"Bahçeli'ye şikayet ederim" sözleri MHP'li Yalçın'ı çok kızdırdı! Arınç'a 'Fâsıkü’l leyl ü ve’n-nehar' dedi

AKP kurucularından Bülent Arınç ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın arasındaki sular durulmuyor. Arınç'ın "Bahçeli'ye şikayet ederim" sözlerine yanıt veren Yalçın, "Fâsıkü’l leyl ü ve’n-nehar' ifadelerini kullandı...

"Bahçeli'ye şikayet ederim" sözleri MHP'li Yalçın'ı çok kızdırdı! Arınç'a 'Fâsıkü’l leyl ü ve’n-nehar' dedi

AKP kurucularından Bülent Arınç, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir programda süreç, Öcalan ve KHK'lılar hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu. 'KHK mağduriyetleri' için "Bugün Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler" ifadelerini kullanmasının ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Arınç'a "siyaset fosili" demiş ve Arınç da Yalçın’a yanıt vermişti.

“Senin için ‘kimdir bu?’ diye sorduğumda ne diyorlar biliyor musun? ‘Şaribül leyli ven nehar’” ifadelerini kullanan Arınç'a Semih Yalçın'dan yanıt geldi.

"ŞEYTANLA ORTAKLIĞI SEÇTİ"

Yalçın bugün sosyal medya hesabından yayımladığı uzun mesajında, Arınç'ın kullandığı 'Şaribül leyli ven nehar' (gece gündüz içen) sözlerine 'Fâsıkü’l leyl ü ve’n-nehar' (Gece gündüz günah işleyen yoldan çıkmış kişi) ifadesi ile yanıt veren Yalçın, "Siyasi eleştiri hudutlarının dışına çıkıp şeytanla ortaklığı seçti" diyerek Arınç'ı hedef aldı.

"BAHÇELİ'YE ŞİKAYET EDERİM" SÖZLERİNE YANIT VERDİ

Semih Yalçın, Arınç'ın, "Bunlara son vermezse Sayın Devlet Bahçeli'ye şikayet edeceğim" sözlerine "Biz, kendisinden bir öğrenciyi babasına şikâyet eden mızmız öğretmen üslubuyla değil; abdestinden şüphesi olmayan bir musallinin vakar ve itidaliyle tenkitlerimize cevap vermesini beklerdik." şeklinde yanıt verdi.

Yalçın'ın Arınç'a verdiği uzun yanıt şu şekilde oldu:

"FÂSIKÜ’L LEYL Ü VE’N-NEHAR BÜLENT ARINÇ! Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın, “bilge politikacı ve yüksek ahlaklı kişi” maskesinin arkasına gizlediği enaniyet ve büyüklük kompleksi, aramızda yaşanan son söz düellosuyla ayan beyan ortaya serildi. Siyaset dairesi ve sınırlarının dışına çıkmadan beyanları hakkında yönelttiğim eleştiriler, Bülent Arınç’ın pullarını döktü, fiyakasını bozdu. Oldukça şişkin egosu, bir politik iğnenin batmasıyla parti balonu gibi patladı. Eski Meclis Başkanının yüreğinde, “karanlıkta kara taş üzerinde yürüyen karıncanın ayak sesi gibi gizlediği kibir ve gizli şirk” açığa çıktı. Biz Bülent Arınç’ın günahlarını sayıp dökmedik; şahsiyata, özel hayata girmedik. Sadece kendisinin siyasi değerlendirme ve tespitlerinin üzerine gittik. Arınç ise siyasi tenkidi bırakarak şeref ve haysiyete tasallutu tercih etti. Arınç’ın şahsıma yönelttiği doğru olmayan ithamlar; politik eleştiri, sert tenkit sınırlarını aşıp münafıklara özgü günah ifşasına, ayıp teşhirine dönüştü. Her haksız ve suçlunun, her köşeye sıkışan âcizin başvurduğu gibi… Benim Bülent Arınç’a dönük sert tenkitlerimin temel sebebi, 1. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin aziz milletimizden büyük destek gören Terörsüz Türkiye istikametindeki samimi gayretlerini seviyesiz ifadelerle değersizleştirmeye kalkmasıdır. 2. Bir Müslüman olarak “izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten çekilmek” dururken, inananlar arasında nifak ve fitne saçma çabasını sürdürmesini engellemektir. 3. “Fâsıkü’l leyl ü ve’n-nehar” işlevini terk etmesi hususunda kendisini ikaz etmektir. Sen misin, bir egoistin gerçek yüzünü bedahetle gözler önüne seren! Mağrur Arınç; benim sözlerimden kendine pay ve ders çıkaracağına, büsbütün hiddetlenip kamçılandı. Beni itham ettiği sözlerden daha rezil bir üslupla ve üstelik de pek kibirli ifadelerle şahsıma saldırıda bulundu. Bülent Arınç, her ikimizin de yaşadığı evlat acısının, vicdan terazisini hassaslaştırıp merhamet kapılarını ve gönül gözünü açtığından söz etti. Lakin böyle hassas bir konuda bile ruhunun derinliklerindeki garez ve kini kusmaktan kendini alamadı. Nezaket, nezahet ve nezafet izharı yerine büsbütün incitici, kaba ve nadan bir tavır içine girdi. Bana yakıştırdığı o dedikodu cümlesini de öfkesini yatıştırmak için sarf etti. Şahsımdan beklediği merhamet, insaf, izan ve hüsnüzan gibi ahlaki terazileri kendisi terk ederek şeytanın ipine sarıldı, belden aşağı vurmayı yeğledi. Siyasi eleştiri hudutlarının dışına çıkıp şeytanla ortaklığı seçti. Bülent Arınç, nefsini aşırılıktan alıkoyamayıp beni adımın anlamlarıyla da vurmaya kalktı. Peki, kendisi asla liyakat kesp etmediği Bülent isminin manası hakkında hiç tefekkür etti mi? Bülent Arınç, hasbelkader yüksek mevki ve itibara erişti ama ahlaki hastalıklarla alil olduğu için ismiyle müsemma olamadı. Biz, kendisinden bir öğrenciyi babasına şikâyet eden mızmız öğretmen üslubuyla değil; abdestinden şüphesi olmayan bir musallinin vakar ve itidaliyle tenkitlerimize cevap vermesini beklerdik. Ama Bülent Arınç öylesine cürmümeşhut hâlinde yakalandı ki iç barışın takviyesine dönük politikalarına maksatlı cümlelerle saldırdığı ve hakkımda en son şikâyetçi olacağı makama sığınarak büsbütün küçüldü. Siyaset meydanı; şekvacılık, sızlanma ve yakınma yeri değildir. Bülent Arınç; kendini allame-i siyaset sanıyor ve kibrini sadece dilinin arkasına değil, yüreğinin en ücra köşesine saklamaya çalışıyor ama heyhat! Lisanı ve etvarı kendini ele veriyor. Bülent Arınç’ın tenkitlerime sosyal medyada verdiği üslup fukarası cevap ve hakkımda sarf ettiği hakaretamiz cümleler, neticede kendisinin gerçek karakterini ele vermiş oldu. Arınç’ın kalbinde sakladığı enaniyet ve tekebbür, bütün kamuoyunca öğrenilmiş oldu. Nifak, fitne ve tefrikanın bir siyasetçiyi nasıl şeytanın oyuncağı hâline getirdiğini ve esfele sâfilîne düşürdüğünü ibretle müşahede ettik."
Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
Bülent Arınç MHP AK Parti