ABD'de Cumhuriyetçiler için alarm zilleri çalıyor! Demokratlar Senato'ya yaklaşıyor
ABD'de 3 Kasım'daki ara seçimler yaklaşırken Cumhuriyetçiler için alarm zilleri çalıyor. Trump'ın düşen onayı ve Demokrat seçmenin yüksek motivasyonu, Senato çoğunluğunu yeniden tartışmaya açtı.
ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimlere yalnızca iki ay kala Washington'daki güç dengeleri yeniden şekilleniyor. Cumhuriyetçiler Senato'daki 53-47'lik çoğunluklarını korumaya çalışırken, Demokratlar dört sandalye kazanarak kontrolü ele geçirebilecekleri bir tabloyla karşı karşıya. Ancak seçim yarışını zorlaştıran asıl unsur tek tek eyaletlerdeki anketlerden çok, ülke genelindeki siyasi atmosferin Cumhuriyetçiler aleyhine dönmesi.
Son Reuters/Ipsos araştırması, Başkan Donald Trump'ın görev onayının yüzde 33'e gerilediğini ortaya koydu. Bu oran, Trump'ın siyasi kariyerindeki en düşük seviyelerden biri. Daha dikkat çekici olan ise seçmenin ekonomik tabloya yaklaşımı. Amerikalıların yüzde 71'i Trump yönetiminin hayat pahalılığıyla mücadelesini başarısız bulurken, bu görüşü paylaşan Cumhuriyetçilerin oranı da yüzde 40'a ulaştı.
DEMOKRAT SEÇMEN SANDIĞA GİTMEYE DAHA HAZIR
Seçmen motivasyonundaki fark da Cumhuriyetçiler açısından önemli bir risk oluşturuyor. Reuters/Ipsos araştırmasına göre Demokratların yüzde 46'sı ara seçimlerde oy kullanma konusunda "çok istekli" olduğunu belirtirken Cumhuriyetçilerde bu oran yüzde 31'de kaldı. Bağımsız seçmenlerde ise Demokrat adaylara yönelim yüzde 36, Cumhuriyetçi adaylara yönelim yüzde 22 olarak ölçüldü.
Ekonomi de Cumhuriyetçilerin elini zayıflatan başlıklardan biri. Ipsos'un ağustos araştırmasında Demokrat Parti, seçmenlerin hayat pahalılığıyla mücadele konusunda daha fazla güvendiği parti konumuna geldi. Pew Research Center'ın temmuz araştırması da Demokratların Kongre tercihlerinde yüzde 43'e karşı yüzde 37'lik üstünlüğe sahip olduğunu ve Demokrat seçmenlerin seçimlere daha yüksek ilgi gösterdiğini ortaya koydu.
EN BÜYÜK SÜRPRİZ TEXAS

Cumhuriyetçilerin seçim haritasındaki en büyük baş ağrılarından biri ise yıllardır partinin kalesi olarak görülen Texas.
Cumhuriyetçi Ken Paxton ile Demokrat James Talarico arasındaki yarış son haftalarda başa baş bir mücadeleye dönüştü. Texas Politics Project'in ağustos ortasındaki araştırmasında Talarico yüzde 42, Paxton yüzde 39 destek aldı. Diğer anketlerde de yarışın küçük farklarla ilerlediği görüldü.
Texas'ın Cumhuriyetçi kimliği nedeniyle Demokratların burada gerçekten kazanıp kazanamayacağından bağımsız olarak yarışın bu kadar çekişmeli hale gelmesi bile Cumhuriyetçiler için stratejik bir sorun yarattı. Parti, normal şartlarda daha güvenli kabul ettiği bir eyalette savunma yapmak zorunda kaldıkça diğer kritik eyaletlere ayırabileceği para ve örgütlenme kapasitesi de azalıyor.
Üstelik Demokrat aday Talarico'nun kampanya finansmanı açısından da rakibinin önünde olduğu bildirildi. Trump ise ağustos sonunda Texas'a giderek Paxton'a destek verdi ve Cumhuriyetçi bağışçılarla bir araya geldi.
ALASKA'DA SIRADIŞI YARIŞ

Alaska'da ise seçim matematiğini yalnızca parti dengeleri değil, adayların isimleri de karmaşıklaştırıyor.
Demokrat Mary Peltola'nın Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan karşısında rekabetçi bir konuma gelmesinin yanı sıra oy pusulasında aynı adı taşıyan ikinci bir Dan Sullivan'ın bulunması Cumhuriyetçi kampanyada endişeye yol açıyor. Alaska'daki sıralı tercih sistemi nedeniyle bu durum, seçmenin oyunun nasıl dağıtılacağı konusunda yarışa ekstra bir belirsizlik katıyor.
MAINE VE OHIO DA ARTIK GÜVENLİ DEĞİL

