Ayşenur Arslan, Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil tartışmasını yorumladı

Ayşenur Arslan, Yılmaz Özdil'in bir tweeti ile Uğur Dündar arasında başlayan tartışmayı analiz etti.

Yayınlanma:
Güncelleme: 22 Haziran 2021 14:21

Sözcü Yazarı Yılmaz Özdil attığı bir tweette "SBK’nın kafakola aldığı gazetecileri, kime hangi televizyonu kurdurduklarını biliyorum ama söylemem demedim, aksine açık açık söylüyorum, ABD’deki iddianamede yazıyor... Dürüst ve güvenilir (!) araştırmacı gazeteciler niye bu mevzudan hiç bahsetmiyor diye soruyorum?" ifadelerini kullandı. 

'Sen artık değersiz Yılmaz'sın'

Tele1'deki Tuncay Mollaveisoğlu'nun sunduğu Anında Manşet programında Uğur Dündar, Yılmaz Özdil'İn paylaşımıyla ilgili sert çıkış yaptı. Dündar ve Mollaveyisoğlu, Özdil'in 2013'te Artı1 TV'nin kuruluş sürecini kastettiğini dile getirerek sert bir karşılık verdi. Özdil'in kastettiği süreçte kanalın sahibi Altan Ertürk'ün ABD bağlantılı işadamı Ekim Alptekin tarafından finanse edildiği, yönündeki iddia vardı. Ekim Alptekin'in de Sezgin Baran Korkmaz'la bağlantılı olduğu iddia ediliyordu.

Dündar canlı yayında "Benim cenazeme gelmesin. Bana ağabey demesin. Adamın alnını karışlarım. Bana hala değerli ağabeyim diyor, sen artık değerli Yılmaz değil, değersiz Yılmaz'sın" dedi.

Ayşenur Arslan analiz etti

Gazeteci Ayşenur Arslan, Halk TV'de yaptığı Medya Mahallesi programında konuya dair analizde bulundu. Arslan, "Uğur Dündar canlı yayındayken, Yılmaz Özdil bir dizi tweet paylaşmış. Özdil mesajlarını verdi ama yetmedi anlaşılan Uğur Dündar'ın ve Tuncay Mollaveisoğlu'nun isminden de söz etti." dedi.

Arslan şöyle devam etti:

Özdil özetle şöyle demeye getirdi. Uğur Dündar ve Tuncay Mollaveisoğlu daha önce bir televizyon kanalında birlikteydiler. Mollaveisoğlu kanalın genel yayın yönetmeniydi, Uğur Dündar ise anchormandi. Artı TV kanalın adıydı. Onu kastediyor... Bunun arkasında da SBK'nın olduğunu, talimatlarıyla kurdurduğunu falan ima ediyor anlaşıldığı kadarıyla. Bunun üzerine Uğur Dündar bugüne kadar hiç tanık olmadığım bir öfkeyle bunları söyledi. 

Sezgin Baran Korkmaz, Artı 1 TV için söylüyorum medya patronu değildi. O bağlantı, Ekim Alptekin üzerinden kuruluyor. Az çok o meselenin ayrıntılarına tanık olduğum için anlatmam lazım. Ekim Alptekin, esas burada sözü edilen perde gerisindeki adam.

Ekim Alptekin kim? 

Ekim Alptekin, çok entresan bir isim. ABD yargısının hazırladığı iddianamede SBK ile ilintili olarak adı geçiyor. Bir başka olayla daha duyduk Ekim Alptekin'i. Türkiye'den bir grubu götürmüştü Washington'a. Orada Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı ile buluşturmuştu. Bu danışman daha sonra itirafçı oldu. Trump ile Rusya arasında Ukrayna üzerinden bir anlaşmalar ile seçime, siyasete yönelik manipülasyonlar yapıldığı söylenince, bu da dosyada yer alınca itirafçı oldu. İtirafçı olduğu zaman, "Türkiye'den bir grup geldi. Getiren Ekim Alptekin'dir. Ekim Alptekin orada, Fetullah Gülen'i gizlice kaçırıp Türkiye'ye götürebilir miyiz konusu tartışıldı." dedi. Bu medyaya yansıdı. Alptekin ise medyaya yansıyınca, "Ben vatanına milletine bağlı bir insanım, bütün geziyi cebimden finanse ettim" dedi. 

Dün akşam, çok sıkı iki dost arasında patlak veren kavganın içinde nasıl yer alıyor Ekim Alptekin? İma şu, Ekim Alptekin Artı 1 televizyonunun gerçek patronuydu onun arkasında da SBK vardı. Ben şunu biliyorum, Ekim Alptekin Artı 1 televizyonunun patronuymuş ama bunu Uğur Dündar ile Tuncay Mollaveisoğlu'nun kanaldan ayrılmalarından kısa bir süre önce fark ettiklerini biliyorum. Altan Ertürk diye bir patron olduğu zannediliyordu. 

Yanılmıyorsam Tuncay Mollaveisoğlu'nun odasına Gezi olayları sırasında, eli cebinde biri girmiş. Ekim Alptekinmiş, ben demiş buranın patronuyum. Yılmaz Özdil bu olayın çok çok dışında olduğu için bilmiyor olabilir. Bir yerlerden duyarak, sonra da iddianameyi okuyarak olayı SBK'ya kadar götürmüş olabilir. SBK'nın listesinde de 12 gazeteci var deniliyor ya, böyle bir şeyler ima etmiş olabilir.