İBB davasında 2. celsenin 15. günü: İşte anbean Silivri'de yaşananlar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da yargılandığı İBB davasının 2. celsesinin 15. günü "CMK 203" gerginliği ile başladı. İtirafçı Orçun Muhittin Yılmaz, Murat Ongun ile ilgili iddialarına ilişkin, "Televizyonda gördüklerimden bu kanaate vardım" dedi.

İBB davasında 2. celsenin 15. günü: İşte anbean Silivri'de yaşananlar

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı davanın ikinci celsesinin 15. duruşma günü başladı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan duruşma salonunda görülen davada, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

"SAVCI YAZDI, İMZALADIM"

Davanın dün tamamlanan 14. gününde de tutuksuz sanıkların savunmaları dinlenmişti.
Duruşmanın 14. gününde savunma yapan iş insanı Süleyman Çetinsaya, soruşturma aşamasında Çağlayan Adliyesi'ne müşteki sıfatıyla çağrıldığını ve avukatı olmadan ifade verdiğini söyledi.

Çetinsaya, "Beni çay içmeye çağırdılar Çağlayan'a, çay içmenin karşılığı da böyle bir şey çıktı ortaya. Bir yıl önce müşteki olarak ifade verdim, 50 yıl sonra sanık olarak karşınızdayım" ifadelerini kullandı.

Savcılıkta verdiği ifadede Süleyman Atık'a 500 bin dolar verdiği yönündeki beyanının okunması üzerine Çetinsaya, "Savcı Bey bunu yazdı, önüme koydu, ben de imzaladım. Okumadım. İmzamı inkar etmiyorum" dedi.

YAPAY ZEKA İDDİASI

Duruşmanın 14. gününde Gözdem Ongun'un avukatı da etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren 6 kişinin beyanlarına ilişkin dikkat çeken bir iddiada bulundu. Avukat, söz konusu kişilerin beyanlarının yapay zeka kullanılarak hazırlandığını öne sürerek, "Meğer savcılık makamında yapay zeka varmış" dedi.

Halk TV muhabiri Gamze Altunay, İBB davasının ikinci celsesinde yaşananları anbean aktardı...

DURUŞMA SONA ERDİ

Çağlar'ın savunma ve sorgusunun ardından mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi.

İMAMOĞLU: ÜLKEM ADINA HİCAP DUYUYORUM

Savcılık sorgusunun ardından İmamoğlu, Çağlar'a soru sormak için söz aldı.

Ekrem İmamoğlu: Can Bey, çok geçmiş olsun. Sizi, uzun bir süre sonra, sağlıklı bir şekilde görmekten çok mutlu oldum. Elbette, sizin burada, bu şekilde savunma yapmanızdan, ülkem adına hicap duyuyorum. Ben size bu soruları burada sormaktan da hicap duyduğumu ifade etmek isterim. Öncelikle, şuradan başlamak istiyorum: Bunun, örgütlü suç örgütü yapısı ve az önce de ifade ettiğiniz gibi, burada ve bu kaynaklarda "duydum" dediğiniz sistem diye bir kavramı göbeğine oturttukları bu iftiranamenin içerisindeki oluşan bu yapıda, aslında şu an iki insanın karşı karşıya durduğu süreç, bunun bir örgütlü yapı olamayacağının bence ispatıdır. Bu soruyu bunun için soruyorum. Az önce ifade ettiniz ama tekrar açmak gerekiyor. Yani sizinle biz aslında çok profesyonel, üst düzey yöneticilerin bir şekilde belli kurumlarla tanışmalarına veya buluşmalarına vesile olan çok profesyonel bir kurumun ya da yöneticisinin aracılığıyla tanıştık ve görüşmeleri başlattık, öyle değil mi Can Bey?

Can Akın Çağlar: Evet, efendim.

