Sürecin koşulları

YÖN/FİKRET BİLÂ

İktidar “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatırken hiçbir koşulun söz konusu olmayacağını, müzakere, pazarlık da yapılmayacağını açıklamıştı.

Özellikle süreci başlatan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “koşulsuz bir süreç” olacağını vurgulamıştı.

Terör örgütü PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla, PKK kendini feshettiğini açıklamış ve 30 PKK’lı silahlarını bir kazanda yakarak sembolik bir silah bırakma töreni yapmışlardı.

Ancak zaman geçtikçe PKK ve DEM Parti cephesi sürecin ilerlemesi için koşullar öne sürmeye başladılar.

PKK’lıların sembolik silah bırakma törenini yöneten KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat kod isimli PKK yöneticisi "Af değil, demokratik siyaset ve özgürlük yasaları istiyoruz. Suç işlemedik ki af isteyelim" diye özetlenebilecek bir açıklama yaptı.

Hozat, “Türkiye üzerinde çok ciddi bir tehlike var. Eğer Türk devleti adım atmaz, Kürt sorununu demokratik temelde çözmez, Kürtlerin varlığını ve kimliğini tanımazsa Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır” diye devam etti.

MHP Lideri Bahçeli ise bu sözlere “af vadeden yok” diye karşılık verdi.

Bahçeli, Hozat’ın açıklamalarını "yıkıcı ve sinir uçlarıyla oynayan bir üslup" olarak değerlendirdi.

Amed Malazgirt kod isimli bir PKK yöneticisi, “Lider Apo’nun başlattığı tüm adımlar atıldı. Başka bir adım atılmayacak” dedi.

DEM Parti sözcüleri de PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çalışma koşullarının düzeltilmesi, İnfaz Yasası, hasta tutuklular, Terörle Mücadele Yasası değişikliği,

Öcalan'a "umut hakkı" tanınması, gazetecilerin de İmralı'ya giderek görüşme yapmasına kadar kapsamlı talepler iktidara ilettiler.

Yine Kandil’den yapılan açıklamalarda “Kürt halkının varlığı anayasal olarak kabul edilmezse süreç yürümez” diye özetlenebilecek açıklamalar yapıldı.

Bu durumda “Terörsüz Türkiye” sürecinin “koşulsuz” bir süreç olduğunu söylemek mümkün değil.

İktidar, “koşul, müzakere, pazarlık olmayacak” dese de Öcalan-PKK-DEM Parti cephesinden koşullar öne sürülüyor.

Başlangıçta Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi talep edilirken, şimdi “Öcalan serbest bırakılmazsa süreç yürümez” aşamasına gelindi

“Kürt halkının anayasal olarak tanınması” koşulu da geldi.

“Öcalan serbest bırakılacak, Kürt halkı anayasaya girecek, Kürtçe eğitim dili olacak, affa gerek olmadan Kandil’dekiler dahil PKK’lılar Türkiye gelecek ve siyaset yapacak.” Bu koşulları iktidarın kabul etmesi düşünmek hiç gerçekçi değil.

Öcalan-PKK-DEM Parti cephesi bu ve benzeri koşullar öne sürmeye devam ederlerse terörsüz Türkiye sürecinden bir sonuç çıkması mümkün değil.

Terör örgütü PKK’nın sözcüleri “biz adım attık sıra iktidarda” deseler de henüz silahların bırakılması, örgütün feshedilmesi konusunda atılmış ciddi bir adım yok.

PKK’nın “silah bıraktık, silahları yaktık” demesinin bir anlamı yok.

PKK fiilen silah bırakmış değil, PKK da feshedilmiş değil.

Silahlı güçlerini sadece Suriye’de yoğunlaştırmış durumda.

İktidar cephesi de bu gerçeği elbette görüyor.

Silahları teslim etmeden, “PKK kendini feshettiğini açıkladı, 30 PKK’lı silahlarını yaktı” diye iktidardan Öcalan’ın serbest bırakılmasını istemek, anayasada millet tanımını değiştirilmesini talep etmek, Kürtçenin ikinci resmi dil ve eğitim dili olmasını beklemek süreci tıkamak demektir.

PKK’nın öne sürdüğü koşullar “Terörsüz Türkiye” sürecinin altyapısının hazırlanmadan başlatıldığını gösteriyor.

Bu koşullarda böyle bir sürece halkın onay vermesini beklemek de gerçeklerden çok uzak olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

ABD’nin derdi laiklik değil

04 Mart 2026 Çarşamba 05:05

ABD ve İsrail'in hedefleri

02 Mart 2026 Pazartesi 05:10

Laiklik güvencedir

27 Şubat 2026 Cuma 05:20

Karşılıklı adım beklentisi

25 Şubat 2026 Çarşamba 05:05

Raporun eksikleri

23 Şubat 2026 Pazartesi 05:15

Öcalan'ın talepleri

20 Şubat 2026 Cuma 05:25

Terörsüz Türkiye raporu

17 Şubat 2026 Salı 14:13

Siyaseti düzenleme hedefi

16 Şubat 2026 Pazartesi 05:05