Temmuzda asgari ücrete zam teklifini yaptı
Enflasyonun faturası vatandaşa kesilirken DEVA lideri Babacan, Temmuzda asgari ücrete zam teklifini yaptı. İlk 6 aylık enflasyonun sorumlusunun iktidar olduğunu belirten Babacan, ara zam vermemenin 'hak gaspı' olduğunu vurguladı.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM'de Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda konuştu. Odak noktasına milyonlarca çalışanın geçim sıkıntısını ve asgari ücret tartışmalarını alan Babacan, enflasyonun faturasının emeğiyle geçinenlere çıkarılamayacağını belirtti. Büyüme rakamlarının yoksulluğu azaltmadığını ifade eden Babacan, "1 Temmuz’da asgari ücrete ara zam şarttır. İlk 6 ayda oluşan yüzde 20 enflasyonun sebebi asgari ücretli değildir. Bunun sebebi ülkeyi yönetenlerdir. Asgari ücrete 1 Temmuz'da ara zammı vermemek kul hakkıdır, hak gaspıdır. Türkiye'de yoksulluğu azaltmayan, gençlerin işsizlik sorununa hiçbir çözüm üretmeyen, yetersiz, düşük kaliteli, sürdürülebilir olmayan ve sadece bir istatistikten ibaret bir büyüme söz konusu" ifadelerini kullandı.

"ÇİFTÇİMİZİ ENFLASYONA EZDİRMENİN İLANIDIR"
Babacan, vatandaşın bayramda yaşadığı alım gücü kaybına ve TÜİK'in yüzde 35 olarak açıkladığı tarımsal girdi enflasyonuna rağmen iktidarın buğday ile arpaya verdiği düşük taban fiyatlarına dikkat çekti. Açıklanan rakamlarla çiftçinin enflasyona ezdirildiğini söyleyen Babacan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Milyonlarca vatandaşımızın bayram sevinci maalesef gönlünce gerçekleşemedi. Emeklimiz, asgari ücretlimiz yine ince hesaplar yapmak zorunda kaldı. Çalışanlarımız geçim derdini ne yazık ki bir kenara bırakamadı. Esnafımız beklediği hareketliliği göremedi. Kurban pazarlarında satışlar arzu edilen miktarlara ulaşmadı. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız arzu ettiği satışı elde edemedi. Dün buğday ve arpa alım fiyatları açıklandı. Buğdayda artış yüzde 22, arpada yüzde 16. TÜİK'in en son açıkladığı tarımsal girdilerle ilgili enflasyon rakamı yüzde 35. Özetle dünkü taban fiyatı ilanı aslında çiftçimizi enflasyona ezdirmenin ilanıdır."
"ON BİNLERCE İNSANI İLGİLENDİREN KARARLAR BİR KİŞİNİN İMZASIYLA ALINAMAZ"
Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle alınan kararları keyfilik olarak nitelendiren Babacan, yönetim sistemindeki çelişkileri kurumların işleyişi üzerinden örneklendirdi. Babacan, "Bir kararnameyle önce bir üniversite kapatılıyor, iki gün sonra başka bir kararnameyle yeniden açılıyor. Böyle bir sisteme yönetim sistemi denmez. Buna ancak keyfilik, vurdumduymazlık denir. On binlerce insanı ilgilendiren kararlar bir kişinin imzasıyla alınamaz" sözleriyle tek imza yetkisini eleştirdi.
"YARGI, SİYASETİ DİZAYN ETMENİN ARACI HALİNE GETİRİLEMEZ"
Ana muhalefet partisine yönelik devam eden yargısal süreçleri de gündemine taşıyan Babacan, demokratik rekabet ve sandık iradesine saygı çağrısında bulundu. Hukuki güvenlik vurgusu yapan Babacan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Ana muhalefet partisiyle ilgili yaşananları hep beraber takip ediyoruz. İlk gün de aynı şeyi söyledik, bugün de söylüyoruz. Yargı, siyaseti dizayn etmenin aracı haline getirilemez. Türkiye'nin ihtiyacı hukuki güvenliktir. Türkiye'nin ihtiyacı demokratik rekabettir. Türkiye'nin ihtiyacı sandık iradesine saygıdır. Ülkemizde temiz siyasete şiddetle ihtiyaç var. Partiler içinde temiz yönetim, belediyelerde temiz yönetim, merkezi hükümette temiz yönetim. Siyasi partiler, kendi içlerinde etik ilkelerini açıkça belirlemeli ve kendi iç muhakeme sistemlerini oluşturmalıdır. Ülkemizi bu çıkmazdan yine sandıkla, yine siyasetle çıkaracağız. Meşru siyasetle, demokratik siyasetle ve önemlisi de temiz siyasetle çıkaracağız. Bu ülkede temiz siyasetin temsilcisi bizler olacağız." (DHA)
1 ay çalışan asgari ücretli 15 gün doyuyor