Dört Rapor

YÖN/FİKRET BİLÂ

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının sonuna geldi.

AK Parti, CHP, MHP ve DEM Parti, raporlarını Meclis Başkanlığı’na sundular.

Komisyon, bu dört rapordan ortak bir rapor hazırlamaya çalışacak.

Bunun için dört partinin bir uzlaşma sağlaması gerekiyor.

Bu uzlaşmanın sağlanıp sağlanamayacağı belli değil.

DEM Parti’nin raporuyla diğer üç partinin raporları arasında çok büyük farklar, bazı konularda ise ciddi zıtlıklar var.

DEM Parti, öncelikle terör örgütü PKK’nın korucusu Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor.

Anaokulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitime olanak tanınması, Kürt kimliğinin anayasada tanınması, Kürtlerin iki kurucu ulustan biri olarak anayasada yer alması, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması, Kürtlerin çoğunluk olduğu yerleşim yerlerinde kamu hizmetlerinin Kürtçe verilmesi, kamu kurumlarının isimlerinin bina girişlerinde Kürtçe yazılması, cezaevindeki PKK’lıların serbest bırakılması, Kandil’deki ve Avrupa’daki PKK’lıların ülkeye dönüşlerinin, siyasete girmelerinin ve bürokraside görev almalarının sağlanmasını talep ediyor.

AK Parti’nin raporunda ise bu konular yok.

MHP raporu da öyle.

AK Parti raporunda; geçiş dönemi için çıkarılacak geçici bir yasayla PKK’lıların Türkiye’ye dönüşleri, cezaevindekilerin belli koşullarda dışarı çıkmaları ve ceza indirimine gidilmesi önerisi var.

Ancak bunları önce PKK’nın tümüyle silah bıraktığının, silahlarını yaktıklarının Türk Silahlı Kuvvetleri, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilmesi koşuluna bağlıyor.

MHP’nin raporunda ise Türkiye’de “Kürt sorunu”nun olmadığı anlatıyor. Bu sorunun çözüldüğü vurgulanıyor.

CHP’nin raporu ise “Kürt sorunu raporu” değil.

Türkiye’nin genel demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı sorunları işlenmiş. Raporda, Kürt sorununun da demokratikleşme sorunu çözülmeden çözülemeyeceği görüşü yer alıyor. Bu sorunun da ancak genel demokratikleşme sorunu çerçevesinde çözüleceği vurgulanıyor. Anadili öğrenmek, konuşmak, geliştirmek bir hak olarak tanımlanıyor ancak anadilde eğitim konu edilmiyor.

DEM Parti’nin önerilerinin kabul edilmesi, Türkiye’nin “üniter, ulus devlet” niteliklerinin ortadan kaldırılması ve fiili bir federasyona dönüştürülmesi anlamına gelir.

Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik, üniter, ulus devletin dağıtılması yerine “iki uluslu bir federasyon” kurulması demektir.

Atatürk cumhuriyetinin tarihe gömülüp yerine, Öcalan-PKK-DEM Parti’nin istediği gibi bir federasyon kurulması diğer partilerin ve en önemlisi halkın kabul edeceği bir öneri değildir.

Öcalan-PKK ve DEM Parti’nin Türkiye’ye karşı bir savaş kazanmışlar gibi bir havayla, üstenci bir dille dayattıkları taleplerin kabul görmesi mümkün değildir.

Terörün sona erdirilmesinin karşılığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihe gömülmesi olamaz.

Yapılan anketler de halkın yüzde 70’inden fazlasının Öcalan’ın muhatap alınmasına ve DEM Parti’nin taleplerine karşı olduğunu gösteriyor.

Halkın rıza göstermediği bir sürecin sonuç vermesini beklemek gerçekçi bir beklenti değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

Operasyon üstüne operasyon

01 Nisan 2026 Çarşamba 05:08

Dünyanın güvenlik sorunu

30 Mart 2026 Pazartesi 05:05

İtirafçının itirafı

27 Mart 2026 Cuma 05:10

Duvara çarpan Trump

25 Mart 2026 Çarşamba 05:10

ABD’nin adı bile yok

23 Mart 2026 Pazartesi 05:12

Yargısız infaz

20 Mart 2026 Cuma 05:15

İç cephenin önemi

18 Mart 2026 Çarşamba 05:05

Trump’ın yanılgısı

16 Mart 2026 Pazartesi 05:10

İmamoğlu Davası

11 Mart 2026 Çarşamba 05:10