Fatih Altaylı çuvaldızı bu kez kendine batırdı! İmralı Süreci’ni artık neden desteklediğini açıkladı
İmralı Süreci’ni başlangıçta “Amerika’nın oyunu” diyerek eleştiren Fatih Altaylı, PKK ve YPG’nin fesih kararlarının görüşünü değiştirdiğini açıkladı. Altaylı, provokasyon uyarısı yaparak “En kötü barış, en iyi savaştan iyidir” dedi.
Gazeteci Fatih Altaylı, başlangıçta “Amerika’nın oyunu” diyerek eleştirdiği İmralı Süreci’ne şimdi neden destek verdiğini açıkladı. PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesiyle çatışmaların sona erebileceğini belirten Altaylı, “En kötü barış, en iyi savaştan iyidir” dedi.
Gazeteci Fatih Altaylı, PKK’nın silah bırakma ve kendini feshetme süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Sürece yönelik eleştirileri hatırlatan Altaylı, yaşanan ölümlere dikkat çekti.
PKK’nın geçmişteki eylemlerinin unutulmasının kolay olmadığını belirten Altaylı, çatışmaların sürmesinin daha fazla can kaybına yol açacağını ifade etti.
“Ne yapacağız. ‘Yanlarına kâr mı kalacak!’ diye önümüzdeki 40 yılda bir bu kadar insanımızı daha mı kaybedelim” diye soran Altaylı, çatışmaların devam etmesinin çözüm olmadığını savundu.
"NE DİYECEĞİZ, 'BIRAKM MI' DİYECEĞİZ"
PKK’nın silah bırakmasının devlet açısından da yeni bir tutum gerektirdiğini belirten Altaylı, şu ifadeleri kullandı:
“PKK ‘Tamam, ben silah bırakıyorum’ diyor ve terör örgütü olduğunu kabul ediyor. Devlet de ‘Sen silah bırakırsan ben de intikam peşinde koşmayacağım’ diye söz veriyor. Ne diyeceğiz, ‘Bırakma’ mı!”
Sürecin toplum açısından kolay kabul edilmeyeceğini vurgulayan Altaylı, asker ailelerinin yıllardır yaşadığı endişeyi hatırlattı. Altaylı, Şehit cenazelerinin ve ailelerin acısının devam etmemesi gerektiğini söyledi.
Altaylı, silah bırakan örgüt mensuplarının siyasete katılmasına yönelik tepkilere de değindi. PKK’nın geçmişte de DEM Parti ve önceki siyasi yapıların adayları üzerinde etkili olduğunu öne sürdü. Mehmet Ağar’ın “İnin dağdan, gelin düz ovada siyaset yapın” sözünü hatırlattı.
ÇUVAL YILDIZI KENDİNE BATIRDI
Altaylı, İmralı Süreci ilk gündeme geldiğinde kendisinin de karşı çıktığını açıkça dile getirdi:
“Bu barış süreci ilk ortaya atıldığında ‘Amerika’nın oyunu’ dedik. Ben dedim en başta.”
YPG'NİN FESHOLMASINA DİKKAT ÇEKTİ
PKK’nın tasfiye edilmesinin ardından Suriye’deki YPG yapılanmasının Türkiye’nin karşısına çıkarılacağını düşündüklerini belirten Altaylı, gelişmelerin bu yönde ilerlemediğini savundu.
Altaylı, “YPG Amerika’ya bağlı, ‘Öcalan silah bırakın ve dağılın dedi diye dağılmazlar, Öcalan’ı dinlemezler’ dedik. Ama öyle de olmadı. YPG, SDG adına ne derseniz deyin Suriye’deki uzantısı da kendini feshetti” ifadelerini kullandı.
Bu gelişmenin sürece bakışını değiştirdiğini anlatan Altaylı, “Eee, daha ne istiyoruz!” diye sordu.
