İBB davasında 40. gün: Ekrem İmamoğlu'ndan tapu göndermesi

İBB davası, 40’ıncı gün Silivri’de, Kültür A.Ş.’nin tutuklu eski genel müdürü Serdar Taşkın’ın sorgusuyla sürüyor. Taşkın'ın sorgusunda söz alan İmamoğlu, "İmamoğlu'nun geçmişi sorgulanıyor ama birileri kimseye tapu hesabı vermiyor. Verecek" dedi.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
İBB davasında 40. gün: Ekrem İmamoğlu'ndan tapu göndermesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerine yönelik "kurgusal ihale" ve "ihaleye fesat karıştırma" iddialarıyla yürütülen davanın 40’ıncı duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görüldü.

Aralarında CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu davada sanık savunmaları, 8 Alman milletvekilinin yer aldığı Avrupalı gözlemci heyetinin takibi ile devam etti.

AVRUPALI HEYET: ENDİŞELİYİZ

Halk TV'yi güvenilir kaynağınız olarak eklemek için tıklayın

Duruşmaya ara verilmesinin ardından davayı takip eden Avrupa Yeşil Partisi eş başkanı ve komite üyesinin başkanlık ettiği heyetten açıklama geldi. Açıklamada duruşmayı yakından takip ettiklerini, endişeli olduklarını, yalnızca gelerek değil bulundukları noktalarda da burayı gözlemlediklerini söylediler.

Gamze Altunay'ın heyetin açıklamasına dair aktardıkları şu şekilde:

"Yeşil Partisi eş başkanının özellikle ailelere dikkat çektiğini söyleyebilirim. Aileleri gördüğü zaman çok duygusallaştığını ifade etti dakikalar önce. Özellikle onlara yaşatılanlar noktasında bir gururun söz konusu olduğunu da söyledi.

'Burada babalarını, evlatlarını görmek için aileler geliyor. Gözyaşlarıyla onları sadece el sallamak ve selam vermek için kilometreler aşıyorlar ama halen gururlular. Onlar serbest kalana kadar da bizim burayla ilgili gözlemimiz sona ermeyecek ve biz burayı takip etmeye devam edeceğiz.' ifadelerini kullanarak bu hukuksuzlukla alakalı herkesin ses çıkarması gerektiğine dair çağrıda da bulundular."

Halk TV Muhabiri Gamze Altunay, gelişmeleri Silivri'den aktarıyor...

İBB DAVASINDA 4O'INCI GÜN DURUŞMA SONA ERDİ

Serdal Taşlı'nın savunmasının ardından savunma yapan Murat Kapki'nin kardeşi Serhat Kapki, iddianamede üzerine atılan suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.

"İftira beyanlarıyla tutuklanmama karar verildi. 11 aydır cezaevindeyim. İddianame yazılınca neden tutuklu olduğumu öğrendim. Eylem 118-119 ile suçlanıyorum. 118'de rüşvet verdiğim, 119'da ise örgüte yardım ettiğim ve kara para akladığım iddia ediliyor." diyen Kapki, savunmasında şunları söyledi:

"Sözleşmenin 1 Haziran 2020 tarihinde yapıldığı iddia ediliyor. İddianameye konu sözleşme imzalanmadan 2 buçuk ay önce benim SMO adlı şirketle hiçbir bağım kalmamıştır. Bunun aksine, şirketi fiilen idare ettiğime dair bir iddia da yokken, muhatabı dahi olmayacağım bir suçlama ile iddianameye eklenmiş durumdayım.

Suç örgütüne yardım edebilmek için ortada bir suç örgütünün olması ve benim de bu örgütün varlığından haberdar olmam gerekir. Buradaki isimlerin birçoğuyla ya gözaltında ya da cezaevinde tanıştım. Bu suçlamanın tek dayanağının Berat, Elif ve Güngör’ün ifadeleri olduğunu düşünüyorum.

Örgüte yardım suçlamasını kesinlikle reddediyorum. Ne böyle bir örgütün varlığından haberdarım ne de örgüt üyesi olduğu söylenen kişileri tanıyorum. Sadece Murat Kapki’nin kardeşi olduğum için bu sürece dâhil edildiğimi düşünüyorum. Ben tutuklandıktan sonra ağabeyimin üzerindeki baskı daha da arttı. Aile ilişkilerimizin örgütsel bir faaliyet gibi gösterilmesini asla kabul etmiyorum.

Sahte fatura konusunda yapılmış somut bir tespit bulunmamaktadır. Bu iddia BFK adlı şirketle alakalıdır; ancak benim çalıştığım dönemde hiçbir sahte fatura kullanılmamıştır. Ticari defterlerimiz incelendiğinde bu durum açıkça görülecektir."

Kapki'nin savunmasının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti, duruşmanın perşembe günü devam edeceğini belirterek oturumu sonlandırdı.

ARA BİTTİ

Duruşmaya verilen aranın sona ermesinin ardından Serdal Taşkın avukatı Ali Rıza Dizdar savunma yaptı.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

...

