Güç birliği zorunluluğu

Mevcut sistem, cumhurbaşkanı seçilebilmek için yüzde “50 artı 1” oy almayı zorunlu kılıyor.

Bugün iktidarı oluşturan partilerin de muhalefetteki partilerin de tek başına söyle bir oy oranına ulaşması mümkün değil.

Bu durum cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidar partilerinin de muhalefet partilerinin de güç birliği yapmalarını zorunlu kılıyor.

Adına ister “güç birliği” ister “ittifak” ister “dayanışma” denilsin partilerin bir aday üzerinde uzlaşmaları gerekiyor.

İktidar partileri AK Parti ve MHP’nin, önümüzdeki seçimlerde de güç birliği yapacakları açık.

İktidarın başlattığı çözüm sürecinin amaçlarından birinin cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti seçmeninin desteğini almak olduğu da biliniyor.

Yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP’nin de cumhurbaşkanı adayını seçtirebilmesi için diğer muhalefet partileriyle güç birliğine yönelmesi zorunlu.

Bu güç birliğinin partiler arasında resmi bir ittifakla veya seçmen nezdinde oluşturulacak bir uzlaşmayla sağlanması gerekiyor.

Bunun ilk adımı muhalefet partilerinin ortak hedeflerde buluşmaları olmalı.

En geniş ortak paydanın temelini bugünkü cumhurbaşkanlığı-hükümet sisteminden yeniden demokratik parlamenter sisteme geçiş oluşturabilir.

Bu temel üzerinde mevcut sistemi onaylamayan muhalefet partilere ortak hedefler belirleyerek yola çıkabilirler.

Cumhurbaşkanlığı-hükümet sistemi yasama ve yargı denetimini etkisizleştirirken bütün yetkilerin yürütme erkine verildiği bir sistem.

Bu sistem yerine yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsızlığının ve tarafsız yargı denetiminin sağlanması ortak hedeflerin başında olmalıdır.

Bu hedef aynı zamanda hukukun üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesi hedefini de kapsar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” niteliklerinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi de bu niteliklerle sorunu olmayan muhalefet partilerinin ortak hedefi olmalıdır.

Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında ekonomik kriz, dolayısıyla geçim derdi geliyor.

Gelir dağılımının giderek uçuruma dönüştüğü bir dönemde, milli gelirin adil dağılımını sağlamak, bu amaçla bir yandan enflasyonla etkili mücadele ederken diğer yandan asgari ücreti, emekli maaşlarını insanca yaşayabilecek bir düzeye çıkarmak da ortak hedef olmalıdır.

Bugün 28 bin 78 lira olan asgari ücret TÜRK-İŞ’in hesapladığı 34 bin liralık açlık sınırının 6 bin lira altında.

20 bin lira olarak belirlenen en düşük emekli aylığı ile açlık sınırı arasında da 14 bin lira fark var.

Asgari ücretlinin de en düşük emekli aylığı alanların da geçinebilmesi, destek almadan veya borçlanmadan ay başını getirebilmeleri mümkün değil.

Türkiye’de asgari ücretlilerin ve asgari ücretten birkaç bin lira fazla ücret alanların, çalışanların yüzde 60’nı aştığı düşünülürse muhalefet partilerinin bu sorunu da ortak hedef olarak önlerine koymaları şart.

Eğer muhalefet partileri birinci parti konumundaki CHP’nin öncülüğünde bu sorunların çözümünü ortak hedef olarak belirler ve nasıl çözüleceği konusunda bir program üzerinde uzlaşabilirlerse bu durum seçmen nezdinde güç birliği sağlayacaktır.

Muhalefet partilerinin önümüzdeki seçimi kazanabilmek için zaman yitirmeden bu gerçekleri esas alarak çalışmaya başlamaları gereklidir.

Başka türlü iktidar değişikliği sağlamaları mümkün değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

İşçi hakları

01 Mayıs 2026 Cuma 05:04

Yüz karası değil kömür karası

29 Nisan 2026 Çarşamba 05:04

Maden işçiliği

27 Nisan 2026 Pazartesi 05:06

Üç bayram bir arada

24 Nisan 2026 Cuma 05:06

İkinci kez monarşi önerisi

22 Nisan 2026 Çarşamba 05:07

CHP'liler pes etmez

20 Nisan 2026 Pazartesi 05:06

Güvenlik sorunu

17 Nisan 2026 Cuma 05:06

Türkiye’nin rejim sorunu

15 Nisan 2026 Çarşamba 05:04

Yalçın Küçük’ün ardından

13 Nisan 2026 Pazartesi 05:05

Silivri'den gelen mektup

10 Nisan 2026 Cuma 05:10