"BEN BU BARIŞA İNANIYORUM"
Sürecin arkasında başka planlar bulunabileceği yönündeki görüşleri de değerlendiren Altaylı, böyle bir durumun ortaya çıkması halinde devletin gerekli adımları atması gerektiğini belirtti.
Altaylı, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“En kötü barış, en iyi savaştan iyidir. Sorunları barış içinde çözmek savaş içinde çözememekten evladır. Yıllarca PKK’nın listesinde yer almış biri olarak ben bu barışa inanıyorum.”
Sürecin başarısız olması ihtimaline de değinen Altaylı, “Eğer olmazsa, koskoca Türkiye kaldığı yerden devam eder” dedi.
PROVOKASYON UYARISINDA DA BULUNDU
Altaylı, PKK’nın silah bırakma sürecindeki en büyük tehlikenin provokasyonlar olduğunu belirtti. Ancak bu girişimlerin yalnızca ulusalcı veya milliyetçi çevrelerden beklenmesine karşı çıktı.
Asıl kaygısının radikal Kürt milliyetçisi çevrelerden gelebilecek eylemler olduğunu ifade eden Altaylı, PKK’nın çatışmaları bir zafer kazanmış gibi sonlandırdığı algısının oluşturulmasının toplumsal tepkiyi büyütebileceğini söyledi.
Öcalan posterleri ve kışkırtıcı gösteriler üzerinden toplumun hassasiyetlerinin hedef alınabileceğini savunan Altaylı, başta İsrail olmak üzere bazı yabancı yapıların da bu ortamdan yararlanabileceği uyarısında bulundu.
Fatih Altaylı'nın yazısı şöyle:
"PKK’nın kendini feshederek terör eylemlerine son vermesi karşılığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin atacağı adımlara yönelik eleştiriler bitmiyor.
Ekranlara çıkan kimi isimler ve kimi program sunucuları PKK’nın 40 küsur yıllık kanlı geçmişini hatırlatarak “Bunları unutacak mıyız? Bu eylemleri yapanlar aramıza mı karışacak! Yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak?” diye veryansın ediyorlar.
Haklılar gibi görünüyorlar ama haksızlar.
Bunun alternatifi ne!
Sonsuza kadar bu iç çatışmanın sürmesi ve tüm enerjimizi tüketmesi mi!
Bunu mu istiyoruz! Terör eylemlerinde bugüne kadar asker, polis, korucu toplam 8 bine yakın şehit verdik.
Bunun birkaç katı da sivil kayıp var. Kürt, Türk her etnisiteden.
Ne yapacağız. “Yanlarına kâr mı kalacak!” diye önümüzdeki 40 yılda bir bu kadar insanımızı daha mı kaybedelim.
Neredeyse her aileden en az bir şehit vermişiz, bir insanımızı kaybetmişiz.
Daha da sürsün mü!
PKK “Tamam, ben silah bırakıyorum” diyor ve terör örgütü olduğunu kabul ediyor.
Devlet de “Sen silah bırakırsan ben de intikam peşinde koşmayacağım” diye söz veriyor. Ne diyeceğiz, “Bırakma” mı!
Kolay değil bunu sindirmek, hissiyatı gayet iyi anlıyorum ama sürdürmek daha mı kolay!
Askere giden her evladın Doğu’ya gitme korkusunu yaşamaya devam mı etsin analar babalar!
Artık gazetelere haber bile olmayan al bayrağa sarılı tabutları yüklemeye devam mı edelim kargo uçaklarına!
Kimi sıvasız briketten, kimi kerpiçten yapılma şehit ailelerinin evlerine bayraklar 40 yıl daha mı asılsın!
Kamera karşısında cicili bicili kıyafetleri giyip “Bunlarla nasıl barışırsınız” deyip, akşam Bağdat Caddesi’nde huzur içinde Starbucks’ta kahve içmek kolay. Ya oğlu Güneydoğu’da, evladı Üzümlü Karakolu’nda askerlik yapan, her kapı çalındığında karşısında kötü haberi verecek bir subay görme korkusu içindeki anne aynı huzura sahip mi!
