Fatoş Pınar Türker'in Silivri'de anlattıkları şoke etti! İşte tüm yaşadıkları
İBB davasının 47. gününde savunmasını yapan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in ifadeleri okuyanları şoke etti. Gözaltına alındığında çıplak aramaya maruz kalan Türker, savcının kendisini çocukları ile tehdit ettiğini söyledi.
Aralarında tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da olduğu 68'i tutuklu 414 sanıklı İBB davasında dün 47. duruşma yapıldı. Bu duruşmaya Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in anlattıkları damga vurdu.
SAVCININ ÇOCUKLARI İLE TEHDİT ETTİĞİNİ SÖYLEDİ: VERECEKTİN İFADENİ GİDECEKTİN
Fatoş Pınar Türker, tutukluluğu sürecinde etkin pişmanlıktan faydalanması için kendisine baskı yapıldığını öne sürdü. Tutukluluğu sırasında savcı ile yaşadığı bir diyaloğu anlatan Türker, hakim karşısında şu ifadeleri kullandı:
"Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi. "Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi.
"EŞYALARINI TOPLA SANA ARABA GÖNDERECEĞİM"
"Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi.
"Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim.
"Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. Dedi, dedim ki "Tamam" dedim, "ben avukatıma bir danışayım" dedim.
"ÇOCUKLARINI ASLA GÖREMEYECEKSİN"
Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi?
"SANA MESAİ BİTİMİNE KADAR SÜRE"
Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi.
"Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi."
GÖZALTI İÇİN EVİNE CİNAYET BÜRO EKİPLERİ GİRDİ! "ÇOCUĞUMA BİR BARDAK SU VEREMEDİM"
Türker, gözaltı gününde evine cinayet bürodan ekipler geldiğini, ekiplerin çocuğuna bir bardak bu vermesine bile izin vermediğini gözyaşları ile anlattı:
“Allah’tan avukatımı arayabilmiştim. Çünkü eve girince polisler hemen telefonumu aldılar. ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler. Çocuklarım ağlıyor. ‘Bir su vereyim’ diyorum. ‘Hayır’ diyorlar. Küçük kızım okula gidecek. ‘Hayır, kimse kıpırdamasın. Delil karartmayın’ diyorlar sürekli.
ANNE İLE ÇOCUKLARIN SARILMASINA DA ENGELLEME
Komiserdi herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı. En son o da kızlarımla birlikte ağlıyordu. ‘Kaşe var mı?’ dedi. ‘Ne kaşesi?’ dedim. ‘Şirket kaşesi’ dedi. ‘Yok’ dedim.
‘Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım?’ ‘Arayın bulun’ dedi. Neyse, evi arıyorlar falan. ‘Kimse yerinden kıpırdamasın’ diyorlar. Biz de salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da ağlıyor. Bana sarılmak istiyorlar. ‘Kimse elini kimseye dokundurmasın’ dediler.
CİNAYET BÜRO: POLİS KALMADI BİZ GELDİK
Ben de dedim ki: ‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz neyi delil karartacağız?’ Polis dedi ki: ‘Biz cinayet masadan geliyoruz.’ Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben de dedim ki: ‘Ne cinayeti?’ ‘Hayır’ dedi. ‘Şu an operasyon oluyor. Polis kalmadı, biz geldik.’ Yani hani delil karartma meselesi ve hani çocuğuma bir bardak su bile veremedim gerçekten ama o kadar hani tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem..."
ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ KALDIĞI ANLARI ANLATTI
Türker, Vatan Emniyet'te çıplak aramaya maruz kaldığı anları anlattı. Kaldığı ortamı, "Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta" şeklinde tarif eden Türker, gözaltında kaçıncı günde olduğunu hatırlamadığı bir günde bir polisin arama yapacağız diyerek kendilerini sıra ile aldıklarını, kadın memurun kendisini çıplak şekilde aradığını söyledi:
"ELDİVEN TAKTI ELİNE"
"Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."
"ÇAMAŞIRINI DA İNDİR YERE ÇÖMEL"
“Peki” dedim, “gidebilir miyim?” “Hayır” dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi. Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim. “Şimdi yere çömel” dedi. Ondan sonra, o tutanlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani hani bu onurunu gururunu insanların belki şeyini yıkmak için yapılıyormuş ama hani yapan utansın, ben utanmıyorum.
"CİNSEL ORGANINI AÇ"
“Cinsel organını aç” dedi. Başını, arkanı dön, eğil filan. “Tamam” dedi. Halbuki ben şimdi biz ne olduğunu anlamıyoruz hani, bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızın farklı polis memurları varmış, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum.
"ELDİVENİ TAKTI MUTLU OLDUK"
Bir de bunun biz şey olduğunu da anlamadık yani hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim. Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra, tutuklandıktan sonra Fatoş'un çığlıklarıyla Elif'in ağlamasını hiç unutmuyorum."
"ANNEME DEDİM Kİ KEŞKE İDAM CEZASI OLSA"
Türker, sürecin ardından çok yorulduğunu, annesi ile yaptığı bir görüşmede yarına dair bir umudu olmadığı için 'idam cezası' dahi istediğini söyledi:
"Ben kendim için yani rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı.
"KALEMİ KIRSA BİTSE BU İŞ"
Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: "Keşke" dedim, "idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş." O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum."
İMAMOĞLU: SALONDAKİ HERKESİN TÜYLERİ DİKEN DİKEN OLDU
Dün duruşma salonunda anlatılanlar gazetecilerin aktarımı ile ülke gündemine oturdu. Ekrem İmamoğlu bugün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türker'in anlattıklarından dolayı salondaki herkesin tüylerinin diken diken olduğunu söyledi ve herkesi bu ifadeleri okumaya davet etti.
İmamoğlu açıklamasının sonunda Kılıçdaroğlu'na 'saray kayyumu' diyerek atıfta bulundu ve Kılıçdaroğlu'nun da bu ifadeleri okumasını istedi. İmamoğlu'nun yaptığı paylaşım şu şekilde oldu.
"Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı.
Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum.
İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız.
Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve “arınma” ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan “saray kayyumu” da bu vahim ifadeleri derhal okusun!"

BAŞSAVCILIK 2025 AÇIKLAMASINI YENİDEN PAYLAŞTI
Yükselen tepkiler ve iddiaların ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin 2025 yılında yaptığı resmi açıklamayı sosyal medya hesabından yeniden paylaştı. İddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, işlemlerin mevzuata tam uyumla gerçekleştirildiği savunuldu.


Başsavcılıktan Pınar Türker’in 'çıplak arama' beyanına 2025 tarihli açıklama