Son Dakika | MHP'li Feti Yıldız mutlak butlan görüşünü açıkladı
Son dakika... MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, CHP'ye verilen tartışmalı mutlak butlan kararına dayanak olan duruma ilişkin görüşünü açıkladı.
CHP hakkında verilen tartışmalı mutlak butlan kararının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye en yakın isimlerden olan MHP'li Feti Yıldız hukuki görüşünü açıkladı. Yıldız, mutlak butlan kararının hukuken uygulanmasının mümkün olmadığını ifade etti. Yıldız mevcut kanuna göre, butlan değil mahkeme kararı ile seçime götürülmesi gerektiğini ifade etti.
MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, mevcut seçim kanununa göre Asliye Hukuk'un sınırının genel kurulun seçim maddesine kadar olan işlemlerine ilişkin olduğunu belirtti.
Feti Yıldız X hesabından şunu paylaştı:
"2820 S.K. nun 21.madde, 11.fıkrası mevcutken, medeni kanun ve dernekler kanununun uygulanması mümkün değildir. Asliye Hukuk Mahkemesinin yetki alanı genel kurulun seçim maddesine kadar olan işlemlerine ilişkindir. (Örneğin,mali raporların ibrası gibi)"
YILDIZ'IN BAHSETTİĞİ 11. FIKRA NEDİR?
Yıldız'ın atıf yaptığı Seçim Kanunun 21. maddesinin 11. fıkrası şöyle:
"Hakim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür."
AYŞENUR ARSLAN YAZMIŞTI
Halktv.com.tr Yazarı Ayşenur Arslan, mutlak butlan kararının hukuken mümkün olmadığını YSK'nın ifade ettiğini yazısında şu sözlerle dile getirmişti:
Daha ilk gün Yüksek Seçim Kurulu kararını okuyunca doğrusu kıt hukuk bilgimle bile bir şeyler anlamış, sezmiştim. Özellikle şu paragrafla:
“Kurulumuz başkanlığına Ankara Bölge Mahkemesi tarafından gönderilen yazı ile ilgili olarak hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası hakkında kurulumuza anayasa ve yasalarca verilmiş görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir.”
Şöyle düşündüm: YSK hukuk mahkemelerinin kararları bizim görev ve yetki alanımızda değildir. Yani bir bakıma “MUHATABIMIZ DEĞİLDİR”.. O nedenle yazıyı işlem yapmadan iade ediyoruz diyorsa, bu ifadeden mutlak butlan kararı çıkar mı?
Şimdi “Memlekette hiçbir hukukçu görmedi de sen mi gördün” diyeceksiniz belki. Ama güvendiğim iki hukukçu Taner Çöğenli ve Hüseyin Ersöz de bu fikirde.
Ayrıca, kadın ve asosyal olduğum için pek ciddiye alınmasam da gazetecilik sezgilerimi bilen bilir. Mesela Kabataş yalanında meslektaşlarımı uyarıp yalanı ortaya çıkartanlardan biriyim. Sadece başlık ve spotları okuyup söylenenlere inananlara yazının devamındaki şok saçmalıkları anlatınca aydınlandılar.
BUTLAN İÇİN DERNEKLER KANUNU DAYANAK GÖSTERMİŞLERDİ!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin tartışmalı mutlak butlan kararı için Siyasi Partiler Kanunun 121/1'deki düzenlemesi dayanak gösterilmişti.
Düzenleme, “Türk kanunu medenisi ile dernekler kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri siyasi partiler hakkında da uygulanır.” yer alan madde nedeniyle CHP hakkında butlan görüşü verilebileceği öne sürülmüştü.
MHP’li Feti Yıldız, butlan tartışmasına ilişkin son açıklamasında asliye hukuk mahkemelerinin yetki alanına dikkat çekti. Yıldız, bu mahkemelerin yetkisinin genel kurula kadar olan işlemlerle sınırlı olduğunu belirtti. Yıldız, atıf yaptığı madde ile CHP için en fazla iki ay içinde, kurultay tarihine ilişkin karar verilmesi gerektiği görüşünü bildirdi.
