"Özel hayata ait paylaşımları delil yapıldı" iddiası! LGBTİ'lerin avukatı "Ailem Güvende" operasyonunu anlattı
İzmir’de “Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan kişilerin özel WhatsApp yazışmaları ve fotoğraflarının delil yapıldığı öne sürüldü. Avukat Ahmet Rodi Polat, sosyal medya hesaplarının “sanal devriye” ile tarandığını savundu.
İzmir’de LGBTİ+ bireylere yönelik düzenlenen “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında gözaltına alınan ve haklarında “müstehcenlik” ile “fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” suçlamaları yöneltilen kişiler hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
ÖZEL YAZIŞMALAR SORUŞTURMA DOSYASINA GİRDİ

Tutuklanan kişilerin avukatlarından İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Eş Başkanı Ahmet Rodi Polat, soruşturma dosyasına kişilerin özel hayatlarına ilişkin telefon içeriklerinin delil olarak konulduğunu öne sürdü.
T24’ten Can Öztürk’ün haberine göre Polat, gözaltına alınan kişilerin telefonlarının şifrelerinin mahkeme kararı olmadan alındığını ve cihazlardaki WhatsApp yazışmaları ile fotoğraf galerilerinin incelendiğini belirtti.
Polat’ın aktardığına göre, yetişkinlerin özel ve cinsel içerikli yazışmaları soruşturma kapsamında “müstehcenlik” suçlamasına dayanak olarak kullanıldı. Telefon galerilerinde bulunan bazı özel fotoğrafların da seçilerek dosyaya delil olarak eklendiği öne sürüldü.
"SANAL DEVRİYE" İDDİASI

Soruşturmada kişilerin birbirleriyle yaptıkları özel konuşmaların da incelemeye alındığı belirtildi. Polat, farklı kişilerle buluşmadan önce birbirlerine gönderilen mesajların dahi dosyaya delil olarak konulduğunu söyledi.
Dosyada yer alan sosyal medya içerikleri üzerinden gözaltına alınan kişilere çeşitli sorular yöneltildiğini aktaran Polat, “Bu sen misin, bu mesajı sen mi attın, birilerinden para aldın mı?” şeklinde sorular sorulduğunu ifade etti.
Polat ayrıca soruşturma kapsamında LGBTİ+ kişilerin sosyal medya hesaplarının “sanal devriye” yöntemiyle tarandığını öne sürdü.
AYM'YE TAŞINMIŞTI
“Sanal devriye” uygulamasıyla ilgili hukuki tartışmanın geçmişi ise daha önce Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştı.
Emniyet Genel Müdürlüğü personeline internet ortamında “sanal devriye” yürütme imkânı sağlayan düzenleme, 2017 yılında 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yapılan değişiklikle getirilmişti. Düzenlemeyle polis, internet ortamında işlenen suçların tespiti amacıyla internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşma ve çevrimiçi araştırma yapma yetkisine sahip olmuştu.
Ancak bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal istemiyle dava açıldı.
Anayasa Mahkemesi, 19 Şubat 2020 tarihli kararında söz konusu düzenlemeyi iptal etti. Yüksek Mahkeme, polisin internet ortamında genel nitelikli ve sınırları belirlenmemiş bir “sanal devriye” faaliyeti yürütmesine imkân sağlayan hükmün Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.
Kararda, kişisel verilerin Anayasa güvencesi altında olduğuna dikkat çekilirken, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmayan geniş kapsamlı bir internet denetiminin hukuki sorun yaratacağı vurgulandı. Mahkeme ayrıca polisin internet üzerinden soruşturma faaliyetinin belirli kişiler ve somut soruşturmalar çerçevesinde, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda yürütülmesi gerektiğine işaret etti.
"ÖZEL YAŞAM SUÇ DEĞİLDİR"

İHD İzmir Eş Başkanı Ahmet Rodi Polat, takip ettikleri İzmir dosyalarında LGBTİ+ kişilerin sosyal medya hesaplarının adli talimat olmaksızın “sanal devriye” yöntemiyle tarandığını savundu.
Polat, özel yaşama ait paylaşımların bağlamından koparılarak “müstehcenlik” ve “fuhuş” suçlamalarının dayanağı haline getirilmeye çalışıldığını belirterek, yetişkinlerin rızaya dayalı özel yaşamının, cinsel yöneliminin, cinsiyet kimliğinin ve sosyal medya görünürlüğünün tek başına suç oluşturmadığını ifade etti.
Polat, “genel ahlak” gibi sınırları belirsiz kavramların özel hayatın gizliliği ile ifade özgürlüğünü ortadan kaldıracak şekilde kullanılmaması gerektiğini savundu.
“LGBTİ+’LAR SUÇLA ÖZDEŞLEŞTİRİLİYOR"
Polat ayrıca birbirinden farklı suçlamaların aynı soruşturmalarda bir araya getirilmesinin LGBTİ+ kişilerin toplum nezdinde suçla özdeşleştirilmesine ve damgalanmasına neden olduğunu söyledi.
Bu yaklaşımın eşitlik ve ayrımcılık yasağı, özel hayata saygı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakları açısından sorun oluşturduğunu savunan Polat, devletin LGBTİ+ kişileri kriminalize etmek yerine onları ayrımcılık, nefret söylemi ve şiddetten koruması gerektiğini belirtti.
İZMİR'DE 18 KİŞİDEN 16'SI TUTUKLANDI
“Ailem Güvende” operasyonları kapsamında 15 ilde LGBTİ+ dernekleri ve eğlence mekânlarına yönelik operasyonlar düzenlenmiş, gözaltına alınan kişiler hakkında adli süreç başlatılmıştı.
İzmir’de ise sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla “müstehcenlik” ile “fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” suçlarını işledikleri iddiasıyla 18 kişi gözaltına alınmıştı.
Bu kişilerden 16’sı tutuklanırken, 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ise adli kontrolle serbest bırakılan iki kişi hakkında verilen karara itiraz ettiği belirtilmişti.
Soruşturma kapsamında özel telefon içeriklerinin nasıl elde edildiği, sosyal medya hesaplarının hangi yöntemlerle incelendiği ve “sanal devriye” uygulamasının hangi hukuki dayanağa dayandırıldığına ilişkin tartışma ise sürüyor.
Özgür Çelik: 12 Eylül’ün yıldönümünde adeta bir cadı avı başladı