SERDAL TAŞKIN'IN SORGUSU TAMAMLANDI

Serdal Taşkın'ın sorgusu tamamlandı. Duruşmada, Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin savunması için söz aldı.

Avukat Dizdar, "Sayın Başkan, Ben fiziksel rahatsızlıklar geçirsem dahi ara vermeyeceksiniz. Yani '5 dakika ara verelim, gidelim 2 saat sonra gelelim' yok. Ben savunmamı bitireceğim" dedi.

"RAPORU VEREN MÜFETTİŞİN DİPLOMASI YIRTILMALI"

Serdal Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar, MASAK raporuna ilişkin "Kârda zarar ne demek?' Kârdan zarar olur mu? Kâr yahu, para kazanmışsın. Böyle bir müfettiş raporu veren müfettiş aslında diploması yırtılmalı" dedi.

AVUKAT SORGUSU DEVAM EDİYOR

KAĞAN SÜRMEGÖZ VE 118. EYLEM ÜZERİNE
Kağan Sürmegöz’ün, iştirak sözleşmeleri için İBB bürokratlarından onay alıp almadığı sorusuna Taşkın, "Bu sözleşmelerde Kültür A.Ş.’nin yetkisi yoktur. Alınacak izin ve onaylar tamamen müşteriye (firmaya) aittir" yanıtını verdi.

KAHRAMAN YEŞİLYURT İLE İLİŞKİLER
Kahraman Yeşilyurt, Taşkın’a kendisini Murat Ongun’un kasası olarak gösteren iddiaları sordu. Taşkın, Yeşilyurt’un İzmir Fuarı ve kitabevi restorasyonu gibi projelerini hatırladığını ancak kendisini hiçbir zaman Murat Ongun ile yan yana görmediğini ve böyle bir duyum almadığını belirtti.

NİHAT SÜTLAŞ VE "REKLAM İSTANBUL"
Nihat Sütlaş’ın soruları üzerine Taşkın, Sütlaş’ı ilk kez mahkemede gördüğünü, personeline bu firmanın lehine bir talimat vermediğini, sadece firma tarafından yapılan bir dijital reklam sunumunu ekibiyle birlikte dinlediğini söyledi.

DOĞAN HAMİT DOĞRUER’İN İŞE ALIM SÜRECİ
Taşkın, genel müdürlük döneminde personel değişimine gitmediğini, genel müdür yardımcısı ihtiyacı için İştirakler Koordinatörlüğü’ne başvurduğunu ve Doğan Hamit Doğruer’in insan kaynakları mülakatı sonrası kendisine yönlendirildiğini, öncesinde bir tanışıklıkları olmadığını ifade etti.

GÖKHAN KÖSEOĞLU’NDAN SİTEM
Gökhan Köseoğlu, savunmasında kendisine yönelik ifadeleri saygısızlık olarak gördüğünü belirterek sitemde bulundu. Taşkın ise görev süresi boyunca Köseoğlu'nun kendisine bir saygısızlığı olmadığını teyit etti.

Taşkın, Murat Ongun’un kendisine emir veya talimat verme yetkisi olmadığını, Ongun’un sadece etkinlik organizasyonları için kendisiyle görüştüğünü, ticari konulara hiç girmediğini vurguladı. Ayrıca, "Ekrem İmamoğlu’ndan bile böyle bir talimat almadım" dedi. Beylikdüzü Mado’da yapıldığı iddia edilen gizli toplantılara dair ise oraya sadece birkaç kez gittiğini ve gizli bir görüşme için uygun bir yer olmadığını belirtti.

BUĞRA GÖKCE’NİN İHALE TARİHİNDEKİ GÖREVİ
Avukat Engin Çakmak’ın sorusu üzerine Taşkın, 2020 Haziran’daki ana ihale tarihinde Buğra Gökce’nin İBB’de görevde olmadığını, o dönemki genel sekreter yardımcısının başka bir isim olduğunu net bir şekilde bildiğini söyledi.

MİTHAT SİNAN BOLAK VE VEKÂLET SÜREÇLERİ
Mithat Sinan Bolak’ın görevlendirmelerinin yönetim kurulu kararı ve tebliğlerle yapıldığını belirten Taşkın, Bolak’ın birim değiştirmek için kendisinden sözlü talepte bulunduğunu hatırladığını söyledi. Gelir getirici işlerde yönetim kurulu kararı aranmadığını, bunun genel müdür yetkisinde olduğunu ekledi.

SERHAT KAPKİ İLE İLİŞKİ
Taşkın, Serhat Kapki ile ilk kez mahkemede tanıştığını, iddia edilen 118. eylem kapsamında kendisiyle herhangi bir sözleşme yapmasının söz konusu olmadığını belirtti.

BÜRGEHAN EMRAĞ VE "YAN TEKLİF" İDDİASI
Taşkın, ihale literatüründe "yan teklif" diye bir kavramın olmadığını, bunun "teklif toplama usulü" olduğunu belirterek, en uygun teklifi veren firmanın işi aldığını ifade etti.