YSK ASLINDA NE DEDİ? HUKUKÇULAR YSK'NIN BUTLANI ASKIDA BIRAKTIĞINI İFADE ETTİ
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazı gündemine almış ancak hukuk mahkemesi kararlarının uygulanması konusunda yetkili olmadığı gerekçesiyle işlem yapmadı.
YSK Başkanı Serdar Mutta, kararın ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: “Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir.”
DW Türkçe’ye konuşan Avukat Afşin Hatipoğlu’na göre YSK ise bu karara, hukuk mahkemelerinin muhatabı olmadığını belirterek yanıt verdi. Bu nedenle kararın hukuken ortada kaldığını savunan Hatipoğlu şöyle konuştu:
“Şu anda aslında hukuken bu karar askıdadır. Çünkü bu kararın uygulanacağı merci YSK. Ama YSK dedi ki 'Benim hukuk mahkemelerinin işleyişine karışma yetkim yok. Hukuk mahkemeleri benim konum dahilinde değil.'”
Hatipoğlu, YSK’nın bu tutumuyla Kemal Kılıçdaroğlu’na yeni bir mazbata ya da resmî yetkilendirme vermediğini de ifade etti.
Buna göre mevcut tabloda YSK, mahkeme kararını uygulamaya sokacak bir işlem tesis etmedi. Hatipoğlu, Kurulun bu yolla hem kendisini tartışmanın dışında tutmaya hem de ilerisi için emsal oluşmasını önlemeye çalıştığını belirtti.
Hatipoğlu, YSK’nın tavrını şu sözlerle değerlendirdi:
“YSK topu çevirip, toptan kaçmak için 'bu benim konum değil' dedi. YSK'ya gidip 'CHP Genel Başkanı şu anda kimdir?' diye sorulması gerekir”
Hukukçulara göre asıl belirleyici sınav, Kılıçdaroğlu imzasıyla YSK’ya yapılacak olası başvurularda ortaya çıkacak. Hatipoğlu, YSK’nın böyle bir başvuruyu kabul etmesi hâlinde mahkeme kararını dolaylı olarak tanımış sayılacağını, reddetmesi hâlinde ise istinaf kararını fiilen uygulamamış olacağını söyledi.
Avukat Hüseyin Ersöz de YSK’nın kararını, seçim mevzuatı kapsamında “hukuk mahkemelerinin aldığı kararların gereğini yerine getirmek” gibi bir görevinin bulunmadığı yönünde yorumladı.
Ersöz’e göre bu karar, mazbata verilen kişilerin hâlâ görevde olduğu anlamına geliyor.
Bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı kabul edilemeyeceğini savunan Ersöz, parti adına temsil yetkisinin mazbata sahibi yönetimde olduğunu belirtti.
Avukat Hüseyin Ersöz şunları ifade etti:
"Yüksek Seçim Kurulu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi Kararını uygulamayarak, seçim mevzuatı kapsamında “hukuk mahkemelerinin aldığı kararların gereğini yerine getirmek” gibi bir görevim yok dedi. Başka bir yorumla “mazbata verdiğim kişiler hala görevlerinin başında” değerlendirmesini yaptı. Bu durumda Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin genel başkanı olarak addedilemez. Vekili tarafından yapılan başvuru üzerine CHP Genel Merkezine gerçekleştirilen polis müdahalesi de hukuka uygun değildir. Seçim Mevzuatına göre “mazbata kimdeyse” genel başkan odur; CHP’yi temsil görevi de ondadır. Yaşatılan fiili durum baştan sona Anayasa ve Kanunlara aykırıdır."
BAHÇELİ KILIÇDAROĞLU FERAGAT ETMELİ DEMİŞTİ
Tartışmalı butlan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şunları ifade etmişti:
"Kılıçdaroğlu, 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir"

12 Eylül'de bile bunu görmedik
Kurultay ilan edilmezse neler olacak? CHP Lideri Özgür Özel ne yapacağını açıkladı