Bahadır Özgür
Laleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı!
Uzun süredir takip ettiğim ve halktv.com.tr’de, ‘Laleli Çamaşırhanesi’ adıyla beş bölümlük dizi halinde yayınladığım kara para aklama ve tefecilik olayıyla ilgili iddianame çıktı. Onlarca şirketin, döviz bürolarının, elektronik ödeme sitemlerinin karıştığı olayda, milyarlarca dolar Türkiye’ye sokulup aklandı.
İşin vahim yanı bunun bankacılık sistemi üzerinden yapılması. Belki de daha da vahimi, ‘bavul ticareti’ ile nam sakmış ve devletin ödemeler siteminde hatırı sayılır bir yere sahip Laleli ticaretinin büyük kısmının hayali olması…
Olayın özeti şöyle:
2018 sonrasında özel bankaların POS cihazları kullanılarak, Libya ve Irak’a ihracat yapılmış gibi gösterilip milyarlarca dolarlık şüpheli bir para trafiği hattı kuruldu. Büyük kısmı Libya vatandaşlarına ait sahte pasaportlarla alınmış kredi kartları ve debit kartlar kullanılarak sanki mal ve hizmet satılmış gibi para çekildi. Özellikle iç savaş yaşayan Libya’ya tonlarca altın ihraç edilmiş gösterildi. BDDK’nın ve MASAK’ın yaptığı incelemelerde aynı POS cihazından, aynı gece, aynı tutarlarda binlerce işlem yapıldığı tespit edildi.
Bu mesele sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. ABD bankacılık sistemi ile Libya yaptırımlarının delindiği iddiasıyla olayı ‘suç gelirlerinin aklanması’ sayıyor. Nitekim Türkiye’nin 2021 yılında ‘gri listeye’ alınmasının ana sebeplerinden birisi de buydu. Dolayısıyla mesele burada kapanmış değil.
Sistemin detaylarını şu yazılarda anlatmıştım:
Milyonlarca doları nasıl yıkadılar? Şema ortaya çıktı
Şimdi gelelim iddianameye…
***
Her şey 2022’de, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan bir ihbarla başladı. İhbarı yapan kişi Laleli’de bir tüccardı. Savcılık, BDDK, MASAK ve Gelir İdaresi’nin çalışmaları sonucunda harekete geçildi. Ve geçen yazdan başlayarak iki dalga halinde operasyon düzenlendi.

Suç örgütünün merkezinde Mardinli Dağ ailesi var. Bu ailenin neredeyse bütün üyeleri ile hemşerileri olan pek çok isim adına şirketler kuruldu. Zaten 2018’den sonra küçücük bir iş yerinden Dağlar Grup’a dönüşen şirket ağı dikkat çekiyordu. Şirket ağı Dağlar Group, MHR Group, Atlantis, Global47 ve Anka Group üzerinden kuruldu. Bunların altında onlarca döviz bürosu, ticaret şirketi yer alıyor. Özellikle Taç Döviz, Aklar Döviz, Cengizler Döviz ve Tataroğlu Döviz işin odağında bulunuyor.
Savcılık 48 milyar lirayı aklama suçundan 56’si tutuklu 112 kişi hakkında dava açtı.
Savcılığın delilleri arasına giren telefon konuşmalarında kara para aklamadan elde edilen kazancın büyüklüğü anlaşılıyor.
KANIT TELEFON KONUŞMALARI
22 Temmuz 2022 günü Emrullah Dağ ile Gürses Oto Alım Satım şirketine kayıtlı olan numaradan Emre isimli şahıs arasında yapılan şu:
Emre: Neden erken kalktın?
Emrullah Dağ: “Paranın kokusunu aldık. Günlük 1 milyon dolar para çekiyoruz bankadan ya."
Emre: Biz küçük işlerle uğraşıyoruz.
Emrullah Dağ: Büyük vurgun yaptık.
Emrullah Dağ: Senin ofisine geleceğim. Bagajda 20 kilo karton var.
Tapelere göre şebeke altın kaçakçılığına da girişmiş.
23 Mayıs 2022 günü Abdulvahap Dağ ile Eyüp Şengezer arasında yapılan görüşmede; Dağ’ın Azerbaycan'dan kendilerine getirilecek külçe altından bahsettiği, bu konuda bir pazar olup olmadığını sorduğu, Şengezer’in ise Azerbaycan'dan borsaya doğrudan külçe gelmediğini, genellikle Dubai ve Irak'tan orijinal olarak geldiğini, külçenin geçerli olabilmesi için üzerinde Londra Borsası'na (LNB) ait üye kaşesinin bulunması gerektiğini anlattığı görülüyor.
Aynı gün Abdulvahap Dağ, Murat Baltacı ile konuşuyor. Ve Baltacı’ya LNB damgası olup olmadığını soruyor. Baltacı da bir takım görseller gönderip, kendisinin LNB üyesi olduğunu söylüyor.
Yani resmen borsaya kayıtlı isimlerin uluslararası altın kaçakçılığı yaptığı itiraf ediliyor.
Bir başka tape sayesinde de bunca yıl milyarlarca dolarlık şüpheli işlem yapılmasına rağmen, nasıl denetimlerden kaçabildiklerini öğreniyoruz.

