Bahadır Özgür

Bahadır Özgür

20 yaşındaki AKP’liye ‘milli güvenlik’ zırhı

Geçen hafta Sakarya 1. Sulh Hakimliği ibretlik bir karara imza attı. halktv.com.tr’nin ortaya çıkardığı bir bilgiyi yasakladı.

21 Kasım 2025’te yayınlanan haber, en fazla et ithal edilen Polonya şirketinin hissedarının, 2006 doğumlu AKP Gençlik Kolları Yöneticisi Halil Efe Tunç olduğunu anlatıyordu.

Mahkeme, 31 Mart 2026 günü verdiği kararla haberi ‘kamu düzeni ve milli güvenliğe’ aykırı buldu. Şu anda internetten bir kısmı kaldırıldı. Resmi tebligat geldikçe arşivlerden bütünüyle silinecek.
Haberi kaçıranlar için kısa bir özet yapalım…

Et Süt Kurumu’nun (ESK) et ithalatına dair 25 bin resmi sözleşmeyi incelemiştik. En fazla dikkat çeken şey, Avrupa’dan ithal edilen 93 bin ton karkas etin yüzde 51’inin, Polonya’da kurulu Polonia Beef’ten alınmasıydı. Ödenen para TL bazında 20.8 milyar liraydı.

Şirketin ortağının AKP Gençlik Kolları Yöneticisi olan 2006 doğumlu Halil Efe Tunç olduğunu belgelerle kanıtlamıştık. Tunç aynı zamanda yerli üreticinin haklarını savunmak için kurulan Kırmızı Et Üreticileri Birliği Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç’un oğlu.

Şimdi gelelim mahkemenin bu bilgileri neden yasaklama gereği duyduğuna…

ekran-goruntusu-2026-04-06-083234.png

***
İlk kez bir haber yasaklanmıyor. Binlerce haber aynı kaderi paylaştı. Bir cümlelik gerekçeyle’ yağmur gibi yağan erişim engeli kararları, otomatik bir sansür pratiğine dönüştü artık.

İster uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlanan birisi olsun, ister bir bahis baronu veya kamu görevlisi, fark etmiyor. Aynı kalıp cümleyle haberler anında yasaklanıyor: ‘Kamu düzeni ve milli güvenlik!’

Peki nedir ‘milli güvenlik?’

Devletin resmi belgelerindeki tanım şöyle:

“Milli Güvenlik; devletin anayasal düzeninin, milli varlığının, bütünlüğünün, milletlerarası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması ve kollanmasıdır.”

Kim korur?

2017’de geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre, Cumhurbaşkanı baş sorumludur. Milli güvenliğin sağlanması amacıyla Milli Güvenlik Kurulu’nun görüşleri dahilinde iç ve dış güvenlik ve savunma siyasetini belirler.

Haliyle şu tanıma bakınca, ithal etlerin AKP’li genç tüccardan alınmasının, MGK’yı ve Cumhurbaşkanı’nı neden ilgilendirdiği insanın aklına takılıyor. Bu ‘genç arkadaş’, vatan savunması ve kamu düzenini sağlamakla mı görevli? MGK’dan “Aman ithal etle ilgili bilgileri yasaklayalım” diye bir tavsiye kararı mı çıktı?


Eğer bunlar yoksa eti kimden aldığımıza ilişkin bilgiler niçin Polonyalılara serbest de bize yasak!
Elbette mesele etle ilgili değil. Hayatın tüm alanlarını kapsayan bir işleyiş söz konusu burada. Son yıllarda hukukçulardan sık sık duyduğunuz, ‘ikili hukukun’ mükemmel bir örneğiyle karşı karşıyayız.

***

Yazılı bir norm değildir, ‘ikili hukuk.’ Yargının her olayda, o an kimin lehine kimin aleyhine sonuç doğuracağına göre karar vermesidir.

Sadece politik olaylarda geçerli değildir. Basit bir adi olayda da işler, ülkeyi sarsan büyük bir davada da. Mesela; İBB davası ve Kızlıya Başkanı’nın kızının karıştığı trafik kazası…

İkili hukuk’un teorik kökeni Ernst Fraenkel'in 1941 tarihli tartışmalarına dayanır. Fraenkel, Nazi Almanyası'nda normatif (hukuki) devletin yanında, keyfi/siyasi bir otoritenin (tedbir devleti) paralel olarak işlediğini anlatır.

Meraklısı bu önemli kitabı okusun mutlaka ama “onca derdin arasında kafam kaldırmaz” diyenlere Alman şair, tiyatro yazarı ve komünist siyasetçi Bertold Brecht’in “Üçüncü Reich’in Korku ve Sefaleti” adlı tiyatro oyununu öneririm.

‘İkili hukuku’, herkesin anlayacağı dilde bir yargıcın üzerinden nefis özetler:

Yargıcın önüne bir fırıncı getirilir. Ekmeğe kepek katmakla suçlanıyordur. Fırıncı tutuklanır. Bir ay sonra bir başka fırıncı daha tutuklanır. İkisi aynı hücreye atılır. İlk fırıncı sorar: “Benim suçum kepek katmaktı. Seninki nedir?” Diğeri yanıtlar: “Benimki de kepek katmamak.”
***
Dolayısıyla halk eti ancak vitrinden seyredecek hale düşmüşse, o eti satanın AKP’li bir yönetici olduğunun bilinmesi, ‘milli güvenlik’ sorunudur. Fiyatlar yarın bir gün ucuzlarsa, satanın AKP’li olmasının bilinmesi suç teşkil etmez. Hatta ucuzlukta payları olduğu için gururla medyaya çıkıp konuşurlar bile…

Yani yasaklanan şey ne sadece bir haber, yasaklayan da ne sadece bir yargıçtır. Rejimin dört dörtlük bir resmidir!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bahadır Özgür Arşivi

Rüşvet zamanda yolculuk mu yaptı?

25 Mart 2026 Çarşamba 13:16

İtirafçı hep karavana atmış!

24 Mart 2026 Salı 12:23