Maine'de Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins'in karşısına Demokrat Troy Jackson çıktı. Jackson, eski Maine Senatosu başkanı ve kereste işçisi geçmişiyle özellikle kırsal ve çalışan sınıf seçmene ulaşmayı hedefliyor. Cumhuriyetçiler ise Collins'in merkezdeki siyasi profilini koruyarak yarışın ulusal Cumhuriyetçi Parti dalgasına dönüşmesini engellemeye çalışıyor.
Ohio'da ise eski Demokrat Senatör Sherrod Brown'ın yeniden yarışa girmesi dikkat çekti. Cumhuriyetçi Jon Husted'ın karşısındaki Brown, özellikle işçi sınıfı ve sanayi bölgelerindeki kişisel oy gücüne güveniyor. Ohio'nun son yıllarda Cumhuriyetçilere belirgin biçimde yaklaşmasına rağmen yarışın yeniden rekabetçi hale gelmesi, Demokratların ulusal siyasi rüzgârdan yararlanma çabasının önemli örneklerinden biri.
DEMOKRATLARIN ÖNÜNDEKİ YOL HALA ZOR
Bütün bu tabloya rağmen Senato'nun Demokratlara geçmesi otomatik bir sonuç değil.
Cumhuriyetçiler hâlâ Senato'da çoğunluğu elinde tutuyor ve Demokratların kontrolü alabilmesi için net dört sandalye kazanması gerekiyor. Bu da Demokratların kendi ellerindeki kritik koltukları korurken Cumhuriyetçilerden birden fazla sandalye çevirmesini zorunlu kılıyor. Brookings'e göre bu matematik mümkün olsa da Demokratların önündeki yol hâlâ oldukça zorlu.
Üstelik Cumhuriyetçilerin önemli bir avantajı bulunuyor: para. Cumhuriyetçi ulusal komitelerin temmuz sonundaki toplam nakit rezervi 279 milyon dolara ulaşırken Demokratların aynı düzeydeki komitelerinde 136 milyon dolar nakit ve yaklaşık 18 milyon dolar borç bulunuyordu.
Yüksek Mahkeme'nin parti komiteleriyle adaylar arasındaki koordineli harcamalara ilişkin kararı da Cumhuriyetçilerin bu mali üstünlüğünü daha etkili kullanmasına imkan verebilir. Parti komiteleri ayrıca seçimden önceki son 60 günde televizyon ve radyo reklamlarında indirimli tarifelerden yararlanabilmek için Yüksek Mahkeme'ye başvurdu.
TRUMP'IN OLMADIĞI SEÇİM CUMHURİYETÇİLERİ DÜŞÜNDÜRÜYOR
Cumhuriyetçilerin önündeki en temel soru ise Trump'ın 3 Kasım'da oy pusulasında bulunmayacak olması.
Brookings'in özel seçim analizleri, 2025 ve 2026'da yapılan düşük katılımlı seçimlerde Cumhuriyetçilerin 2024 performanslarının gerisinde kaldığını, Demokratların ise kendi önceki sonuçlarını yükselttiğini gösterdi. Cumhuriyetçilerden Demokratlara geçen 12 eyalet meclisi koltuğuna, Virginia ve New Jersey'deki 2025 kazanımları da eklendiğinde Demokratların elde ettiği toplam sandalye değişimi 30'a ulaştı.
Bu sonuçlar kasım seçimlerinin birebir göstergesi değil. Ancak Demokrat seçmenin Trump yönetimine karşı daha yüksek motivasyon taşıdığına ilişkin önemli bir işaret oluşturuyor.
SEÇİMİN KADERİNİ EKONOMİ BELİRLEYEBİLİR
Seçim kampanyasının son iki ayında tarafların vereceği mücadelede en kritik başlıklardan biri ise ideoloji değil, doğrudan seçmenin cüzdanı olacak.
Market fiyatları, konut maliyetleri, enerji ve benzin fiyatları seçmenin gündemini belirlerken Trump yönetiminin İran savaşı da ekonomik tartışmayı daha karmaşık hale getirdi. Reuters/Ipsos araştırmasında Amerikalıların yalnızca yüzde 36'sı savaşı desteklerken, çatışmanın enerji fiyatları üzerindeki etkisi ekonomik hoşnutsuzluğu artırdı.
Cumhuriyetçiler ise bu tabloyu göç, vergiler, kamu harcamaları ve Demokratların sol kanadı üzerinden yeniden çerçevelemeye çalışıyor. Demokratlar ise ulusal parti kimliğinden mümkün olduğunca uzaklaşıp özellikle kritik eyaletlerde adayların kişisel profiline ve ekonomik sorunlara odaklanıyor. Reuters'ın Michigan analizinde de Demokratların ilerici adaylarının özellikle siyah seçmen ve merkez seçmenle bağ kurmak için ekonomik sorunları öne çıkarmaya çalıştığı görüldü.
Sonuç olarak Cumhuriyetçilerin elinde güçlü bir finansal organizasyon, iktidarın sağladığı siyasi avantaj ve Trump'ın hâlâ etkili olan tabanı bulunuyor. Demokratlar ise düşük başkanlık onayı, yüksek seçmen motivasyonu ve hayat pahalılığı üzerinden oluşan tepkinin avantajını kullanmaya çalışıyor.
Parti merkezine karşı çıktı, milyonluk rakibini devirdi! Sosyalist adaydan sürpriz zafer