Çok sayıda işçinin koronavirüsten öldüğü Vestel emekçileri: Maskeleri yıkayıp yıkayıp kullanıyorduk

Çok sayıda işçinin koronavirüsten öldüğü Vestel emekçileri: Maskeleri yıkayıp yıkayıp kullanıyorduk

Manisa'da bulunan Vestel fabrikası çalışanları pandeminin başından beri nasıl koşullarda çalıştıklarını Odatv'den Hakan Erol'a anlattı. İşçiler "Haftanın 7 günü aralıksız çalışıyorduk" dedi.

Manisa’da bulunan Vestel fabrikasında geçen Ağustos ayında çalışan işçiler koronavirüs salgınının işçiler üzerindeki etkisini kamuoyuna duyurmuştu. Vestel fabrikasında yaklaşık 100 işçinin koronavirüse yakalandığını ve 7 işçinin de hayatını kaybettiğini duyuran işçilerin bazıları işten atılmıştı.

Odatv’den Hakan Erol'a konuşan işçiler fabrikada nasıl koşullarda çalıştıklarını dile getirdiler.

"Maskeleri yıkayıp tekrar kullanıyorduk"

Haftalık izin kullandırılmadan çalıştırılan ve 12 saat mesai yaptırılan işçiler ay sonu mesaileriyle beraber fabrikadan 3500 TL parayı ancak alabildiklerini söylediler. Fabrikanın kendilerine ayda sadece 2 adet bez maske verdiğini ifade eden işçi Yeliz yaptıkları eylemler sonucu maskelerin cerrahi maskelerle değiştirildiğini belirtti. Basın açıklaması yaptığı için işten atılan Yeliz, "O maskeleri evde biz yıkayıp tekrar kullanıyorduk" dedi.

Yaptıkları eylemler sonucu kendilerine aylarca verilen ekmek arası yemeklerin değiştirildiğini söyleyen kadın işçi, eylemlerinin başarılı olduğunu ve arkadaşlarına düzgün yemek verildiğini “Demek ki istenildiğinde verilebiliyormuş” sözleriyle ifade etti.

Vestel işçilerine verilen yemeklerin bir kısmı:

yemek1.jpegyemek2.jpegyemek3.png

İşçi Yeliz’i savunduğu için işten çıkarıldı

Fabrikanın bir diğer çalışanı olan Tuğba, Yeliz’i fabrikaya karşı savunduğu için işten atıldı. Tuğba’da fabrikanın aldığı önlemlerin yetersizliğine değinerek şunları söyledi: "Benden önce Yeliz arkadaşım vardı. Pandemi döneminde çok fazlasıyla mesai çalışmalarımız vardı. Covid önlemleri çok azdı. Aşırı bir önlem yoktu. Çay içerken oturun diyorlardı ama yüzlerce insan dip dibe çay kuyruğuna giriliyordu. Buna benzer sadece adı ‘önlem’ olan tedbirler vardı. Yapılan eylemlerden ve Yeliz’in çıkarılışından sonra önlemler arttırıldı"

Odatv’ye konuşan fabrika işçisi Yeliz süreci şu sözlerle anlattı:

“Dava açtım, haklı olduğumu düşünüyorum”

"Covid 19 vakalarının Vestel Fabrikasının artmasıyla ve ölümlerin başlamasından sonra önlemler alınmıyor niteliğinde bir basın açıklaması yaptık. İşçi Kadın Meclisi üyeliğimle ve Vestel çalışanı olarak yaptım bu açıklamayı. Taleplerimiz, fazla mesaiye kalmak istemiyoruz, az çalışma az temas, daha az covid vaka düşüncesiyle ve Pazar günlerinin tatili ile birlikte yemeklerin değiştirilmesi talebinde bulunduk. Bu açıklamanın ardından beni izne çıkardılar. İzne çıkarılırken de sana farklı bir bölüm bulacağız seni bu şekilde değerlendireceğiz dediler. Oyalama taktiğiydi yaptıkları. Sonra iznim bittiğinde beni tekrar çağırdılar ve bana uygun bölümün bulunamadığını ifade ettiler. Ben üniversite mezunuyum, bir fabrikada işçi statüsünde çalışacağım ama bana uygun bölümün olmadığını öğreniyorum. Bunun sonucunda bana performans düşüklüğünü gerekçe göstererek yollarımızı ayırıyoruz dediler. Şu an hukuki anlamda dava açtım. Haklı olduğumu düşünüyorum."