AVUKAT SERKAN GÜNEL VE FİRMA HAVUZU
İhalelere katılımın engellendiği iddiasına yanıt veren Taşkın, Kültür A.Ş.’nin Türkiye’nin en büyük organizasyon firması olduğunu ve bu kapasitede başka bir rakibinin bulunmadığını söyledi. "Firma havuzu" sisteminin 2015’ten beri uygulanan bir standart olduğunu, yetkin firmaların bu havuza eklendiğini ve 2019 sonrası da büyük çoğunlukla eski (deneyimli) firmalarla çalışmaya devam ettiklerini anlattı.

HALİT BURAK ATALAN’IN YETKİLERİ
Burak Atalan’ın yönetim kurulu üyeliğinin sadece kısa süreli bir imza yetkisi görevlendirmesi olduğunu belirten Taşkın, Atalan’ın işe alımında da herhangi bir siyasi referans olmadığını söyledi.

AVUKAT AKÇAY TAŞÇI: KARAR MERCİLERİ
Taşkın, ihalelere dair kararların tek başına değil; hukuk, ticaret ve ihale birimleriyle yapılan genel toplantılar sonucu verildiğini belirtti. Yönetim kurulunun ise sadece genel yönerge ve kuralları belirlediğini ifade etti.

AVUKAT CANSU ÇİFTÇİ: HAK EDİŞ VE BELGELER
Taşkın, yapılan tüm işlerin fotoğrafçılar ve İBB denetçileri tarafından belgelendiğini, hak edilmemiş bir işe ödeme yapılma ihtimalinin "sıfır" olduğunu vurguladı.

AVUKAT KAZIM YİĞİT AKALIN VE "YATARI OLMAYANLAR" ÇIKIŞI
Akalın, aralarında müvekkili Necati Özkan’ın da bulunduğu 13 sanığın, olası bir cezada dahi hapiste kalma sürelerini doldurduğunu belirterek "tahliye edilmeme" durumuna tepki gösterdi. Taşkın ise Necati Özkan ile sadece resmi toplantılarda bir araya geldiğini, dışarıda bir tanışıklığı olmadığını söyledi.

FATİH KELEŞ İLE TİCARİ İLİŞKİ İDDİASI
Av. Nergiz İnce’nin sorusu üzerine Taşkın, Fatih Keleş ile hiçbir ortaklığı veya ticari ilişkisi olmadığını, Keleş’in sadece bir spor kulübü sponsorluğu için talepte bulunduğunu ancak şirketin mali durumu nedeniyle bunu reddettiğini açıkladı.

HABİBE İLKNUR KAYA’NIN YETKİSİ
Taşkın, İlknur Kaya’nın ihalelerde bir söz hakkı olmadığını ve haksız menfaat temin ettiğine dair bir bilgisi bulunmadığını ifade etti.

MUSTAFA BAĞARKASI VE USUL TARTIŞMASI
Avukat Bağarkası, mahkeme başkanının tutukluluk incelemeleri ve söz hakkı konusundaki uygulamalarına sert tepki göstererek, usul kurallarının çiğnendiğini savundu ve tahliye taleplerine ilişkin gerekçeli bir ara karar kurulmasını talep etti.

AVUKAT ÇAĞIN YAZICI VE İMAMOĞLU İLE TELEFON GÖRÜŞMESİ
İddianamede yer alan Ekrem İmamoğlu ile tek telefon görüşmesinin içeriği sorulan Taşkın, konunun tamamen Fenerbahçe Spor Kulübü ile ilgili olduğunu; Ali Koç’un talebi üzerine (Kenan Evren Lisesi reklam alanları izni) kendi telefonu üzerinden bir görüşme sağlandığını anlattı.

ERCAN SAATÇİ VE ADEM SOYTEKİN HAKKINDAKİ İDDİALAR
Taşkın, Ercan Saatçi’yi sadece sahnede gördüğünü, iddia edilen "Zafer Saatçi" isimli bir abisi olmadığını bizzat Saatçi'den öğrendiğini söyledi. Adem Soytekin ile sadece genel müdürlükten sonra tanıştığını ve Bahçeşehir'deki evi tamamen yasal yollarla emlak ofisinden aldığını belirtti.

"YATARI KALMADI 13 KİŞİ HAKSIZ CEZADA"

Serdal Taşkın'ın sorgusu sırasında söz alan Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, mahkeme heyetine yönelik tutukluluk incelemesi için talepte bulundu.

Akalın, "Benim saydığım en az 13 kişinin haksız bir cezada yatarı kalmadı. Buradaki herkesin tahliyesi olması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

HAKİM AVUKATLARA SÖZ HAKKI VERMEYECEĞİNİ SÖYLEDİ

İBB Davası'nda mahkeme başkanı, avukatlara tutukluluk değerlendirmesinde söz hakkı vermeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Doğan Hamit Doğruer'in avukatı Serkan Günel, "Bizim burada anlamımız kalmadı. Bize mesleki anlamda çok yetersiz hissettiriyorsunuz" dedi.

