Dervişoğlu'ndan Bahçeli'ye 'Öcalan'a statü' resti
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu; ekonomiden terörle mücadeleye, anayasa tartışmalarından muhalefetin tutumuna kadar birçok başlıkta değerlendirmeler yaptı ve partisinin 5 maddelik çözüm vizyonunu açıkladı.
Toplantıya, Balıkesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı’ndan havalanan F-16 tipi savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan kahraman pilota Allah’tan rahmet; ailesine, silah arkadaşlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyerek başlayan Dervişoğlu, partisinin Ramazan ayı faaliyetlerine değindi.
İlk iftarlarını şehit Cem Dolapçı’nın ailesiyle yaptıklarını, ardından Balıkesir ve Bursa’da vatandaşlarla, Ankara’da ise Sivas yurdunda kalan gençlerle bir araya geldiklerini belirten İYİ Parti lideri, yürütülen tüm manipülasyonlara ve "eli sopalı gündem mikserlerine" rağmen Türk milletinin her şeyin farkında olduğunu ve hakikatlerin örtülemediğini vurguladı.
"TÜRKİYE AÇLIKLA SINANIYOR, KORKUYLA SİNDİRİLİYOR"
Vatandaşların umutla çaresizlik arasında kaldığını ifade eden Dervişoğlu, toplumun temel olarak iki soruya yanıt aradığını belirtti:
- "Perişanız, bu ekonomi ne olacak, ne zaman feraha ereceğiz?"
- "Bu katilbaşı ve diğer teröristler gerçekten aramızda mı dolaşacak, bayrağın şerefi ne olacak?"
Bu iki sorunun sebebinin aynı olduğunu öne süren Dervişoğlu, Türkiye'nin bilinçli bir siyasetle bir yanda açlıkla sınanırken diğer yanda korkuyla sindirildiğini söyledi. İktidarın, vatandaşın isyan etmeyecek kadar karnını doyurduğunu ve hak edilenleri bir "lütuf" gibi sunduğunu ifade eden Dervişoğlu, bu sistemi "şantaj siyaseti" olarak tanımladı. Geçmişteki askeri vesayetin yerini bugün, itiraz edenlerin trollerce linç edildiği, mallarına çöküldüğü "sivil şantaj ve Silivri siyasetinin" aldığını dile getirdi. Yaşananların basit bir siyasi rekabet değil, vatandaşın kimliğinin, Türklüğünün, ahlakının ve Cumhuriyet'inin çalındığı bir "yağma ve talan" olduğunu belirterek, mücadelelerinin bir "haysiyet ve istiklal davası" olduğunun altını çizdi.
"SINIRLARDAKİ MAYINLARI KALDIRIP VATANDAŞLARIN ARASINA DÖŞÜYORSUNUZ"
Meclis'teki ortak raporu ve çözüm arayışlarını "aymazlık, kötülük ve ihanetin bir araya gelmesi" sözleriyle eleştiren Dervişoğlu, iktidarın Meclis'in temsil kabiliyetini ancak İmralı'nın projesi vesilesiyle hatırlamasını "komik", bu projeye katkı verenlere yasal koruma (dokunulmazlık) talep edilmesini ise "trajik" bulduğunu ifade etti.
Teröristlerin topluma adapte edilip edilmediğinin yürütme tarafından izleneceği yönündeki planlara çok sert tepki gösteren Dervişoğlu, "Her infaz indirimiyle sokağa salınan katillerden kadınları ve çocukları koruyamayanlar; bomba yapma ve silah kullanma eğitimi almış teröristleri trafikte sürücü, evlerimizde komşu, belediyede memur yapacak, sonra da izleyecekmiş. Bu insanlık düşmanlarını Kürtlere temsilci diye atıyorsunuz. Sınırlardaki mayınları kaldırıp vatandaşların arasına döşüyorsunuz" dedi.