Ekrem İmamoğlu: Yani hani, biz sizinle devletin çok farklı kademelerinde ve özel sektörün çok farklı kademelerinde görev yaptınız. Ben de geçmiş yaşamımda iş insanıydım. Farklı sosyal faaliyetlerde bulundum ve siyasete atıldım. Ama biz sizinle daha önce hiç tanışmadık. Yani öyle değil mi Can Bey?

Can Akın Çağlar: Evet, efendim.

Ekrem İmamoğlu: Yani aslında bir çay içmişliğimiz bile yok, yani daha öncesinde.

Can Akın Çağlar: Benim ifademde efendim, 2019... 2020 yılında bir insan kaynakları şirketinin beni aramasıyla sizle tanıştım. Öncesinde hiçbir tanışıklığımız yoktu.

Ekrem İmamoğlu: Ve aslında ta 2014'e dayanan bir örgütlü yapı diye tariflenen, suç örgütü diye tariflenen bir yapıda, Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 16 milyon insanının seçtiği bir belediye başkanı olarak seçeceği ve en üst düzey, yani 1. sıra yetkiyi vereceği yöneticiyi aslında bu ülkenin yetiştirdiği bir evladı, bir deneyimi olan insanla, tamamen profesyonel insanların tespiti üzerine buluştuk. Muhtemelen iki ya da üç kez benden önce başka arkadaşlarım görüştü, sonra iki ya da üç kez biz sizinle görüştük. Prensiplerimizi paylaştık ve prensipler doğrultusunda sizinle bu şekilde genel sekreterlik görevini de tevdi ederek başladık. Doğru mudur Can Bey?

Can Akın Çağlar: Evet.

Ekrem İmamoğlu: Yani kusura bakmayın, ben anlatıyorum size soruyorum. Hem sizi yormamak adına, uzun süredir anlatıyorsunuz, benden daha iyi de anlatırsınız ama ben hani biraz izah ederek bir eksiğim varsa da lütfen düzeltin. Buradaki hitabımızın dışında, yani biz yaklaşık 5 yıl civarında görev yaptık birlikte. Buradaki bu hitabımızın dışında, benim adabımda olmadığı için, devlet geleneğinde bu konuşma, bir emir, bir talimat kipi şeklinde bir çalışma biçimimiz oldu mu sizinle Can Bey?

Can Akın Çağlar: Hayır, hayır.

Ekrem İmamoğlu: Yani hani biz aslında size ait kurulları, size ait heyetleri sizin koordinasyonunuza bırakarak ve bu koca yapının, bu kadim kurumun işleyişini size emanet ettik ve sizin gibi diğer yönetici arkadaşlara yetki ve kanunda belirlenen genelgesi, kanunu, yönetmeliği her neyse onlara bağlı bir biçimde bu kurumu sizlere emanet ettik. Doğru mudur?

Can Akın Çağlar: Evet.

Ekrem İmamoğlu: Can Bey, bunu özellikle açıyorum. Önemli çünkü. Size ben dahi talimat vermezken, ben dahi emir kipiyle konuşmadan 5 yıl süreçte çalışmış iken, sizi "Şu kişiye bağladım ve bu kişiden talimat alacaksınız" diye, yani az önce siz söylediniz, örgütlü yapıda siz işte burada bulunan Fatih Keleş kardeşim, yol arkadaşımın altında bir yönetici olarak tarifleniyorsunuz. Böyle bir şeyi ben size söyledim mi? Yani "Böyle bir kişiye bağlısınız" diye bir tarif yaptık mı Can Bey?

Can Akın Çağlar: Hayır. Fatih Bey, demin de ifade ettiğim gibi benimle görüşmeye gelmek için randevu alıyordu. O randevu çerçevesinde görüşürdük.

Ekrem İmamoğlu: Evet. Dolayısıyla aslında burada az önce ilk başta ekrana yansıttığınız gibi, kanunlar çerçevesinde tariflenmiş bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi organizasyonun bizim döneme has birtakım rötuşlarıyla, bir takım danışman ve yönetici tarifleriyle olgunlaştırdığımız bir dönemi sizinle geçirmiş olduk.

