Bahçeli: Öcalan'ın statü sorunu vardır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İmralı süreci kapsamında kurulan Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu tamamlamasının ardından yaptığı ilk MHP Grup Toplantısı’nda; yasal düzenlemeler, vatandaşlık tanımı ve terör örgütü PKK’nın üst yönetimi KCK’ya fesih çağrısında bulundu.
Bahçeli, Öcalan’ın şu an bir statü sorunu bulunduğunu savundu. Öcalan’ın fesih çağrısının KCK’yı da kapsadığını belirtti.
VATANDAŞLIK TARTIŞMASI
Bahçeli, İmralı Süreci ile ilgili konuşmasında Türkiye'nin vatandaşlık tanımına ilişkin şunları ifade etti:
"Anayasal ve demokratikleşme süreçlerinin nereden baksanız 118 yılı bulan paradoksal iki kanadından bahsedilir.
Bu iki kanattan birisi eşitlik, diğeri özgürlüktür. Hürriyet ilanıyla yola koyulan İkinci Meşrutiyet özgürlüğü tercih ederek önceliğine almış, velakin sonuca ulaşamamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti devleti ise kurulduğu ilk andan itibaren eşitlik ilkesini çatı değer halinde görmüş ve buna müzahir devlet-millet ilişkisini belirlemiştir.
Eşitliğin öne çıkması veya çıkarılması özgürlüğün geri plana itildiği anlamına da gelmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her insanımız, her kardeşimiz eşit ve özgür vatandaşlar olarak kabul görmüştür.
Hiçbir vatandaşımız ahlaken, hukuken ve siyaseten bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görmemiştir. Tarih ve kültür vadimizin hangi köşesine bakarsanız bakınız bu topraklar üzerinde ayrımcılığın izini, ötekileştirmenin izdüşümünü asla bulamazsanız"
Türkiye'de dönemsel yanlışları olduğunu belirterek Bahçeli, şöyle devam etti:
"Şu altı çizilmesi lazım gelen hususu da yabana atmıyor, yok saymıyorum:
103 yıllık Cumhuriyet tarihinin farklı etaplarında iktidar mevkiinde bulunan bir kısım zevatın şahsi, vehimli, ikircikli, önyargılı ve ideolojik tutumdan kaynaklanan dönemsel yanlışları olmuştur.
Ancak bu durum hiçbir zaman devlet ve toplum hayatını sabote edecek derece ve düzeye tırmanmamıştır.
Yani Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk neyse Kürt odur, Kürt neyse Türk’te aynısı olmuştur.
Bu iki halk tarih boyunca bin yıllık ortak tarih, ortak kültür ve ortak inanç kapsamında bir millete vücut vermiş, bu milletin adı da Türk milletiyle anılmıştır.
Nitekim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Milletimiz de Türk milletidir."
RAPORA GELEN ELEŞTİRİLERE YANIT
Bahçeli, rapora gelen "sefalet manifestosu" eleştirilerine de şöyle yanıt verdi:
“Terörsüz Türkiye” hedefiyle devlet ve millet kudreti hem teyit edilmiş, hem de dışımızdan bizi yenemeyenlere karşı iç bünyemizde aşılamaz, yıkılamaz birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuru güncellenip güçlendirilerek yeni yüzyılın rotası belirlenmiştir.
Milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis en üst seviyede inisiyatif almış, birkaçı dışında siyasi partilerin büyük çoğunluğu meseleye sorumlu ve duyarlı yaklaşmışlardır.
Bu sayede Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tesis edilen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5 Ağustos 2025 tarihinde fiilen çalışmalarına başlamıştır.
Yaklaşık 6,5 ay süresince komisyon 20 toplantı yapmış, 137 kurum temsilcisi ve kişinin bilgi ve görüşüne başvurmuş, nihayet 17 Şubat 2026 Salı günü de hazırlığı yapılan raporunu tamamlamıştır.
Komisyon üyesi 50 milletvekilinden 47’sinin oyuyla ikmal edilen rapor kabul edilmiştir.
Evvela komisyonda görev yapan her milletvekili arkadaşıma huzurlarınızda gönül dolusu teşekkürlerimi iletiyorum.
“Terörsüz Türkiye” hedefiyle ilgili samimi gayret ve girişimlerin en önemli ayağı komisyon raporuyla teşekkül etmiştir.
Bahse konu bu rapora sefalet manifestosu diyenlerin bizzat kendileri sefih ve sefildir."
"KOMİSYON RAPORU HAFİFE ALINMAMALIDIR"
Süreç için kurulan komisyonun tabuları yıktığını belirten Bahçeli şunları dile getirdi:
"Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur.
Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır.
Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır.
Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir.
Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır.
Üçüncü bir göz, yabancı bir el, dışarıdan bir arabulucu olmaksızın milli iradenin muhterem temsilcileri bir devlet politikası olan “Terörsüz Türkiye” hedefine layık-i veçhileyle hizmet etmişlerdir.
Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır.
Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir.
Bulanık suda balık avlayan şaşkalozlar, iyi dinleyin, şu sözlerime tıkanmış kulağınızı verin.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır.
Bu kapsamda Türkiye Modeli tebarüz etmiştir.
Bölgesel ve küresel tansiyonun yükseldikçe yükseldiği sancılı bir dönemde tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiş ve bundan sonraki yol haritası şekillenmiştir.
