Öcalan basın toplantısı yapmak istiyor
16 Şubat’ta terör örgütü PKK lideri Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan; Öcalan’ın sağlık durumu, gazetecilerle görüşme talebi, İmralı’daki görüşme koşulları, süreçte silah bırakanlara ilişkin yasal düzenleme ve süreç raporuna yönelik eleştiriler hakkında açıklamalarda bulundu.
MA’nın haberine göre Buldan, görüşmede sürece ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra cezaevlerindeki durumun ve sürecin işleyişine ilişkin tartışmalarının ele alındığını aktardı.
Pervin Buldan, Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğunu, görüşmeye hazırlıklı geldiğini ve sürecin ilerlemesine yönelik motivasyonunun yüksek olduğunu söyledi.
ÖCALAN BASIN TOPLANTISI İSTİYORMUŞ
Gazetecilerin İmralı’ya gitmek için Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvuruların da görüşmede gündem olduğunu aktaran Pervin Buldan, Öcalan'ın gazeteciler ile basın toplantısı yapmak istediğini açıkladı:
"Hatta birkaç gazetecinin soru gönderip onları cevaplaması talebi vardı. Biz bunu ilettiğimiz zaman böyle bir yöntemi doğru bulmadığını söyledi.
"Esas mesele biraz şurada tıkanıyor" dedi. "Yani benim basın mensuplarıyla bir röportaj yapma, bir basın toplantısı yapma gibi bir talebim var. Böyle bir hakkımın olduğunu da düşünüyorum" diye belirtti. Dolayısıyla gazetecilerle bir araya gelmeyi çok önemsiyor. Süreci başından sonuna kadar kendileriyle paylaşmayı çok önemsiyor. Bunu bu sefer de söyledi. Bir gazeteci ekibiyle oturup konuşmak, onlarla süreci tartışmak ve onlara röportaj vermek gibi bir niyetinin olduğunu ifade etti. Bunun tabii biz de takipçisi olacağız ve bu konudaki gelişmeleri yakından takip edeceğiz. Ama henüz böyle bir şey yok. Bunu hayata geçirmek için tabii biz de çaba sarf edeceğiz”
Buldan, Öcalan’ın koşullarına ilişkin değerlendirmesinde görüşme imkanlarının sınırlı olduğunu belirtti ve temas kanallarının genişletilmesi gerektiğini savundu:
"Henüz koşullarında bir iyileşme olduğunu söylemek zor. Bizim dışımızda zaten giden ve görüşen yok. İmralı Heyeti ayda bir kez görüşme gerçekleştiriyor.
Bunun yanı sıra zaman zaman ailesi, zaman zaman da avukatların gittiğini görüyoruz. Ancak bunların daha fazla olması gerektiğini hem kendisi söylüyor hem biz ifade ediyoruz. Dışarıyla daha çok bağının kurulması, bağlantı kurması, farklı kesimlerle görüşmeler yapması, işte gazeteciler, akademisyenler, yine siyasetin bazı kesimleriyle diyalog içerisinde olmasının sürecin ilerlemesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu yönlü çalışmalarımız var tabii ki, iktidarla özellikle devlet yetkilileriyle bu konuyu görüşüyoruz. Yasal düzenlemeler artık hayata geçme aşamasına geldi. Bundan sonraki süreçte tabii ki Sayın Öcalan’ın bu kanallarının açık olması gerekir. Yani farklı şahsiyetlerle görüşmeler yapması konusunda, umarız bu yol en kısa zamanda açılır.”
Buldan, İmralı Süreci ile ilgili Öcalan’ın yaklaşımını aktararak sürecin iki aşamalı ele alındığını söyledi:
“Sayın Öcalan demokratik entegrasyon derken klasik bir bütünleşmeden bahsetmiyor. İki aşama olarak nitelendirdiği süreçle alakalı olarak birinci aşamayı artık bitirdik, tamamladık dedi. Yani çatışma bitti, silahlar bir şekilde işte sembolik de olsa bırakıldı. Sayın Öcalan, yasal düzenlemeyle birlikte demokratik bir entegrasyonun hayata geçmesi gerektiğini söyledi. Bu bildiğiniz klasik bir bütünleşme değil. Entegrasyon gerçekleşirken birbirinin haklarını güvence altına almaya çalışan bir entegrasyondan bahsetti. Burada tabii ki bahsedilen Kürt halkının başta anadili meselesi olmak üzere birçok konuda beklentisi var. Bütün bu ifade edilen konularla ilgili bir güvenceye ihtiyaç olduğunu söyledi. Kürt halkının hakkını koruyan, hukukunu koruyan, dilini, kimliğini, kültürünü koruyan bir yaklaşımın hayata geçmesi gerektiğini ifade etti. Entegrasyon ancak böyle hayata geçebilir.”