"2019 SONRASINI SUÇLU İLAN ETMEK İFTİRANAMENİN KASITLI YAZILDIĞINI İFADE EDİYOR"

Taşkın'ın sorgusu sırasında söz alan İmamoğlu, "Sayın Murat Kapki’nin de bahsettiği daha önce olan ihalelerin burada olmamasıyla kasti bir süreç işletilmektedir. 2019 sonrası dönemi suçlu ilan etmek iftiranamenin kasıtlı ve siyasi yazıldığını ifade etmektedir" dedi.

DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI

İBB Davası'nda ara sona erdi. Duruşmada, Serdal Taşkın'ın sorgusuna geçildi.

Savcının "Ekrem İmamoğlu’ndan daireleri ihaleden önce mi aldınız?" sorununa Taşkın, kredi çekip aldığını belirtti. Taşkın'a soru sormak için söz alan Ekrem İmamoğlu, "Birileri kendi adına tapu hesabı veremiyor. Birileri umarım bir gün tapu hesabı verir, verecek" dedi.

İmamoğlu'nun tapu göndermesi yaptığı o sözleri şu şekilde:

"Sayın Başkan, sayın heyet. Burada sorularım olacak ama sorumdan önce. Özellikle iddia makamının 2019 öncesi ve sonrasıyla alakalı bir milatmış gibi davranmasının da ayan beyan ortaya konulan belgeleri gördükçe de açıkçası bu iftiraname adına utanç duyduğumu tekrar belirtmek isterim.

Aynı zamanda tabi mevzu sadece Ekrem İmamoğlu olunca, ister istemez 3 bin konutluk geçmişi, hayatı, iş hayatı sorgulanıyor. Ama birileri kendi adına hiç kimseye tapu hesabı veremiyor bu ülkede. Bunun da altını çizeyim. Umarım herkes tapuların hesabını bir gün verir, verecek. Bunun da tarafınızdan bilinmesini önemsiyorum.

Allah'a şükür verilmeyecek hesabımız olmadığını, Serdal Bey gibi de namuslu, ahlaklı yol arkadaşlarıyla yürümüş olmanın da burada bayağı bir keyfini yaşıyorum, onu da ifade edeyim."

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Serdal Taşkın savunmasını bitirdi. Duruşmaya ara verildi.

SERDAL TAŞKIN TANIK BEYANLARINA YANIT VERDİ

Serdal Taşkın, hakkındaki suçlamalara ve tanık beyanlarına yanıt verdi. 14 aylık görev süresine karşılık 14 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Taşkın, iddianamenin somut delillerden yoksun olduğunu ve sadece "iftira" niteliğindeki beyanlar üzerine kurgulandığını savundu.

Taşkın şunları söyledi:

İHALE SÜREÇLERİ VE "KAMU ZARARI" İDDİALARI

Taşkın, Kültür A.Ş.’nin Türk Ticaret Kanunu’na tabi bir anonim şirket olduğunu ve kâr amacı güttüğünü hatırlatarak, kendi döneminde yapılan ihalelerin kurumu zarara değil, kâra geçirdiğini ifade etti. Özellikle reklam alanlarının işletilmesiyle ilgili ihalelerde, yetkisini kullanarak ihalesiz pazarlık yapabilecekken, şeffaflığı ve rekabeti sağlamak adına "kapalı zarf usulü artırma" yöntemini seçtiğini belirtti. Taşkın, "97 milyon 500 bin TL’ye aldığımız bir işi 108 milyon TL’ye verdik. Reklam sektörünün pandemi nedeniyle durduğu bir dönemde Kültür A.Ş. kâr etmiştir. Müfettişin 'kârdan zarar' tespiti subjektiftir; gerçek zararı görmek isteyen Çanakkale ve Osmangazi köprülerine, geçilmeyen havalimanlarına baksın" dedi.

İTİRAFÇI VE TANIK BEYANLARINI REDDETTİ

Taşkın, savunmasının büyük bölümünü dosyadaki itirafçı ve tanıkların iddialarını çürütmeye ayırdı:

Eyüp Subaşı: Nakit ödeme iddialarını kesinlikle reddeden Taşkın, Subaşı’nın ihaleye girmek için gösterdiği istekliliği fark edince belediyenin kârını artırmak için muhammen bedeli 12,5 milyondan 15 milyona çıkardığını ve ihalenin 16,6 milyon TL ile sonuçlandığını anlattı.

Selman Narman: Narman’ın işten çıkarıldığı için husumet beslediğini ve kendisini tehdit eden mesajlar attığını söyleyen Taşkın, "Bir genel müdürün sözleşmedeki aracın rengini ve modelini sormak için Avrupa’nın en büyük metropolünün belediye başkanına (İmamoğlu) gittiği iddiası komiktir" ifadelerini kullandı.

Serdar Haydanlı: Gözaltı sürecinde Vatan Emniyet’te Haydanlı’yı başka bir polisle konuşurken gördüğünü iddia eden Taşkın, şahsın "Ben belediyeyle değil, külliyeyle iş yapıyorum, savcı şimdi arar çıkarır" dediğini duyduğunu öne sürdü. Taşkın, Haydanlı’nın ihalelere fesat karıştırdığını ve mevcut yönetime husumet güttüğünü savundu.

