Erdoğan bir anda Hakk’a yürürse ne olur?

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Turgut Özal gibi diyorum. O da bir sabah kalktı, yürüme bandına çıktı, kalp krizi geçirdi, Hakk’a yürüdü.

Biz Müslümanlar şuna inanırız; Bu dünyaya, ‘Enfas-ı madude-i hayat’ sahibi olarak geliriz. Yani hesabımıza yazılan ömür bize sayılı nefesler olarak teslim edilir. O son nefesi de tükettikten sonra yolculuğumuz başlar.

Kimin ne zaman ne olacağı belli değildir. Başımıza ne geleceği, bizlerin nelerin beklediği, yarın var olup olmayacağımız da belli değildir.

Sonuçta her fani ölümü tadacaktır.

Başlıkta sorduğum soruya gelirsek. Bu konuyu neden açtım. Önceki geceden başlayarak sosyal medyada bir dedikodu fırtınası esti.

Cumhurbaşkanı hastaymış. Bu yüzden AKP’nin iktidara gelişinin 19 yılını bile kutlamamış. Partisinin Meclis grubunu toplayıp veya genişletilmiş il başkanları toplantısı yapıp 19 yılı gururla anmamış.

Belki de sebep başkadır.

Belki de söyleyecek sözü olmadığı için kürsüye çıkmamıştır. Ne diyecekti yani; yüzde 20 enflasyon, 9.80’e dayanan dolar, her gün kapınızı çalan zamlar. Bunları mı anlatacaktı?

3 Kasım seçimlerinde kendisi yasaklıydı. Genel Başkan olmamasına rağmen AKP iktidarlarının ilk başbakanı Abdullah Gül oldu.

Belki de 3 Kasım’ı yok sayıyordur.

Belki de 14 Mayıs 2003’te başbakanlık koltuğuna oturduğu günü milat kabul ediyordur!

Neyse konumuz bu değil.

Cumhurbaşkanı’na Allah uzun ömürler versin, sağlık sıhhati yerinde olsun.

Ama çirkin söylenti, beni düşündürdü. Gerçekten Erdoğan, beklenmedik bir anda Hakk’a yürürse ne olur?

Özal sonrası yaşadıklarımız gibi olmayacağı kesin. Çünkü o zaman ülkeye yönetecek bir başbakan vardı. Cumhurbaşkanlığına vekalet edecek seçilmiş hem de iki kere seçilmiş; hem halk tarafından hem milletvekilleri tarafından seçilen Meclis Başkanı vardı.

İyi kötü kuvvetler ayrılığı vardı.

Cumhurbaşkanı Hakk’a yürürse ülkenin, devletin kontrolü bir bürokrattın eline geçecek. Ülkeyi o yönetmeye başlayacak!

Şimdi diyeceksiniz ki; Anayasa’ya göre zaten 45 gün için de seçime gidilir.

İyi de seçime kadar düzeni kim sağlayacak?

Mesela diyelim ki ülkede nümayişler başladı. Yetki bürokrat Cumhurbaşkanında.. Diyelim ki; Meclis’e baskı yaparak veya anlaşarak olağanüstü hal ilan etti.

Kanun Hükmünde Kararnameler çıkararak, özgürlük alanlarını kısıtladı, yargıya baskı kurdu, binlerce kişiyi işten attı yerlerine yenilerini aldı. YSK’ye direktifler verdi, korku düzeni yaratarak kendini seçtirdi.

Olamaz mı?

Olur mu olur…

Örneği var. 1 Kasım 2015 seçimleri.

Ve zaten otokrat olan rejimden diktatörlüğe yolculuk; demokrasiye veda…

Erdoğan’a göre kurgulandı. 1982 Anayasa’nın Kenan Evren’e göre kesilip biçildiği, ona göre elbise haline getirildiği gibi!..

2017 Anayasası da Erdoğan ebediyen ülkeni başında kalacakmış gibi dizayn edildi! .

Beklenmedik bir anda Hakk’a yürürse diye bile düşünülmemiş. İlelebet ülkenin başında kalacak şekilde şekillendirilmiş.

Bugün ülkeyi idare eden seçilmiş bir kişi var; Erdoğan.

Gerisi bürokrat.

Hani AKP iktidarı bürokratik oligarşiye karşıydı. Yıllarca mücadele ettiklerini söylediler ama meğer ediyormuş gibi yapmışlar!..

Çünkü 19 yıl sonra kurdukları düzen bürokratik oligarşinin daniskası…

Sonuç: Nerden bakarsanız bakın Türkiye bu rejimi daha fazla sırtlayamaz. Çare diye sunulan rejim Türkiye’nin felaketi oldu.

Galiba Erdoğan’ın siyasi hayatının sonu da!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Tezkan Arşivi