İktidar ve DEM arasındaki gerilim Saray'a taştı! "Yolsuzluklara izleyici kalmayız"
DEM Parti ve AKP arasında gerilim tırmanmaya devam ediyor.AKP ve DEM Parti'nin sözcüleri arasında başlayan tartışma Saray'a sıçradı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Cevdet Yılmaz’ın eleştirilerine yanıt verdi. Hatimoğulları, yasa yapma sorumluluğunun iktidarda olduğunu söyledi.
Bahçeli 'oyalanmamalı' derken AKP'nin yanıtı DEM'i isyan ettirdi
AKP ile DEM Parti arasında “süreç” ve demokrasi başlığında başlayan tartışma, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın karşılıklı açıklamalarıyla büyüdü. Hatimoğulları, Yılmaz’ın DEM Parti’ye yönelik eleştirilerine yanıt verirken, barış konusunda en net tutuma sahip partilerinin olduğunu savundu.
Hatimoğulları, iktidarın sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:
Bakın dün Cumhurbaşkanı yardımcısı bir konuşmasında bizi eleştirmiş. Demiş ki partinizin süreç konusunda net olması gerekiyor. Diyor bunu. Biz net olmalıymışız bu süreç konusunda. Demokrasinin gelişmesi dem partinin kamu kurumları ve devlete ödev yükleme üslubundan vazgeçmesi gerekiyormuş. Bunu kime söylüyor? Dem Parti'ye söylüyor. Biz de buradan Sayın Cumhurbaşkanı yardımcısına şunları ifade ediyoruz. Barış konusunda pırıl pırıl bir netliğe sahibiz biz. Bizden daha net bir parti yoktur barış konusunda. Bunun için çok ağır bedeller ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz. Kendimizi bu konuda anlatmayı da kendimize zül adlederiz. Sürecin başarıya ulaşması için bizler gece gündüz çalışıyoruz.
"YASA YAPMA YETERLİLİĞİ SİZDE"
Hatimoğulları, sürecin başarıya ulaşması için çalıştıklarını belirtirken, asıl sorumluluğun iktidarda olduğunu söyledi.
DEM Parti’nin taleplerinin anayasal haklara, AİHM kararlarına, seçme ve seçilme hakkına dayandığını söyleyen Hatimoğulları, bu taleplerin iktidarın hoşuna gitmese de meşru olduğunu ifade etti.
Hatimoğulları, kayyum uygulamalarının sona ermesi, seçilmişlerin görevlerine dönmesi, AİHM kararlarının uygulanması ve tutuksuz yargılamanın esas alınmasının Türkiye’de toplumsal rahatlama yaratacağını savundu.
“Yasa yapma yeterliliği sizde iktidardadır. Zamana yayan sizsiniz.” diyen Hatimoğulları şunları ifade etti:
"Ama daha fazla çalışmamız gerektiğinin altını da her fırsatta çiziyoruz. Yasa yapma yeterliliği sizde iktidardadır. Zamana yayan sizsiniz. Bunu size hatırlatınca zorunuza gitmesin. Demokrasi şarta bağlanamaz, pazarlık konusu da yapılamaz.
Kürt sorunu olmasa da bu ülkede bugün bir süreçten bahsediyor olmasak da bu ülkenin bir demokrasi sorunu vardır. Cumhuriyet bu topraklarda demokratikleşmemiştir. Dem parti olarak demokratik bir cumhuriyetin inşasını için mücadele hattımızı bu temellerde kurduğumuzun altını defalarca çizdik. Programımızda da net bir şekilde mevcuttur.
Demokratik ülkelerde muhalefet talepleri için siyaset üretir. Mücadele eder ve ülkeyi yönetenler muhalefetin önerilerine kulak verir. Bu demokratik ülkelerde böyledir. İşi Biz bunları ifade ettiğimizde demokratikleşme ile ilgili taleplerimizi sıraladığımızda bizim karşılaştığımız bu yanıtlar gerçekten trajı komik yanıtlardır.