Can Akın Çağlar: Evet.

Ekrem İmamoğlu: Teşekkür ederim. Çünkü ben sizden önce de yani bu da heyetin bilgisine ve mahkemenin kaydına ve kıymetli halkımızın da bilgisine sunulur. Sizden önce de Sayın Yavuz Erkut beyefendiyle tanışıklığım seçim döneminde olmuştur. O, Türkiye'nin en büyük özel kuruluşunun başındaki kişiydi. TÜPRAŞ'ı yönetmiş bir insandı. Onu yönetici olarak davet ettik ve el sıkıştık, birlikte çalıştık. Ardından siz, birçok kurum saydınız ama Türkiye'nin en büyük kamu bankalarından birisi olan, belki en büyüğü Ziraat Bankası'nın uzun yıllar başındaki insandınız, sizi onun için davet ettik. Ve en sonunda bir Galatasaray Üniversitesi'nde dekanlık yapmış, yöneticilik yapmış, farklı kurumlarda iş yönetmiş bir insanı da tam dediğiniz gibi sizden ona bir bayrak devri ve emekliliğinizi alacağınız bir dönemde devredecekken... Tam o gün aslında biz devir teslim yapacaktık az önce ifade ettiğiniz gibi. Tam o gün aslında bize bir operasyon yapıldı. Bu aslında ben tümüyle bu memleketin yetişmiş evlatlarını, benden büyük ya da küçük bu kuruma davet ettik, el sıkıştık ve çalıştık. Bu sözümü, bu tarifimi teyit eder misiniz? Bu şekilde mi buluştuk ve çalıştık?

Can Akın Çağlar: Evet efendim, böyle çalıştık.

Ekrem İmamoğlu: Evet. Sayın Heyet, Sayın Başkan; bu uzun soru aslında izahla soru cevap gibi oldu ama bunun bir örgütlü yapı olamayacağına en önemli delil olduğunu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin genel sekreteri makamının belediye başkanından sonra en önemli kurumsal makam olduğunu ve o makamın nasıl tariflendiğini, size ve kıymetli halkımızın bilgisine sunmayı umuyorum bu sıralı sorularla başarmışımdır.

Şimdi, kıymetli Can Bey, kamu lehine ve kamu çıkarına, kamu menfaatine ve bu şehre, bu ülkeye iş üretmenin dışında sizinle herhangi bir mesaimiz, herhangi bir konumuz, herhangi bir kanuna aykırı, kamu çıkarına aykırı, kişisel menfaat içeren, kişisel menfaat peşinde koşan bir diyaloğumuz, bir işleyişimiz veya bir toplantımız birebir olmuş mudur? Ya da olan toplantılarımızda geniş masalarımızda ki bilirsiniz ki bizim masalarımız hep geniş olmuştur. O geniş masalarımızda böyle bir duruma, böyle bir menfaatçi, çıkarı, bireysel menfaat peşinde koşan bir anlayışa herhangi bir toplantıda şahitlik ettiniz mi Can Bey?

Can Akın Çağlar: Hayır, etmedim efendim.

MURAT ONGUN TEK TEK SORDU

İmamoğlu'nun ardından tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun söz aldı. Ongun, reklam ihalelerine yönelik suçlamalarda birlikte yargılandıklarını hatırlatarak, "Benim ya da Kağan Bey'in sizi etkilemek ya da baskı altına almak gibi bir durumumuz oldu mu?" diye sordu. Çağlar, "Hayır, çünkü ben başkandan sonra en üst makamda olduğum için öyle bir durum söz konusu değildi" yanıtını verdi.

Tutuksuz sanık Can Akın Çağlar'ın sorgusu sırasında söz alan Fatih Keleş, "Siz bana bağlı örgüt yöneticisi olarak gösteriliyorsunuz. Benim sizden yönettiğim spor kulübü dışında herhangi bir isteğim, talebim oldu mu?" diye sordu. Bunun üzerine Çağlar, "Hayır" yanıtını verdi.

