Kılıçdaroğlu şerefsiz… Milletvekili eşkıya, terörist…

Şimdiki gençler bilmez ama yaşa 40’ın üzerinde olanlar mahalle nedir, sokak nedir bilir.
Misket oynanır, topaç çevrilir, taştan kalelerle mahalle maçları yapılır, uzun eşek oyununa geçilir, ebelemeyle güne nokta konulurdu.

Daha çok oyun var, hepsini saymamayım.

Zaman zaman tartışma çıkar, hatta yumruklaşmalar da olurdu. En çok bağıran, günün en çirkef kişisi kim olurdu?

Belleğinizi yoklayın…

Haksız olan!...

Ona buna saldırır ağzından salyalar akarak küfürler savurur, ayıbını böyle örteceğini düşünürdü.

Veya ayıbını örteceğini zannederdi.

Suçluluk psikolojisi çileden çıkartırdı, ağzından çıkanı kulağı duymazdı… Herkes böyle yapardı demiyorum. Ama her mahallede böyle tipler vardı.

Mahallede olurda siyasette olmaz mı?

Siyasette de böyle kişiler var… Mesela İçişleri Bakanı…

Soylu’nun TBMM komisyonunda bağırmasının mahalle çığırtkanından farkı yok!

Yakalanmış belli… Ayağına basılmış belli… Devlet adamı olamamış belli… O koltuğu hak etmiyor belli…

Karışık işlere bulaşmış, fotoğraflarla deşifre olmuş belli…

Muhalefetin sorularına yanıt vermek yerine yaptığı tek şey var: Sürekli bağırmak, sürekli hakaret etmek…

Şerefsiiiizzzz…

Eşkıyaaaa…

Terööööriiiist...

Şerefsiz Kılıçdaroğlu’na, eşkıya CHP’li milletvekillerine, Terörist HDP’li vekillere…

Soylu’nun TBMM’deki sorulara verdiği cevaplar bu. Yakışmıyor, Türkiye böyle yönetime layık değil demeyin.

Biz seçtik... Başımıza biz getirdik. Ülkeyi yönetin diye anahtarı onlara biz verdik…

Bu seviyesizliğe katlanmak zorundayız.

Nazım Hikmet’in ünlü şiirinde dediği gibi…

‘demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!’

İşin başka boyutları da var… Soylu aslında bürokrat. O göreve atanmış kişi. Seçilmiş kişilere, liderinin milli irade dediği topluluğa bağırıyor…

Şerefsiiiizzzz…Eşkıyaaaa…Terööööriiiist...

Ne diyelim bu duruma? Adını koyalım.

Bürokratik oligarşi diyelim mi?

Evet evet… Bu durumun siyaset bilimindeki tanımı budur; bürokratik oligarşi… Yani atanmışların seçilmişlere hükmetmesi.

Peki atanmış bakan gücünü nereden alıyor. Milletten mi, milletin seçtiği kişilerin oluşturduğu Meclis’ten mi? Milletin vekillerinden mi?

Hayır…

Sırtını dayadığı tek yer var: Saray… Anayasa’ya göre hesap vereceği tek merci Saray…

Saray’ın başındaki tek adam.

Bu sebeple rahat…

Bu sebeple karşısına çıkana hakaret ediyor…

Bu sebeple sorulara cevap vermiyor…

Bu sebeple karanlık kişilerle fotoğraf çektirmekten çekinmiyor…

Bu sebeple Meclis’i takmıyor…

Bu sebeple medyaya aldırmıyor…

Onun için tek kişi önemli, onun için tek kişinin rızası mühim…

Biz de bu sebeple bu rejime demokrasi değil otokrasi diyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Tezkan Arşivi