Aramıza karışıp siyaset yapacaklarmış!
Yapmıyorlar mı zaten!
HDP’nin, DEM’in ya da o sıradaki adı neyse o partinin milletvekili ve belediye başkan adaylarını Kandil belirleyip, Öcalan onaylamıyor muydu zaten de, şimdi “Öcalan vekil adaylarını belirleyecek” diye hayıflanıyorsunuz. Bundan 20 sene önce en milliyetçi Mehmet Ağar demedi mi “İnin dağdan, gelin düz ovada siyaset yapın” diye.
Kolay değil elbette 50 yıllık terör dönemini unutmak ama başka çare var mı!
Bir yerde unutacağız.
Atatürk, ülkesini işgal eden ve ülkesini kurtarmak için savaştığı Yunan’la barışmadı mı sonunda! Bir yerde, bir şekilde bitmek zorunda değil mi!
Bu barış süreci ilk ortaya atıldığında “Amerika’nın oyunu” dedik. Ben dedim en başta.
Burada PKK’yı bitirecekler çünkü Suriye’de YPG’yi kurdular, oradan yürüyecekler. PKK onlar için bile terör örgütü, YPG ise değil. Şimdi artık YPG’yi başımıza musallat edecekler diye düşündük.
YPG Amerika’ya bağlı, “Öcalan silah bırakın ve dağılın dedi diye dağılmazlar, Öcalan’ı dinlemezler” dedik.
Ama öyle de olmadı. YPG, SDG adına ne derseniz deyin Suriye’deki uzantısı da kendini feshetti.
Eee, daha ne istiyoruz!
“Bunun arkasında bir plan vardır” diyenler…
Olabilir, belki vardır. O plan neyse günü geldiğinde onu da engellemek devletin, hepimizin işi değil mi!
En kötü barış, en iyi savaştan iyidir.
Sorunları barış içinde çözmek savaş içinde çözememekten evladır.
Yıllarca PKK’nın listesinde yer almış biri olarak ben bu barışa inanıyorum.
Eğer olmazsa, koskoca Türkiye kaldığı yerden devam eder.
NOT: Yukarıda bahsettiğim şehit ve ölü sayılarına PKK’nın ölü ele geçirilen, yaralı yakalanan, teslim olan toplam 70 bin mensubu dahil değil.
Provokasyonda asıl tehlike
PKK’nın ve YPG’nin kendini fesih, PKK’nın silahları bırakma süreci başlarken, herkeste bir “provokasyon” korkusu var.
Ancak nedense herkes bunu Türkiye’deki “ulusalcı” ve MHP dışında kalan “milliyetçi” kanattan bekliyor.
Televizyonlarda PKK karşıtı söylemlerde bulunulmasından, affa karşı çıkılmasından ve toplumsal hassasiyetlerin bu yolla kaşınmasından çekiniyorlar.
Benim provokasyon korkum ise bambaşka.
Ben asıl "Kürt milliyetçilerinden" ya da benim yıllardır kullandığım tanımla “Kürt faşistlerinden” gelecek provokasyonlardan çekiniyorum.
PKK’nın sanki Türkiye’ye karşı bir zafer kazanarak çatışmayı sonlandırdığı gibi bir hava estirmeye çalışanlardan, sağa sola dev Öcalan posteri asarak milletin damarına basanlardan, büyük kentlerin caddelerinde Kürtçe pankart sallandırarak olası bir öfkeyi körüklemeye çalışanlardan gelecek provokasyonlar beni çok daha fazla korkutuyor.
Başta İsrail olmak üzere, kimi yabancı organizasyonların da burayı kullanması çok daha olası görünüyor."
YPG/SDG feshedildi: YENİ Parti’den ilk açıklama geldi