‘DENETİME GELİRLERSE HARÇLIĞI VERİRİZ’
16 Haziran 2022 günü Mehmet Ferah Dağ ile Tolga Köklü arasındaki telefon konuşmasının içeriği şöyle şunlar söyleniyor:
Mehmet Ferah Dağ, Aksaray'da yeni açmış olduğu yer ile ilgili olarak Maliye'den yoklamaya geleceklerini, bu sürecin hızlandırılması için Maliye'de tanıdık olup olmadığını soruyor. Kökgöl başvuru ve dilekçeyi kendisine göndermesini istiyor. Dağ ise "Yav gelse ne istiyorsa şey yaparız abi, harçlığını falan veririz. Çocuklara söylerim, verirler, yeter ki yoklamayı tutsun gitsin, bizim o temsilcilikleri hızlandıralım. Senin işine de yarayacak çünkü ora" diyor.
Bir diğer telefon konuşmasında da bu elektronik ödeme kuruluşlarının bayiliğini almanın ne derece kolay olduğunu, doğru düzgün bir denetimin yapılmadığını anlıyoruz:
Muharrem Dağ, Antalya’ya Moneygram bayiliği açmak amacıyla geldiklerini, sözleşmeyi temin ettiklerini, Payporter isimli firmayla da çalışacaklarını ve temiz kağıdı (sabıkasızlık belgesi) istendiğini ancak bu kendisinin "pek temiz olmadığını" söylüyor. Bunun üzerine Yunus Pirçek "Bana gönder shop yapalım" diyor.

‘ÇEÇENLERLE BERABER ÇALIŞIYORUZ’
21 Mayıs 2022 tarihli telefon konuşması ise şebekenin Çeçen mafyasıyla da çalıştığını kanıtlıyor.
Hüseyin Çallı, Muharrem Dağ’a Rusya'dan yeni geldiğini, Rusya'nın şu anki durumunun eski Libya'ya benzediğini, dövizcilerden para alım-satım işlemlerinin yapılamadığını, Zolata Korona isimli bir para gönderme sisteminin bulunduğunu belirterek, Dağ'a bu sistemi bilip bilmediğini soruyor. Muharrem Dağ ise Zolata Korona sisteminin bayiliğini aldıklarını, bu işi Çeçenlerle birlikte yürüttüklerini, günlük yaklaşık 7-8 milyon dolar civarında işlem hacimleri bulunduğunu, yaklaşık 30 adet şubeleri olduğunu anlatıyor. Sistem işleyişi gereği pasaport ve işlem bilgilerinin kendisine atıldığını, paraları çekip ofiste toplu şekilde teslim ettiğini, %1,5 oranında komisyonla çalıştıklarını, yani 1.000.000 dolar tutarındaki bir işlemde 15.000 dolar kesinti yaparak kalan parayı nakit teslim ettiklerini söylüyor.
Bu konuşmalar 178 sayfalık iddianamedeki bazı örnekler sadece. MASAK ve BDDK’nın tespit ettiği komisyon miktarı 47 milyar lira. Yani yüzde 1.5 komisyon düşünüldüğünde Laleli’nin yıllardır milyarlarca dolarlık küresel bir kara para trafiğinin ‘aklama makinesine’ dönüştüğünü gösteriyor.
