Memleketimden hüsran manzaraları: Kadınlar gününde kadın öğretmene emoji metazoru

“Liyakat sahibi olmadan makam sahibi olanlar, astlarını ısırır, üstlerine kuyruk sallarlar.”

Son birkaç gündür basın ve sosyal medyada dolaşan Uşak Muzaffer Mert İlkokulu haberi, insanı maalesef hem güldürüyor hem düşündürüyor en çok da utandırıyor. Bir okul müdürü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için WhatsApp grubuna attığı kutlama mesajına emoji atmayan, beğenmeyen, dört kadın öğretmene resmî yazı tebliğ etmiş.

Suçlamalar da az buz değil: “Uluslararası protokol ve nezaket kurallarına aykırılık”, “amire kayıtsız kalmak”, “devlet memuru vakarına yakışmayan tutum”

Bir müdürün WhatsApp’tan attığı mesaja -ki bu bir görev değil, bir emir değil, bir emirin tebliği değil, bir yazının tebliği değil-bir kutlama mesajı bir anda disiplin konusu haline geliyor. Hatta iş 657 devlet memurları kanununun disiplin maddelerine kanuna kadar uzanıyor, kınama ve kademi ilerlemesi durdurulması tehdidi bile savruluyor. Yani müdür elinden gelse bu dört kadın öğretmeni asacak.

Şaşılacak şey.

“Liyakat sahibi olmadan makam sahibi olanlar, astlarını ısırır, üstlerine kuyruk sallarlar.”

İmam Gazali

Bir emojiye bu kadar anlam yüklenmesi ilk başta komik görünebilir. Ama bu küçük olay aslında çok büyük bir sorunun küçük bir yansımasıdır.

Bu büyük sorun ne mi?

Büyük sorun, Türkiye’de kamu yönetiminin liyakat yerine sadakat, göze girme, torpil ve kayırma düzeni üzerine kurulmasıdır.

Keşke sorun bir tek okulda bir müdürün egosunu tatmin etmek için ölçüsüz davranması olsa ve bir tek müdürün görevden alınmasıyla ortadan kalksa.

Maalesef ülkemizde yönetici seçme sürecinin torpil ve sadakat üzerine kurulmasından dolayı o koltuklara birilerine yalakalık yaparak gelenler, kendi astlarından da aynı şeyi bekliyorlar. Çünkü öğrendikleri ve gördükleri bu.

LİYAKAT YERİNE YALAKALIKTA SADAKAT

Birçok kurum yöneticisi; bilgisiyle, birikimiyle, pedagojik vizyonuyla değil; hangi cemaate ya da STK’ya yakın olduğuyla, hangi milletvekilini tanıdığıyla, hangi hemşehri grubuyla oturup kalktığı, yediğiyle içtiğiyle, hangi çizgide durduğuyla ve kime ne kadar bağlılık gösterdiğiyle seçiliyor.

Eee, hal böyle olunca o koltuğa oturan kişi de gücünü kendi yetkinliğinden değil, o koltuğa kendisini veren üst makamdan alıyor.

Bu yüzden bu kişilerin tek sorumluluğu da çoğu zaman üst makamları mutlu etmek oluyor.

Psikolojik olarak üstte sadakatle görev bilincini yürüten kişiler, alttan da yüzde yüz sadakat bekliyor ve altlarına korkunç bir otorite uyguluyorlar. Bu otoriteyi uygularken liderlik biçimlerinden en kötüsünü, otokrat liderliği tercih ediyor. Ve yukarıya boyun eğerken aşağıya hükmetmeye başlıyor. Kendisi üstlerine karşı sorgulamadan, “evet efendim, sepet efendim” dediği için ve sadece onların gönüllerini hoş tutmayı amaç edindiği için aşağıdan da aynı sadakati ve aynı amacı bekliyor.

İşte bu yüzden sağlıklı bir insana , basit gelen, hatta güldüğümüz bu emoji hikayesi böyle eğitim ve ülke adına utanç tablosuna dönüşüyor.

“YALAKANIN İYİSİ AMİRİ GEĞİRDİĞİNDE DAHA DERİN NEFES ALANDIR”

Yalakalık, kurumları içten içe çürüten görünmez bir kanserdir. Kurumlarda üst makama hoş görünmek için sürekli eğilen, doğrulardan vazgeçen ve bu sürekli eğilmenin sonucunda omurgası zedelenmiş insanların sayısı arttıkça, doğruya ulaşmayı sağlayan eleştiri mekanizması da ortadan kalkar. Onun yerine sürekli onaylayan ama kurumu başarıya götürmeyen çürümüş bir düzen yerleşir.

Ama unutmayalım ki sürekli eğilmek ONURGA sağlığını tehdit eder.

ÖĞRETMENİ HER DAİM ULAŞILABİLİR KILMAKLA İTİBAR SUİKASTI YAPILIYOR

Eskiden öğretmene ulaşmak kolay değildi. Okul saatleri dışında öğretmeni görmek için gerçekten bir sebep olması gerekirdi. Bu mesafe, öğretmenin toplumdaki saygınlığının da bir parçasıydı. Öğretmen; herkesin istediği an telefonla ulaşabildiği biri değil, bilgisiyle ve konumuyla saygı duyulan bir meslek insanıydı.

Elbette burada kimse öğretmene ulaşılmasın demiyor. Öğrenci de veli de öğretmenle iletişim kurabilmelidir. Ancak iletişim ile sürekli erişilebilirlik arasında önemli bir fark vardır.

Son yıllarda özellikle pandemi döneminde kurulan WhatsApp gruplarıyla bu denge tamamen bozuldu. Öğretmenin telefonu adeta kamusal bir iletişim hattına dönüştü. Öğrenci de, veli de, hatta çoğu zaman okul dışından insanlar bile günün her saatinde öğretmene ulaşabilir hâle geldi.

Gece gelen mesajlar, hafta sonu soruları, tatil günlerinde yazılan talepler… Öğretmenin mesai sınırı belirsizleşti.

Bu durum yalnızca öğretmenin çalışma yükünü artırmıyor, aynı zamanda mesleğin saygınlığına da zarar veriyor. Öğretmenin etrafındaki saygı çemberi yok oluyor. Öğretmen elbette ulaşılabilir olmalıdır ama herkesin her an ulaşabildiği biri olmamalıdır.

KADINLAR GÜNÜNÜNÜZ KUTLU OLDU MU?

En trajikomiği de bu dört kadın öğretmene bir erkek müdür tarafından kadınlar günü mesajına cevap vermedikleri için böyle bir ceza veriliyor olması.

Sözüm ona erkek müdür, attığı mesajda kadına ne kadar değer verdiğinden bahsediyor, bununla ilgili bir mesaj atıyordu. "Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." kadına verdiği önemi de davranışa dökmüş.

Kadına değer veren bir zihniyet, kadınlar gününde kadına bu zulmü yapmaz.

Çok merak ediyorum, mesajına cevap vermeyen dört erkek öğretmen olsa aynı zorbalığı onlara yapabilecek miydi?

Ayak kokuyorsa çorabı değiştirmek sadece günü kurtaran bir çözümdür.

Şimdi bu olay basına yansıyınca Milli Eğitim Bakanlığı her zamanki refleksiyle müdürü görevden aldı.

Ama asıl sorun hâlâ yerinde duruyor. Türkiye’de eğitim yönetimi ne zaman gerçekten liyakat esasına göre şekillenecek?

Ne zaman yöneticiler sadakat zincirinin halkası olmaktan çıkıp gerçek eğitim lideri olacaklar?

Ve ne zaman bu gerçek yöneticiler okullarını ve personellerini egolarını şişirmek için kullanmaktan vazgeçecekler?

Bir okul müdürü: "Bana ne kadar sadıksın, benim egomu ne kadar tatmin ediyorsun?” diye dolaylı da olsa soracağına ve baskı yapacağına, “bugün bir öğrencinin hayatında neyi değiştirdin?” diye sormalıdır.

İşte o gün geldiğinde belki de memleket manzaralarımız HÜSRAN manzaralarından çıkıp İNSAN manzaralarına dönüşecek.

Not: Sevgili Takipçilerim müdürünüz değilim ama yazımı beğenmeyen ve rt yapmayan takipçilerim için benim de var çeşitli cezai uygulamalarım :)

Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Şahin Aybek Arşivi

Öğretmenlik Meslek Kanunu

27 Şubat 2026 Cuma 05:00