Özgür Özel Mudanya’dan seslendi: Demokratlık seçimi kaybettiğiniz akşam belli olur
YENİ Parti lideri Özgür Özel, Mudanya’daki törende sandık iradesine vurgu yaptı. İsmet İnönü’nün devir teslim sürecini hatırlatan Özel, "Demokrat olmak kazandığın seçim akşamı belli olmaz; seçimi kaybettiği akşam bakacaksınız" dedi.
Bursa’nın Mudanya ilçesinde, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini diplomasi zaferiyle taçlandıran Mudanya Mütarekesi’nin 104’üncü yıl dönümü, tarihi Mütareke Evi’nin önünde düzenlenen törenle anıldı. Törende konuşan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, askeri zaferin diplomasi masasına taşınma sürecini ve Türkiye'nin demokrasiye geçiş mücadelesini aktardı.
Özel, konuşmasına Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Milli Mücadele kahramanlarını anarak başladı. Mudanya Meydanı’nın sıradan bir alan olmadığını belirten Özel, cephede kazanılan askeri başarının masada diplomatik bir kazanıma dönüştüğü yerin burası olduğunu kaydetti:
"Büyük Taarruz kazanılmış, Yunan ordusu Anadolu’dan çıkarılmıştı. Fakat savaşın bitmesi için yalnızca cephede kazanmak yetmiyordu. Bir tarafta henüz savaş meydanından çıkmış, yıllardır yokluk içinde mücadele veren bir millet; diğer tarafta dönemin büyük devletleri, denizde savaş gemileri, orduları ve masanın başında diplomatik güçleri vardı. O masaya Türkiye’nin temsilcileri oturdu. Başlarında 38 yaşındaki İsmet Paşa vardı; Fevzi Paşa ve Refet Bele ile birlikte. İngiltere, Fransa ve İtalya’nın temsilcileri arkamızda bulunan Mütareke Evi’ndeydiler. Yunanistan’ın temsilcileri ise Mudanya açıklarındaki bir gemide bekliyor, sahada kaybettikleri savaşı masa başındaki müzakerelerle İtalya’dan, Fransa’dan ve İngiltere’den geriye çevirmesini, Anadolu’da varlıklarını sürdürebilecekleri topraklar ve Doğu Trakya’da kalıcı olmayı ümit ediyorlardı."
Masanın en çetin konusunun Doğu Trakya olduğunu dile getiren Özel, Türk heyetinin kararlılığını şu ifadelerle aktardı:
"Türk heyetinin tutumu açıktı: Türk ordusu düşmanı Anadolu’dan çıkarmıştı, işgal altındaki toprakların tamamen boşaltılması gerekiyordu ve Batı Trakya’da da ya yeniden bir savaşı göze alacaklardı -o kararlılık İsmet Paşa’nın gözlerinden okunuyordu- ya da yeni kayıplara uğramadan egemenliğimizi tanıyacaklardı. Sert müzakereler yaşandı, hatta yeniden bir savaş ihtimalinin kıyısından dönüldü. Ama sonunda İsmet Paşa’nın Mustafa Kemal’le sürekli irtibat halindeki müzakere yeteneği ve özgüveni masada Türkiye’nin iradesinin kabul edilmesiyle sonuçlandı. 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı; Doğu Trakya, yeni bir savaşa gerek kalmadan Türkiye’ye devredildi. Ardından Kurtuluş Savaşı’nın silahlı safhası kapanırken büyük barışın yolu açıldı. Lozan’da İsmet Paşa’ya Birinci Dünya Savaşı’nın mağlup devletinin temsilcisi muamelesi yapmaya kalktıklarında İsmet Paşa kısa, açık ve net bir cümle kurdu: 'Beyler, ben buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geldim. Aklınızı başınıza alın.' Bu bir cümleden fazlasıdır; özgür ve bağımsız Türkiye’nin ilanıdır."
"OY KENDİNE VERİLMEYİNCE NE YAPTIĞINA BAKACAKSINIZ"
İsmet İnönü’nün yalnızca bir komutan ve diplomat değil, Türkiye’yi çok partili hayata geçiren devlet adamı olduğunu vurgulayan Özel, seçim ve demokrasi sınavındaki tutuma dikkat çekti:
"1946’da yapılan seçimlerde seçim güvenliğine ilişkin endişeleri, eleştirileri duyan, muhalefetle iktidarı bir araya getiren ve hakim denetiminde bir seçim sistemini o tarihten ülkemize kazandıran ve milletin verdiği oyun sandığa girmesini ve aynıyla sandıktan çıkmasını temin eden, bunu Türkiye’ye kazandıran İsmet Paşa’dır. 14 Mayıs 1950 seçimlerine girmiştir ve 1950 seçimlerini kaybetmiştir. Seçim akşamı 'Paşam, herhalde bunlara ülkeyi teslim edecek değilsiniz' diyenler başka şeylere niyetlenmesin diye hemen yanında habercisini çağıran, Demokrat Parti’ye haberci yollayan ve resmi seçim sonuçları ilan edilir edilmez 'Paşa devir teslime hazırdır' diye teminat veren ve bu seçim yenilgisinden sadece sekiz gün sonra, 22 Mayıs’ta Amerika’da bulunan oğlu Erdal’a mektup yazarak, 'Bu seçim memlekette yeni bir hayat tarzı kurmak için giriştiğimiz teşebbüste ne kadar ciddi ve samimi olduğumuzu ispat etmiştir. Memleket için, hepimiz için şeref olmuştur' cümlelerini kaleme almıştır."
Seçim sonuçlarını kabul etme olgunluğunu değerlendiren Özel, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Çünkü demokrat olmak kazandığın seçim akşamı belli olmaz. Kimin demokrat olup kimin demokrat olmadığına seçimi kaybettiği akşam bakacaksınız. Seçimi hazmedip hazmetmediğine, oyu kendine verilince 'milli irade' diyenlerin oy kendine verilmediğinde ne yaptığına bakacak, demokrat olup olmadıklarına o zaman karar vereceksiniz. İsmet Paşa’nın bu olgunluğu bugün hepimizin demokratlık konusundaki sınırlarını, hedeflerini belirleyen en önemli ibaredir, en önemli sınırdır. Kendini milletin üstünde görenlere, kendi çıkarlarını milletin çıkarlarının üstünde tutanlara, partilerini devletin partisi, devleti partisinin devleti görenlere inat; biz köklerimizden aldığımız cesaretle Türkiye’yi büyütmek ve yüceltmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu millet başını cephede eğmedi, masada eğmedi, sandıktan çıkan iradesini kimseye teslim etmedi, bundan sonra da etmeyecek."
Özel, yerel yöneticileri ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i selamlarken, "Bursa’nın iradesi birileri tarafından ne kadar sakata uğratılsa da sakatlanmaya çalışılsa da fesat gösterilse de Bursa’nın seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili Mustafa Bozbey’i hepiniz adına saygıyla selamlıyorum" dedi.
BARIŞ YOLU ÖDÜLÜ BİLİMİN VE TIBBIN ÖNCÜSÜ MEHMET HABERAL'A
Törende, her yıl düzenlenen "Mudanya Mütarekesi Barış Yolu Ödülü"nün sahibi açıklandı. 2026 yılı Barış Yolu Ödülü, Türkiye’de ve dünyada organ nakli ile yanık tedavisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Mehmet Haberal’a verildi.
Ödülü açıklamak üzere kürsüye çıkan Seçici Kurul Başkanı, eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, diplomasinin günümüzde yalnızca diplomatlar ve hükümetler eliyle yürütülmediğini; belediyelerin, parlamenterlerin ve bilim insanlarının da uluslararası ilişkilerde doğrudan rol aldığını belirtti.
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın organ nakli ve yanık tedavisi alanında uluslararası standartlar kurduğunu ifade eden Karayalçın, şunları söyledi:
"Sayın Mehmet Haberal, Orta Doğu’da ve Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri arasında organ nakli konusunda, yanık tedavisi konusunda standartlar geliştirdi. Yani Orta Doğu’daki kuruluşlar, Orta Doğu’daki hastaneler, Orta Doğu’daki hekimler bu standardı kullanacak. Orta Asya’daki hekimler bu standardı kullanacak. Bir Türk hekimi, bu çok geniş coğrafyada böyle bir sağlık standardını getirerek bence Türkiye’nin temsiline çok büyük bir katkıda bulunmuş oldu. Kendisiyle Rize’nin aynı bölgesindeniz, Karadeniz tabiriyle 'aynı tavanın balıklarıyız'. Bu başarıdan dolayı büyük bir kıvanç duyuyorum."
Karayalçın, ödülün beş yıl önce dönemin Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz tarafından başlatıldığını ve Seçici Kurul oluşturulduğunu hatırlatarak kurul üyelerinin isimlerini kamuoyuyla paylaştı: Prof. Dr. Seçil Karal Akgün, Prof. Dr. Mehmet Alkan, Emekli Tümgeneral Prof. Dr. Süha Atatüre, İnönü Vakfı Başkan Yardımcısı ve eski Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, eski İstanbul Milletvekili ve emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, Emekli Tuğgeneral Dr. Ali Er, gazeteci-yazar Sedat Ergin, edebiyatçı-yazar Ayşe Kulin, eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ve emekli Büyükelçi Onur Öymen ile gazeteci-yazar Murat Yetkin.