ARA SONA ERDİ

Verilen aranın sona ermesinin ardından eski İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar savunma yapmaya başladı.

Yurt dışı kredilerinin 1,5 yıllık bir süreci olduğunu vurgulayan Can Akın Çağlar, İBB’nin kendi öz kaynaklarıyla yaptığı harcamaların, krediler geldikten sonra oradan mahsup edildiğini vurguladı. Çağlar, böylece daha az faiz ödendiğinin de altını çizdi.

İddianamede bir ‘Sistem’den bahsedildiğini, bunu ilk kez bu davada duyduğunu ifade eden Can Akın Çağlar, Fatih Keleş’e bağlı olduğu iddiasına da değinerek, "Toplamda 5 kez bir araya gelmemişizdir. Bunun 2’si başkanı olduğu spor kulübü nedeniyledir. Aramızda bir ast üst ilişkisi yoktur. Kendisi görüşmek istediğinde randevu alırdı." ifadelerini kullandı ve savunmasını noktaladı.

Çağlar savunmasını tamamlamasının ardından sorgu işlemine geçildi.

ARA VERİLDİ

Hakan Aplak'ın savunması ve sorgusunun ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

DİKKAT ÇEKEN DİYALOG

Savunmasının ardından sorgulama aşamasına geçilen Nurullah Temel ile avukat Ali Rıza Dizdar arasında gerçekleşen diyalog dikkat çekti.

Nurallah Temel: Avukat eşliğinde ifademizi verirken orada bana sorulan soruda "Böyle bir onay belgesinde imzanız var, ne diyorsunuz?" denildi. Ben de hatta daha öncesinde az önce de belirttiğim gibi kendimi tanıttığımda "2020 yılında benim İSFALT'la ilişiğim kesildi." dedim. "Buna istinaden de benim imzam olamaz, burada bir yanlışlık var." dedim. Ona istinaden hatta orada da bir rica ettim, "Ben bunu ispatlayabilirim." Hemen mailini verdim polis memurunun, mailine de hemen bir evrak gönderttim ve onun altına da imza attım. Sonrasında çıktık geldik ama sonrasında iddianamede...

Ali Rıza Dizdar: Sizden sizden, çok özür dilerim Sayın Başkanım, Sayın Üyeler, Sayın Savcım. Yani benim bir uzmanlık alanıma girdiği için ben de Bilirkişiler Derneği Genel Sekreteriyim, bu konuda uzmanım da. Şimdi sizin bu beyanınız üzerine Sayın Savcı zannedersem sizi çağırmadan oradan bıraktırdı, değil mi?

Nurallah Temel: Evet, evet.

Ali Rıza Dizdar: Peki, yani polisten bıraktı. O zaman anladığım şu. Sayın Savcımın talimatı var mı yok mu onu da bilmiyorum ama polis yapabilirdi. Ayakta, oturarak, sağ, sol sizden elinizden boş kâğıtlara imza alındı mı?

Nurallah Temel: Hayır.

Ali Rıza Dizdar: Teşekkür ederim. Burada eksiklik bir soruşturma evreleri bu insanı suçlu mahalline sokmuşlar. Artık bunun gereğini sizler yaparsanız Sayın Savcım yapsın.

Nurallah Temel: Ben de sonuç olarak ve talep olarak bu maddi hatadan dolayı beraatime, derhal beraatimin karar verilmesini istiyorum. Ayrıyeten de duruşmalardan vareste kılınmamı istiyorum Sayın Başkanım. Saygılarımı sunarım.

"SUKAS BENDEN HERHANGİ BİR TALEPTE BULUNMADI"

İstanbul Botanik firması sahibi Bünyamin Durukan, savunma yaptı.

Beraatini talep eden Durukan'ın sorgusuna geçildi ve Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Durukan'a "Sizden herhangi bir talepte bulundum mu?" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine Durukan "Hayır bulunmadınız" yanıtını verdi.

