Halk TV Canlı Yayın
Halk TV'de Enver Aysever ile Ayrıntılar'ın konuğu Atilla Taş oldu. Taş, uğradığı haksızlığı anlattı. Anlatırken yer yer öfkelendi, yer yer duygulandı...

Enver Aysever ile Ayrıntılar'ın konuğu olan Atilla Taş, canlı yayında adeta isyan etti. Taş, uğradığı haksızlıkları anlatırken yer yer öfkelendi, yer yer duygulandı. Bir buçuk yıl boyunca hapis yattığını anlatan Taş, o dönemde olanları da etraflıca Halk TV'de anlattı.

Taş'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Birçok insan çok acılar çekti bu yüzden ben de çok sızlanmadım. Ben Atatürkçü, sosyal demokrat bir aileden geliyorum, benden terörist çıkmaz diye bağırdım. Birçok insan sağ olsun bana inandılar. Sonuçta bir mahkeme kararı beni aklamıyor, ben suçsuzluğumu zaten biliyordum. Yine de buna ihtiyaç vardı tabii.

Yargıtay benim cezamı bozduğunda hiçbir televizyon bunu yayınlamadı. Allah'a şükür benim bir Twitter'ım var da oradan duyurabiliyorum. Ben 1,5 sene hapis yattım. Sen bırak 1,5 senemi, bir saatimi geri verebilecek misin? Arabam, evim vardı, maddi durumum iyiydi. Beni sıfıra düşürdüler. Bütün işlerimi güçlerimi bozdular, sahneleri kapattılar. Sitemkâr olmam kadar doğal bir şey var mı?

"AK Trollere zemin hazırlatıyorlar"

Ben iki tane ağırlaştırılmış müebbetle yargılandım. Ak troll diyor ki "Bize zemin hazırla diyorlar" diyor. Önce seni bir terörist ilân ediyor yandaşlar. "Ben zemin hazırlıyorum ve emir en büyük yerden geliyor" diyorlar.Bakın Adana'da bir olay oldu. CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım. Ben çocuğu, aileyi tanıyorum. Vatanını milletini seven insanlar, o çocuk şimdi içeride.

Magna Carta'yı bilirsiniz. 1215 yılında imzalanmış Kral John, Papa 3. Innocent diyorlar ki "Çok fazla güç var, gelin bu gücü paylaşalım" diyorlar ve güçlerinden feragat ediyorlar. Bundan 800 yıl önce bile şöyle bir madde var "Bir insan, özgür bir insan, onun benzerleri tarafından adil bir şekilde mahkeme edilmeden suçlu ilân edilemez" diyor.

Aydınlanma Çağı'nın başlangıcında, 1600'lü yıllarda John Locke, güçler ayrılığından bahsediyor.

2020'ye gelmişiz; ne Magna Carta'daki yargısız infaz var ne de güçler ayrılığı kaldı. Bu krallar gerizekalı mıydı "Bu güç çok fazla?" diyordu. Çünkü işler yürümüyordu.

"Ben Hakkari'de bacağımdan vuruldum, 25 yıldır bacağımda keleş mermisi taşıyorum"

Şimdi bana "Sen devlet düşmanısın" diyorlar. Devlet ile hükümet farklı şeyler. Ben devletimi seviyorum. Ben 25 yıl önce Hakkari'de bacağımdan vuruldum. 25 yıldır bacağımda keleş mermisi taşıyorum. Beraber gittiğim arkadaşımı şehit indirmişim sırtımda, gece gündüz bedelli askerlik diye ağlayanlar gelmiş bana "vatan haini" diyorlar. Hadi oradan!

700 bin tane terörist olur mu ülkede ya? Bizi de oraya koyuyorlar haksızca, hukuksuzca. Diyorlar ki "Yargıya müdahale yok". Al işte adam ağzıyla anlatıyor.

Hakime dedim ki; "Hakim Bey çok özür dilerim, ben ünlüyüm. İlk defa bunu söylüyorum" dedim. Ben yolda giderken, bir çocuk beni çağırıyor ben fotoğraf çektiriyorum. Hırlı mıdır, hırsız mıdır, katil midir ben bilemem! Ben günde 100 kişiyle fotoğraf çekiliyorum.