"ALTIN HİKAYESİ TİCARİ BİR SATIŞTIR"

İddianamede geçen "meşhur altınlar" konusuna da açıklık getiren Taşkın, bu durumun kişisel araçlarının satışıyla ilgili olduğunu söyledi. Şirketine ait iki aracı eski şoförü Orhan Cevahiroğlu’nun kardeşi Volkan Cevahiroğlu’na sattığını, ödemenin bir kısmının banka üzerinden bir kısmının ise altın bozdurularak yapıldığını belirtti. Taşkın, "İddianamedeki altınların hikayesi bundan ibarettir, araçların faturaları mevcuttur" dedi. Ayrıca, Vakıfbank Nişantaşı şubesinde kasası olduğu iddiasını, ilgili şubede kasa hizmeti dahi bulunmadığını kanıtlayan belgelerle yalanladı.

"İTİRAFÇI VE TANIK BEYANLARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR"

Vedat Şahin: Taşkın, Şahin ile 2014-2019 yılları arasında özel şirketleri üzerinden ticari ilişkileri olduğunu ancak Kültür A.Ş. Genel Müdürü olduğu dönemde aralarında hiçbir iş ilişkisi bulunmadığını, tüm ödemelerin banka üzerinden fatura karşılığı yapıldığını belirtti.
Eyüp Subaşı: "Hayırlı olsun" ziyaretine geldiğinde tanıdığını belirten Taşkın, Subaşı’na nakit ödeme yaptığı iddialarını kesinlikle reddetti. Subaşı’nın ihaleye girmek için önceden LED ekran alması üzerine belediyenin kârını artırmak için muhammen bedeli yükselttiğini anlattı. Ayrıca Subaşı'nın bahsettiği Kuara, Format Reklam ve Kamil Taşçı isimli şahısları tanımadığını, bu firmaların yan teklif olarak kullanılmadığını belgelerle sundu.
Selman Narman: Sözleşme uzmanı olarak çalışan Narman’ın işten çıkarıldığı için kendisine husumet beslediğini, "Kurt yediği ayazı unutmaz" diyerek tehdit mesajları attığını söyledi. Taşkın, Narman'ın iddia ettiği gibi sözleşmedeki bir aracın detaylarını sormak için Ekrem İmamoğlu'na gitmesinin "komik" olduğunu ifade etti.
Orhan Cevahiroğlu (Eski Şoför): Taşkın, Cevahiroğlu'nun 2 yıl değil sadece 7 ay şoförlüğünü yaptığını belirtti. İddianamedeki "meşhur altınların" ise şahsi araçlarının Volkan Cevahiroğlu'na satışından elde edilen bedel olduğunu, araçların faturalarını mahkemeye sunduğunu açıkladı. Ayrıca VakıfBank Nişantaşı şubesinde kasası olduğu iddiasını, o şubede kasa hizmeti bile olmadığını kanıtlayarak yalanladı.

İHALE SÜREÇLERİNİ AÇIKLADI

Oktay Tan ve Direkt Reklam: AYEDAŞ ve İBB arasındaki protokol sürecini anlatan Taşkın, bahsedilen 8 milyon TL'nin İBB'nin resmi talebi olduğunu, şahsi bir konu olmadığını vurguladı.

Umut Şenol ve Kor Medya: Şenol'un bahsettiği ihalenin 2022'de yapıldığını, kendisinin ise 2020'de görevden ayrıldığını belirterek bu görüşmenin imkansız olduğunu söyledi.
Kaan Sürmegöz ve Adem Tuncay: İBB adına reklam alanlarından sorumlu olan Sürmegöz ile koordinasyon amaçlı görüşmesinin görev gereği olduğunu, Adem Tuncay'ı ise tanımadığını belirtti.
Gökhan Köseoğlu ve Serdar Haydanlı: Taşkın, Köseoğlu’nun şirket bilgilerini dışarı sızdırarak ihaleye fesat karıştırdığını iddia etti. Serdar Haydanlı’yı ise nezarethanede gördüğünü, Haydanlı’nın "Ben belediyeyle değil, Külliye ile iş yapıyorum" dediğini duyduğunu öne sürdü.
Mehmet Çakılcıoğlu: Sadece reklam alanlarının konumları hakkında teknik görüşmeler yaptıklarını ifade etti.

"SİYASETLE VE SUÇLA İLGİSİ YOK"

Hüseyin ve Ahmet Köksal: Hüseyin Köksal ile çocuklarının aynı okulda olması sebebiyle tanıştığını ancak Kültür A.Ş.'ye hiç gelmediğini, Ahmet Köksal'ı ise Murat Kapki'nin avukatı olarak bildiğini söyledi.

