İşveren izin veriyor ama istismar edenler tazminatsız kapı önüne konuluyor!
Cuma namazı izni ile ilgili Yargıtay kararını gündemine alan SGK Uzmanı İsa Karakaş, özel sektörde çalışanların izin hakkı olduğunu yazdı ancak bunu istismar edenlerin tazminatsız işten çıkarılacağı uyarısında bulundu.
Kamu kurumlarında mesai saatine denk gelen cuma namazı için çalışanlara izin verilirken, özel sektörde bu uygulama işin niteliğine ve işverenin inisiyatifine göre değişiklik gösteriyor. Bu süreçte işin sürekliliği ve tarafların iyi niyet kurallarına uygun hareket etmesi büyük önem taşıyor.
Konuyu bugünkü köşesine taşıyan SGK Uzmanı İsa Karakaş, "Çok sayıda işveren iyi niyetli olarak çalışanlarına ibadetlerini ifa etmesi için ücretli izin verebiliyor" diyerek, "Bu durumda da çalışanların işverenin iyi niyetini istismar etmemesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
İSTİSMAR EDENLER TAZMİNATSIZ İŞTEN ATIYOR
Karakaş, kaleme aldığı yazısında Yargıtay kararlarına da yansıdığı üzere bazı çalışanların cuma namazına gideceğim diye camiye gitmek yerine kahvehaneye ya da diğer ilgisiz yerlere gittiklerinin görüldüğünü belirtti. İstismarcı çalışanların tazminatsız bir şekilde işten atıldığını vurgulayan Karakaş, bu konuda Yargıtay'ın işvereni haklı bulduğunu aktardı.
Öte yandan uzun süreden beri cuma namazı izni verilmesi iş yerinde gelenek olmasına rağmen, çalışanın bu saatlerde namaz için iş yerinden çıkmasına "Vay iş yerini izinsiz terk ettin! Seni işten atıyorum" denilmesinin de kötü niyet teşkil ettiğini ifade eden Karakaş, hukuk sisteminde "Geçmişten gelen düzen, geleceğe güvencedir" ilkesinin geçerli olduğunu kaydetti. Çalışma hayatında yıllardır süregelen bir uygulamanın işveren tarafından tek taraflı olarak aniden kaldırılmasının çalışma şartlarında aleyhe değişiklik anlamına geldiğini belirten Karakaş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bu konuda emsal nitelikte yerleşik bir kararı bulunduğunu bildirdi. İçtihat metnine göre, 5 yılı aşkın süredir uygulanan cuma namazı izninin bir "iş şartı" hâline geldiği ve işçinin bu hakkının kısıtlanması üzerine iş yerini terk etmesinin eylemli haklı fesih sayılacağı kabul ediliyor.
OLAYIN GEÇMİŞİ VE HUKUKİ SÜREÇ
Söz konusu hukuki uyuşmazlığın geçmişindeki olaylar ve yargı süreci şu aşamalardan oluştu:
Davacı çalışan, 1998 yılından beri mühendis olarak işe başlamış, 30.03.2001 tarihinde askerlik nedeniyle haklarını alarak ayrılmış ve askerlik dönüşü tekrar aynı iş yerinde çalışarak sonradan Satın Alma Müdürü görevine getirilmiştir.
İş yerinde mühendis ve müdürlerin mesaiye giriş-çıkışlarında imza atma zorunluluğu bulunmazken, davacı çalışan görev alanı gereği kısa süreli giriş-çıkışlar yapmıştır.
İş yerinde 5 yılı aşkın süredir cuma namazı saatlerinde izin verilmekte olup, işveren yaz-kış saat uygulamasına göre öğle arasını cuma namazına göre ayarlamıştır.
İşverenin birdenbire tutum değiştirerek davacıya mesai saatinde izin almadan çıktığı gerekçesiyle yazılı ihtar vermesi üzerine davacı savunma vermeyerek iş yerini terk etmiş ve bir daha dönmemiştir.
İşveren, İş Kanunu m. 25/II-g uyarınca devamsızlık gerekçesiyle çıkış vermiş ve ihbar tazminatı istemiyle karşı dava açmıştır.
YEREL MAHKEME VE YARGITAY'IN KARARI

Yerel Mahkeme; iş sözleşmesinde işverenin çalışma saatlerini düzenleme yetkisinin bulunduğunu, işverenin kötü niyetli olmadığını ve davacının izinsiz olarak işi terk ettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetmiş, ayrıca fazla mesai ve genel tatil alacakları hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise Yerel Mahkeme kararını bozmuştur. Yargıtay'ın bozma gerekçeleri şunları kapsamaktadır:
5 yılı aşkın süren uygulama "iş şartı" haline gelmiştir ve işverenin bunu tek taraflı değiştirmesi İş Kanunu'na aykırıdır.
İşçi, aleyhe değişikliği kabul etmeyerek iş yerini terk etmiş ve sözleşmeyi haklı nedenle eylemli olarak feshetmiştir; bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanmıştır.
Dava dilekçesinde talep edilen fazla mesai, hafta tatili ve bayram ücretleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır.
Yazısını "Tatlı kelam yerinden çıkarır yılanı, kazanılmış hak yaşatır insanı" sözüyle noktalayan Karakaş, iş sözleşmesinde yazılı olmasa dahi uzun süre uygulanan hakların "iş yeri uygulaması" ve "iş şartı" haline geldiğini, işverenlerin "yetki bende" diyerek yıllardır süregelen hakları tek taraflı geri alamayacağını vurguladı.