"Benim Fethullah Gülen'le fotoğraflarım olsaydı şimdi 2 kere ağırlaştırılmış müebbet yemiştim"

Devletin vergi mükellefiyeti verdiği, yasal bir gazete. O zaman devlet bunu iyi araştırsın. Bu teröristin gazetesiyse diyeceksin ki "Bu terör gazetesi" o zaman biz de yazmayalım. Adamların Fethullah Gülen'le boy boy fotoğrafları var, övgüleri var. Benim öyle bir tane resmim, övgüm olsaydı ben şimdi 2 kere ağırlaştırılmış müebbet yemiştim.

Başta bana hak ihlâli verildi. Sonra tahliye oldum, çıkıyorum bir baktım bir otobüs içinde makineli tüfeklerle terörle mücadele. Cezaevinden çıkıyorum, cezaevinin kapısındayım. Beni başka nereye koyacaksınız? Vatan Emniyetine götürdüler. Dünyada ne kadar terör örgütü varsa hepsi orada, ben de orada "çökelek çökelek" geziyorum.

Benim öz kardeşlerim ve babam cezaevine beni görmeye gelmediler. Ne kadar acı değil mi? Hiçbiriyle konuşmuyorum şimdi. Neden, korkudan!

"Açlıkmış, sefaletmiş hiç umurumda değil! Bu dönemde onurlu olmak her şeyden önemli"

İş de bulunur, para da kazanılır... Hiç umurumda değil! Ben çok mutlu, çok bahtiyar, çok zengin bir insanım. Benim için hele bu dönemde onurlu olmak her şeyden önemli. Açlıkmış, sefaletmiş... Hiç umurumda değil.

Tüpçünün kanalında bir filmim oynadı. 10 dakika sahnem vardı, silinmiş! Sizin bu yalakalıklarınız tarih yazmıyor mu sanıyorsunuz? Ne oldu, ben küçüldüm mü şimdi? Hayır.

Tarih, zaman geçtikçe bazı şeylerin anlaşılması açısından önemli. 12 Eylül'de yüzde 90'la geçti anayasa. Şimdi ne oldu? Kimse cenazesine gitmedi adamın.

Biz de isterdik İsviçre'de yetişip fokların çiftleşme mevsimini konuşalım, bu ülke zorla insanı politize ediyor. Ben apolitik bir adamdım, Ham Çökelek söylüyordum.

"Ben iyi bir adamım"

Ben iyi bir adamım, ben kötü bir adam değilim. Ben ülkemi çok seviyorum. Ben dünyanın başka yerinde yaşayamam. Vallahi paylaşamayacak bir şeyimiz yok. Bu kavga artık bitsin istiyorum. Sürekli bu kin, nefret, ayrıştırma nereye kadar sürecek?

Bana çok iftira attılar. Çok doluyum. Son 4 yıldır yaşadığım dertleri bir Allah bilir, bir ben bilirim. Çok zor şeyler, büyütmüyorum ama. Şu anda sonuçta politik bir mücadele var. Yoldaş dediğimiz insanlar, bana sırtlarını dönen insanlara şunu söyleyeyim; ben hiçbirinize kırgın da değilim, kızgın da değilim ama yeri geldiğinde onlar utanacaklar.

"Yapmam gereken tek şey vardı, susmak. Susamadım!"

İnsanlar bu işler başlamadan önce beni kötü durumda sanıyorlar. Ben CNN'de program yapacaktım, reklamlarda oynuyordum, kazancım çok iyiydi, her şey şey çok güzel gidiyordu. Yapmam gereken tek şey vardı, susmak. Susamadım! Duramadım, çünkü o kadar haksızlık var ki birine sahip çıksan öbürü yetim kalıyor. Hani diyor ya "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana, bilmem söylesem mi söylemesem mi" söylüyorum işte. Sonra diyorlar ki, terörist...

En çok canını acıtan neydi?

Benim her türlü imkânlarımı, çevremi, takipçilerimi onlara destek olduğumda çok sevip benimle yan yana gelmeye korkup bana yüz dönen bazı politikacılar olsun, bana iş konusunda arayıp da şimdi telefonuma çıkmayan insanlar...