Ercan Saatçi: Hayatında sadece 3 kez gördüğünü (ikisi sahne, biri nezarethane), iddia edilen Zafer Saatçi isimli bir abisinin veya akrabasının olmadığını bizzat Saatçi'den öğrendiğini belirtti.
Adem Soytekin ve Ender Çelik: Bahçeşehir'deki bir evi emlak ofisi aracılığıyla yasal yollarla satın aldığını, Soytekin'in beyanlarının gerçek dışı olduğunu dile getirdi.
Hasan Hüseyin Şenyurt: Şoförünün üzerine 10 milyon TL geçirdiği iddiasının MASAK raporlarıyla yalanlanabileceğini, şoförünün hesabında 10 TL bile olmadığını savundu.

Diğer isimler Hakan Karaköse, Ekrem Reşat Tüzün, Bayram Taşkın, Eray Yazgan, Sedat Kapıdağ ve Deniz Dörtyol gibi isimlerin iddialarının duyuma dayalı veya asılsız olduğunu, birçoğunu tanımadığını ifade etti.

KENDİNİ İHBAR ETTİĞİNİ HATIRLATTI: KAÇMA ŞÜPHESİNE GÜLÜYORUM

2019 sonrası edindiği mülklerin kaynağının 2020 yılında sattığı 751 bin dolarlık arsa ve eski oteli olduğunu belirten Taşkın, iddianamede sadece alış belgelerine yer verilip satış belgelerinin gizlendiğini iddia etti. Gözaltı sürecinde polise yerini bizzat bildirdiğini hatırlatan Taşkın, "Kendi yerini ihbar eden biri için 'kuvvetli kaçma şüphesi' denilmesine sadece gülüp geçiyorum" dedi.

Savunmasını, adaletin siyasi tasfiye aracı olarak kullanılmaması gerektiği vurgusuyla tamamlayan Serdal Taşkın, ağır sağlık sorunları yaşadığını da belirterek beraatini ve tahliyesini talep etti.

MAHKEMEDE SESLER YÜKSELDİ! HAKİM ARAYA GİRDİ

Serdal Taşkın, tanık Selman Narman'ın kendisinden 13 bin 500 TL para istediğini ve mesajı görmediği için yanıt veremediğini söyledi.

Ertesi gün Narman'ın "Hepinizi yakacağım" diye bir mesaj gönderdiğini belirten Taşkın, "Ben de bu mesajı Doğan Hamit Doğruer’e gönderdim" dedi. İtirafçı Serdar Haydanlı ve Gökhan Köseoğlu'ndan şikayetçi olduğunu söyleyen Taşkın, "İhale işlerinden anlamam diyenler duyum üzerine iddiada bulunuyor" ifadelerini kullandı.

Gökhan Köseoğlu, savunmasını yapan Taşkın'ı oturduğu yerden alkışlamaya başladı. Hakim araya girdi. Köseoğlu, "Yalan söylüyor" diye bağırdı.

"OSMANGAZİ KÖPRÜSÜNE BAKSA ZARARIN NE OLDUĞUNU GÖRECEKTİ"

Serdal Taşkın, şahsına tahsis edildiği iddia edilen aracın tamamen sözleşme gereği kurumsal amaçla kullanıldığını belirten Taşkın, mülkiye müfettişi tarafından hazırlanan raporun subjektif olduğunu ifade etti.

2020 yılında gerçekleştirilen 100 adet üst geçit reklam alanı ihalesine dair teknik detayları paylaştı. Kültür A.Ş.’nin bu işi 97 milyon 500 bin TL bedelle kazandığını, ardından işletme hakkını 108 milyon TL’ye BVA Reklam’a devrettiğini hatırlatan Taşkın, ihaleye toplam 5 firmanın katıldığını ve sürecin şeffaf yürüdüğünü belirtti. Reklam sektörünün pandemi nedeniyle durma noktasına geldiği bir dönemde 10,5 milyon TL kâr elde edildiğine dikkat çeken Taşkın, "Mülkiye müfettişi raporunda 'kârdan zarar etmiştir' tespitinde bulunsa da pandeminin zorluklarını ve %10'luk belediye kontenjanını göz önüne almamıştır" dedi.

Zarar kavramının bilimsel tanımına değinen Taşkın, mülkiye müfettişinin raporuna yönelik eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:

"Zarar, gelirin giderden az olması halinde yaşanan bir durumdur. Eğer mülkiye müfettişi raporunu hazırlarken Ankara'daki üst geçitlere, Çanakkale Köprüsü'ne, Osmangazi Köprüsü'ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne veya şehir hastanelerine baksaydı, zararın ne olduğunu görecekti. Ya da en azından %98 yanılma nedeniyle tek yolcunun inmediği ama devletin müteahhide parasını ödediği havalimanlarındaki milyonlarca liralık zararı görecekti."

14 aydır "kârdan zarar" iddiasıyla tutuklu bulunmasına tepki gösteren Taşkın, Danıştay kararlarında söz konusu raporların subjektif olduğunun belirtildiğini hatırlatarak beraatini talep etti.

"KAMU ZARARI YOK KAR VAR"

İBB davasında savunma yapan Serdal Taşkın, kuruma yönelik "ihaleye fesat" ve "kamu zararı" iddialarını reddederek ihalelerin şeffaf ve hukuka uygun yürütüldüğünü savundu.