Durukan ayrıca Ümit Polat’ın kendisinden tek seferde 30 bin dolar istediğini ancak bu isteğe dair Ali Sukas'a herhangi bir şikayette bulunmadığını belirtti.

Verdiğini iddia ettiği para konusunda herhangi bir makbuz olmadığını belirten Durukan; bu tutarı Ağaç A.Ş.'den cuma günü hesabına yatan 1,5 milyon TL'lik ödemeden ve evdeki birikimlerinden karşılamış olabileceğini, ancak kaynağını kesin olarak hatırlayamadığını şöyle ifade etti:

"Onu tam olarak hatırlamıyorum ama şöyle söyleyeyim; Ağaç A.Ş.'den 1,5 milyon lira zaten Cuma günü para yatmıştı. O paradan da, evdeki birikimlerimden de karşılamış olabilirim. Ama kesin olarak hatırlamadığım için bir şey diyemiyorum."

İSKİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI KÜRSÜDE

Hakkında adli kontrol hükümleri uygulanan İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Begüm Çelikdelen kürsüde.

"Sayın Başkanım, Sayın Heyet; saygıyla selamlıyorum sizi. Ben bir çevre mühendisiyim. Çevre mühendisleri su ve atık su işlerini yapar. 1993 yılında Ankara ASKİ'de başladım görevime. 22 yıl orada şube müdürlüğü ve çeşitli görevlerde bulundum. Daha sonra Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresinde Daire Başkanı olarak çalıştım.
Uzmanlık alanım atık sudur. 2019 yılında İSKİ'de başladım. Genel Müdür Yardımcısı olarak başladım. 2560 sayılı Kanun ile kurulu olan İSKİ'nin 3 ana görevi vardır: Bunlardan birincisi şehre su temin etmek, İkincisi atık suları toplamak ve bertaraf etmek, Üçüncüsü de İstanbul'a su sağlayan baraj havzalarını korumaktır.

İstanbul gibi büyük, 15 milyon insanın yaşadığı bir şehirde, 7 milyon abonenin olduğu bir şehirde 63 milyar kadar bir bütçeyi yönettik hep beraber. İSKİ, her vatandaşın sabahleyin musluktan akan suyla günaydın der; ama arkasında çok büyük işler yapılmaktadır.

Atık su arıtma tesislerimiz, içme suyu arıtma tesislerimizin çok yoğun bir iş temposu vardır. İSKİ'de başladığımda şöyle bir uygulama vardı: İştirak şirketlerinin yönetim kurullarında bizi de görevlendiriyorlardı.

Bu bizim talebimizle olan bir şey değildi, bundan önce de yapılan bir uygulama olduğunu gördük. Ben Spor A.Ş. ile başladım, daha sonra biraz İston'da çalıştım ve Kültür A.Ş.'ye atandım. Burada yaptığımız işler Kültür A.Ş.'nin ya da iştirakin iş ve işlemlerinin devam etmesine yardımcı olmaktır. Genel Müdüre vekalet vererek yapıyoruz bu işleri.

Oranın kendi bir icra birimleri vardır, Genel Müdürlüğü vardır. Daha çok oranın iç işleriyle bizim bir ilgimiz olmamaktadır. Söyleyeceklerim bu kadar, beraatimi talep ediyorum."

ARA BİTTİ: BEĞENMEZ SAVUNMASINI YAPTI

Harun Cengiz Beğenmez savunma yaptı. Beğenmez'in savunmasının ardından söz hakkı avukatına müvekkilinin savunmasını yaptı.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Jale Kaya savunma yaptı ardından Emin Ferhat Ertek geldi. Ertek, isminin bir kişinin ifadesinde geçtiğini daha sonra bu kişinin ifadesini geri çektiğini belirtti.

Duruşmaya öğle arası verildi.

