Erdoğan, hukukunu anlattı

'Ülke yönetimine geldiğim günden beri Türkiye'nin hukuk devleti kimliğini yüceltmesinin mücadelesini veriyorum' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkede hiçbir savcının, hiçbir hâkimin, hiçbir yargı mensubunun, hukuk ile bağdaşmayan herhangi bir yaklaşımla karşıma gelmesini, taleplerimi hukuk dışında bir süzgeçle değerlendirmesini doğrusu istemem” dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 10 Mayıs 2022 16:17

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Danıştay’daki İdari Yargı Günü ve Danıştay'ın 154. Kuruluş Yıldönümü Töreni'ne katıldı. Törende konuşan Erdoğan, “Dünyanın her yerinde siyaset, tabiatı icabı alanını genişletmek ister. Sürekli sınırları zorlar. Siyasetin etki alanlarını genişletme çabalarına yargı alanı da dahildir. Hatta en başlarda gelir. Sanmayın ki bu sorun Türkiye’ye mahsustur" dedi. Erdoğan, şunları söyledi:

'Danıştay, hukukun anayasa’ya ve yasalara uygun işlemesini temin ediyor'

Yönetimin yargı yoluyla denetlenmesi görevini üstlenen Danıştay, devlet ile vatandaş arasındaki itilafların hukuk marifetiyle çözümünü sağlıyor. Danıştay’ın ifa ettiği bu kritik vazife, hukuk devleti ilkesinin gerçek manada ve tüm unsurlarıyla hayata geçmesi manasına geliyor. Verdiği kararlarla alt derece mahkemelere yol gösteren Danıştay, her kademede hukukun Anayasa’ya ve yasalara uygun işlemesini temin ediyor.

'Güçler ayrılığında hak ettiği yeri tam manası ile almış oldu'

Milletimizin 16 Nisan 2017’deki halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi onayladığı Anayasa değişikliğinde, yargının bağımsızlığı ilkesi, tarafsızlığı ilkesi ile tahkim edilmişti. Böylece millet adına karar vererek hakemlik görevi üstlenen yargı, güçler ayrılığında hak ettiği yeri tam manası ile almış oldu.

'Gayret gösterdik'

Elbette bu noktaya bir anda ve durduk yere gelinmemiştir. Cumhuriyet tarihi, maalesef yargının darbeciler ve vesayet güçleri lehine taraf olduğu, Yassıada yargılamalarından 28 Şubat brifinglerine kadar pek çok kötü örneklerle doludur. Millet adına karar veren yargı kurumunun her kademesi ile bu onurlu sorumluluğu özellikle kendine yakışır konumda olmasını sağlamak için gayret gösterdik.

'Siyasetin etki alanlarını genişletme çabalarına yargı alanı dahildir'

Dünyanın her yerinde siyaset, tabiatı icabı alanını genişletmek ister. Sürekli sınırları zorlar. Siyasetin etki alanlarını genişletme çabalarına yargı alanı da dahildir. Hatta en başlarda gelir. Sanmayın ki bu sorun Türkiye’ye mahsustur. Amerika’sından Avrupa’sına her yerde aynı çekişme yaşanmıştır, halen de yaşanmaktadır.

'Hiçbir yargı mensubunun, taleplerimi hukuk dışında bir süzgeçle değerlendirmesini doğrusu istemem'

Buradan açıkça ifade ediyorum. Bu ülkede hiçbir savcının, hiçbir hâkimin, hiçbir yargı mensubunun, hukuk ile bağdaşmayan herhangi bir yaklaşımla karşıma gelmesini, taleplerimi hukuk dışında bir süzgeçle değerlendirmesini doğrusu istemem. Aynı zamanda yargı mensuplarının bu hukukçu duruşlarını, bilaistisna herkesin karşısında ve her şartta sergilemesini de beklerim.

'Türkiye’nin hukuk devleti niteliğini güçlendirmenin mücadelesini veriyorum'

Yargı mensupları olarak hukuk devleti ilkesi çerçevesinde verdiğiniz ve vereceğiniz her mücadelenizde sizlerin yanınızda yer alacağımızdan şüpheniz olmasın. Hukuk devleti ilkesi, demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Geçmişte hukuka aykırı pek çok tarize, tacize, cezaya muhatap olmuş bir siyasetçi olarak, ülke yönetimine geldiğim günden beri Türkiye’nin hukuk devleti niteliğini güçlendirmenin mücadelesini veriyorum.

'Muhalefet partilerinin süreci tıkayan, uzlaşmaz tavrı sebebiyle akamete uğradı'

Aslında ülkemizi yeni, tamamen demokratik yaklaşımla ve yalın dilli yazılmış yeni bir anayasaya kavuşturmak için TBMM bünyesinde defalarca teşebbüste bulunduk. Hatta bunun için Meclis’te tüm partilerin eşit üye katılımıyla bir komisyon kurulmasına öncülük ettik. Maalesef bu teşebbüsümüz, muhalefet partilerinin süreci tıkayan, uzlaşmaz tavrı sebebiyle akamete uğradı.

'Sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasaya mutlaka kavuşturacağız'

Geçtiğimiz yıl, yeni bir Anayasa için tekrar harekete geçtik. Kendi hazırlıklarımızı yürütürken muhalefet cenahından da en azından bir metin teklifi koymasını bekledik. Aradan geçen bunca zamana rağmen üzerinde konuşabileceğimiz herhangi bir metin gelmedi. Biz de kendi hazırlığımızı beklemeye almak mecburiyetinde kaldık. Ancak milletimizi, ruhunu 12 Eylül vesayetçilerinin üflediği darbe mahsulü mevcut Anayasa’dan kurtarma irademiz bakidir. İmkan bulduğumuzda ülkemizi sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir Anayasa’ya mutlaka kavuşturacağız.

'Usta-çırak sistemini yargıya taşıyoruz'

Kanunların doğruluğu kadar, kanun uygulayıcıların niceliği de adaletin tecellisinde hayati öneme sahiptir. Bu anlayışla yargı teşkilatımızın insan gücü kalitesini ve donanımı artırmak için hâkim ve savcı yardımcılığı sistemini getiriyoruz. Yargının tüm kademelerinde toplamda 3 yıl süreyle yardımcı sıfatıyla görev yapacak hâkim ve savcılarımız, böylece sisteme bütünüyle hâkim olacaktır. Bir anlamda ahilik geleneğimizin temelini oluşturan usta-çırak sistemini yargıya da taşıyoruz. Bu yeni sistemi çok yakında fiilen başlatıyoruz. Önümüzdeki dönemde devletin başı ve yürütmenin temsilcisi olan Cumhurbaşkanı ile milli iradenin temsilcisi Meclis’imizle ve millet adına karar veren yargımızla ülkemizi her alanda daha ileriye götürmeyi sürdüreceğiz. Danıştay’ımızın da üstlendiği bu hayati fonksiyonla Türkiye'nin demokratikleşmesine, büyümesine, gelişmesine katkıda bulunmaya devam edeceğine inanıyorum."