Hakkındaki iddialara ilişkin yaptığı savunmada, iddianamedeki çelişkilere dikkat çekti. Taşkın, kurumun imzaladığı toplam 19 alt yüklenici sözleşmesinden yalnızca 9 firma ile yapılan 11 sözleşmenin suç konusu edildiğini, ancak geri kalan işlerin içerik olarak bu sözleşmelerle tamamen aynı olduğunu belirtti.

Suçlamaların herhangi bir somut delile dayanmadığını ve sadece soyut beyanlar üzerinden kurgulandığını savunan Taşkın, "İBB'nin belirlediği tüm sorumluluklar hem Kültür A.Ş. hem de alt yüklenici firmalar tarafından eksiksiz yerine getirilmiştir. Dolayısıyla ortada herhangi bir kamu zararı bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.

Kültür AŞ'nin bir ticari anonim şirket olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'na göre "tacir" sayıldığını ve kâr amacı güttüğünü belirten eski genel müdür, kurumun hem Sayıştay denetimine tabi olduğunu hem de Kamu İhale Kanunu’ndaki istisnalar çerçevesinde hareket ettiğini vurguladı.

2020 yılındaki ana ihalenin 61 milyon TL bedelle kazanıldığını ifade eden sanık, reklam alanlarının parçalandığı iddiasına karşı çıkarak; raket, LED ekran ve megalight gibi branşlara ayırmanın "rekabeti ve kârı artırmak" amacıyla yapıldığını söyledi. 2012 yılındaki benzer bir ihale ile kıyaslama yapan sanık, kendi döneminde metrekare başına düşen dolar bazlı bedelin (82 USD), 2012'deki bedelin (40 USD) iki katından fazla olduğunu belirterek kamu zararının oluşmadığını, aksine yüksek gelir elde edildiğini savundu.

Kültür AŞ'nin her türlü kiralama işinde Devlet İhale Kanunu'na tabi olmadığını, reklam alanlarının "gelir getirici iş" kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Uzmanların "pazarlıkla istediğin firmaya verebilirsin" demesine rağmen bunu reddettiğini söyleyen eski genel müdür, 2012'deki örnekleri baz alarak "kapalı zarf usulü artırma" yöntemini seçtiğini ve ihalelerin Urban Medya, Panofek Medya ve BVA Reklam gibi firmalara en yüksek teklifler üzerinden verildiğini açıkladı.

İhaleye konu olan alanların çoğunun sahada mevcut olmadığını, ihaleyi kazanan firmaların bu alanları sıfırdan yatırımla inşa ettiğini vurgulayan sanık, tüm sürecin piyasa fiyatları doğrultusunda ve yasal yönetmeliklere uygun yürütüldüğünü ifade etti.

"HERKESE AÇIK İHALEYİ KAZANDIM"

Serdal Taşkın, herkesin katılımına açık ihaleyi Kültür A.Ş.'nin 61 milyon TL ile kazandığını söyledi.

Taşkın, ihaleyi 1 ay sonra 66 milyon 666 bin TL bir bedelle alt işletmeye vererek, yıllık 6 milyon 666 bin TL, dönemin dolar kuruyla yaklaşık 1 milyon dolar kâr elde edildiğini belirtti.

"SUÇLAMALAR SAVCILIK SORGUSUNDA SORULMADI"

Serdar Taşkın, savcılık sorgusunda isnat edilen eylemler hakkında hiçbir soru sorulmadığını söyledi. 23 Mart 2025'te tutuklandığını belirten Taşkın, 14 ay sonra dahi hakkında hiçbir somut delilin olmadığını vurguladı.

19 Mart tarihinde Erzincan’da bulunduğu sırada Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının gözaltına alındığını haberlerden öğrendiğini belirten Taşkın, listede kendi adını görünce vakit kaybetmeden şehir merkezindeki kitabevine gittiğini ve nerede olduğunu bizzat polis ekiplerini arayarak bildirdiğini ifade etti.

"Lehe olan deliller iddianameye konulmadı"

Emniyet ve adliye sorgularında kendisine iddianamedeki suçlamalarla ilgili soru yöneltilmediğini savunan sanık, somut bir delil gösterilmediğini, sadece tanık ve gizli tanık beyanlarının sorulduğunu ileri sürdü. Özellikle 2019 yılı sonrası edindiği mülklerin sorgulandığını ancak bu varlıkların kaynağı olan satış işlemlerine dair belgelerin dosyaya dahil edilmediğini iddia etti. Sanık, yeni mülklerini daha önce sahip olduğu bir otel ile 2020 yılında 751 bin dolar karşılığında sattığı bir arsanın geliriyle aldığını belirterek, bu satışlara ilişkin evrakları mahkemeye sunacağını beyan etti.