"ŞİMDİ NE OLDU DA PKK'YI ENTEGRE ETMEK İSTİYORSUNUZ"
İktidarın, "bölge ateş çemberi" söylemiyle terör örgütü liderine siyasette alan açmaya çalıştığını belirten Dervişoğlu, Türkiye'nin etrafının on yıllardır savaşlarla dolu olduğunu hatırlattı. 1979 İran Devrimi, 1980 İran-Irak Savaşı, 1984'te PKK'nın ortaya çıkışı, 1991 Körfez Savaşı ve Sovyetlerin dağılması, 2003 Irak işgali ve 2011'de başlayan Suriye iç savaşını örnek gösteren Dervişoğlu, "Şimdi ne oldu da PKK'yı entegre etmek, Öcalan'ı iktidar ortağı almak, Türkiye'yi ulus devlet olmaktan çıkarmak istiyorsunuz?" diye sordu.
BAHÇELİ'YE: ÇOK SEVİYORSAN ROZET TAK, PARTİNİN ADINI HHP YAP
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan için "statü" istemesine geniş yer ayıran Dervişoğlu, İmralı'nın statüsü tartışmasının hukuki değil, bir egemenlik sorunu olduğunu vurguladı. "İmralı, Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümranlık sahasında bulunan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir cezaevidir" diyen Dervişoğlu, Öcalan için "kurucu, önder" gibi ifadeler kullanılmasının devletin kurucu iradesine hakaret ve şehitlere ihanet olduğunu söyledi.
Bahçeli: Öcalan'ın statü sorunu vardır
Bahçeli'nin tutumunu siyasi körlük olarak nitelendiren Dervişoğlu, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Neymiş, bir sürece büyük katkılarda bulunmuş, statü kazandırılması icap ediyormuş. Çok seviyorsan; eline bir rozet alıp İmralı'ya git ve Abdullah Öcalan'ın yakasına tak. Çok seviyorsan rozeti taktıktan sonra eş başkan olarak yanına al. 57 senelik çınar Milliyetçi Hareket Partisi'nin adını da Halkların Hareket Partisi (HHP) yaparsın. Sonunda bu millet hem senden kurtulur hem de Abdullah Öcalan belasından."
Bugün "Terörsüz Türkiye" söylemiyle sunulan sürecin aslında yoksulluğu ve adaletsizliği gizleme aracı olduğunu iddia eden Dervişoğlu, AKP'nin 25 yıllık iktidarını "çözüm süreci" projelerine borçlu olduğunu belirterek geçmişi şu şekilde özetledi:
"2009-2010 Süreci: Orduyu ve yargıyı tasfiye etmek için referandum yapıldı. Etkili partilerin 'hayır' dememesi sağlandı ve yargı önce FETÖ'ye, sonra Erdoğan'a geçti.
2013 Oslo Süreci: Başkanlık sistemine geçiş için "400 milletvekili verin çözülsün" denildi. Ancak 7 Haziran seçimlerinde PKK Suriye'ye odaklanınca süreç bozuldu.
2015-2017 Süreci: Erdoğan, Öcalan ile yapamadığı anayasa değişikliğini "milliyetçi" kimliğe bürünerek Bahçeli ile yaptı ve başkanlık sistemi getirildi."
Bugün raftan indirilen yeni sürecin de Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi ve iktidarını devredebilmesi için bir "anayasa değişikliği" (geçiş süreci) hazırlığı olduğunu savunan Dervişoğlu, AKP ile DEM Parti arasındaki pazarlıkların temelinde Cumhuriyete duyulan "ortak kinin" yattığını, bir tarafın Cumhuriyeti "reklam arası", diğerinin "asırlık zulüm" olarak gördüğünü öne sürdü.