Sürecin ikinci ayağının silah bırakanlar, cezaevinde olanlar ve Türkiye dışında olanları kapsadığını belirten Pervin Buldan, bu başlığın yasal düzenlemelerle birlikte tartışıldığını aktararak şöyle dedi:
“İkinci aşama olarak gördüğü ve nitelendirdiği bu entegrasyon meselesinin diğer bir ayağı da çıkacak olan yasayla birlikte silahını bırakacak olan insanların nasıl entegre olacağı konusudur. Türkiye’ye ya da başka yere gitmesi konusunda nasıl bir yol izleneceğinin de tartışmasını yürüttü. Belki bunlar için henüz erken dedi ama yasa çıkar çıkmaz bu konuda elbette ki bir planlama yapmaya ihtiyaç var diye belirtti. Yani bu insanlar ne olacak? Örneğin Kandil’deki insanlar ne olacak? Mexmûr’daki insanlar ne olacak? Yine yurt dışında insanlar var. Siyasi nedenlerle ülkeden çıkmış, yurt dışına yerleşmiş. Yine cezaevinde siyasi nedenlerle tutuklu binlerce insan var. Bütün bunları yasayla birlikte entegrasyonu nasıl olacak diye de tartışmak gerekiyor dedi.”
Meclis Komisyonu’nda hazırlanan rapora ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Buldan, raporun önemli bir çalışma olduğunu ancak bazı başlıklarda eleştirilerinin bulunduğunu söyledi:
“Evet, bu rapor tabii ki kıymetli bir rapor. Meclis çatısı altında kurulan komisyonun özellikle çoğunluğunun mutabakatının olduğu bir rapor. Ancak bizim iki konuda eleştirimiz ve şerhimiz oldu. Kürt sorunu bir terör sorunu olarak ifade edilemez. Biz yıllardır Kürt sorununun neden kaynaklandığını, sebebinin ne olduğunu ifade ediyoruz. Dolayısıyla Kürt sorununa bir terör sorunu olarak bakmak işte terör, terörist, terörsüz Türkiye gibi kavramların bu raporda olmaması gerektiğini ifade ettik. Yine bir anadil meselesine yaklaşımın özellikle eksik olduğu kanaatine vardık bu raporda. Biz bu rapora iki nedenden dolayı sadece şerh yazdık ama onun dışındaki bütün yapıcı olumlu kısımlarına tabii ki katılıyoruz. Bu rapor çok büyük bir emeğin sonucu ortaya çıktı. Şimdi bu raporun ihtisas komisyonuna bir an önce gönderilmesi ve yasa hazırlıklarının başlaması gerektiğini düşünüyoruz ki bu konuda hızlı bir şekilde adımlar atılsın. Yoksa zamana bırakılan, zamana yayılan her mesele bir sürü arızayla karşı karşıya kalıyor, bozmak isteyen çevrelerin oyunlarıyla karşı karşıya kalıyoruz.”
İmralı Heyeti’nin paylaştığı metinlerin yapılan görüşmelerin çerçevesini yansıttığını belirten Buldan, bundan sonra daha kapsamlı özetlerin kamuoyuna sunulacağını söyleyerek şunları kaydettti:
“Evet, bizim yaptığımız görüşmenin bir özeti olarak da okunabilir. Artık kısa açıklamalar yerine görüşmelerin özetini sunacak bir açıklama yapacağız. Çünkü kısa açıklamalar kamuoyunu tatmin etmiyor. İnsanların büyük beklentileri var. Neler konuşuluyor, neler gündeme geliyor? Sayın Öcalan’ın bir aylık süreç içerisindeki meselelere, yaşananlara dair yaklaşımı nedir? Birçok konuda insanların kafasında soru işareti var. Yayınladığımız metin Sayın Öcalan’la yaptığımız görüşmenin genel çerçevesi olarak okunabilir.”
