İliç'teki siyanür temizliğini halktv.com.tr görüntüledi

Erzincan'ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni'nin siyanür taşıyan borusunun patlamasının ardından işletmenin faaliyetleri durduruldu. Siyanürün karıştığı bölgede ise temizlik çalışmaları sürüyor. Bölgedeki temizlik çalışmalarını Halktv.com.tr görüntüledi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 01 Temmuz 2022 18:24

Erzincan'ın İliç ilçesinde 2010 yılından bu yana faaliyetini sürdüren Anagold Madencilik ile Çalık Holding’in ortağı olduğu Çöpler Altın Madeni'nde 21 Haziran gecesi siyanür boru hattı patladı. Bunun ardından sızıntının yaşandığı bölgenin temizlenmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şirketin faaliyetlerini durdurdu. Temizleme çalışmalarını ise halktv.com.tr görüntüledi.

whatsapp-image-2022-07-01-at-17-09-11.jpeg

Siyanürlü topraklar izolasyon merkezinde toplanıyor

Siyanür sızıntısının olduğu bölgede şirket tarafından başlatılan temizleme çalışmaları devam ederken siyanürün karıştığı alanlarda iş makineleri temizlik çalışmaları yapıyor. Siyanürlü topraklar bölgeden alınarak izolasyon merkezinde toplanıyor. İzolasyon merkezinde toplanan topraklar, kimyasal maddeler ile temizlenip altın madeninin oluşturduğu atık barajına depolanacak.

whatsapp-image-2022-07-01-at-17-15-24.jpeg

Madenin çalışması açılması analizlere bağlı

Siyanürlü alanları temizleme çalışmalarının ne zaman biteceğine dair ise hiçbir bilgi verilmiyor. Temizleme çalışmaları tamamlanıp, gerekli analizler yapıldıktan sonra bakanlık yetkililerinin de yerinde yapacağı inceleme ve analiz çalışmalarından olumlu sonuçların çıkması durumunda maden sahasında tekrar çalışmaların başlayacağı belirtiliyor.

whatsapp-image-2022-07-01-at-17-09-11-1.jpeg

Dün Tunceli'den aralarında Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile Tunceli Baro Başkanı Kenan Çetin’in de bulunduğu Tunceli Emek Ve Demokrasi Platformu, sözkonusu madeninin bulunduğu alana giderek altın madeninin kapatılması için açıklama yaptı. Açıklamada maden ocağının canlı yaşamı için büyük bir tehlike olduğu belirtilerek kapatılması gerektiği ifade edildi.

'Her gün yüzlerce ölüm tehdidi geliyor'

Siyanür sızıntısı ilk kez kamuoyuna duyuran çevre aktivisti Sedat Cezayirlioğlu da maden bölgesine ölüm tehditleri aldığını emniyet ve jandarmanın kendisini uyardığını ancak koruma tahsis edilmediğini iddia etti. Cezayirlioğlu, "Altın madeni işletmesinin faaliyetlerinin Çevre Bakanlığı tarafından durdurulmasından sonra bana her gün sosyal medyada telefon üzerinden yüzlerce ölüm tehdidi geliyor" diye konuştu.

Tunceli Emek ve Demokrasi Platformu'nun bilgi aldığı Cezayirlioğlu, altın madeni içinde siyanür ve sülfürik asit gibi çok sayıda kimyasal maddenin depolandığını belirtti ve "Atık barajı 197 futbol sahası büyüklüğünde, şu an büyütme çalışmaları devam ediyor ve yaklaşık 640 futbol sahası büyüklüğüne çıkacak" dedi.

'Sülfürik asit toprağı komple eritiyor'

Atık havuzu projesinin 2019 yılında başladığını belirten Cezayirlioğlu, "2010 yılından 2019 yılına kadar sadece siyanür kullanılarak altın ayrıştırılıyordu. 2019 yılından itibaren siyanür ile birlikte sülfürik asit ve 38 çeşit kimyasal madde ile altın ayrıştırma işlemi yapılmaya başlandı. Siyanür altını toprakta yüzde 30 ayrıştırıyor ancak sülfürik asit altını toprakta yüzde 90 oranda ayrıştırıyor. Sülfürik asit toprağı komple eritiyor ve ayrıştırma işlemi sonrası o kimyasal atıklar bu barajda bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

whatsapp-image-2022-07-01-at-17-15-25-001.jpeg

'23 madde kanserojen'

Cezayirlioğlu, atık havuzuna bırakılan ve buharlaşma yöntemi ile yok edilen kimyasallar içinde 23 kimyasalın ölümcül derecede zehirli olduğunu belirterek “Bu atık havuzunda 39 kimyasal madde var. Bunlardan 23 tanesi tamamen ölümcül ve kanserojen madde” dedi.

'Bir ailede 2 kanser vakası'

Cezayirlioğlu, bölgede büyük bir kanser patlaması da yaşandığını belirterek şunları söyledi “Burada insanlar madenden korktukları kadar Allah’tan korkmuyorlar. Bir ailede iki kanser vakası var bunu yeni öğrendim. Anne ve kızı kanser olmuş. İlçede sadece bir eczaneye 40 hasta giderek ilaç alıyor. Alınan ilaçların 13 tanesi çocuk hastalar için ve bu küçük çocuklar bu yaşlarda KOAH hastası. 3 yaşında 6 yaşında çocuklar KOAH hastası olmuş. Bunu Sağlık Bakanlığı'ndan da öğrenmek istiyoruz” diye konuştu.

whatsapp-image-2022-07-01-at-17-09-11-001.jpeg

'Peki beni öldürürlerse ne olacak?'

Çevre aktivisti Sedat Cezayirlioğlu, siyanür sızıntısından sonra fabrikanın faaliyetlerinin durdurulmasıyla birlikte çok fazla ölüm tehdidi aldığını belirtti. Sosyal medya ve aranarak yüzlerce ölüm tehdidi aldığını söyleyen Cezayirlioğlu, yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

"Altın madeni işletmesinin faaliyetlerinin Çevre Bakanlığı tarafından durdurulmasından sonra bana her gün sosyal medyada telefon üzerinden yüzlerce ölüm tehdidi geliyor. 'Öldüreceğiz, bitireceğiz' gibi çok fazla tehdit var. Küfür ve hakaretler akıl almaz düzeyde. Emniyet Müdürü ile görüştüm, Cumhuriyet Başsavcısı ile görüştüm durumu anlattım. Adalet Bakanlığı koruma talebi yazısını Emniyet Müdürlüğü'ne yollamış. Başsavcı koruma konusunun Valilik ile ilgili olduğunu söylüyor. Emniyet Müdürü ile görüştüm 'bu süreç uzun sürecek' diyor. Peki beni öldürürlerse ne olacak? Bana söylenen tek şey var; evden çıkma İliç ilçesine gitme diyorlar böyle bir şey olur mu?"

Çevre aktivisti Sedat Cezayirlioğlu’nun konuşmasının ardından Emek ve Demokrasi Platformu adına bir açıklama yapan Tunceli barosu Başkanı Av. Kenan Çetin de yakın zamanda Türkiye genelinde 75 baronun ortak açıklama yaparak bu maden ocağının kapatılmasını istediğini belirtti.

'Şirket korku cumhuriyeti oluşturmuş'

Avukat Çetin açıklamasında, "Kanadalı bu altın madeni sadece doğaya zarar vermiyor insanların bölgeden göç etmesini de sağlıyor. Doğadaki hayvan sayısı azalıyor, biyoçeşitlilik yok oluyor, ilçe halkı büyük baskı altında. Aldığımız bilgiye göre insanlar ekmeği elinde alınacak korkusu ve tehdidi ile karşı karşıya. Altın madeni şirketi bir korku cumhuriyeti oluşturmuş" dedi.

Halktv.com.tr'ye açıklamalarda bulunan TKP'li belediye başkanı Maçoğlu, bölgede yok olmuş bir doğa gördüğünü belirtti ve "İlçeye ilk geldiğinizde bir dağın tıraşlanarak yok edildiğini görürsünüz. Maden sahasına geldiğinizde ise tahribatın kendisine şahit oluyorsunuz. Maden sahasında kimyasal maddeler boru hattıyla bu atık barajına taşınıyor ve baraj çevresindeki betonlar bu kimyasallar tarafından eritilmiş. Boru hattının patlaması ile Fırat nehrine karışan zehir Türkiye’nin birçok bölgesine ulaşıyor. Suriye sınırına kadar ulaşan bir hat var oraya kadar ulaşıyor" ifadelerini kullandı.

'Buharlaşmış hali bütün doğaya zarar'

Sözkonusu bölgeden buharlaşarak atmosfere karışan zehirli kimyasalların sadece bölgede kalmadığını söyleyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Bu kimyasallar bir çok bölgede havaya canlılara, sudaki balıklara yosunlara kadar zarar veriyor. Kullanılabilir sulara, barajlara zarar veriyor. Buharlaşmış haliyle bütün doğaya, bütün canlılara zarar veriyor.

'İnsanlar hastalığa yakalanma ihtimaline sahip'

Ben bir sağlık emekçisiyim. Bu atık havuzunda buharlaşma ile bu kimyasallar rüzgar yoluyla ve belki de şimdi şu an buradaki insanlar üzerinde bir zarar yaratması mümkün. İnsanlar bu kimyasallara maruz kalınca yeni hastalıklara yakalanma ihtimaline sahip.

'Uzaktan tahribatın boyutunu bilmiyorduk'

Anagold ya da Çalık Holding'in gelip bu toprakları talan etmesini, buradaki canlıları, yaşam alanlarını yok etmesini istemiyoruz. Herkes bu duruma karşı çıkmalı. Bu konuda hepimiz duyarlı olmalıyız ve büyük bir direnç göstermeliyiz. Biz uzakta görmeden tahribatın boyutunu bilmiyorduk ama yakında görünce durumun vahametini dana net anladık. İnsanlar gelip burayı görse bu tahribatı görse başka bir alanda hiçbir maden ocağının açılmasını asla istemez" dedi.

'Kuş sesi bile duymadık'

Maçoğlu, maden sahası bölgesinde çok fazla yaban yaşamı olduğunu ancak gelirken hiçbir yaban canlısının ve kuş sesine rastlayamadıklarını belirterek şunları söyledi:

"Biz buraya gelirken hiçbir yaban canlısı sesi duymadık şu an bizim dışımızda burada canlı yok. Hiçbir kuş sesi duymadık. Normalde burada bu mevsimde cırcır böceği seslerinin çok olması gerekiyor. O bile yok artık. Zaten maden sahasında sürekli bir patlama sesi geliyor, bu sesler canlıları burada uzak tutuyor. Bunun nedeni bu artık havuzuna gelmemeleri. Çünkü kuşlar ve diğer canlılar bu suya dokunduğu anda ölüyor. Yani burada ortaya çıkan gerçek bu bölgede yüzlerce, binlerce canlının öldüğü gerçeği çıkıyor ortaya.”

'Burası Türkiye’nin Çernobil'i olmuş'

İliç'teki altın madeni sahasına gelerek heyetin içinde yer alan Dersim Dernekler Federasyonu Başkanı Özkan Tacer de yaptığı açıklamada maden ocağının bölge coğrafyasını yok edeceğini söyleyerek "Bu maden sahasına geldik ve tam bir felaket gördük. Doğa talan edilmiş. Burası Türkiye’nin Çernobil'i olmuş durumda. Çernobil patladığı zaman bakanlar çay içerek Çernobil’in zarar vermediğini anlatmaya çalıştı. Ama 20 yıl sonra Çernobil'in etkileri çıktı ortaya. Kanser vakaları Karadeniz bölgesinde patlama yaptı. Burada henüz felaketin sonuçları yaşanmadığı için sonuçlar fark edilmiyor.

'Sonuna kadar karşı çıkıp, mücadele edeceğiz'

Burada büyük bir coğrafya emperyalist şirketler tarafından tamamen yok edilmeye çalışılıyor. Biz doğanın her yerde yok edilmesine karşı çıktık. Bergama’da, İkizdere'de, Kaz Dağları'nda yaşanan talana, yok edilişe karşı çıktık. Şimdi Munzur'da, İliç’te bu talan, bu yok ediliş yaşanıyor. Buna da sonuna kadar karşı çıkıp mücadele edeceğiz. Bu coğrafya bizim, bizler yaşıyoruz ama bütün bölgeyi, bütün Türkiye’yi etkileyen bir gerçek var. Bu durum doğanın, canlının yok edilmesi demek. Buna izin vermek mümkün değil. Bütün Türkiye İliç’teki doğa yok edilişine karşı mücadele etmelidir" diye konuştu.

KAYNAK: halktv.com.tr