Atatürk'e hakaret eden şikayetçi oldu yanıt veren Ümit Özdağ yargılandı
Şevki Yılmaz’ın Atatürk’e hakaret etmesine tepki gösteren Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ hakim karşısına çıktı. Savcının ceza istediği davada mahkeme, "tehdit" suçunun "hakaret"e dönüşebileceğini belirterek duruşmayı 4 Kasım'a erteledi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz'ın şikayeti üzerine 'tehdit' suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Duruşmada savcı, esas hakkındaki mütalaasında Özdağ'ın Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 106/3 maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı ek savunma yapan Özdağ, "Savcı mütalaasında cezalandırılmamı istemiş. Neden cezalandırılmak istediğimi merak ettim. TCK 106/3'ten cezalandırılmamı istemiş" diyerek suçlamaya tepki gösterdi.
Mahkeme heyeti, suç vasfının 'tehdit' suçundan 'hakaret' suçuna değişmesi ihtimaline binaen duruşmayı 4 Kasım tarihine erteledi.

"BEN BOKSÖR DEĞİLİM"
Duruşmada savunmasını yapan Ümit Özdağ, Şevki Yılmaz'ın Osmanlı hanedanı mensuplarından bir kişinin düğününde sarf ettiği sözleri hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Benim kullandığım ifade çok açık. Şikayetçi burada düğüne katılıyor. Düğün, Osmanlı hanedanının olduğu bir düğün. Düğünde yaptığı konuşmada, 'Hanedanı yurt dışına süren soysuzlar' diyor. Yurt dışına süren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Gazi Meclis. Bunun tartışması yoktur. Ben kendisini tanımam, karşılaşmadık. O da siyasetçi, ben de siyasetçiyim. Ben de tepki gösterdim. 'Bir gün karşılaşırsak sana kim soylu, kim soysuz gösteririm' dedim."
İfadelerinin tehdit suçu oluşturamayacağını vurgulayan Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben siyaset bilimi alanında profesörüm. Eğer ben boksör olsam bundan çıkarılacak şey dövmek olur. Ama siyaset biliminde çalışmalar yapan bir akademisyen olarak benim göstereceğim şey fiziksel şiddet değil, bilgiye dair evraktır. Bundan ne hakaret çıkar ne tehdit çıkar. Bu davanın açılmış olmasını bile hayretle karşılıyorum. Cumhuriyet Savcılığı ‘sair kötülük' diyor. Yani gerçek bir tehdit tespit edilememiş demiş. Bir gün karşılaşırsam ona göstereceğim evraktan dolayı cezalandırılacaksam ne diyeyim."
Özdağ'ın avukatı Murat Yılmaz da duruşmada yaptığı savunmada müvekkilinin beraatini talep ederek şu beyanda bulundu:
"Mustafa Kemal Atatürk'e soysuz diyen bir kişi için Zafer Partisi Genel Başkanı olan bir ismin sessiz kalması mümkün değildir. Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Tamamen bir meydan okuma diyebiliriz. Siyasiler arasında da çok kullanılan bir sözdür. Müvekkilimin kasıt amacı yoktur. Siyaset bilimi profesörünün şiddet uygulanacağını kimse düşünemez. Kasıt unsuru yoktur. Kötülük unsuru da yoktur. Dolayısıyla mütalaanın reddine, müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep ediyorum."
DAVAYA YOL AÇAN SÜREÇ: CUMHURİYETİN KURUCULARINA DÜĞÜNDE HAKARET EDİLMİŞTİ
Yargılamaya konu olan süreç, Şevki Yılmaz'ın 2024 yılında Osmanlı hanedanı mensubu Berna Sultan Osmanoğlu'nun düğününde yaptığı konuşmayla başladı. Yılmaz'ın söz konusu düğünde "Osmanlı'yı süren soysuzları lanetliyorum" ifadelerini kullanması kamuoyunda tepki çekti.

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, Yılmaz'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadrolarını hedef alan bu sözlerine sosyal medya hesabı üzerinden, "Şevki umarım bir yerde karşılaşırız. Sana soylunun soysuzun kim olduğunu gösteririm" mesajıyla yanıt verdi. Şevki Yılmaz'ın bu paylaşım üzerine suç duyurusunda bulunmasıyla Özdağ hakkında “tehdit” suçlamasıyla dava açıldı.
"MİLLİ KUTSALLARA HAKARET KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR"
Duruşmanın tamamlanmasının ardından Kocaeli Adliyesi önünde açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, Şevki Yılmaz'ın kurucu Meclis'i ve Atatürk'ü hedef aldığını yineleyerek şu ifadeleri kullandı:
"Hanedanın yurt dışına sürülmesi kararı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, dönemin hükümeti ve TBMM tarafından alınmıştır. Yani Şevki Yılmaz açık bir şekilde İstiklal Harbimizin önderi, Cumhuriyetimizin kurucusu, kurucu kadroları ve Gazi Meclise hakaret etmiştir. Diğer siyasilerden de çok sert tepkiler gelmiştir. Ben de bir siyaset bilimi profesörü olarak ve bu dönemle ilgili doktora tezi yazmış bir akademisyen olarak kendisine 'Eğer karşılaşırsak soylunun soysuzun kim olduğunu size gösteririm' dedim. Gerçekten de karşılaşsaydık belgeleriyle kimin soysuzluk yaptığını, kimin işgale evet dediğini, kimin Türk milleti Sakarya kıyısında bir İstiklal Harbi verirken, ölüm kalım savaşı verirken nikah kıydığını teker teker anlatırdım."
Mahkemenin duruşmayı erteleme kararına da değinen Özdağ, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bugün mahkeme tehdit suçunun oluşmadığına, olsa olsa bunun hakaret olarak değerlendirilebileceğine ama bunun da görüşülmesi gerektiğine dair bir karar aldı ve ayın 4'üne erteledi. Ayın 4'ünde nihai kararı verecek. İnşallah adaletin yüzünü ağartacak bir karar olur. Hiç kimse Atatürk'e ve kurucu kadrolarımıza küfredemez. Ne zaman küfrederlerse, ne zaman hakaret ederlerse bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadelemize devam ederiz ve karşı çıkmaya devam ederiz. Bu milletin kutsalları vardır. Bu milletin dini kutsallarına da milli kutsallarına da hakaret etmek hiç kimsenin haddi değildir."