“Haftanın 7 günü aralıksız çalışıyorduk”

"Bu davayı açtıktan sonra Tuğba adlı işçi arkadaşımızı şahit olarak yazdığım için o da işten çıkarıldı. Haftada 7 gün 12 saat çalışıyorduk. Aralıksız çalışıyorduk. Asgari ücret artı mesai alıyorduk. Normal şartlarda çok daha yüksek ücretler almamız gerekirken biz 3500 TL’yi zor görüyorduk. Ben devletin koyduğu, yıllık 270 saatlik mesaiyi doldurduğum için ve koronadan dolayı mesaiye kalmayacağımı vardiya amirime bildirdim. Burada ben mimlenmiştim, çıkış nedeninin asıl tabanında yatan buydu. Oturma alanları, dinlenme yerleri yeterli değildi. İnsanlar mecburen yere bile oturuyordu. Yazın sıcaklarında oturduğumuz yerlerin üstünü de kapatmadılar. Sigarayı güneşin kavurucu sıcağında içiyorduk. Basın açıklamasından sonra sandalyeler geldi, sigara içme alanları oluşturuldu, insanlar yerlere oturmuyor daha iyi önlemler aldılar."

İşçi Yeliz'in mücadelesinden sonra sigara içme alanları düzenlendi:

whatsapp-image-2020-12-03-at-16-16-491.jpeg

“Kadın işçiler hiçbir zaman kendilerini yalnız hissetmesinler”

"Beni işten attıkları gün, aylarca ekmek arası menü yedirdikleri işçilere, bir anda yemeği değiştirerek normal yemeğe dönüştürdüler.  Basın açıklamamızda, ekmek arası yemek yemekten usandık demiştik. İşten atıldığım gün yemek servisine başlandı. Demek ki istenildiğinde verilebiliyormuş. Ayrıca, Zorlu Holding, ilk korona çıktığında, bize bez maske diktirip dağıttı. Aylık ikişer tane bize bez maske veriyorlardı. Basın açıklaması yapana kadar, bez maske verdiler. O maskeleri evde biz yıkayıp tekrar kullanıyorduk. Basın açıklamasından sonra tekrar cerrahi maskelere geçtiler. Son olarak, bize destek veren İşçi Kadın Meclis örgütüme çok teşekkür ediyorum. Kadın işçiler hiçbir zaman kendilerini yalnız hissetmesinler."

İşçi Tuğba ise süreci şöyle değerlendirdi:

"Kadın Meclisleri'ne üyeliğimi sordular"

"Pandemi döneminde çok fazlasıyla mesai çalışmalarımız vardı. Covid önlemleri de çok azdı. Aşırı bir önlem yoktu. ‘Çay içerken ayrı oturun’ diyorlardı ama yüzlerce insan dip dibe çay kuyruğuna giriliyordu. Buna benzer sadece adı ‘önlem” olan tedbirler vardı. Daha sonra arkadaşlarımız Manisa’da bu tedbirlerin artırılması için eylem yaptı. Mesai saatlerinin azalmasını istediler, taleplerde bulundular. Basın açıklaması yaptığı için Yeliz arkadaşımız uyarı aldı önce, sonra 'performans düşüklüğü' sebep gösterilerek çıkışı verildi. Ben de bu süreçte arkadaşımın yanında oldum. Toplantılar yaptık, fotoğraflarımız sosyal medyada paylaşılmıştı, onları görmüşler. Odaya çekilip uyarıldım: Bu tip şeylerle uğraşmamam gerektiği, şahit olup olmayacağımı sordular. Olmamam gerektiğini söylediler. Kadın Meclisleri’ne üyeliğimi sordular. Hakları olmayan sorulara maruz kaldım, daha sonra uyarılarak geri gönderildim. Arkadaşıma olan şahitlik kağıdım fabrikaya ulaştıktan sonra benim çıkışım verildi. Yapılan eylemlerden ve Yeliz’in çıkarılışından sonra önlemler artırıldı. Önceden yok denecek kadar az olan önlemler yapılan eylemlerin neticesinde değişti. 8 saat çalışma, 4 saat mesai uygulaması yapılıyor 1 günde. Mesailer de zorunlu. Yasal olarak zorunlu değil ama o sistem uygulanmıyor."

 

Emek