En meşru en demokratik dayanağı arkamıza alarak anayasal AİHM kararı, seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere bizler bu dayanaklara üzerinden taleplerimizi her fırsatta ve her yerde ifade ettik. İfade etmeye de devam edeceğiz. Bu sizin zorunuza gitmemeli. Sizin göreviniz bu talepleri yerine getirmektir. Bakın şöyle düşünün.
Pazartesi sabahı uyanmışız. Kayyumlar el çektirilmiş. Seçilmişler görevlerine iade edilmiş. Bu Türkiye'ye büyük bir nefes aldırmaz mı? AİHM ve AİHM kararlarına dayanarak sevgili Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobani tutukluları. Aynı şekilde sevgili Can Atalay ve bütün Gezi direnişi davası tutukluları serbest bırakılsa 86 milyon böyle bir mutluluğu yaşamaz mı? Yaşar. Tutuksuz yargılama olmasa, İmamoğlu ve arkadaşları görevlerinin başına dönse barış sürecine, demokrasiye ve geleceğe ne kadar bir büyük bir güven oluşturur. Bunu hiç düşündünüz mü? Bizler bu adımların atılmasının toplumda yaratacağı huzurun ve mutluluğun farkındayız.
Bizler bu adımların atılmasının barış ve Demokratik Toplum sürecine sunacağı katkının ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Bütün damarları tıkanmış olan demokrasiye bir dirhem nefes aldırmak için somut adımlar atılmalı ve biz bunun mücadelesini de sonuna kadar yürüteceğiz. Bu farkındalıkla hareket ediyoruz. Mücadelemizi demokrasinin tıkanan damarlarını açmaya odaklamış durumdayız. Biz Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye'nin bütün sorunlarını çözmeye adayıız. Kendimize inanıyoruz ve ülkenin toplumun deneyimlerine, birikimlerine de son derece inanıyoruz."
"YOLSUZLUĞA SESSİZ KALMAYIZ"
Hatimoğulları ayrıca, Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin bütün sorunlarının çözümü için mücadele ettiklerini, yalnızca kendi seçmenlerinin değil haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduklarını söyledi. DEM Parti’nin süreci gerekçe göstererek yargı adaletsizliğine, antidemokratik uygulamalara ya da hak ihlallerine sessiz kalmayacağını belirtti:
"Onun içindir ki partisi, kimliği, inancı ne olursa olsun ezilen kim varsa bizler onun yanında duruyoruz. Üniversite öğrencileri türban hakkını savunurken bizler onların yanındaydık. KHK'lıların hakları için onların yanındaydık. ODTÜ'lüler Boğaziçili gençler kendi hakları için mücadele ederken bizler onların yanındaydık. Bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Uygur Türkü zulme uğradığında Çin'le ticaret yapar yapıyoruz. Acaba sorun yaşar mıyız kaygısı gütmeden Uygur Türklerinin de haklarını savunduk, savunmaya devam edeceğiz. Bizler 3. yolun kurucuları olarak ezilenlerin ve sömürülenlerin partisiyiz. Ezilen herkesin tek umudu ve tek adresiyiz. Bu yüzden süreç başladı, yargı adaletsizliğine, haksızlıklara sessiz kalalım gibi bir yaklaşım ya da yolsuzluklara, ahlaksızlıklara, antidemokratik uygulamalara, ilkesizliklere izleyici kalalım bir yaklaşımız asla olmadı, tenezzül etmedik."
CEVDET YILMAZ NE DEMİŞTİ?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise demokratik standartların gelişmesini herkesin istediğini söyledi. Ancak bunu silah bırakmanın ön şartı gibi sunmanın doğru olmadığını savundu. Yılmaz, DEM Parti dahil siyasi partilerin bu konuda net tavır göstermesi gerektiğini belirtti.
Yılmaz, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yalnız burada bir şeyin altını da çizmek isterim. Demokratik standartlarının gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz. Bunu da hiç tereddüt yok. Ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön koşulu gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele demokrasi, siyasi, siyaset yapma iddiasında olan partilerin DEM Parti dahil olmak üzere bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Yani şunu da çok açık ifade edeyim. Sürekli bir şekilde kamu kurumlarına, devlete rol biçme ödev yükleme üslubundan çıkıp biz ne yapmalıyız sorusunu kendilerine biraz sormalarında büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum"