Elini kaybetmesin diye parmağını vücuduna gömdüler
38 yaşındaki Alaattin Erboğan, tam 21 gün boyunca sağ elini kasığına birleşik vaziyette tutmak zorundaydı. Şırnak'ın Cizre ilçesinde yaşayan diyabet hastası Erboğan için bu rahatsız edici pozisyon, bir sabır testinden ziyade, hayatını idame ettirdiği sağ elini kaybetmemek için verilen son biyolojik savaştı.
Türkiye'nin güneydoğusunda, sağlık hizmetlerine erişimin ve uzmanlık gerektiren operasyonların sıklıkla tartışma konusu olduğu bir coğrafyada Erboğan'ın hikayesi; tıbbi yetersizliklerle, kamu hastanelerindeki uzman doktorların inisiyatifi ve bir vatandaşın uzuv kaybı ile iş gücü kaybı arasındaki ince çizgiyi temsil ediyor.

KOMPARTMAN SENDROMU VE BİR SİSTEMİN SINIRLARI
Her şey, Erboğan'ın sağ el işaret parmağında basit bir yara olarak başladı. Ancak diyabetin bağışıklık sistemi üzerindeki baskısı, bu yarayı hızla kontrol edilemez bir enfeksiyona dönüştürdü. Erboğan, Şırnak Devlet Hastanesi'ne ulaştığında, tıp literatüründe "kompartman sendromu" olarak bilinen, doku içindeki basıncın artarak kan akışını kesmesi ve sinir hasarına yol açması durumuyla karşı karşıyaydı.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Semih Hatipoğlu, hastanın daha önce başka merkezlere de başvurduğunu ancak sonuç alamadığını vurgulayarak mevcut tabloyu şöyle özetliyor:
"Bize başvurduğunda geç bir aşamadaydı. Enfeksiyon el bileğine kadar ulaşmış, ikinci parmağın işlevini tamamen sonlandırmak üzereydi."
Bu durum, sadece bir parmağın değil, elin bileğe kadar kesilmesi (ampütasyon) riskini doğuruyordu. Şırnak gibi ekonomik döngünün fiziksel emeğe dayalı olduğu bir bölgede, 38 yaşındaki bir birey için elini kaybetmek, sadece tıbbi bir vaka değil, aynı zamanda kalıcı bir ekonomik yıkım anlamına geliyordu.

KASIKTAN GELEN YAŞAM HATTI
Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Sergen Karataş ile yapılan konsültasyon sonucunda, modern cerrahinin komplike tekniklerinden biri olan "kasık flebi" yöntemine karar verildi. Operasyon, hastanın parmağının kasık bölgesinde açılan bir "cebe" dikilmesini ve buradaki sağlıklı dokuyla beslenmesini öngörüyordu.
Dr. Hatipoğlu süreci, "Kasıkta deri altında küçük bir cep açılıyor, parmak o dokuya dikiliyor. Parmağın ölen dokuları bu şekilde yeniden kazanılıyor ve oradan besleniyor" sözleriyle açıklıyor. Bu süreçte Erboğan, üç hafta boyunca elini hareket ettiremeden, bir nevi vücuduna mühürlenmiş bir parmakla yaşamak zorundaydı. Hastanede geçen bu 21 günlük süreçte uygulanan yoğun antibiyotik tedavisi ve günlük pansumanlar, parmağın vücutla olan bu sıra dışı entegrasyonunun başarısını belirledi.

KAMU HASTANESİNDE "İLK"İN ANLAMI
Şırnak Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen bu operasyon, Türkiye'deki sağlık sisteminin periferideki (çeperdeki) imkanlarını ve kamu yararı gözetilerek sunulan hizmetin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Büyükşehirlerdeki tam teşekküllü özel hastanelerin maliyetli prosedürleri yerine, bir devlet hastanesinde bu ölçekte bir başarının elde edilmesi, bölge halkı için hayati bir "denetlenebilir başarı" örneği teşkil ediyor.
Üç haftalık bekleyişin ardından yapılan ikinci cerrahi müdahale ile parmak kasıktan başarıyla ayrıldı. Dr. Hatipoğlu, hastanın parmağının ve elinin kurtarıldığını teyit ederken, Erboğan'ın yeniden tam kapasiteyle çalışabilmesi için önünde bir aylık bir fizik tedavi süreci bulunduğunu belirtiyor.

"KESİLECEK DENİLEN PARMAĞIM YERİNDE"
Ameliyat sonrası iyileşme sürecine giren Alaattin Erboğan'ın anlatımı, kamu sağlık hizmetine duyulan ihtiyacın insani boyutunu yansıtıyor. Erboğan, "Parmağım kesilecek diye çok korktum. Daha önce gittiğim yerlerde bu risk söylenmişti" diyerek, yereldeki uzman doktorların müdahalesiyle gelen kurtuluşu özetliyor.
Erboğan'ın tedavi süreci, sağlık sistemindeki uzman kadroların Anadolu'nun en ücra köşelerinde bile nasıl fark yaratabileceğini gösterirken, aynı zamanda diyabet gibi kronik hastalıkların takibinde kamu sağlığı politikalarının ne denli kritik olduğunu hatırlatıyor.
21 kez ameliyat oldu: İçinden 295 tane çıkarıldı
Şimdi Erboğan için hedef, bir ay sonra parmağını yeniden hareket ettirebilmek ve fiziksel emeğiyle idame ettirdiği hayatına geri dönebilmek.
Hasta, önümüzdeki günlerde başlayacak olan rehabilitasyon süreciyle birlikte parmağının fonksiyonlarını tamamen geri kazanmayı bekliyor.