İBB itirafçısı Murat Abbas Ergenekon kumpasına rahmet okuttu! Olmayan ofiste ölmeyen adamın yasını tutmuş
İBB davasında itirafçı Murat Abbas’ın anlatımındaki tarih ve mekan çelişkileri duruşmaya damga vurdu. Avukatın sorularıyla, görüşme tarihinde hayatta olan kişi ve henüz kullanılmayan ofisler gündeme geldi.
İBB itirafçısı Murat Abbas'ın son duruşmadaki ifadeleri Ergenekon kumpaslarına rahmet okuttu. Kumpas günlerinde hiçbir zaman olmayan bir belgeyi varmış gibi sunulduğu zamanlardaki gibi Abbas, yaşayanı öldürdü, olmayan ofisi de var etti.
AVUKAT TARİHİ SORUNCA AFALLADI
İBB Davası’nın ikinci celsesi 27. gününde tutuksuz sanıkların savunmaları, sorguları ve avukat beyanlarıyla sürdü.
Duruşmada avukat Baver Kaya, itirafçı Murat Abbas’ın 17 Nisan tarihli emniyet ve savcılık ifadesindeki iddiaları gündeme getirdi.
Abbas’ın ifadesinde; İBB Basın Danışmanı Murat Ongun, Hüseyin Köksal ve kendisinin Taksim’deki bir ofiste buluştuğu, bu görüşmede Urban Media’nın kurucusu Hüseyin Seçkin’in vefatının konuşulduğu yer aldı.
Avukat Kaya, Ticaret Sicil Gazetesi verilerini mahkemeye sundu. Kaya, Hüseyin Seçkin’in vefat tarihinin 27 Temmuz 2021 olduğunu belirterek Abbas’a şu soruyu yöneltti:
"Siz bu görüşmeyi yaptığınız tarihte kendisi henüz hayattaydı. Öleceğini varsayım olarak mı konuştunuz?"
Abbas bu soruya, "Öyle bir soruyu kabul etmiyorum" yanıtını verdi.
MEKANLAR DA YILLAR SONRA ALINMIŞ...
Sorguda, toplantının yapıldığı iddia edilen mekanlar da gündeme geldi. Avukat Kaya, müvekkili Hüseyin Köksal’ın Taksim’de şahsi bir çalışma ofisi olmadığını söyledi.
Kaya, şirkete ait yerlerin de iddia edilen tarihlerde henüz kullanılmadığını belirtti ve şu bilgiyi verdi:
"Asmalımescit’te bulunan yer iddia edilen toplantı tarihinden 1,5 yıl sonra, 10 Ocak 2022’de satın alındı. Gümüşsuyu’nda bulunan yer ise iddia edilen toplantı tarihinden 2 yıl sonra, 3 Nisan 2023’te kiralandı"
ÖNCE 'GALİBA' SONRA 'YANLIŞLIK OLABİLİR'
Murat Abbas ise görüşmenin nerede yapıldığını tam hatırlamadığını söyledi. Önce "galiba Gümüşsuyu'ydu" diyen Abbas, resmi tarihler hatırlatılınca "Olabilir, bir yanlışlık olabilir" dedi.
Avukat Kaya, Abbas’ın anlatımında zaman, mekan ve konu bakımından çelişkiler bulunduğunu savundu.
Kaya, "Bir hikaye anlatıcılığının 3 temel unsuru vardır" diyerek Abbas’a şu soruyu yöneltti:
"Zaman, mekan, konu. İyi bir kurguda bu üçünün tam olarak uyuşması beklenir. Sizin anlattığınız bu anlatıda üçü de birbirinden uyumsuz. Bu sizin hikayeniz mi? Yoksa Savcılık tarafından size soru olarak mı yöneltildi?"
Abbas, ifadelerini kendi özgür iradesiyle verdiğini, herhangi bir baskı ya da yönlendirme olmadığını söyledi.
Kaya’nın "Hafızanız sizi yanıltıyor olabilir mi?" sorusuna Abbas, "Bu olabilir diyorum" yanıtını verdi.
YANIT VEREMEDİ
Sorgunun son bölümünde Kaya, Abbas’a cezaevi sürecinde veya sonrasında hafızasını etkileyebilecek travmatik stres, beyin sisi ya da amnezi gibi tıbbi bir durum yaşayıp yaşamadığını sordu.
Murat Abbas bu soruya, "Bu soruya cevap vermiyorum" karşılığını verdi.
ABBAS'IN 'İTİRAFLARI' ERGENEKON GÜNLERİNİ HATIRLATTI
Murat Abbas'ın birbirinden çelişkili ifadeleri FETÖ'nün Ergenekon kumpaslarını hatırlattı.
Ergenekon ve özellikle Balyoz kumpas davalarında dijital delillerin sahte olduğu iddialarında en dikkat çekici örneklerden biri Calibri yazı tipi olmuştu.
Davalarda delil olarak sunulan bazı dijital belgelerin ve CD’lerin 2003 yılında hazırlandığı öne sürülmüştü. Ancak yapılan incelemelerde, bu belgelerde Calibri fontunun kullanıldığı tespit edilmişti.
Calibri, Microsoft tarafından ticari olarak ilk kez 30 Ocak 2007’de piyasaya sürülen Microsoft Office 2007 ve Windows Vista ile kullanıma sunuldu. Fontun tasarım süreci daha eskiye dayansa da 2003 yılında kamusal kullanımda bulunması teknik olarak mümkün değildi.
Bu nedenle savunma avukatları ve bağımsız bilirkişiler, söz konusu belgelerin iddia edilen tarihte hazırlanmış olamayacağını savundu.
Microsoft’tan alınan görüşler de bu itirazların dayanaklarından biri oldu. Buna göre 2007’de kullanıma giren ve daha sonra Microsoft Word’ün varsayılan yazı tipi haline gelen Calibri’nin, 2003 tarihli bir belgede yer alması mümkün değildi.
Bu örnek, geçmişte dijital delillerin sonradan üretilip üretilmediğine ilişkin tartışmaların merkezinde yer almıştı.
YENİ Parti'den Aziz İhsan Aktaş davasıyla ilgili ilk açıklama: Kumpas bugün çökmüştür