Yalçın Küçük’ün ardından

Prof. Dr. Yalçın Küçük lisansta ve doktorada hocamdı.

Makro ekonomi, planlama ve ekonometri dersleri verirdi.

Dersi işleme ve sınav yöntemi farklıydı.

Sınıfa gelir, dersin konusunu söyler, konu hakkında genel bir bilgi verir sonra öğrencilerine soru sormaya başlardı.

Öğrencinin verdiği yanıtı dinler sonra sınıfa seslenirdi:

“Bu yanıta ne diyorsunuz, farklı görüşü olan var mı?”

Eğer birimiz farklı bir görüş öne sürersek, öğrenciler arasında tartışma başlatır, dersi böyle işlerdi.

Tartışmalar içinde konuyu çeşitli boyutlarıyla öğrenirdik.

Ders sonunda “şu makaleleri okuyun” der sınıftan çıkardı.

Bir hafta sonra sözünü ettiği makaleler hakkında soru sorardı.

Sınav yöntemi de farklıydı.

Sınıfa gelir soruları yazdırır, “kitap, defter serbest der” ve sınıftan çıkar giderdi.

Çıkarken birimize “kağıtları toplar, yarın odama getirirsin” derdi.

Sınavlarına iyi çalışır, soruların hepsini yanıtlar, tam not alırdım.

Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün binası Tunus Caddesi’ndeydi.

Doktora öğrencilerinin çoğu çalıştığı için doktora dersleri gece yapılırdı.

Bir gece sınavında yine sınıfa girdi, 6 soru yazdırdı, sonra yine “kitap, defter açık” dedi ve çıkıp gitti.

Bu kez soruların tamamını cevaplayamadım. Dört soruyu yanıtladım, ikisini boş bıraktım.

Haftaya sınav kağıtlarıyla sınıfa geldi ve notlarımızı okumaya başladı.

Bana yine tam not vermişti.

Oysa ben iki soruyu yapamamıştım.

Ertesi gün odasına gittim.

“Hocam” dedim, “Son sınavdan bana yine tam not vermişsiniz ama ben iki soruyu yapamamış, boş bırakmıştım. Nasıl tam not aldım?”

Gülümsedi ve şöyle dedi:

“Bak Fikret ben sınav kağıtlarına değil öğrenciye not veririm. Öğrencilerimi izlerim. Öğrenmeye istekli mi, okuyor mu, araştırma yapıyor mu, soru soruyor mu, tartışıyor mu? Bunları yapıyorsa zaten konuyu öğrenmiştir. Sınavda biri iki soru yapamamış bunun benim için bir önemi yok.”

Doğrusu şaşırmıştım.

Yalçın Hoca çok çalışkan, çok üretken, farlı düşünebilen bir hocaydı. Yerinde durmayan bir zekası vardı.

Sürekli okudu, araştırdı, yazdı.

Sadece okuyup yazmadı, inandığı yolda eylemlere de katıldı. Yıllarca cezaevinde kaldı. En küçük bir ödün vermedi, boyun eğmedi.

Cezaevinde yazmaya devam etti. Savunmalarında mahkeme heyetine de dersler verdi, tavsiyelerde bulundu.

Devrim ve sosyalizmden hiç vazgeçmedi.

Yalçın Hoca’nın öğrencisi olmak bir şanstı.

Öğrencilerine bilginin, okumanın, araştırmanın, tartışmanın önemini çok iyi öğretti.

Hastalanıncaya kadar yazmaya devam etti.

87 yaşında aramızdan ayrıldı.

Arkasında onlarca kitap ve makaleden oluşan bir hazine bıraktı.

Ölümüne çok üzüldüm.

Bilim dünyası için önemli bir kayıp.

Allah rahmet eylesin.

CİNDORUK’A VEDA

Türk siyasetinde önemli bir yere sahip olan Hüsamettin Cindoruk da 93 yaşında vefat etti.

Cindoruk, merkez sağ siyasetin önde gelen isimlerindendi.

Yassıada yargılamalarında Demokrat Parti’nin yöneticilerinin avukatlığını yaptı.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra, 1983 yılında Büyük Türkiye Partisi'ni kurdu. Millî Güvenlik Konseyi, kuruluşundan 15 gün sonra partiyi kapattı. Konsey’in 79 sayılı bildirisiyle Hüsamettin Cindoruk, Süleyman Demirel ve birlikte hareket ettikleri diğer isimlerin Zincirbozan Garnizonu'nda zorunlu ikamete tabi tutulmaları kararlaştırıldı. Cindoruk burada 4 ay tutuklu kaldı.

Kapatılan partinin yerine Doğru Yol Partisi’nin (DYP) kurucuları arasında yer aldı. Demirel yasaklı olduğu için genel başkanlığı üstlendi.

1987'de siyasi yasakların kalkmasının ardından genel başkanlığı Süleyman Demirel'e bıraktı. 16 Kasım 1991'de TBMM Başkanı seçilen Cindoruk, 1 Ekim 1995'e kadar TBMM Başkanlığı yaptı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün ardından 17 Nisan 1993 ila 16 Mayıs 1993 tarihlerinde vekaleten Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi.

Cindoruk, siyasi hayatı boyunca demokrasiden, laik cumhuriyetten yana oldu.

Mücadeleci, dürüst, saygın bir siyasetçiydi.

Allah rahmet eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

Silivri'den gelen mektup

10 Nisan 2026 Cuma 05:10

Doğru hamle

06 Nisan 2026 Pazartesi 05:10

CHP bu süreci aşar

03 Nisan 2026 Cuma 05:10

Operasyon üstüne operasyon

01 Nisan 2026 Çarşamba 05:08

Dünyanın güvenlik sorunu

30 Mart 2026 Pazartesi 05:05

İtirafçının itirafı

27 Mart 2026 Cuma 05:10

Duvara çarpan Trump

25 Mart 2026 Çarşamba 05:10

ABD’nin adı bile yok

23 Mart 2026 Pazartesi 05:12

Yargısız infaz

20 Mart 2026 Cuma 05:15

İç cephenin önemi

18 Mart 2026 Çarşamba 05:05