"DALDAN DALA ATLAYAN BİR KARAKTER"

Cengiz Özkarabekir, hiçbir mal ve para varlığı olmadığını söyledi. Özkarabekir, itirafçı sanık Ertan Yıldız'ın ifadesinde kendi isminin geçmesine ilişkin "Ertan Yıldız'ı İBB'de tanıdım. Kendisi kültür ve sanattan çok uzak bir kişidir. İfadelerine beni sığdırmış, ben yazıdan anlarım, o ifadede daldan dala atlayan bir karakter gördüm" dedi.

"TELEVİZYONDA GÖRDÜM"

İtirafçı sanık Orçun Muhittin Yılmaz, belediye iştiraklerinde çalıştığı yönündeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Ben avukatım. Ne belediyede ne de kamuda çalıştım. Bence burada bir isim karışıklığı söz konusu” dedi.

Yılmaz, Emrah Bağdatlı ile Galatasaray taraftarlığı üzerinden tanıştığını anlattı. Murat Ongun’la ilgili baz istasyonu çakışmalarına da değinen Yılmaz, “Ben kendisini tanımam” ifadelerini kullandı.

Savunmasının tamamlanmasının ardından Yılmaz’ın sorgusuna geçildi. Duruşma savcısı, Yılmaz’ın daha önce “Emrah Bağdatlı’nın operasyonu bildiğini ve Murat Ongun’un kendisine yurt dışına çıkmasını söylediğini” belirttiğini hatırlattı. Yılmaz ise bu değerlendirmeyi, tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde televizyonda izlediği haberlerden yola çıkarak yaptığını söyledi.

Savcının, "Emrah Bağdatlı ile Murat Ongun arasındaki ilişkiden bahsetmişsin" sözleri üzerine Yılmaz, "Ben Murat Bey’i tanımam. Anlattıklarım, Emrah Bağdatlı’nın bana aktardığı hususlar" yanıtını verdi.

Bağdatlı’nın avukatı Mehmet Zengin de Yılmaz’a, müvekkilinin lüks bir yaşam sürdüğünü belirttiğini hatırlatarak bu yaşam tarzının belediyeyle olan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüp düşünmediğini sordu. Yılmaz, bu soruya “Hayır” yanıtını verdi.

Zengin’in, "Müvekkilim Emrah Bağdatlı’nın Murat Ongun tarafından yurt dışına çıkarıldığı kanaatine nereden vardınız?" sorusuna ise Yılmaz, "Televizyonda gördüklerimden bu kanaate vardım" karşılığını verdi.

DURUŞMA BAŞLADI

Suat Özçağdaş'ın salondan ayrılmasının ardından tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı.

ÖZÇAĞDAŞ'TAN AÇIKLAMA

Suat Özçağdaş gerilimin ardından açıklamada bulundu. Özçağdaş süreci engellememek adına salondan çıktığını belirtti.

Özçağdaş şunları söyledi:

"Değerli arkadaşlar, biraz önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi davalarını yeniden izlemek için geldiğimde Mahkeme Başkanının CMK 203 uygulaması nedeniyle salona giremeyeceğimi, davaları izleyemeyeceğimi söylendi.

Hatırlayacaksınız 2 Temmuz tarihinde duruşma sırasında olan bir tartışma çıkmıştı ve mübaşir hiçbir yetkisi olmadığı halde, 'aileleri, salonu boşaltması' talimatını vermişti jandarmaya. Ben de bunun üzerine Mahkeme Başkanına, 'Sayın Başkan, mübaşirin salonu boşaltma yetkisi yok, siz böyle bir karar vermediniz' diye seslendim. Duymayınca bir daha seslendim.
Bunun üzerine Mahkeme Başkanının, hakaret ederek benim de dışarıya çıkarılmama yönelik bir kararı oldu. Ben kendisini HSK'ya şikayet ettim, hakaret davası da açtım. O günden bugüne kadar da burada önemli olan ailelerin hızlı bir yargılama beklentisi nedeniyle duruşmalara da gelmedim.