CHP'YE "ŞANTAJ" UYARISI
CHP'nin anayasa ve çözüm komisyonlarındaki varlığını eleştiren Dervişoğlu, CHP yönetiminin MHP ve DEM'e gösterilen "havuç karşısında ağır bir sopa" ve "şantaj" altında olduğunu iddia etti. Tutuksuz yargılanması gereken muhaliflerin hapiste tutulduğu bir ülkede, Öcalan'ın şartlarının iyileştirilmesinin garip olduğunu belirten Dervişoğlu, CHP'ye şu sözlerle seslendi:
"Öcalan rahatladıkça siyasetin imkansız hale geleceğini görmüyor musunuz? Cumhuriyet olmaktan çıkartılmış bir Türkiye'de yalnızca CHP'yi ayakta tutmaya çalışmanın Cumhuriyete faydası ne olacaktır? Bu şantaja boyun eğmeyin. Kendi varlığınızı çok önemsemeyin. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti, O'nun kurduğu partiden çok daha fazla önemsemenin vakti gelmiştir. Siz korkmayın ki ecelin kendisi korksun."
5 MADDELİK "KALKINMA VE KURTULUŞ" SÖZÜ
Konuşmasının sonunda Türkiye'yi içinde bulunduğu karanlık tünelden çıkarmak için "rasyonel ve onurlu bir gelecek" kuracaklarını belirten Dervişoğlu, Türk milletine şu 5 sözü verdi:
Orta Direği Ayağa Kaldırma ve Ekonomik Adalet: Enflasyonu düşürmek adına esnafın ve çiftçinin ezilmesine, traktörlere kilit vurulmasına son verilecek. Üç-beş imtiyazlı çıkar lobisinin kazandığı düzen yıkılıp, piyasayı parselleyen tekellerin saltanatı bitirilecek. Vergi adaleti tesis edilecek.
Tam Hürriyet ve Vizyoner Gençlik: Gençleri dünyadan koparan kapalı devre sisteme son verilecek. Booking, PayPal gibi yasaklar tarihe gömülecek. Girişimcilerin önündeki formel ve enformel engeller tek tek yıkılacak.
Yolsuzluğa Sıfır Tolerans ve İsrafın Bitirilmesi: Vatandaş ekmek kuyruğundayken binlerce araçlık koruma konvoylarıyla gezme devri bitecek. Yetimin hakkına el uzatanın tepesine binilecek. Kamu İhale Kanunu, "kamu ihya kanunu" olmaktan çıkarılacak. Lüzumsuz makam ve kurumlar derhal kapatılacak. Devletle millet arasındaki duvarlar yıkılacak.
Haysiyetli Sosyal Devlet ve Liyakat: Seçim zamanı poşet dağıtarak vatandaşı kendine muhtaç eden aşağılayıcı düzen yerle bir edilecek. Emekliye zam ve ikramiye hakaretleri bitecek, ödediği primler hakkıyla iade edilecek. Sosyal yardımlar parti lütfu olmaktan çıkıp anayasal bir borç olarak ödenecek. İşe alımlarda "Ankara'da dayı aranmayan" liyakatli bir sınav sistemi kurulacak.
Felaket Öncesi Tedbir ve Güvenli Şehirler: Felaket geldikten sonra helallik isteyen ahlaksızlık bitecek. Deprem vergileri çarçur edilmeyecek, doğrudan güvenli şehirlere harcanacak. Şehirler birbirinin kopyası ruhsuz 1+1 betonlarla doldurulmayacak. Anadolu yeniden ekonomik bir merkez haline getirilerek tersine göç seferberliği başlatılacak. Gıda krizinden siber saldırılara kadar her türlü küresel tehlikeyi okuyan bir devlet aklı tesis edilecek.
Dervişoğlu konuşmasını, yarın 34. yıl dönümü anılacak olan Hocalı Katliamı şehitlerini rahmet ve minnetle yad ederek ve "Bu mukaddes vatanda, büyük ve müreffeh Türkiye'yi biz birlikte kuracağız" mesajıyla tamamladı.