Financial Times uyardı: ABD, Türkiye'deki fon krizini yakından izlemeli
Financial Times Türkiye’de yaşanan borsa krizini sayfalarına taşırken, ABD'yi dikkatli olması konusunda uyardı.
Dünyanın önde gelen ekonomi gazetesi Financial Times'ın analizine göre Türkiye’de BIST 100 endeksinin yüzde 8’den fazla gerilemesine ve fonların geri ödeme taleplerini karşılayamayarak kilitlenmesine yol açan ponzi benzeri düzen, küresel piyasalar için de büyük bir risk teşkil ediyor.
Financial Times'da yer alan habere göre; Türkiye’de BIST 100 endeksi bu hafta yüzde 8’den fazla geriledi. Satış dalgası, yerel bir portföy yönetim şirketinin bazı fonlarının yatırımcılardan gelen geri ödeme taleplerini karşılayamadığını açıklamasının ardından başladı. Yaşananlar, yalnızca Türkiye’deki fon sektörünün işleyişine ilişkin soru işaretlerini değil, kaldıraçlı ve yoğunlaşmış yatırımların piyasalarda yaratabileceği riskleri de yeniden gündeme taşıdı.
FONLAR YÜKSELEN HİSSELERLE BÜYÜDÜ
Bazı büyük portföy yönetim şirketlerinin, bağlantılı şirketlerdeki likit olmayan hisseleri satın alarak bu hisselerin fiyatlarını ve buna bağlı olarak fonlarının net varlık değerlerini yükselttiği yönünde suçlamalar bulunuyor. Olağanüstü getirilerin bireysel yatırımcılar açısından cazip hale gelmesiyle fonlara yeni para girişleri hızlandı. Artan para girişi de fonların büyüklüğünü daha da artırdı.
Türkiye’deki kriz, gevşek denetim ve yetkililerin “Ponzi benzeri düzen” olarak nitelendirdiği uygulamalarla ilişkilendiriliyor. Ancak ortaya çıkan tablo, benzer risklerin yalnızca gelişmekte olan piyasalara özgü olmadığını da gösteriyor. Büyük ve gelişmiş sermaye piyasalarında da yüksek kaldıraç ve sınırlı sayıdaki varlıkta yoğunlaşan pozisyonlar, fiyatların ters yönde hareket etmesi halinde likidite sorunlarını büyütebiliyor.
ARCHEGOS ÖRNEĞİ HÂLÂ HAFIZALARDA
ABD’de bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Archegos Capital Management oldu. Fonun kurucusu Bill Hwang, borçlanarak az sayıdaki ABD ve Asya medya ve teknoloji şirketinin hisselerinde büyük pozisyonlar oluşturmuştu. Pozisyonların büyüklüğü, fonun varlık değerini yukarı taşırken bu yatırımlardan çıkmayı da zorlaştırdı. Hisselerde sert satış yapılmadan büyük pozisyonları nakde çevirmek mümkün olmayınca sistemdeki kırılganlık daha görünür hale geldi. Türkiye’deki son gelişmeler de benzer biçimde, varlık fiyatlarının yükseldiği dönemde başarılı görünen bir yatırım stratejisinin, piyasa koşulları tersine döndüğünde ne kadar hızlı likidite sorununa dönüşebileceği tartışmasını beraberinde getirdi.
TÜRKİYE’DE BİREYSEL YATIRIMCI ETKİSİ
Türkiye’de hisse senetleri son birkaç yılda güçlü yükseliş kaydederken, yüksek enflasyondan korunmaya çalışan bireysel yatırımcıların sermaye piyasalarına yönelmesi bu hareketi destekledi. Son satış dalgasında ise kaldıraçlı yatırımcıların teminat tamamlama çağrıları nedeniyle yeni satışlara zorlanmasını azaltmak amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) teminat koşullarını gevşetti. Bu gelişme, piyasadaki satış baskısının yalnızca hisse fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanmadığını, kaldıraç mekanizmasının da düşüşleri hızlandırabileceğini gösterdi.
ABD’DE DE KALDIRAÇ YÜKSELİYOR
Benzer bir tartışma ABD piyasalarında da yürütülüyor. Bireysel yatırımcıların yoğun ilgisi ve artan kaldıraç, rekor seviyelere ulaşan hisse fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. ABD’de toplam kredili menkul kıymet borcu ağustos sonunda yaklaşık 1,5 trilyon dolar seviyesine çıktı.
Bu rakam haziran ayında görülen rekor seviyenin biraz altında bulunuyor. ABD teknoloji sektöründe şirketler arasındaki karşılıklı yatırımlar ve döngüsel finansman anlaşmaları da başka bir risk alanı oluşturuyor. Yapay zeka bağlantılı hisselerde borçlanarak büyük pozisyonlar alan Situational Awareness hedge fonu da yaz aylarında sert kayıplar yaşadı.
GÖZLER DÜZENLEYİCİLERDE
Türkiye ve ABD’de düzenleyici kurumlar, yatırımcıların korunmasından ziyade sermaye piyasalarının büyümesine öncelik vermekle suçlanıyor. Türkiye’deki fon krizi ise kaldıraçlı ve yoğunlaşmış yatırımların aynı anda çözülmesinin daha geniş bir piyasada likidite baskısı oluşturabileceğini gösterdi.
Türkiye’de finansal istikrarın sağlanmasına yönelik önlemlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek merkezi bir rol üstleniyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent açısından da yüksek kaldıraç, piyasa yoğunlaşması ve yatırımcıların korunması gibi başlıklar, büyük sermaye piyasalarında finansal istikrar tartışmasının önemli unsurları arasında yer alıyor.