Adayı ele geçirdiler: Nüfusları insan sayısını geçti
Dev kaplumbağaların sayısı, insan nüfusunu geride bıraktı. Nüfus rekoru kıran devler, adanın yeni hâkimi oldu.
Hint Okyanusu'nda Madagaskar'ın kuzeydoğusunda yer alan Aldabra Atolü, dünyanın en görkemli canlılarından birine ev sahipliği yapıyor. Seyşeller'e bağlı bu izole mercan adasında yaşayan Aldabra dev kaplumbağaları, yürütülen koruma çalışmaları sayesinde adadaki insan nüfusunu geride bırakmayı başardı.
Geçmişte denizcilerin yoğun tüketimi ve kontrolsüz avlanma nedeniyle büyük bir yıkım yaşayan tür, 19. yüzyılda tükenme eşiğine kadar sürüklendi. Adadaki kaplumbağa sayısı aşırı sömürü yüzünden binin altına düşerek kritik seviyeye indi.
Bölgeyi koruma altına almak amacıyla atılan tarihi adımlarla birlikte ada 1981 yılında doğa rezervi statüsüne kavuştu. Birleşmiş Milletler tarafından 1982 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı ilan edilen atol, dev sürüngenler için güvenli bir sığınağa dönüştü.
Doğal yaşamı tehdit eden unsurlara karşı yürütülen kesintisiz mücadelede 2012 yılında kritik bir eşik aşıldı. Adadaki bitki örtüsünü tahrip eden istilacı yabani keçiler tamamen temizlenerek adanın ekolojik dengesi yeniden kuruldu.
Dünyanın en büyük kara sürüngenleri arasında yer alan bu dev canlılar, 250 kilogramlık ağırlığa kadar ulaşabiliyor. Ortalama yaşam süreleri 150 yılı bulan Aldabra kaplumbağaları, devasa kabuklarıyla dünyanın en iri canlıları arasında gösteriliyor.
Türün dünya çapında tanınan en yaşlı temsilcisi kabul edilen dev kaplumbağa Jonathan, bu yılın aralık ayında 195 yaşına basacak. Yaşayan en yaşlı kara hayvanı unvanını taşıyan simge kaplumbağa, türünün yeryüzündeki dayanıklılığını tek başına temsil ediyor.
Kaplumbağalar adadaki bitki örtüsünü şekillendirerek kara ekosisteminde fillerle benzer bir işlev görüyor. Besin ararken çalıları ve küçük ağaçları deviren devler, tohumları dışkılarıyla çevreye yayarak diğer canlılara besin sağlıyor.
En yüksek nüfus yoğunluğuna kaplumbağa çimi adı verilen otlaklarda rastlanan dev sürüngenler, açık arazilerde kolayca gözlemleniyor. Buna karşılık sık çalılar ile mangrov alanları, dev kaplumbağaların tespiti açısından son derece zorlu ve kapanık araziler oluşturuyor.
Bilim insanlarının 2018 ile 2022 yılları arasında topladığı en güncel veriler, adada dev bir nüfus toparlanmasını ortaya çıkardı. Yapılan kapsamlı hesaplamalara göre adadaki yetişkin ve yarı yetişkin kaplumbağa sayısı yaklaşık 183 bine ulaştı.
Sonuçları Ecology and Evolution dergisinde yayımlanan çalışmada, çalılıkların ardına saklanan canlılar Bayesyen hiyerarşik mesafe örneklemesi yöntemiyle tek tek modellendi. Bu ileri yöntem, 1990'ların sonundaki 100 binlik tahminin eksik hesaplamalardan kaynaklandığını ortaya koydu.
Exeter Üniversitesi biyoloğu Nancy Bunbury, zorlu arazi koşullarında yürütülen çalışmanın bilimsel değerine dikkat çekti. Araştırmanın önemine değinen Bunbury, "Aldabra'nın dev kaplumbağa izleme programı bölgedeki en uzun soluklu programlardan biridir, ancak atolün yoğun bitki örtüsü bazı yerlerde kaplumbağaları saymayı gerçekten zorlaştırıyor. Gördüklerimizin yanı sıra göremediklerimizi de modelleyerek, Seyşeller'in bu simgesel türü için bugüne kadarki en güvenilir temel veriyi ürettik ve popülasyonu önümüzdeki onlarca yıl boyunca takip etmek için kullanabileceğimiz bir referans noktası oluşturduk" dedi.
Seyşeller Adaları Vakfı CEO'su Frauke Fleischer-Dogley, elde edilen bu sonucun tüm dünyaya umut verdiğini vurguladı. Doğa koruma çalışmalarının değerine işaret eden Fleischer-Dogley, "Atolümüzde serbestçe dolaşan 180 binden fazla dev kaplumbağa, doğa korumaya yönelik uzun vadeli kararlılığın neleri başarabileceğinin kanıtıdır. Bu, Seyşeller için, dünya için ve Aldabra'yı korumak adına emek veren herkes için harika bir haber" ifadelerini kullandı.
Exeter Üniversitesi istatistiksel ekoloğu Dave Hudson, bu rekor sayının bir bitiş çizgisi değil yeni bir başlangıç olduğunu hatırlattı. Verilerin takip sürecindeki önemini vurgulayan istatistiksel ekolog Hudson, "Bu sonuçlar kaplumbağalar için harika bir haber ve sahada yürütülen olağanüstü çalışmanın bir kanıtıdır. Ancak bu sayıların bir bitiş noktası değil, bir referans noktası olduğunu unutmamak önemlidir" diye konuştu.
Adada şiddetlenen kuraklık ve yükselen deniz seviyeleri besin kaynaklarını kısıtlarken, kediler ve kara sıçanlar kaplumbağa yumurtalarını tahrip etmeyi sürdürüyor. Çevresel risklerin altını çizen Hudson, "Kaplumbağalar iklim değişikliği, kuraklık ve istilacı türlerin artan baskısıyla karşı karşıya kaldıkça, koruma yöneticilerine gelecekteki değişiklikleri takip etmeleri ve erkenden harekete geçmeleri için ihtiyaç duydukları kanıtları sağladığımızı umuyoruz" uyarısında bulundu.
Atoldeki koruma programları sayesinde yok olmaktan kurtulan dev kaplumbağalar, küresel doğa koruma mücadelesinin en somut başarı hikayesi haline geldi. Oluşturulan sağlam veri tabanı, bu simge türün onlarca yıl boyunca güvenle takip edilmesine ve korunmasına zemin hazırlayacak.