"Kaçma şüphesine gülüp geçiyorum"

23 Mart 2025 tarihinde "delillerin toplanmaması" ve "kaçma şüphesi" gerekçeleriyle tutuklandığını hatırlatan sanık, 14 aydır cezaevinde bulunduğunu ve bu süreçte aleyhine somut bir delil toplanmadığını savundu. Önce Silivri, ardından Kandıra Cezaevi’ne sevk edildiğini belirten sanık, tutukluluk incelemelerinde gerekçe gösterilen "kuvvetli kaçma şüphesi" iddiasına ise kendisinin polise yerini bizzat ihbar etmesi üzerinden tepki göstererek, "Bu duruma gülüp geçiyorum" dedi. Sanık, lehine olan hiçbir verinin iddianamede yer almamasını eleştirerek tahliyesini talep etti.

SERDAL TAŞKIN SAVUNMAYA BAŞLADI

Sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. 11. haftasına giren İBB Davası’nın 40. günü başladı. Davada, "Savcılık tarafından yönlendirildim" diyerek etkin pişmanlık ifadesini geri çeken Murat Kapki'nin son avukatı savunma yapmaktan vazgeçti.

Duruşma, Kültür A.Ş.’nin tutuklu eski genel müdürü Serdal Taşkın’ın savunmasıyla başladı.

Duruşma programı kapsamında, daha önce "etkin pişmanlık" beyanlarından vazgeçen ve savcılık tarafından yönlendirildiğini iddia eden iş insanı Murat Kapki'nin son avukatının savunması alınacaktı ancak avukatı savunma yapmadı.

Kapki, bir önceki celsede kendisinden "soruşturma takibi" adı altında 100 bin dolar istendiğini öne sürmüş ve dosyası bu dava ile birleştirilen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'den özür dileyerek, "Sizinle ilgili hiçbir şey bilmiyorum, hakkınızı helal edin" ifadelerini kullanmıştı.

NECATİ ÖZKAN'IN CEZAEVİNDE İKİNCİ DOĞUM GÜNÜ

NECATİ ÖZKAN'IN CEZAEVİNDE İKİNCİ DOĞUM GÜNÜ

Davanın tutuklu sanıklarından olan ve İmamoğlu’nun kampanya direktörlüğünü yürüten Necati Özkan, cezaevindeki ikinci doğum gününü duruşma salonunda karşılıyor. 414 sanıklı dev davanın seyrine ilişkin teknik ve hukuki incelemeler sürdürülüyor.

ALMANLAR DURUŞMAYI İZLİYOR

ALMANLAR DURUŞMAYI İZLİYOR

Davanın 40’ıncı gün oturumuna uluslararası kamuoyundan da ilgi yoğun oldu. Avrupa Yeşiller Partisi (GYP) Eş Başkanı Vula Tsetsi ve Komite Üyesi Joanna Kaminska başkanlığındaki üst düzey bir heyet, duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi.

Aralarında Almanya’dan 8 milletvekilinin de bulunduğu heyetin, sabah oturumunun ardından öğle arasında cezaevi otoparkında basın mensuplarına açıklama yapması bekleniyor.

İMAMOĞLU: "MANEVİ SIKIŞMIŞLIĞIN SONUCUYDU"

Duruşmanın açılışında söz alan Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz hafta mahkeme salonunda yaşanan tartışmalı anlara değindi. Aileler üzerinden yürütülen sürecin kendisini duygusal olarak yıprattığını ifade eden İmamoğlu, sergilediği tutuma ilişkin şunları söyledi:

“Belki tonum yüksekti, belki sizi rahatsız etti. Ancak aile mesele olunca insanın hassasiyeti değişiyor. O an yaşadığım tepki, manevi sıkışmışlığın ve boğulma hissinin sonucuydu.”

39. CELSEDE NE OLMUŞTU?

İBB davasının 39. celsesinde daha önce "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ancak yargılama aşamasında savcılık tarafından yönlendirildiğini iddia ederek bu beyanlarından vazgeçen Murat Kapki’ye ek savunma süresi tanındı. Kapki, önceki celsede yaptığı açıklamalarda, 2024 yılının Ekim ayında Çetin Ayaz isimli bir şahsın kendisine gelerek şirketleri hakkındaki gizli soruşturmadan bahsettiğini ve Ocak ayında bu süreci takip etmek karşılığında 100 bin dolar talep ettiğini öne sürdü. Bu iddiaları ifadesinde dile getirmesine rağmen Çetin Ayaz’a konunun sorulmadığını belirten Kapki, davası İBB dosyasıyla birleştirilen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e yönelik ise "Sizinle ilgili hiçbir şey bilmiyorum, hakkınızı helal edin" diyerek önceki suçlamalarını reddetti.

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu ise geçen hafta mahkeme salonunda yaşanan gerginliğe dair açıklamalarda bulundu. Ailevi meselelerin dahil edildiği bir süreçten geçmenin kendisini duygusal olarak yıprattığını ifade eden İmamoğlu, sergilediği tutuma ilişkin, "Belki tonum yüksekti, belki sizi rahatsız etti. Ancak konu aile olunca insanın hassasiyeti değişiyor. O anki tepkim, üzerimde hissettiğim manevi sıkışmışlık ve boğulma hissinin bir dışavurumuuydu" şeklinde konuştu.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
İBB Dava Ekrem İmamoğlu Silivri