İsmet İnönü’nün kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker de törende yaptığı konuşmada, çocukluğunda Atatürk ve babasıyla yaşadığı anıları anlattı. Dört yıl önce kendisinin de bu ödüle layık görüldüğünü belirten Toker, Atatürk’ün kendisine "Konuşurken karşınızdakinin gözlerinin içine bakın, gözlerinizi hiç kaçırmayın. Bu 'Ben kendime güveniyorum, sen de bana güvenebilirsin' demektir" dediğini aktardı. Toker, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın bilim ve tıp alanındaki öncülüğüyle ödülü hak ettiğini vurgulayarak teşekkür etti.
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ise açılış konuşmasında, Mudanya’nın savaştan barışa geçişin merkezi olduğunu ifade etti. Mütareke görüşmelerinin gerçekleştiği binanın Mudanyalıların evlerinden taşıdığı eşyalarla hazırlandığını anlatan Dalgıç, "Mudanya Barış Sempozyumu"nu kurumsallaştırarak Mudanya’yı barış eksenli çalışmaların buluşma noktası yapmayı hedeflediklerini bildirdi.
"ENGEL TANIMADIK, ZİNDANDAN DÜNYA KONGRESİ YÖNETTİK"
Ödülünü Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Özden Toker, Gülsün Bilgehan ve Murat Karayalçın’ın elinden alan Prof. Dr. Mehmet Haberal, konuşmasında Cumhuriyet’in sağladığı imkanları ve meslek hayatında aştığı engelleri anlattı.
Atatürk ve İsmet İnönü hakkında 5 Nisan 1920’de çıkarılan idam fetvasının orijinal belgesini ofisinde muhafaza ettiğini söyleyen Haberal, ülkenin kuruluş şartlarını hatırlattı:
"Boyunlarında idam fetvası, karşılarında yedi düvel ve içeride sadece koltuğunu düşünenlere rağmen biz buradayız. Bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşıyorsak işte onların hayatı pahasına yaşıyoruz. Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşları olarak kesinlikle bilmek durumundayız. Ben odun ateşinin ışığında ders çalışan kişiyim. Okul yoktu; ilk öğretmenim Sedat Çilli idi. Türkiye bu şartlardan geliyor. Çayı bardakta gören Mehmet Haberal değilim, o çayı yapan Mehmet Haberal’ım. Karda çıplak ayak yürüyen, odun ateşinin ışığında ders çalışan Mehmet Haberal bugün Başkent Üniversitesi’ni kurdu."
Organ nakli alanında yürüttüğü çalışmaları aktaran Haberal, cezaevi sürecinde yaşananları da dile getirdi:
"3 Mart 1973’te Amerika’ya gittim. Baktım ki insanlar sabahın 06.30’unda toplantıda, saat 07.00’de ameliyatta. Meselenin çalışmak olduğunu gördüm. Türkiye’ye döndüm, Hacettepe’de rahmetli İhsan Doğramacı hocam 'Yap bakalım' dedi. 3 Kasım 1975’te ilk nakli gerçekleştirdik. 10 Ekim 1978’de ilk defa kadavradan böbrek naklini yaptık. O güne kadar organlar 12 saat saklanabiliyordu, ameliyattan sonra gördük ki 111 saatin üzerinde saklanabiliyor ve dünya tıp literatürünü değiştirdik. İran ile Irak savaşırken İstanbul’da panel düzenleyip o savaşan iki ülkenin insanını aynı masanın etrafında oturttum. 2009 yılında beni demir parmaklıklar arkasına koyduklarında, Dünya Yanık Derneği Yönetim Kurulu 'Madem Türkiye’de Mehmet Haberal’a bu yapıldı, bu kongre Türkiye’de yapılmaz' dedi. Onlara demir parmaklıklar arkasından haber yolladım: 'Ben sizin ülkelerinizin iç işlerine karışıyor muyum? Hayır. Bu benim ülkemin iç meselesi, sizi ilgilendirmez. Kongreyi İstanbul’da yapacaksınız.' Ve o kongre 2010’da İstanbul’da yapıldı."
Haberal, Türkiye'nin bugün canlı vericili organ naklinde dünyada ön sıralarda yer aldığını belirterek "Bu ülkede yapılamayacak hiçbir şey yoktur ve hiç kimse bana mazeret beyan edemez. Biz bu ülkenin ay yıldızlı bayrağını dünyanın her yerinde en tepede dalgalandırıyoruz" dedi.
Tören, mütarekenin ve barışın simgesi olarak zeytin çelenklerinin Mudanya sahilinden denize bırakılmasıyla tamamlandı.