17 Ağustos'ta başladı duruşmalar, bugün itibarıyla 23 gün geçti, hiçbirisine de gelmedim. Üstelik ben Aile Dayanışma Ağı'nın çalışmalarını yürütmekten sorumlu olmama rağmen. Bugün geldim, içeri girdim ve tekrar bana salonu terk etmem söylendi. Bunun pratikteki karşılığı şudur: İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş olarak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davalarını izlemem Mahkeme Başkanı tarafından yasaklanmış görünüyor.

Ben normal şartlarda buradan çıkmam. Ama aylardır, 18 aydır ailelerini bekleyen, sevdiklerini bekleyen insanlar var burada. Mahkeme Başkanı onları da tehdit etti, 'Dışarı çıkmazsa bugün duruşmayı gerçekleştirmem' diye. Mahkeme Başkanından bir adalet beklediğimden değil ama süreci engelleyenin biz olmamamız için salondan ayrılmış bulunuyorum.
Buradan Adalet Bakanına seslenmiyorum. Çünkü yıllarca kendisiyle çalışan bu Mahkeme Başkanıyla beraber buranın aynı zamanda teknik direktörü olduğunu biliyorum. Akın Gürlek'ten hiçbir şey beklemiyorum. Mahkeme Başkanından hiçbir şey beklemiyorum. Onların ikisine sesleniyorum: Bu yaptıkları bütün hukuksuzlukların hesabını, iktidar değiştiğinde kendileri hukuk önünde hesabını veriyor olacaklar.

Buradan Cumhurbaşkanı'na da seslenmiyorum. Çünkü onu buraya savcı yapan da o, onu aynı zamanda tekrar Adalet Bakanı yapan da o. Buradan Türkiye'ye, bütün kamuoyuna sesleniyorum: Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları kanunlara göre bir davaya girmeleri, izlemeleri engellenemez. Bugün itibarıyla yaşanan budur. Ailelerin yararı adına şu an itibarıyla bu duruşmaya girmeyeceğim, bilgilerinize sunarım."

ALKIŞLARLA DESTEK VERDİLER

Suat Özçağdaş, "Aylardır yakınlarınızı bekliyorsunuz. Bugün yaşanan şey hukuksuzluktur. Bir milletvekili bir davadan yasaklanıyorsa bu hukuksuzluktur. Kırıldığımı söylemek isterim. Adalet umarım tecelli eder. Bu yapılan doğru bir uygulama değil. Bu salondan çıkıyorum" diyerek duruşma salonunda ayrıldı. Sanık yakınları, Suat Özçağdaş'a alkışlarla destek verdi.

SALON BOŞALTILIYOR

Mahkeme başkanı, hakkında CMK 203 uygulanan isimler dışarı çıkmadan duruşmaya başlamayacağını belirtti ve salonun boşaltılması için talimat verdi.

CMK 203 GERGİNLİĞİ

İBB davasında daha önce CMK 203 uygulanan YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş salondan çıkarılmak isteniyor.

Özçağdaş, "Bana yazılı karar getirsin. Buraya geldim. Bir dava izlemek istiyorum" dedi. Jandarma "Israrcı olursanız duruşmayı bitirir Başkan" diye yanıt verdi. Özçağdaş ise "Bitirirse bitirsin. Ben yanlış bir şey yapmadım. Bana yazılı olarak getirsin. Hangi hakla bana bir sene boyunca davalara giremez diyebilir? Hangi kanun maddesiyle yasak koyduğunu anlatacak? Ben buradan çıkmam. Bu hukuksuz bir uygulama. O çok kıymetli Mübaşiri var. Salonu hakim karar vermeden boşalttı. Bunu nasıl yapabilir? Ben de buna itiraz ettim. O gün tansiyon yükseldi çıktık. Ben İBB davasında mı yasaklı mı oldum şimdi o zamandan beri? Burası onun çiftliği değil" diye konuştu.

Jandarma "CMK 203’e göre. Şu anki talimat o yönde. Yazılı kağıt getirirsek çıkacak mısınız?" dedi. Özçağdaş, "Evet" diye yanıtladı.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
İBB İBB Davası Ekrem İmamoğlu