutum aldı. Dedi ki: "Ya, bu butlanla olmaz." Aslında Mansur Bey bunu geçmişte de söyledi, çok haberleşince çok üstüne gitmemişti.
Dedi ki: "Böyle ben butlanla mutlanla olursam ben siyaseti bile bırakırım." dedi. Şimdi de hep söylüyor, söylemeye de devam ediyor. Mansur Bey diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi bölünmemelidir." Bakın bu da çok kıymetli bir yaklaşım. "Cumhuriyet Halk Partisi birbirine düşmemelidir ve Cumhuriyet Halk Partisi sorununu çözmelidir." Bunun için de samimi gayret gösteriyor. Ama Mansur Bey'e mesela işte diyorlar ki: "Mansur Bey gelsin bizim tarafımızda olsun, biz onu aday yapalım."
Mansur Bey böyle bir adaylaşmanın hak ettiği gibi bir adaylaşma olmadığını ve toplumun beklediği tarz bir adaylaşma olmadığını bildiği için buna karşı durduğu için, şimdi "Mansur Bey'i de yaparız, Özgür Bey'i de yaparız." Bakın ben açık söyleyeyim; bana değil adaylık, cumhurbaşkanlığının tapusunu verseler ben böyle bir ilkesizlik üzerinden kendimle ilgili bir alvere girmem. Beni kendileriyle karıştırıyorlar.
Ben zaten bunu yapacak olsaydım bana yıllarca konforlu bir muhalefet liderliği koltuğu teklif ettiler ya da onlar gibi gider AK Parti'yle anlaşır, işte koalisyon ortağı olur, bakanlıklar alır bilmem ne falan yapabilirdik. Ama kardeşim biz bunu yaparsak bize umut bağlayan bu kadar insanın, yollarda bizi bekleyen 80 yaşındaki teyzesinden, görünce heyecandan selfisini çektiremeyip eli titreyen 15 yaşındaki gencine kadar bu kadar insanın umutlarını ben nasıl perişan ederim ya?"
"İMAMOĞLU'NA ÖZGÜR ÖZEL'İ TASFİYE EDELİM DEDİLER"
19 Mart'tan sonra Kılıçdaroğlu'nun tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret ederek "Özgür Özel'i aramızdan çıkaralım, birlikte hareket edelim" dediği yönündeki iddialara da değinene Özel, Kılıçdaroğlu'na yakın isimlerin temaslarda bulunduğunu söyledi.
Özel şöyle konuştu:
"Bana geldiler, dediler ki: 'Kemal Bey'i destekleyen 500'ün üzerinde delege var. 1 Nisan'dan sonra bir kurultay yapalım, Ekrem Bey'in ekibini tasfiye edelim, biz birlikte iktidar olalım, sen de güçlü otur.' Ben dedim: 'Güçlü oturuyorum.' 'Yok, Ekrem'in gölgesi...' 'Benim üzerime hiçbir şeyin gölgesi düşmez. Çünkü benim bu ülkede seçim kazanacak adayı göstermek dışında bir stratejim yok kardeşim' dedim. '1 Nisan'dan sonra zafer var' dedim. 'Hayır, her yer gidiyor falan filan, ne beklentiler var falan' dediler.
Aynı teklifler Ekrem Başkan'a da 'Gelin bir olalım, Özgür'den kurtulalım' diye gitmiş. Kendine yarar arıyor bunlar, anlatabiliyor muyum? Yani bunların bir ilkesi milkesi olsa... Kendine yarar arıyor bunlar. Ben şimdi Kemal Bey'in kendi şahsından böyle bir şey duydum diyemem ama 'Kemal Bey adına geliyoruz' diye şimdi de yanında olanlar önce bana gelip 'Biz birlikte olalım, Ekrem'i atalım', sonra Ekrem Bey'e gidip 'Gel beraber olalım, Özgür'ü atalım' dediler. Peki burada ilke nerede? Ekrem kirliyse Ekrem'le ne işin var? Özgür kirliyse Özgür'le ne işin var? Ama sen kendine bir yer arıyorsun, iki tarafa da aynı teklifi yaparak.
Bizi birbirimize düşürmek için neler yaptılar. Şu anda dimdik içeride duran belediye başkanlarımıza gidip de şunları söylediler ya, şunları söylediler: 'Kurultayla ilgili bir ifade ver, mutlak butlan gelsin, biz seni içeriden çıkaracağız.' Ya bir CHP'li nasıl söyler böyle bir şeyi? Bunların hepsi, kimsenin inkâr edemeyeceği, şahitlerinin hayatta olduğu, kendilerinin de zaten açıkça bu işin içinde olduğu ve bizi sürükledikleri şeyler. Bize hapisteki belediye başkanı söylüyor: 'Bana önce şu avukatlar geldi, sonra şu milletvekili geldi. O milletvekili bunu söyledi. Kovdum' diyor, 'şunu söyledi, bunu söyledi' diyor. Yani ben bu utanç verici şeyleri duydum duydum, hep sustum; duydum duydum, sustum yani."
ÖZGÜR ÖZEL'DEN FETÖ İDDİALARINA YANIT
Kendisine yönelik FETÖ suçlamalarına da yanıt veren Özgür Özel şunları söyledi:
"Her şey yapışır FETÖ suçlaması yapışmaz. 2011'de geldik 'merhaba' dedik, Ergenekon sürüyor, davaya ilk Veli Ağbaba ile biz gittik. Balyoz çıktı, 'Balyoz Kumpası' diye kitap yazdık. Biz FETÖ'ye karşı ne yapmamız gerekiyorsa onu yaptık, darbe yaptılar meclise biz koştuk. Genel Başkan'a 'mesaj atın, hızlı atın, seri atın' diyen biziz Kapalı meclisi açtıran biziz. 12 yıl önce bir FETÖ'cüyü eleştirdik, bir ifadesinde Özel'den de bahset denmiş, adam hazırlıksız olduğundan 'Özgür Özel Salihli'de eczacıdır, 2010'da biz onu parlattık' diyor. Benim eczanem Manisa'da arada 90 kilometre var, ben 2007'de ayrılmışım Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteri olmuşum. İfade alındığı zaman da değersiz bir ifadeydi. O ifadeyi birileri Kemal Bey'e ulaştırmıştı biliyorum ben."
Son Dakika | Özgür Özel'in ekibinden 27 vekil PM'den istifa etti! Olağanüstü Kurultay hamlesi
Halk TV ekibine de soru soran gazeteciye de tahammül yok! Butlan ekibi gazetecileri de hedef aldı