Yeni yılın yükü ağır

Yeni bir yıla daha girdik.

2025 yılının tüm vatandaşlarımıza sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Umarım çocukların ve kadınları öldürülmediği, istismar edilmediği bir yıl olur.

İktidar her yeni yılın bir önceki yıldan daha iyi olacağını taahhüt etti.

Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Her yeni yıl bir önceki yıldan daha kötü oldu.

2025 yılının da 2024 yılından devraldığı yük çok ağır.

Emekçi ve emekliler için 2025 yılının da çok kötü geçeceği şimdiden belli.

Bunu görmek için sadece asgari ücrete bakmak yeterli.

İktidarın 2025 yılı için belirlediği asgari ücret 22 bin 104 lira.

TÜRK-İŞ’in Aralık 2024 için belirlediği açlık sınırı 21 bin 83 lira.

Asgari ücretliler yeni yılda açlık sınırının bin lira üzerinde maaş alacaklar.

Yeni yıla açlık sınırında başlayacaklar.

Şubat veya Mart ayında ücretleri açlık sınırının altında kalacak.

Aynı durum düşük emekli maaşı alanlar için de geçerli.

İktidarın 2024 yılında yaptığı gibi 2025 yılında da enflasyonun yükünü emekçilere ve emeklilere yükleyeceği anlaşıldı.

Bu yılda emekçinin ve emeklinin yüzü gülmeyecek.

İktidarın yarattığı sığınmacı sorununun 2025 yılında Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olacağı da belli.

Sayıları milyonlarla ifade edilen, çoğunluğu Suriyeli sığınmacılar sorununun çözülmesi için hükümet hiçbir adım atmadı.

Aksine Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını teşvik ediyor.

Rejim değişikliği nedeniyle ülkelerine dönen Suriyelilere de kapının açık olduğunu söylüyor.

Anlaşılıyor ki 2025 yılında da sığınmacı sorunu büyüyerek devam edecek.

Sınır komşumuz Suriye’deki gelişmeler sığınmacı sorununun yanı sıra başka tehditler de barındırıyor.

Suriye sınırımızın doğusuna terör örgütü PKK-YPG, batısına da şeriatçı terör örgütü HTŞ yerleşti.

İktidar HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele almasından memnun.

HTŞ şimdiden Suriye’de mezhep çatışmalarını körüklüyor.

PKK-YPG, ABD’nin himayesinde, Fırat’ın doğusunda özerk yönetimini ve ordusunu çoktan kurdu.

Türkiye’de mezhep tartışmalarını başlatıp körükleyen odaklar harekete geçti.

Her iki örgüt de Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da sayılan temel nitelikleri açısından tehdit oluşturuyor.

Artık Avrupa Birliği (ABD) yetkilileri, Ankara ziyaretlerinde, iktidarla Suriye sorununu konuşuyor.

Türkiye’nin AB ile ilişkileri, tam üyelik konusu neredeyse açılmıyor bile.

AB temsilcileri “Suriyeli sığınmacılar Avrupa ülkelerine gelmesin, Türkiye’de tutun diye şu kadar para verdik, bu kadar daha veririz” diyor.

İktidar da bu teklifi memnuniyetle karşılıyor.

Sığınmacı politikasının ileride Türkiye’nin başına açacağı sorunları hiç önemsemiyor.

Terör örgütü ilân ettiği HTŞ yönetimiyle temas kurmaktan, bakan düzeyinde ziyaretlerde bulunmaktan memnuniyet duyuyor.

Oysa HTŞ yönetimi ve PKK-YPG Türkiye’nin ulus ve ülke bütünlüğüne, laik yapısına ciddi tehdit oluşturuyor.

İktidarın yol açtığı sorunların 2025 yılında da devam edeceği görülüyor.

Adaletsizlik, yargının siyasallaştırılması, ifade ve basın özgürlüğü, çocuk ve kadının insan hakları, geçim derdi, sığınmacı sorunu, Suriye tehdidi gibi sorunların bu iktidarın bakış açısıyla çözülmesi mümkün değil..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

Güç birliği zorunluluğu

04 Mayıs 2026 Pazartesi 05:06

İşçi hakları

01 Mayıs 2026 Cuma 05:04

Yüz karası değil kömür karası

29 Nisan 2026 Çarşamba 05:04

Maden işçiliği

27 Nisan 2026 Pazartesi 05:06

Üç bayram bir arada

24 Nisan 2026 Cuma 05:06

İkinci kez monarşi önerisi

22 Nisan 2026 Çarşamba 05:07

CHP'liler pes etmez

20 Nisan 2026 Pazartesi 05:06

Güvenlik sorunu

17 Nisan 2026 Cuma 05:06

Türkiye’nin rejim sorunu

15 Nisan 2026 Çarşamba 05:04

Yalçın Küçük’ün ardından

13 Nisan 2026 Pazartesi 05:05