ABD tahvilinde sert satış! Türkiye neredeyse tamamını elden çıkardı
Türkiye'den küresel finans piyasalarında sarsacak bir hamle gerçekleşti. Bloomberg'ün haberine göre Türkiye, İran savaşı ve sonrasında oluşan makroekonomik risklere karşı mart ayında elindeki ABD Hazine tahvili varlıklarının neredeyse tamamı satıldı.
Küresel finans piyasalarında şok etkisi yaratan bir hamle Bloomberg tarafından gündeme getirildi.
Türkiye'nin, şubat ayı sonunda patlak veren İran savaşı ve sonrasında oluşan makroekonomik risklere karşı mart ayında elindeki ABD Hazine tahvili varlıklarının neredeyse tamamını elden çıkardığı belirtildi.
16 MİLYAR DOLARDAN 1,8 MİLYAR DOLARA SERT DÜŞÜŞ

ABD Hazine Bakanlığı’nın yayımladığı resmi veriler, Türkiye'nin attığı bu radikal finansal adımın boyutunu gözler önüne serdi.
Verilere göre:
Türkiye’nin elinde bulundurduğu ABD Hazine tahvili stoku, sadece bir ay içinde 16 milyar dolar seviyesinden 1,8 milyar dolara kadar geriledi.
Bu veri, Türkiye'nin portföyündeki ABD borçlanma senetlerinin yaklaşık yüzde 90'ını piyasada nakde çevirdiğini gösteriyor.
OPERASYONUN PERDE ARKASI

Ekonomi yönetiminin ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bu devasa satışı gerçekleştirmesindeki temel neden, Ortadoğu'daki İran savaşı sonrası piyasalarda yaşanan aşırı dalgalanmaya karşı Türk Lirası’nı fonlamak ve desteklemek olarak açıklandı.
Savaşın yarattığı jeopolitik riskler karşısında TL üzerindeki baskıyı hafifletmek adına, Merkez Bankası’nın bu süreçte sadece ABD tahvillerini satmakla kalmadığı, aynı zamanda kendi döviz ve altın rezervlerinden de piyasaya doğrudan müdahalelerde bulunduğu hatırlatıldı.
MÜDAHALELERE RAĞMEN BASKI SÜRÜYOR

Atılan bu olağanüstü adımlara ve milyarlarca dolarlık tahvil satışlarına rağmen, küresel piyasalardaki şok dalgası nedeniyle Türk Lirası üzerindeki değer kaybı baskısı tam anlamıyla kırılamadı.
Yükselen enerji ve emtia fiyatlarının da etkisiyle içeride enflasyon yüzde 32,4 seviyesine tırmanırken, Türkiye’nin kendi yerel tahvil faizleri de rekor seviyelere ulaştı.
Analistler, ABD ve Avrupa başta olmak üzere küresel piyasalarda da tahvil faizlerinde yukarı yönlü sert hareketlerin izlendiği bu dönemde, Türkiye'nin likiditeyi artırmak adına rezerv kompozisyonunda radikal bir değişime gitmiş olduğunu belirtti.