Milli birlik ve kardeşliğimizin yanı sıra, demokrasimiz daha da güçlenecektir.
Kalkınma ve refah artışı daha görünür ve hissedilir olacaktır.
Bölücü terörün kanlı döngüsünü kıran Türk-Kürt kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır.
Kardeşlik hukukumuz, tek millet gerçeğimiz iyice kök salacaktır.
Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır.
Terörün bitişiyle barış ve huzurun bahar mevsimi kalıcı hale gelecektir.
Ortak geçmişimizle ortak geleceğimizin temelleri kazılacaktır.
Demokratikleşme, ortak vatandaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınmasıyla ekonomik refah çıta yükseltecektir.
Terörsüz Türkiye’nin kazananı herkes, hepimiz, milletimizin tamamı olacaktır.
Bu da yetmez, kademe kademe ulaşılacak “Terörsüz Bölge” hedefiyle etrafımız barış ve kardeşlik kuşağıyla ihata edilecektir."
"HUKUKİ DÜZENLEMELER HAYATA GEÇMESİ MÜMKÜN HALE GELECEKTİR"
Bahçeli, İmralı Süreci'nde terör örgütü PKK'ya mensup şahıslar hakkında beklenen yasal düzenlemelere ilişkin de konuştu.
Bahçeli, feshi tamamlandığına dair tespitin ardından topluma kazandırılacaklarını ifade etti:
"Bölücü terör örgütünün münfesih olmasının yanında silah bırakılmasının güvenlik ve istihbarat kurumlarımızca takibi, teyidi ve ölçülebilir kriterleri netleşir netleşmez; hukuki düzenlemelerin süratle ve şeffaflıkla hayata geçmesi mümkün hale gelecektir.
Adalet duygusunu zedelemeden, şehitlerimizin hatıralarını lekelemeden, gazilerimizin mücadelelerine gölge düşürmeden; silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleşecektir.
Raporda da kaydedildiği üzere; örgütün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ortaya çıkan anlayış birliği çok değerlidir.
Toplumsal bütünleşmenin güç kazanması maksadıyla, silah bırakmayla birlikte işleyen süreci ve sonrasını yönetecek müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye vurgu yapılması da ayrıca önemli ve kıymetlidir.
Af ve cezasızlık algısına prim vermeden ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin çerçevesi de çizilmelidir.
Türk’ün itibarı Kürt’ün itibarıdır.
Kürt’ün iffeti Türk’ün iffetidir.
Türk’ün onuru Kürt’ün onurudur.
Bunların mecmuu da büyük Türk milletinin şanıdır, şerefidir, haysiyetidir.
Değerli Arkadaşlarım,
Şöyle bir etrafımıza baktığımızda, hatta dünyanın içine gömüldüğü kaos ve kriz anaforuna göz attığımızda “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerinin ne kadar büyük bir boşluğu dolduracağı, nasıl bir ihtiyacı karşılayacağı ortadadır."
"ÖCALAN'IN STATÜ SORUNU VARDIR, KCK FESHEDİLEMELİDİR"
Bahçeli, terör örgütü PKK'nın lideri Öcalan'ın 'statü' sorunu olduğunu ifade etti. Bahçeli, Öcalan'ın 27 Şubat 2025'teki fesih çağrısının PKK'nın üst organı KCK'yı kapsadığını belirterek bu yapının da 'derhal feshedilmesi' gerektiğini ifade etti:
Son Dakika | MEB'in Ramazan genelgesi ve laiklik tartışmasına Bahçeli de katıldı
"Dışımız kaynarken, içimizi kaynaştırmalıyız.
Dışımız yangın yeriyken, içimizde birbirimizin yarı, yareni, can beraberi olmalıyız.
“Terörsüz Türkiye” hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır.
Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır.
Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır.
Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?
Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır?
Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?
Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.
Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır.
Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız.
Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır.
Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir.
Siyasi tasavvurlarımızın temeli de bu hassasiyete bağlıdır.
Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumlar ve hakkı yenmiş insanlar için güven kaynağı ve ihtiyaç halinde barınacakları en emin sığınaklarıdır.
Türkiye’nin varlığı, onların da umudu demektir.
Kerkük’ün, Gazze’nin, Halep’in, Şam’ın, Bağdat’ın, Urumçi’nin, Tebriz’in, Arakan’ın hissettiklerini en derinden duymalıyız.
En samimi şekilde onların esenliğine dua ederken, acılarını ve ülkülerini paylaşırken, milli dokumuzu ve milli birliğimizi yaralayacak her ihtimali kaynağında engellemeliyiz.
Çağları aşıp gelmiş büyük bir milletin vizyonuna sahip olarak;
Yol ve yöntem göstermeliyiz.
Yanlışları söylemeliyiz.
Doğruları desteklemeliyiz.
Süreçlere müdahil olmalıyız.
Her şeyden Önce Türkiye düşüncesinde el ele vermeliyiz.
Bin yılda kurulan kutlu mimariyi tahrip ve tasfiye ettiremeyiz.
Diri tutulmuş duyguların, elbet bir gün hakkı ve haklıyı ortaya çıkartacağını bilmeliyiz.
Tarihin sabır, akıl, şuur ve inançla yoğrulduğunu, bugün Orta Asya’da vücut bulmuş Türk devletlerinin geçmişine bakarak idrak etmeliyiz.
Hamaset ile realitenin bağını kopartmadan etrafımıza bakmalıyız"